Duygusal İhmal Nedir? Çocuklukta Duygusal İhmalin Yetişkinlikteki Etkileri
“Aslında kötü bir çocukluk geçirmedim.”
Şiddet görmemişlerdir.
Aç kalmamışlardır.
Okula gitmişlerdir.
Anne babaları çalışmış, ihtiyaçlarını karşılamıştır.
Ancak biraz daha konuşmaya başladıklarında farklı cümleler ortaya çıkar.
“Duygularımı hiç kimse dinlemezdi.”
“Ağladığımda abarttığım söylenirdi.”
“Üzüldüğümde ‘Geçer.’ denirdi.”
“Evde her şey vardı ama kendimi hep yalnız hissederdim.”
İşte tam da burada fiziksel ihtiyaçlarla duygusal ihtiyaçlar arasındaki fark ortaya çıkar.
Bir çocuk yalnızca doyurularak, giydirilerek ve okula gönderilerek sağlıklı gelişmez. En az bunlar kadar önemli olan başka ihtiyaçları da vardır:
- Anlaşılmak
- Görülmek
- Duygularının fark edilmesi
- Koşulsuz kabul görmek
- Korktuğunda sakinleştirilmek
- Sevildiğini hissedebilmek
Bu ihtiyaçlar uzun süre karşılanmadığında ortaya çıkan durum psikolojide duygusal ihmal (emotional neglect) olarak adlandırılır.
Duygusal ihmal çoğu zaman fark edilmesi en zor çocukluk deneyimlerinden biridir. Çünkü ortada çoğu zaman görünen bir travma yoktur.
Kimse bağırmamıştır.
Kimse fiziksel şiddet uygulamamıştır.
Ancak eksik kalan çok önemli bir şey vardır:
Çocuğun duygusal dünyasına eşlik eden bir yetişkin.
Bu kapsamlı rehberde duygusal ihmalin ne olduğunu, nasıl geliştiğini, yetişkinlikte hangi psikolojik sorunlara yol açabileceğini ve iyileşmenin mümkün olup olmadığını bilimsel veriler ışığında ayrıntılı olarak ele alacağız.
Duygusal İhmal Nedir?
Duygusal ihmal, çocuğun temel duygusal ihtiyaçlarının bakım verenler tarafından sürekli olarak karşılanmaması durumudur.
Burada önemli olan yalnızca ebeveynlerin ne yaptığı değildir.
Bazen asıl sorun onların yapmadıklarıdır.
Örneğin;
- Çocuk korktuğunda kimsenin onu sakinleştirmemesi
- Üzüldüğünde duygularının küçümsenmesi
- Başarı dışında ilgi görmemesi
- Duygularının konuşulmaması
- Sürekli güçlü olması beklenmesi
- Sevginin koşullu hissettirilmesi
Bu deneyimler yıllar boyunca tekrar ettiğinde çocuk şu sonucu çıkarabilir:
“Benim duygularım önemli değil.”
Ya da daha derin bir inanç gelişebilir:
“Ben önemli değilim.”
Duygusal İhmal ile Fiziksel İhmal Arasındaki Fark
Fiziksel ihmal daha görünürdür.
Çocuğun beslenmemesi, korunmaması veya temel ihtiyaçlarının karşılanmaması buna örnek olabilir.
Duygusal ihmal ise çoğu zaman görünmezdir.
Çocuk iyi okullara gidebilir.
Oyuncakları olabilir.
Ailesi ekonomik olarak güçlü olabilir.
Ancak bütün bunlara rağmen kendisini yalnız hissedebilir.
Bu nedenle birçok yetişkin şu cümleyi kurar:
“Aslında hiçbir eksiğim yoktu ama neden hâlâ içimde büyük bir boşluk hissediyorum bilmiyorum.”
Bu boşluk çoğu zaman çocuklukta karşılanmamış duygusal ihtiyaçların izidir.
Duygusal İhmal Her Zaman Kötü Ebeveynlik Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Bu nokta oldukça önemlidir.
Duygusal ihmal yaşayan birçok kişinin anne babası çocuklarını seviyordur.
Ancak sevgi her zaman duygusal ihtiyaçların karşılandığı anlamına gelmez.
Bazı ebeveynler kendi çocukluklarında da duygusal ihmal yaşamış olabilir.
Duyguların konuşulmadığı ailelerde büyüyen kişiler, kendi çocuklarının duygularını düzenlemekte zorlanabilir.
Bu nedenle duygusal ihmal çoğu zaman kuşaktan kuşağa aktarılabilen bir ilişki örüntüsüdür.
Duygusal İhmal Nasıl Oluşur?
Duygusal ihmal yalnızca ilgisiz ebeveynlerde görülmez.
Oldukça farklı aile yapılarında ortaya çıkabilir.
Duyguların Konuşulmadığı Aileler
Bazı ailelerde duygular zayıflık olarak görülür.
Çocuk ağladığında şu cümleleri duyabilir:
“Ağlama.”
“Bunda ağlanacak ne var?”
“Abartıyorsun.”
Zamanla çocuk kendi duygularına yabancılaşabilir.
Başarı Odaklı Aileler
Sevginin başarıya bağlı olduğu ailelerde çocuk şu mesajı alabilir:
“Başarılı olursan değerlisin.”
Bu durum ilerleyen yıllarda düşük öz saygı gelişimine katkıda bulunabilir.
Aşırı Eleştirel Ebeveynler
Sürekli eleştirilen çocuklar hata yapmaktan korkabilir.
Başarıları görülmezken eksikleri sürekli vurgulanıyorsa zamanla şu temel inanç oluşabilir:
“Ne yaparsam yapayım yeterli değilim.”
Duygusal Olarak Ulaşılamayan Ebeveynler
Bazı ebeveynler fiziksel olarak evde olsa bile duygusal olarak çocuklarına ulaşamaz.
Depresyon, yoğun stres, bağımlılık sorunları veya kendi travmaları nedeniyle çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını fark edemeyebilirler.
Çocuk bu durumda yalnız büyüyebilir.
Çocuk Beyni Duygusal İhmali Nasıl Yorumlar?
Küçük bir çocuk yaşadığı olayları yetişkinler gibi değerlendiremez.
Anne veya babası ilgisiz olduğunda şu sonucu çıkarmaz:
“Annem şu sıralar çok zor bir dönemden geçiyor.”
Bunun yerine şöyle düşünür:
“Ben yeterince önemli değilim.”
Bu yorum zamanla benlik algısının bir parçası haline gelir.
İlerleyen yıllarda kişi bunu bilinçli olarak hatırlamasa bile ilişkilerinde aynı inanç etkisini sürdürebilir.
Duygusal İhmalin Beyin Gelişimine Etkileri
Çocukluk döneminde bakım verenle kurulan güvenli ilişki yalnızca psikolojik değil, nörobiyolojik gelişim açısından da önemlidir.
Duyguların düzenlenmesi, stresle baş etme becerileri ve güven duygusu büyük ölçüde erken ilişki deneyimleriyle şekillenir.
Uzun süreli duygusal ihmal yaşayan çocuklarda stres sistemi daha hassas çalışabilir.
Bu nedenle yetişkinlikte kişi;
- Eleştirilere daha duyarlı olabilir.
- İlişkilerde yoğun kaygı yaşayabilir.
- Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanabilir.
- Sürekli tetikte hissedebilir.
Bu durum ilerleyen yıllarda kaygılı bağlanma, güven sorunu ve terk edilme korkusu gibi ilişki örüntülerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir.
Duygusal İhmalin En Büyük Özelliği: Görünmez Olması
Duygusal ihmal yaşayan birçok yetişkin yıllarca bunun farkına varamaz.
Çünkü ortada hatırladığı belirgin bir travma yoktur.
Bu nedenle yaşadığı sıkıntıları kişiliğinin bir parçası zanneder.
Şöyle düşünmeye başlayabilir:
“Ben zaten fazla hassasım.”
“Ben doğuştan kaygılıyım.”
“Ben insanlara neden bu kadar bağımlıyım bilmiyorum.”
Oysa birçok zaman bu özellikler doğuştan değil, çocuklukta karşılanmamış duygusal ihtiyaçların doğal sonucudur.
Bir Sonraki Bölümde
Şimdiye kadar duygusal ihmalin ne olduğunu, nasıl geliştiğini ve neden çoğu zaman fark edilmediğini ele aldık.
Bir sonraki bölümde ise duygusal ihmal yaşayan yetişkinlerde görülen belirtileri ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Duyguları tanımakta zorlanma, yalnızlık hissi, insanları memnun etme eğilimi, düşük öz saygı, duygusal bağımlılık, kaygılı bağlanma ve güven sorunuyla olan ilişkisini bilimsel açıdan değerlendireceğiz.
Çocuklukta Duygusal İhmal Yaşayan Bir Yetişkin Kendini Nasıl Hisseder?
Duygusal ihmalin en dikkat çekici özelliklerinden biri, etkilerinin çoğu zaman çocuklukta değil yetişkinlikte belirginleşmesidir.
Çocuk, büyüyebilmek için içinde bulunduğu aile ortamına uyum sağlar. Duygularını bastırır, ihtiyaçlarını dile getirmemeyi öğrenir ya da sürekli güçlü görünmeye çalışır. O yıllarda bu davranışlar hayatta kalmaya yardımcı olabilir.
Ancak yetişkinlikte aynı stratejiler ilişkileri, iş yaşamını ve ruh sağlığını zorlaştırmaya başlayabilir.
Birçok kişi terapiye şu cümlelerle gelir:
“Hayatımda bir şeyler eksik ama ne olduğunu bilmiyorum.”
“Kendimi hiçbir yere ait hissedemiyorum.”
“İnsanlar beni seviyor ama ben bunu hissedemiyorum.”
Bu ifadelerin altında çoğu zaman çocuklukta karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar bulunabilir.
Duygularını Tanımlamakta Zorlanmak
Duygusal ihmal yaşayan çocukların önemli bir kısmı, duygularını ifade etmeyi değil, onları bastırmayı öğrenir.
Çünkü çocuk her duygusunu ifade ettiğinde şu mesajlarla karşılaşmış olabilir:
- “Abartıyorsun.”
- “Buna üzülünür mü?”
- “Boş ver.”
- “Ağlama artık.”
Yıllar sonra bu kişiler ne hissettiklerini anlamakta zorlanabilir.
Örneğin terapide şu diyaloglar sık görülür:
– Şu an ne hissediyorsunuz?
– Bilmiyorum… Kötü hissediyorum ama adını koyamıyorum.
Duygularını tanımlayamamak, kişinin onları düzenlemesini de zorlaştırabilir.
Sürekli Bir Boşluk Hissi
Duygusal ihmal yaşamış birçok yetişkin, tarif etmekte zorlandığı kronik bir boşluk hissinden söz eder.
Hayatlarında her şey yolunda gibi görünse bile içlerinde açıklayamadıkları bir eksiklik hissedebilirler.
Bu boşluk çoğu zaman maddi başarıyla, romantik ilişkilerle veya sosyal statüyle tamamen dolmaz.
Çünkü eksik olan şey dışarıdan alınabilecek bir başarı değil, çocuklukta yeterince deneyimlenememiş güvenli duygusal bağdır.
Kendini Sürekli Yetersiz Hissetmek
Duygusal ihmal yaşayan bireylerde düşük öz saygı oldukça sık görülür.
Çocuk, ihtiyaçları karşılanmadığında bunu şu şekilde yorumlayabilir:
“Demek ki ben yeterince önemli değilim.”
Bu inanç yıllar içinde değişmeden kalabilir.
Sonuç olarak kişi;
- Başarılarını küçümseyebilir.
- Övgü almakta zorlanabilir.
- Eleştirileri kişisel algılayabilir.
- Kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayabilir.
İnsanları Memnun Etme Eğilimi
Çocuklukta kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak zorunda kalan bireyler, yetişkinlikte de aynı ilişki biçimini sürdürebilir.
Başkalarının ihtiyaçları kendi ihtiyaçlarından daha önemli hale gelir.
Bu kişiler sık sık:
- Hayır diyemez.
- Çatışmadan kaçınır.
- Herkesi mutlu etmeye çalışır.
- Kendi sınırlarını koruyamaz.
İlk bakışta fedakârlık gibi görünen bu davranışlar çoğu zaman reddedilme korkusundan beslenir.
Yakın İlişkilerde Zorlanmak
Duygusal ihmal yaşayan bireyler için yakınlık bazen hem çok istenen hem de korkulan bir deneyim olabilir.
Bir yandan anlaşılmayı ve görülmeyi isterler.
Diğer yandan incinmekten korkarlar.
Bu nedenle ilişkilerde iki farklı örüntü gelişebilir.
Yoğun Yakınlık Arama
Kişi partnerini kaybetmemek için sürekli güvence arayabilir.
Bu durum zamanla duygusal bağımlılık gelişmesine katkıda bulunabilir.
Yakınlıktan Kaçınma
Bazı kişiler ise tam tersine kimseye ihtiyaç duymamayı öğrenir.
Yakın ilişkilerden kaçınır, kimseye tam olarak güvenemez.
Her iki örüntünün temelinde de incinmekten korunma çabası vardır.
Kaygılı Bağlanma ile İlişkisi
Duygusal ihmal ile kaygılı bağlanma arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır.
Çocuk bakım verenine ne zaman ulaşabileceğini kestiremediğinde ilişkiler öngörülemez hale gelir.
Yetişkin olduğunda ise şu düşünceler ortaya çıkabilir:
- “Beni gerçekten seviyor mu?”
- “Acaba beni terk edecek mi?”
- “Bir şey mi yaptım?”
Bu düşünceler ilişkinin kendisinden çok geçmiş deneyimlerin bugüne yansıması olabilir.
Güven Sorunu Gelişebilir
Çocuklukta duygusal ihtiyaçları karşılanmayan bireyler, insanların her zaman güvenilir olmadığına dair bilinçdışı bir inanç geliştirebilir.
Bu nedenle yetişkinlikte güven sorunu yaşayabilirler.
Partnerlerinin davranışlarını sürekli analiz edebilir, küçük değişiklikleri bile tehdit olarak yorumlayabilirler.
Terk Edilme ve Reddedilme Korkusu
Duygusal ihmal yaşayan birçok kişide hem terk edilme korkusu hem de reddedilme korkusu görülebilir.
Çünkü çocuklukta yaşanan görünmez yalnızlık, ilerleyen yıllarda şu temel inancı oluşturabilir:
“İnsanlar eninde sonunda beni bırakır.”
Bu nedenle kişi ilişkilerde ya aşırı fedakâr olabilir ya da incinmemek için kimseye yaklaşmayabilir.
Overthinking ve Ruminasyon
Duygusal ihmal yaşamış bireylerde overthinking ve ruminasyon sık görülür.
Örneğin kişi küçük bir konuşmayı saatlerce düşünebilir.
- “Acaba yanlış bir şey mi söyledim?”
- “Bana neden öyle baktı?”
- “Beni kırıldı mı?”
Bu düşünceler çoğu zaman geçmişte yeterince güvenli hissedememiş olmanın bugünkü yansımalarıdır.
Duygusal İhmal Depresyon ve Kaygı Riskini Artırabilir mi?
Araştırmalar, çocuklukta yaşanan duygusal ihmalin yetişkinlikte depresyon, kaygı bozuklukları, sosyal kaygı, düşük öz saygı ve kişilerarası ilişki sorunları açısından önemli bir risk faktörü olabileceğini göstermektedir.
Elbette duygusal ihmal yaşayan herkes psikiyatrik bir hastalık geliştirecek diye bir kural yoktur.
Ancak bu deneyim, kişinin stresle baş etme biçimini ve benlik algısını uzun yıllar etkileyebilir.
Belirtiler Herkeste Aynı Şekilde Görülmez
Duygusal ihmal yaşayan herkes aynı özellikleri göstermez.
Bazıları aşırı başarılı olarak bu boşluğu telafi etmeye çalışırken, bazıları ilişkiler üzerinden değer hissetmeye çalışabilir.
Kimileri ise duygularından tamamen uzaklaşarak “Hiçbir şeye ihtiyacım yok.” diyebilir.
Bu farklılıkların ortak noktası, çocuklukta yeterince görülmeyen duygusal ihtiyaçlara uyum sağlama çabasıdır.
Bir Sonraki Bölümde
Şimdiye kadar duygusal ihmalin yetişkinlikte nasıl belirtiler verebildiğini ele aldık.
Son bölümde ise duygusal ihmalin iyileşmesinin mümkün olup olmadığını, öz şefkatin rolünü, iç çocuk çalışmaları, duygu düzenleme becerileri ve psikoterapi yaklaşımlarını ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Duygusal İhmal İyileşebilir mi?
Duygusal ihmal yaşamış birçok insanın aklındaki ilk soru şudur:
“Bunca yıldan sonra değişebilir miyim?”
Bu sorunun kısa cevabı evettir.
Ancak burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir.
Geçmiş yaşananları değiştirmek mümkün değildir. Çocuklukta karşılanmamış duygusal ihtiyaçları geri dönüp yaşamak da mümkün değildir. Fakat geçmişte gelişen düşünce kalıplarını, ilişki örüntülerini ve benlik algısını değiştirmek mümkündür.
Beyin yaşam boyunca öğrenmeye devam eder. Psikolojide buna nöroplastisite denir. Güvenli ilişkiler, yeni deneyimler ve psikoterapi sayesinde kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişki zaman içinde yeniden şekillenebilir.
Bu nedenle iyileşme, geçmişi silmek değil; geçmişin bugünü yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir.
İlk Adım: Yaşadığınız Deneyimi Fark Etmek
Duygusal ihmal yaşayan kişiler çoğu zaman yaşadıklarını “travma” olarak tanımlamazlar.
Çünkü zihin genellikle travmayı yalnızca fiziksel şiddet, istismar veya büyük kayıplarla ilişkilendirir.
Oysa bazen insanı en çok etkileyen şey yaşananlar değil, yaşanamayanlardır.
- Hiç duyulmayan duygular.
- Hiç sorulmayan sorular.
- Hiç kurulmamış güvenli bağlar.
- Hiç alınmamış duygusal destek.
İyileşmenin ilk adımı, yaşadığınız deneyimin gerçek olduğunu kabul edebilmektir.
Bu kabul, anne babayı suçlamak anlamına gelmez. Ama çocuklukta eksik kalan ihtiyaçları inkâr etmeden görebilmeyi sağlar.
Duygularla Yeniden Bağ Kurmak
Duygusal ihmal yaşayan birçok kişi zamanla duygularından uzaklaşmayı öğrenmiştir.
Bu nedenle yetişkinlikte şu sorular zor gelebilir:
- “Şu an ne hissediyorum?”
- “Bu olay bende hangi duyguyu oluşturdu?”
- “Gerçekten neye ihtiyacım var?”
İyileşme sürecinde kişinin duygularını yeniden tanımayı öğrenmesi önemlidir.
Bunun için günlük tutmak, duygu günlüğü oluşturmak veya gün içinde kısa duraklamalar yaparak kendine şu soruyu sormak faydalı olabilir:
“Şu an bedenimde ne hissediyorum?”
Duygular fark edildiğinde düzenlenebilir. Tanımlanamayan duygular ise çoğu zaman yalnızca kaygı veya huzursuzluk olarak yaşanır.
İç Çocuğun İhtiyaçlarını Anlamak
Çocuklukta karşılanmayan ihtiyaçlar tamamen kaybolmaz. Çoğu zaman yetişkin ilişkilerinde farklı şekillerde yeniden ortaya çıkar.
Örneğin:
- Sürekli onay aramak.
- Eleştirilmekten aşırı korkmak.
- Partnerden hiç bitmeyen güvence istemek.
- Herkesi memnun etmeye çalışmak.
Bu davranışlar çoğu zaman “zor bir karakter” olmanın değil, geçmişte karşılanmamış ihtiyaçların bugünkü yansımalarıdır.
İç çocuk çalışmaları, kişinin bugünkü davranışlarının arkasındaki eski ihtiyaçları fark etmesine yardımcı olabilir.
Öz Şefkat Geliştirmek
Duygusal ihmal yaşayan bireylerin önemli bir kısmı kendilerine karşı oldukça serttir.
Başkalarına anlayış gösterirken kendilerine aynı şefkati gösteremezler.
Öz şefkat, kişinin hatalarını görmezden gelmesi değildir.
Öz şefkat; hata yaptığında kendisini aşağılamak yerine anlayabilmesidir.
Örneğin şu iki cümle arasındaki fark önemlidir:
“Yine mahvettim, ben zaten beceriksizim.”
yerine
“Bugün hata yaptım. Bu zorlayıcı ama hata yapmak beni değersiz yapmaz.”
Bu değişim ilk başta yapay gelebilir. Ancak zamanla beynin yeni ilişki biçimleri geliştirmesine katkı sağlayabilir.
Sağlıklı Sınırlar Oluşturmak
Duygusal ihmal yaşamış kişiler çoğu zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyarlar.
Çünkü çocuklukta kendi ihtiyaçlarının önemli olmadığı mesajını almış olabilirler.
İyileşme sürecinde şu farkındalık önemlidir:
“Benim ihtiyaçlarım da en az başkalarınınki kadar değerlidir.”
Bu nedenle;
- Hayır diyebilmek,
- Dinlenmeye zaman ayırmak,
- Kendi sınırlarını ifade edebilmek,
- Sürekli açıklama yapma ihtiyacı hissetmemek
öz saygıyı ve psikolojik dayanıklılığı güçlendirebilir.
Psikoterapi Nasıl Yardımcı Olur?
Duygusal ihmal, psikoterapide sık çalışılan konulardan biridir. Çünkü kişinin bugün yaşadığı birçok güçlüğün kökeninde erken dönem ilişki deneyimleri bulunabilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
BDT, çocuklukta gelişen “Ben yeterli değilim.”, “Kimse beni gerçekten sevmez.” gibi otomatik düşüncelerin fark edilmesine ve daha gerçekçi düşünceler geliştirilmesine yardımcı olur.
Şema Terapi
Şema Terapi özellikle çocukluk kökenli örüntüler üzerinde çalışır.
Duygusal yoksunluk, kusurluluk, terk edilme veya başarısızlık gibi yaşam şemalarının bugünkü ilişkileri nasıl etkilediği ayrıntılı biçimde ele alınır.
Bu nedenle kronikleşmiş duygusal ihmal etkilerinde oldukça değerli bir yaklaşımdır.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)
ACT yaklaşımı, kişinin acı veren düşüncelerini tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaz.
Bunun yerine bu düşüncelerle farklı bir ilişki kurmasına yardımcı olur.
Örneğin “Ben değersizim.” düşüncesi geldiğinde onu mutlak gerçek olarak kabul etmek yerine yalnızca zihinden geçen bir düşünce olarak görebilmeyi öğretir.
Günlük Hayatta Uygulanabilecek Küçük Adımlar
Duygusal ihmalden iyileşme tek bir büyük değişimle değil, küçük ama düzenli adımlarla gerçekleşir.
Şunlar başlangıç için faydalı olabilir:
- Her gün duygularınızı isimlendirmeye çalışın.
- Kendinizi başkalarıyla değil, dünkü halinizle kıyaslayın.
- Başarılarınızı küçümsemek yerine fark edin.
- İhtiyaç duyduğunuzda yardım istemekten çekinmeyin.
- Hayır demeyi öğrenin.
- Kendinizle konuşma biçiminizi gözlemleyin.
- Size iyi gelen güvenli insanlarla daha fazla zaman geçirin.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda bir psikiyatrist veya psikoterapistten destek almak faydalı olabilir:
- Sürekli boşluk hissi yaşıyorsanız,
- İlişkileriniz tekrar eden sorunlarla ilerliyorsa,
- Kaygılı bağlanma belirtileri gösteriyorsanız,
- Duygusal bağımlılık yaşıyorsanız,
- Düşük öz saygı günlük yaşamınızı etkiliyorsa,
- Güven sorunu nedeniyle sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanıyorsanız,
- Yoğun kaygı, depresyon veya yalnızlık hissi uzun süredir devam ediyorsa.
Profesyonel destek, yalnızca belirtileri azaltmayı değil, bu belirtilerin altında yatan ilişki örüntülerini anlamayı da sağlayabilir.
Sonuç
Duygusal ihmal, çoğu zaman görünmeyen ama etkileri yıllarca sürebilen çocukluk deneyimlerinden biridir.
Bir çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması sağlıklı gelişim için yeterli değildir. Görülmeye, anlaşılmaya, sakinleştirilmeye, kabul edilmeye ve duygularının önemsenmesine de ihtiyaç vardır.
Bu ihtiyaçlar uzun süre karşılanmadığında kişi yetişkinlikte kendisini sürekli yalnız hissedebilir, ilişkilerde yoğun kaygı yaşayabilir, kendi değerinden şüphe edebilir veya başkalarının sevgisini kaybetmekten korkabilir.
Ancak çocuklukta yaşananlar kader değildir.
İnsan zihni yaşam boyunca değişebilir. Güvenli ilişkiler, psikoterapi ve kişinin kendisiyle kurduğu daha şefkatli ilişki sayesinde geçmişin etkileri zamanla azalabilir.
Belki de iyileşme, çocukken duymaya ihtiyaç duyduğunuz cümleyi bugün kendinize söyleyebilmekle başlar:
“Duygularım önemli. İhtiyaçlarım önemli. Ve ben, yalnızca var olduğum için değerliyim.”
İlgili Yazılar
Psikiyatrist Dr Burak Toprak
