Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

Kafamı Susturamıyorum: Sürekli Düşünmek Neden Olur ve Nasıl Durur?

Kafamı Susturamıyorum: Sürekli Düşünmek Neden Olur ve Nasıl Durur?

“Kafamı susturamıyorum.”

“Aynı şeyi tekrar tekrar düşünüyorum.”

“Bir konu bitiyor, başka bir konu başlıyor.”

“Gece yatağa girince beynim daha çok çalışıyor.”

“Geçmişte yaşadığım bir konuşmayı defalarca düşünüyorum.”

“Henüz olmamış şeylerin bile ne kadar kötü sonuçlanabileceğini düşünüyorum.”

Bu cümleler, zihnin sürekli çalıştığını ve düşüncelerin kontrol edilmesinin zorlaştığını hissettiğiniz dönemlerde ortaya çıkabilir.

Hepimizin zaman zaman fazla düşündüğü olur. Önemli bir karar öncesinde, bir problem yaşadığımızda veya belirsiz bir durumla karşılaştığımızda zihnimizin çözüm araması doğaldır. Ancak bazı dönemlerde düşünmek bir problemi çözmekten çıkıp aynı düşüncenin zihinde tekrar tekrar dönmesine dönüşebilir.

Kişi ne kadar düşünürse düşünsün bir sonuca ulaşamaz. Aksine daha fazla soru ortaya çıkar. “Ya şöyle olursa?”, “Acaba yanlış mı yaptım?”, “Neden bunu söyledim?”, “Bundan sonra ne olacak?” gibi düşünceler birbirini takip eder.

Bu durumda kişi çoğu zaman düşünceleri durdurmaya çalışır. Fakat düşünceleri zorla susturmaya çalışmak bazen zihnin aynı düşünceye daha fazla odaklanmasına neden olabilir.

Bu nedenle “Kafamı nasıl susturabilirim?” sorusunun cevabı her zaman düşünmeyi tamamen durdurmak değildir. Daha önemli olan, düşüncelerle kurulan ilişkinin nasıl değiştirilebileceğini anlamaktır.

Kafamı susturamıyorum, neden sürekli düşünüyorum?

Sürekli düşünmenin tek bir nedeni yoktur.

Bazen zihnin çözülmemiş bir problem üzerinde çalışmasıdır. Bazen belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmanın sonucudur. Bazen geçmişte yaşanan bir olayın tekrar tekrar değerlendirilmesidir. Bazen de kişinin gelecekte meydana gelebilecek olumsuzlukları önceden kontrol etmeye çalışmasıdır.

Özellikle kaygılı dönemlerde zihin sürekli olarak “tehlike var mı?” sorusuna cevap arayabilir.

Bu nedenle kişi gün boyunca kendisine şunları sorabilir:

  • “Ya kötü bir şey olursa?”
  • “Ya yanlış karar verdiysem?”
  • “Acaba karşımdaki kişi ne düşündü?”
  • “Bunu farklı yapsaydım ne olurdu?”
  • “Ya gelecekte işler yolunda gitmezse?”
  • “Bunun altında başka bir şey mi var?”

Bir süre sonra düşünmek çözüm üretmekten çok zihinsel bir kontrol davranışına dönüşebilir.

Çok düşünmek ile problem çözmek aynı şey değildir

Bir problemi düşünmek her zaman zararlı değildir.

Örneğin önümüzde önemli bir karar varsa seçenekleri değerlendirmek, olası sonuçları düşünmek ve bir plan yapmak yararlı olabilir.

Ancak problem çözmenin bir noktada sonuca ulaşması beklenir.

Örneğin:

“Yarınki toplantı için hangi konuları hazırlamalıyım?”

Bu soruya cevap bulup hazırlık yapmak problem çözmedir.

Buna karşılık saatler boyunca “Ya toplantıda kötü görünürsem?”, “Ya birisi bana soru sorarsa?”, “Ya cevap veremezsem?”, “Acaba insanlar beni yetersiz bulur mu?” diye düşünmeye devam etmek çoğu zaman problemi çözmez.

Burada düşünme miktarı artarken belirsizlik azalmaz.

Bu ayrım önemlidir:

Problem çözmek sizi bir sonraki adıma götürür. Aşırı düşünmek ise çoğu zaman aynı yerde tutar.

Sürekli düşünmek neden bu kadar yorucu?

Zihin fiziksel olarak hareket etmese de yoğun düşünme ciddi bir zihinsel yük oluşturabilir.

Aynı konuyu tekrar tekrar değerlendirmek kişinin dikkatini sürekli aynı noktaya bağlar. Bu nedenle kişi günün sonunda “Bütün gün hiçbir şey yapmadım ama çok yoruldum” diyebilir.

Özellikle düşünceler kontrol edilemez hale geldiğinde kişi:

  • zihinsel yorgunluk,
  • konsantrasyon güçlüğü,
  • karar vermekte zorlanma,
  • uykuya dalmakta güçlük,
  • gerginlik,
  • huzursuzluk

yaşayabilir.

Bu nedenle sürekli düşünme yalnızca zihinsel bir sorun gibi görülmemelidir. Uyku, enerji, dikkat ve günlük işlevsellik üzerinde de etkisi olabilir.

Kafamı susturamıyorum: Bu anksiyete mi?

Sıklıkla anksiyete ile ilişkili olabilir, ancak her sürekli düşünme anksiyete anlamına gelmez.

Anksiyetede zihnin önemli bir özelliği gelecekteki olası tehditleri önceden değerlendirmeye çalışmasıdır.

“Ya olursa?” sorusu burada sık görülür.

Henüz gerçekleşmemiş bir olay zihinde defalarca canlandırılır. Kişi olası bütün senaryoları düşünerek kendisini gelecekteki kötü bir durumdan koruyabileceğine inanabilir.

Örneğin:

“Uçağa bineceğim, ya uçakta panik olursam?”

“Toplantıda bana soru sorarlarsa ve cevap veremezsem?”

“Bir yakınımın başına bir şey gelirse?”

“Ya bu ilişki biterse?”

“Ya yaptığım seçim yanlışsa?”

Bu düşünceler kısa süreliğine kontrol hissi verebilir. Ancak sürekli tekrarlandıklarında kaygının daha da artmasına neden olabilirler.

Geçmişi sürekli düşünüyorum: Neden yaşadıklarımı tekrar tekrar analiz ediyorum?

Sürekli düşünme yalnızca geleceğe yönelik değildir.

Bazı kişiler geçmişte yaşanan olayları tekrar tekrar zihninde canlandırır.

“Neden böyle söyledim?”

“Keşke bunu yapmasaydım.”

“Acaba karşımdaki kişi ne düşündü?”

“O gün farklı davransaydım ne olurdu?”

“Nerede hata yaptım?”

Bu düşünme biçimi çoğu zaman geçmişi değiştirmez. Fakat zihin bir cevap bulabileceğini düşünerek aynı olayı tekrar tekrar incelemeye devam eder.

Özellikle suçluluk, pişmanlık, utanç veya reddedilme deneyimlerinin ardından bu tür zihinsel döngüler artabilir.

Geçmişi düşünmek ile ruminasyon arasındaki fark nedir?

Geçmişte yaşanan bir olayı düşünmek normaldir. İnsanlar yaşadıkları deneyimlerden ders çıkarabilir, davranışlarını değerlendirebilir ve gelecekte neyi farklı yapabileceklerini anlayabilir.

Ruminasyonda ise kişi aynı olumsuz düşünce veya olay etrafında tekrar tekrar dönmeye başlayabilir.

Örneğin:

“Bu olay bana ne öğretti ve bundan sonra ne yapabilirim?”

şeklindeki düşünme daha çok çözüm ve öğrenmeye yöneliktir.

Buna karşılık:

“Neden böyle oldu? Neden bunu yaptım? Nasıl böyle bir hata yaptım? Keşke yapmasaydım…”

şeklinde saatler boyunca aynı döngünün sürmesi ruminatif düşünmeye daha yakındır.

Burada temel sorun düşüncenin varlığı değil, düşüncenin tekrar tekrar aynı noktaya dönmesi ve yeni bir çözüm üretmemesidir.

Geleceği sürekli düşünüyorum: “Ya şöyle olursa?” düşünceleri

Geleceği düşünmek planlama açısından gereklidir.

Ancak belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Kaygılı dönemlerde kişi bunu kabul etmekte zorlanabilir ve gelecekte meydana gelebilecek her ihtimali zihninde önceden çözmeye çalışabilir.

“Ya işler kötü giderse?”

“Ya hastalanırsam?”

“Ya ilişkim bozulursa?”

“Ya insanlar beni sevmezse?”

“Ya param yetmezse?”

Bu düşüncelerin ortak özelliği, kesin bir cevaplarının olmamasıdır.

Kişi cevap bulamadıkça daha fazla düşünür. Daha fazla düşündükçe daha fazla ihtimal ortaya çıkar.

Böylece belirsizliği çözmeye çalışma, belirsizliği daha da büyütebilir.

Kafamı susturmaya çalıştıkça neden daha çok düşünüyorum?

Bu durum birçok kişinin yaşadığı bir paradokstur.

“Bunu düşünmeyeceğim.”

“Aklıma getirmeyeceğim.”

“Artık bunu düşünmek istemiyorum.”

Fakat zihnin bir düşünceyi tamamen ortadan kaldırması her zaman kolay değildir.

Özellikle kişi düşüncenin gelip gelmediğini sürekli kontrol ederse, farkında olmadan yine o düşünceye dikkatini yöneltir.

Örneğin “Bu gece kesinlikle işimi düşünmeyeceğim” dediğinizde zihninizin bir kısmı sürekli “İşi düşünüyor muyum?” diye kontrol edebilir.

Bu nedenle amaç çoğu zaman düşünceleri zorla susturmak değil, geldiklerinde onlarla mücadele etmeden onları fark edebilmek olmalıdır.

Gece yatağa girince neden kafam daha çok çalışıyor?

Gündüz boyunca zihnimizi meşgul eden çok sayıda uyaran vardır.

İş, telefon, insanlar, trafik, sorumluluklar ve günlük işler dikkatimizi sürekli başka yerlere yönlendirir.

Gece yatağa girdiğimizde ise dış uyaranlar azalır.

Bir anda gün boyunca ertelenen düşünceler daha görünür hale gelebilir.

“Bugün bunu neden söyledim?”

“Yarın ne yapacağım?”

“Acaba o kişi bana kızdı mı?”

“Ya yarın işler ters giderse?”

Bu nedenle kişi “Gece kafam daha çok çalışıyor” diyebilir.

Aslında düşünceler mutlaka gece ortaya çıkmamış olabilir. Gün boyunca fark edilmeyen düşünceler sessizlikte daha belirgin hale gelmiş olabilir.

Gece düşünceleri uykuya dalmayı neden zorlaştırır?

Uykuya geçiş sırasında zihinsel ve bedensel uyarılmanın azalması gerekir.

Ancak kişi yatağa girdikten sonra yoğun biçimde problem çözmeye, gelecek senaryoları üretmeye veya geçmiş olayları analiz etmeye devam ederse zihinsel uyarılma sürdürülebilir.

Bu durum uykuya dalmayı zorlaştırabilir.

Daha sonra kişi “Uyuyamazsam yarın mahvolurum” diye düşünmeye başlayabilir.

Bu düşünce de kaygıyı artırır.

Böylece:

Düşünce → kaygı → uyuyamama → daha fazla düşünce → daha fazla kaygı

şeklinde bir döngü oluşabilir.

Kafamı susturamıyorum ve sürekli kötü şeyler düşünüyorum

Sürekli kötü senaryolar düşünmek çoğu zaman zihnin tehlikeleri önceden fark ederek kişiyi korumaya çalışmasıyla ilişkilidir.

Zihin “en kötü ihtimali düşünürsem hazırlıklı olurum” şeklinde çalışabilir.

Örneğin:

“Ya hastalanırsam?”

“Ya işimi kaybedersem?”

“Ya ilişkim biterse?”

“Ya bir yakınıma bir şey olursa?”

Bu düşünceler bazen gerçek bir probleme hazırlık yapmaktan çok olası tehditleri zihinsel olarak sürekli taramaya dönüşür.

Bu nedenle kötü senaryoların çokluğu, kişinin gerçekten daha hazırlıklı olduğu anlamına gelmez.

Her şeyi fazla düşünüyorum: Overthinking nedir?

“Overthinking” günlük dilde bir konuyu gereğinden fazla, tekrar tekrar ve çoğu zaman sonuç almadan düşünmek için kullanılan bir ifadedir.

Tek başına tıbbi bir tanı değildir.

Ancak farklı psikolojik süreçlerle birlikte görülebilir.

Bazı kişilerde geleceğe yönelik kaygılı düşünceler ön plandadır. Bazılarında geçmişte yaşanan olayların tekrar tekrar analiz edilmesi görülür. Bazılarında ise karar verme süreci gereğinden fazla uzar.

Önemli olan düşüncelerin sayısından çok düşünmenin kişinin yaşamını nasıl etkilediğidir.

Karar verirken neden sürekli düşünüyorum?

Karar vermekte zorlanan kişiler bazen “Doğru seçimi bulursam rahatlayacağım” düşüncesiyle seçenekleri tekrar tekrar değerlendirebilir.

Ancak bazı kararların yüzde yüz doğru veya yanlış olduğunu önceden bilmek mümkün değildir.

Kişi bütün ihtimalleri hesaplamaya çalıştıkça daha fazla belirsizlikle karşılaşabilir.

Bu nedenle karar vermek yerine karar hakkında düşünmek devam eder.

Bir noktadan sonra kişi “Karar veremiyorum” demekten çok “Karar vermeden önce kesin emin olmak istiyorum” demeye başlar.

Oysa hayatın birçok alanında kesinlik mümkün değildir.

Kontrol edemediğim düşünceler beni korkutuyor

“Aklıma böyle bir düşünce geldi, acaba bunu gerçekten istiyor muyum?”

“Neden bunu düşündüm?”

“Böyle düşünmem normal mi?”

“Bu düşünce bir şeylerin işareti mi?”

Bu tür sorular düşüncenin kendisinden çok, düşüncenin anlamına odaklanır.

Oysa zihne gelen her düşünce kişinin isteğini, karakterini veya niyetini göstermez.

Zihin gün boyunca çok sayıda düşünce üretir. Bunların bir kısmı anlamlı, bir kısmı önemsiz, bir kısmı rahatsız edici olabilir.

Bir düşüncenin ortaya çıkması ile onu istemek veya ona göre davranmak aynı şey değildir.

Her düşünceye cevap vermek zorunda mıyım?

Hayır.

Zihnimiz bize sürekli sorular sorabilir:

“Ya böyle olursa?”

“Acaba neden böyle oldu?”

“Emin misin?”

“Peki ya bunun başka bir anlamı varsa?”

Bu soruların hepsine cevap vermek zorunda değiliz.

Bazen bir düşünceyi çözmeye çalışmak, onu daha da büyütebilir.

Örneğin “Ya yarın kötü bir şey olursa?” sorusunun kesin cevabını bulmaya çalışmak mümkün değildir.

Bu durumda düşünceyle saatlerce mücadele etmek yerine:

“Bu, zihnimin ürettiği bir ihtimal. Şu anda bunun cevabını bilmiyorum.”

diyebilmek daha farklı bir yaklaşım olabilir.

Kafamı susturmak için ne yapabilirim?

Düşünceleri tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, düşüncelerle kurulan ilişkiyi değiştirmek daha gerçekçi bir hedef olabilir.

1. Düşünceyi düşünce olarak fark edin

“Başarısız olacağım” demek yerine:

“Şu anda başarısız olacağıma dair bir düşünce aklımdan geçiyor.”

demeyi deneyebilirsiniz.

Bu küçük fark, düşünce ile gerçeklik arasına biraz mesafe koyabilir.

2. Düşüncenin çözüm üretip üretmediğini sorun

Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Bu düşünce beni şu anda yapabileceğim somut bir adıma götürüyor mu?”

Cevap evetse o adıma odaklanabilirsiniz.

Cevap hayırsa düşünmeye devam etmek yerine dikkatinizi bulunduğunuz ana yönlendirmeyi deneyebilirsiniz.

3. Geleceği zihninizde çözmeye çalışmayı bırakın

Belirsizliğin tamamen ortadan kalkması çoğu zaman mümkün değildir.

“Ne olacak?” sorusunun yerine bazen:

“Ne olursa olsun, geldiğinde onunla ilgilenebilirim.”

şeklinde bir yaklaşım daha işlevsel olabilir.

4. Düşünceyi bastırmak yerine izin verin

“Bunu düşünmeyeceğim” demek yerine:

“Bu düşünce şu anda zihnimden geçiyor. Gelmesine izin verebilirim ve onun peşinden gitmek zorunda değilim.”

demeyi deneyebilirsiniz.

Amaç düşünceyi sevmek veya doğru kabul etmek değildir. Sadece onunla mücadele etmeyi bırakmaktır.

5. Dikkatinizi bulunduğunuz ana geri getirin

Zihin geçmişe veya geleceğe gittiğinde çevrenizdeki gerçek deneyime dönmek yardımcı olabilir.

Örneğin bulunduğunuz ortamda gördüğünüz birkaç şeyi fark edebilir, ayaklarınızın yere temasını hissedebilir, nefesinizi gözlemleyebilir veya yaptığınız işe bilinçli olarak yeniden dönebilirsiniz.

Buradaki amaç zihni boşaltmak değil, dikkatinizi yeniden seçebilme becerisini geliştirmektir.

6. Yapılabilecek bir şey varsa düşünmek yerine yapın

Eğer zihninizi meşgul eden konu için yapabileceğiniz somut bir adım varsa, saatlerce düşünmek yerine o adımı belirlemek daha yararlı olabilir.

Örneğin:

“İşimle ilgili endişeliyim.”

Somut adım: Yarın yapılacaklar listesini hazırlamak.

“Bir konuşmayı kafama takıyorum.”

Somut adım: Uygun olduğunda kişiyle konuşmak.

“Bir sağlık sorunundan endişeliyim.”

Somut adım: Gerekliyse uygun sağlık değerlendirmesini planlamak.

Düşünceyi davranışa dönüştüren bu yaklaşım, zihinsel döngünün kırılmasına yardımcı olabilir.

Kafamı susturamıyorum: Neleri yapmamak gerekir?

Her kişide aynı yöntem işe yaramaz. Ancak bazı davranışlar düşünce döngüsünü istemeden güçlendirebilir.

Örneğin:

  • Düşünceyi zorla bastırmaya çalışmak
  • Aynı soruya tekrar tekrar kesin cevap aramak
  • Sürekli internetten araştırma yapmak
  • Başkalarından tekrar tekrar güvence istemek
  • Geçmiş konuşmaları defalarca analiz etmek
  • Her ihtimali önceden hesaplamaya çalışmak
  • “Tam emin olmadan harekete geçmemeliyim” düşüncesine takılmak

Kısa vadede rahatlatıcı görünen bu davranışlar bazı kişilerde uzun vadede zihinsel döngüyü sürdürebilir.

Sürekli düşünmek OKB anlamına gelir mi?

Hayır.

Sürekli düşünmek tek başına obsesif kompulsif bozukluk anlamına gelmez.

OKB’de istenmeyen, yineleyici ve rahatsız edici obsesyonlar bulunabilir ve kişi bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için zihinsel veya davranışsal kompulsiyonlara başvurabilir.

Örneğin kişi aynı soruyu tekrar tekrar zihninde kontrol edebilir, internetten araştırabilir, bir başkasından güvence isteyebilir veya belirli bir düşüncenin doğru olup olmadığını sürekli analiz edebilir.

Ancak her fazla düşünme OKB değildir.

OKB açısından değerlendirme yapılırken düşüncelerin içeriğinden çok yineleyiciliği, kişinin bunları kontrol etme ihtiyacı, eşlik eden kompulsiyonlar ve günlük yaşam üzerindeki etkisi değerlendirilir.

Sürekli düşünmek depresyonla ilişkili olabilir mi?

Evet.

Özellikle geçmişte yaşanan olumsuz olaylar, suçluluk, pişmanlık, başarısızlık veya değersizlik üzerine tekrar tekrar düşünmek depresif dönemlerde görülebilir.

Ancak burada da sürekli düşünme tek başına depresyon anlamına gelmez.

Çökkünlük, ilgi ve keyif kaybı, enerji azalması, uyku ve iştah değişiklikleri, değersizlik veya umutsuzluk gibi diğer belirtilerin olup olmadığına bakmak gerekir.

Kafamı susturamıyorum, psikiyatriye gitmeli miyim?

Herkes zaman zaman fazla düşünebilir. Bu nedenle yalnızca birkaç gün süren düşünce yoğunluğu tek başına psikiyatri başvurusu gerektirmeyebilir.

Ancak düşünceler:

  • gün içinde saatlerce zihninizi meşgul ediyorsa,
  • uykuya dalmanızı engelliyorsa,
  • iş veya okul performansınızı etkiliyorsa,
  • karar vermenizi zorlaştırıyorsa,
  • ilişkilerinizi etkiliyorsa,
  • sürekli kaygı veya huzursuzluk yaratıyorsa,
  • geçmişteki olaylardan kopmanızı zorlaştırıyorsa

profesyonel değerlendirme faydalı olabilir.

Özellikle sürekli düşünmeye depresif belirtiler, yoğun kaygı, panik ataklar, obsesif düşünceler, ciddi uyku sorunları veya günlük işlevlerde belirgin bozulma eşlik ediyorsa psikiyatrik değerlendirme önem kazanır.

Sonuç: Amaç kafayı tamamen susturmak değil

“Kafamı susturamıyorum” diyen kişinin çoğu zaman istediği şey zihninde hiç düşünce olmamasıdır.

Fakat zihnin tamamen boş olması gerçekçi bir hedef değildir.

Hepimizin zihni düşünceler üretir.

Bazen geçmişi düşünürüz.

Bazen geleceği planlarız.

Bazen kaygılanırız.

Bazen istemediğimiz düşünceler aklımıza gelir.

Asıl sorun düşüncenin ortaya çıkması değil, her düşünceyi çözmek, düzeltmek, kontrol etmek veya ortadan kaldırmak zorunda hissetmektir.

Bu nedenle daha gerçekçi hedef şudur:

Düşünceler gelebilir; ama her düşüncenin peşinden gitmek zorunda değilim.

Bazen zihniniz gelecekle ilgili bir senaryo üretebilir. Bazen geçmişte yaptığınız bir hatayı tekrar hatırlayabilirsiniz. Bazen “Ya şöyle olursa?” sorusu yeniden gelebilir.

Bunların hepsine cevap vermek zorunda değilsiniz.

Düşünceyi fark etmek, ona biraz mesafe koymak ve mümkün olduğunda dikkatinizi yeniden hayatınızda yapmak istediğiniz şeye yöneltmek daha önemli olabilir.

Eğer zihinsel döngüler uzun süredir devam ediyor ve yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, bunun altında yatan kaygı, depresyon, obsesif belirtiler, uyku sorunları veya başka bir psikolojik sürecin değerlendirilmesi gerekebilir.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak tarafından yapılacak psikiyatrik değerlendirmede sürekli düşünme, kaygı, uyku, duygu durum ve günlük işlevsellik birlikte ele alınabilir.

Psikiyatrist randevusu için iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Kafamı susturamıyorum, neden sürekli düşünüyorum?

Sürekli düşünmek kaygı, belirsizliğe tahammül güçlüğü, geçmişte yaşanan olayları tekrar tekrar analiz etme, yoğun stres, depresif belirtiler veya bazı obsesif süreçlerle ilişkili olabilir. Her sürekli düşünme psikiyatrik bir hastalık anlamına gelmez.

Çok düşünmek anksiyete belirtisi midir?

Olabilir. Özellikle gelecekle ilgili “Ya şöyle olursa?” düşünceleri, kötü senaryolar ve belirsizliği kontrol etme çabası anksiyeteyle ilişkili olabilir. Ancak aşırı düşünmenin farklı nedenleri de bulunabilir.

Kafamı susturamıyorum, gece neden daha çok düşünüyorum?

Gündüz dikkatimiz iş, insanlar ve diğer uyaranlarla meşgulken gece bu uyaranlar azalır. Bu nedenle gün boyunca ertelenen düşünceler yatağa girildiğinde daha belirgin hale gelebilir. Yoğun düşünme de uykuya dalmayı zorlaştırabilir.

Sürekli geçmişi düşünüyorum, neden?

Geçmişte yaşanan olayları tekrar tekrar analiz etmek ruminatif düşünmeyle ilişkili olabilir. Özellikle pişmanlık, suçluluk, utanç veya “keşke” düşünceleri bu döngüyü sürdürebilir.

Sürekli kötü şeyler düşünmek normal mi?

Zaman zaman olumsuz ihtimalleri düşünmek normaldir. Ancak kötü senaryolar sürekli hale geliyor, kaygıyı artırıyor, uykuyu veya günlük yaşamı etkiliyorsa bunun altında yatan nedenin değerlendirilmesi faydalı olabilir.

Düşüncelerimi nasıl durdurabilirim?

Düşünceleri zorla durdurmaya çalışmak yerine düşünceyi fark etmek, onunla mücadele etmemek, düşüncenin çözüm üretip üretmediğini değerlendirmek ve dikkati yapılabilecek somut bir adıma yöneltmek daha işlevsel olabilir.

Sürekli düşünmek OKB midir?

Hayır. Sürekli düşünmek tek başına OKB anlamına gelmez. OKB değerlendirmesinde obsesyonların niteliği, yineleyiciliği, kompulsiyonlar, güvence arama ve kişinin günlük yaşamındaki etkilenme gibi özellikler birlikte değerlendirilir.

Kafamı susturamıyorum, psikiyatriye gitmeli miyim?

Düşünceler uzun süredir devam ediyor, uyku veya günlük yaşamı etkiliyor, yoğun kaygı veya depresif belirtilerle birlikte görülüyor ya da kişi düşünceleri kontrol etmekte ciddi şekilde zorlanıyorsa psikiyatrik değerlendirme faydalı olabilir.

Gece düşünmekten uyuyamıyorum, ne yapmalıyım?

Uyku öncesinde zihinsel olarak yoğun problem çözmeye çalışmak yerine düşünceleri fark edip ertelemek, gevşemeye zaman ayırmak ve düzenli bir uyku rutini oluşturmak yardımcı olabilir. Sorun sürekli hale geliyorsa uykusuzluğun ve eşlik eden kaygı belirtilerinin değerlendirilmesi gerekir.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button