Skip links
Psikiyatrist Dr Burak Toprak

Karar Veremiyorum: Neden Sürekli Kararsız Kalıyorum ve Nasıl Aşılır?

Karar Veremiyorum: Neden Sürekli Kararsız Kalıyorum ve Nasıl Aşılır?

“Karar veremiyorum.” Bu cümle bazen basit bir kararsızlığı değil, kişinin zihninde uzun süren bir mücadeleyi anlatır. Hangi işi seçmeliyim, ilişkimi sürdürmeli miyim, taşınmalı mıyım, bu ilaç doğru mu, bu insanla devam etmeli miyim, şimdi mi harekete geçmeliyim yoksa biraz daha beklemeli miyim?

Karar vermekte zorlanan kişi çoğu zaman seçenekler arasında yalnızca bir tercih yapmaya çalışmaz. Aynı zamanda yanlış karar verme ihtimalini ortadan kaldırmaya çalışır.

Bu nedenle karar vermek bazen seçenekleri değerlendirmekten çıkar ve sürekli düşünme, araştırma, başkalarına danışma, ihtimalleri hesaplama ve tekrar tekrar fikrini değiştirme döngüsüne dönüşür.

Oysa hayatta birçok karar için yüzde yüz emin olmak mümkün değildir. Sağlıklı karar verme becerisi, her zaman doğru kararı bulmak değil; belirsizlik varken karar verebilmek ve verdiği kararın sonuçlarıyla baş edebileceğine güvenebilmektir.

Karar Veremiyorum Demek Ne Anlama Gelir?

Kararsızlık çoğu zaman “ne istediğimi bilmiyorum” şeklinde yaşanır. Fakat bunun altında farklı psikolojik süreçler bulunabilir.

Bazı kişiler yanlış karar vermekten korkar. Bazıları pişman olmaktan, bazıları başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan çekinir. Bazı kişiler ise karar verdikten sonra ortaya çıkabilecek belirsizliği tolere etmekte zorlanır.

Örneğin kişi iş değiştirmeyi düşünür. Yeni işin daha iyi şartları vardır ancak mevcut işini bırakmanın risklerinden korkar. Yeni işe geçerse “Acaba hata mı yaptım?” diye düşünür; kalırsa “Acaba fırsatı kaçırdım mı?” diye düşünür.

Bu durumda sorun yalnızca iki seçenek arasında kalmak değildir. Asıl sorun, hangi seçeneği seçerse seçsin zihninin kesinlik aramaya devam etmesidir.

Neden Karar Vermekte Zorlanıyorum?

1. Yanlış karar verme korkusu

Kararsızlığın en sık nedenlerinden biri yanlış karar verme korkusudur.

“Ya yanlış seçim yaparsam?” düşüncesi ilk bakışta oldukça makul görünür. Ancak kişi bu soruya kesin bir cevap bulmaya çalıştığında düşünme süreci uzamaya başlar.

“Doğru karar olduğundan nasıl emin olacağım?”

“Biraz daha araştırmalı mıyım?”

“Başka bir seçenek var mı?”

“Daha iyi bir fırsat çıkabilir mi?”

Bu soruların her biri yeni bir soru doğurabilir.

Sonuçta kişi karar vermek yerine kararın yanlış olma ihtimalini sıfırlamaya çalışır.

2. Pişmanlık korkusu

Bazı insanlar kararın kendisinden çok, gelecekte yaşayabilecekleri pişmanlıktan korkar.

“Ya birkaç ay sonra pişman olursam?”

“Ya diğer seçeneği seçseydim daha mutlu olsaydım?”

“Ya verdiğim kararın yanlış olduğunu sonradan anlarsam?”

Bu düşünceler kişinin bugünkü kararını vermesini zorlaştırır.

Oysa hiçbir kararın gelecekte nasıl sonuçlanacağını tam olarak bilmek mümkün değildir. Karar vermenin bir parçası da geleceğin tamamını kontrol edememeyi kabul etmektir.

3. Mükemmel karar arayışı

Mükemmeliyetçilik yalnızca iş, okul veya performans alanlarında görülmez. Karar verme biçimini de etkileyebilir.

Kişi “iyi bir karar” vermekle yetinmek yerine en doğru, en mantıklı, en güvenli ve gelecekte pişman olmayacağı kararı bulmaya çalışabilir.

Bu nedenle seçenekler arasında küçük farklar bile tekrar tekrar analiz edilir.

Bir noktadan sonra daha fazla düşünmek kararın kalitesini artırmak yerine yalnızca kaygıyı artırabilir.

4. Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak

Karar vermenin doğal bir parçası belirsizliktir.

Bir işe başlayınca her şeyin nasıl gelişeceğini bilemezsiniz. Bir ilişkiye başladığınızda yıllar sonra ne olacağını bilemezsiniz. Bir şehir değiştirdiğinizde bunun sizi ne kadar mutlu edeceğini önceden kesin olarak hesaplayamazsınız.

Belirsizliğe tahammülü düşük olan kişi ise karar vermeden önce mümkün olduğunca çok şeyi kontrol etmek ister.

Bu nedenle karar vermek onun için yalnızca bir seçim değil, belirsizliği ortadan kaldırma girişimi haline gelir.

Karar Verememe ve Sürekli Düşünme Arasındaki İlişki

Kararsızlık çoğu zaman yoğun düşünme ile birlikte görülür.

Kişi aynı konuyu saatlerce hatta günlerce düşünebilir. Ancak düşünmek her zaman çözüm üretmez.

Örneğin:

  • “Bu işi kabul etmeli miyim?”
  • “Biraz daha beklesem daha iyi bir fırsat çıkar mı?”
  • “Ya bu fırsat son fırsatsa?”
  • “Ama başka bir iş bulabilir miyim?”
  • “Acaba arkadaşlarım olsaydı ne yapardı?”

Bir süre sonra kişi artık yeni bilgi toplamıyor olabilir. Aynı düşünceleri farklı biçimlerde tekrar ediyor olabilir.

Bu nedenle kendinize şu soruyu sormak yararlı olabilir:

“Şu anda gerçekten yeni bir bilgi mi ediniyorum, yoksa aynı soruyu tekrar tekrar mı düşünüyorum?”

Karar Vermek İçin Her Zaman Emin Olmayı Beklemek

Karar vermekte zorlanan kişilerin sık yaptığı hatalardan biri, önce tamamen emin olmayı, sonra karar vermeyi beklemektir.

Örneğin:

“İçim tamamen rahatladığında karar vereceğim.”

Ancak bazı kararlar konusunda içimizin tamamen rahatlaması mümkün olmayabilir.

Çünkü önemli bir kararın doğal olarak bazı riskleri vardır.

Bu nedenle daha işlevsel soru şudur:

“Yüzde yüz emin miyim?” yerine

“Elimdeki bilgilerle makul bir karar verebilir miyim?”

Bu iki soru arasında önemli bir fark vardır.

Karar Veremediğimde Ne Yapmalıyım?

1. Önce kararın gerçekten önemli olup olmadığını belirleyin

Her karar aynı ağırlıkta değildir.

Akşam ne yiyeceğiniz, hangi kıyafeti giyeceğiniz veya hafta sonu hangi aktiviteyi yapacağınız gibi kararların üzerinde saatlerce düşünmek gerekmeyebilir.

Önemli kararlarla önemsiz kararları aynı zihinsel enerjiyle değerlendirmek kararsızlığı artırabilir.

Kendinize:

“Bu kararın bir yıl sonra hayatımdaki etkisi ne kadar olacak?”

sorusunu sorabilirsiniz.

2. Seçenekleri sınırlayın

Çok fazla seçenek her zaman daha iyi karar anlamına gelmez.

Örneğin bir ürün, kurs, iş veya tatil seçerken onlarca alternatifi karşılaştırmak bir noktadan sonra karar vermeyi zorlaştırabilir.

Önceden birkaç temel kriter belirleyin ve seçenekleri bu kriterlere göre değerlendirin.

3. Karar kriterlerinizi önceden belirleyin

Karar verirken neye önem verdiğinizi belirlemek faydalıdır.

Örneğin iş değişikliği için:

  • Gelir
  • Çalışma koşulları
  • Ulaşım
  • Gelişim fırsatı
  • İş-özel hayat dengesi

gibi kriterler belirlenebilir.

Sonra her seçeneği bu kriterlere göre değerlendirebilirsiniz.

Bu yaklaşım, karar verme sürecini yalnızca o anki kaygının yönlendirmesini azaltabilir.

4. Karar için bir süre belirleyin

Özellikle küçük ve orta düzeydeki kararlarda kendinize bir zaman sınırı koyabilirsiniz.

“Bu konuyu bugün değerlendireceğim ve akşam karar vereceğim.”

Karar süresi bittikten sonra yeni bir bilgi ortaya çıkmadıkça aynı konuyu tekrar tekrar düşünmemeye çalışın.

Karar Verdikten Sonra Sürekli Kontrol Etmek

Kararsızlık yalnızca karar verilene kadar devam etmez. Bazı kişiler karar verdikten sonra da verdikleri kararı tekrar tekrar sorgular.

“Acaba doğru mu yaptım?”

“Diğer seçeneği seçseydim?”

“Biraz daha düşünmeli miydim?”

Bu durum özellikle kaygı eğilimi yüksek kişilerde kararın ardından zihinsel bir kontrol döngüsü oluşturabilir.

Bu noktada şu cümle yardımcı olabilir:

“Kararımı tekrar tekrar değerlendirmek, sonucu değiştirmeyecekse yalnızca kaygımı besliyor olabilir.”

Karar Vermek ve Sorumluluk Almak

Bazı kişiler karar vermekten kaçınarak aslında kararın sorumluluğunu da ertelemeye çalışır.

“Biraz daha bekleyeyim.”

“Birisi bana söylesin.”

“Biraz daha araştırayım.”

Bu yaklaşım kısa süreli rahatlatabilir.

Ancak sürekli başkasının onayına ihtiyaç duymak zaman içinde kişinin kendi kararlarına güvenmesini zorlaştırabilir.

Karar vermek, her zaman doğru sonucu garanti etmek değildir. Bir seçimin sorumluluğunu üstlenmek ve gerektiğinde sonradan yeni bilgiler doğrultusunda değişiklik yapabilmek de karar verme becerisinin bir parçasıdır.

Karar Verememe Kaygı ile İlişkili Olabilir mi?

Evet. Karar verme güçlüğü bazı kişilerde yoğun kaygının bir parçası olabilir.

Özellikle sürekli kötü ihtimalleri düşünme, hata yapma korkusu, aşırı kontrol etme, güvence arama ve belirsizliğe tahammülsüzlük varsa karar verme süreci daha da zorlaşabilir.

Bazen kişi kararın kendisinden değil, kararın yaratacağı duygudan kaçıyor olabilir.

Örneğin:

“Bu kararı verirsem ya pişman olursam?”

Bu düşünce, kişiyi karar vermekten uzaklaştırabilir.

Bu durumda üzerinde çalışılması gereken yalnızca “hangi kararı vermeliyim?” sorusu değil, “Yanlış karar verme ihtimaline ve sonrasında oluşabilecek duygulara ne kadar dayanabiliyorum?” sorusudur.

Karar Veremiyorum Diyen Kişiler İçin Küçük Bir Egzersiz

Bir kararın önünde kaldığınızda aşağıdaki dört adımı deneyebilirsiniz.

1. Gerçek problemi yazın

“Karar veremiyorum” yerine problemi tek cümleyle yazın.

Örneğin:

“Mevcut işimde kalmak ile yeni işi kabul etmek arasında seçim yapıyorum.”

2. Kontrol edebildiklerinizi ayırın

Bilgi toplamak, seçenekleri değerlendirmek ve karar vermek sizin kontrolünüzdedir.

Kararın gelecekte tam olarak nasıl sonuçlanacağı ise tamamen kontrolünüzde değildir.

3. Yeterli bilgi ile karar verin

Her ihtimali araştırmayı tamamlamayı beklemeyin.

Kendinize:

“Karar verebilmek için yeterli bilgiye sahip miyim?”

sorusunu sorun.

4. Karar sonrası tekrar tekrar değerlendirmeyin

Yeni ve önemli bir bilgi ortaya çıkmadıkça verdiğiniz kararı sürekli yeniden yargılamayın.

Çünkü bazen sorun kararın yanlış olması değil, zihnin karardan sonra bile kesinlik aramaya devam etmesidir.

Ne Zaman Psikiyatrist Desteği Alınmalı?

Kararsızlık günlük hayatınızı belirgin şekilde etkiliyorsa, işlerinizi sürekli erteliyorsanız, önemli kararlar konusunda yoğun kaygı yaşıyorsanız veya aynı konuları tekrar tekrar düşünmeden duramıyorsanız profesyonel destek faydalı olabilir.

Özellikle kararsızlığa yoğun kaygı, takıntılı düşünceler, kontrol etme davranışları, sürekli güvence arama, depresif belirtiler veya uyku problemleri eşlik ediyorsa değerlendirme yapılması önemlidir.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak, karar verme güçlüğünün altında bulunan kaygı, düşünce döngüleri ve kişinin yaşamındaki diğer psikolojik etkenleri birlikte değerlendirerek kişiye uygun bir tedavi yaklaşımı oluşturabilir.

Psikiyatrist randevusu için iletişime geçebilirsiniz.

Sonuç: Karar Vermek Kesinlik Bulmak Değildir

“Karar veremiyorum” diyen kişinin ihtiyacı her zaman daha fazla düşünmek olmayabilir.

Bazen ihtiyaç duyulan şey, belirsizliğe biraz daha fazla dayanabilmek, her ihtimali kontrol etmeye çalışmamak ve yeterli bilgiye ulaştığında harekete geçebilmektir.

Hayatta verdiğimiz kararların tamamının doğru sonuçlanacağını garanti etmek mümkün değildir. Bazı kararlar sonradan değiştirilebilir, bazıları yeni bilgilerle yeniden değerlendirilebilir.

Önemli olan hiçbir zaman hata yapmamak değildir.

Önemli olan, hata yapma ihtimali varken de karar verebilmek ve gerektiğinde yeni bir karar alabilecek esnekliğe sahip olmaktır.

Karar vermek, geleceği kesin olarak bilmek değil; geleceği tamamen kontrol edemeyeceğini bilerek bugünde bir adım atabilmektir.

Bu içerik, karar verme güçlüğü, aşırı düşünme, belirsizliğe tahammülsüzlük ve kaygı arasındaki ilişki hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel değerlendirme ve tedavi için psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button