Her Şeyi Erteliyorum: İşleri Ertelemenin Psikolojik Nedenleri
Yapmanız gereken işleri biliyorsunuz. Hatta bazen ne yapmanız gerektiğini ayrıntılarıyla planlıyorsunuz. Ancak sıra başlamaya geldiğinde kendinizi başka şeylerle uğraşırken buluyorsunuz. Bir e-postayı yanıtlamanız, bir raporu tamamlamanız, evraklarınızı düzenlemeniz veya uzun zamandır ertelediğiniz bir işe başlamanız gerekiyor. Fakat bir türlü harekete geçemiyorsunuz.
Önce biraz telefonunuza bakıyor, sonra küçük bir işi aradan çıkarmaya karar veriyor, ardından kendinize kahve hazırlıyorsunuz. Zaman geçtikçe yapmanız gereken iş aklınızın bir köşesinde durmaya devam ediyor. İşe başlamadığınız için huzursuz hissediyor, kendinize kızıyor ve günün sonunda yine istediğiniz kadar ilerleyemediğinizi düşünüyorsunuz.
Ertesi gün kendinize yeni sözler veriyorsunuz: “Bu kez zamanında başlayacağım”, “Artık bu işi son ana bırakmayacağım.” Ancak benzer durumlar tekrarlandığında, bir süre sonra yalnızca işleri değil, kendinize duyduğunuz güveni de sorgulamaya başlayabiliyorsunuz.
Sürekli ertelemek her zaman tembellik veya sorumsuzluk anlamına gelmez. Bazen işe başlamayı zorlaştıran şey, yapılacak işin kendisinden çok o işle birlikte ortaya çıkan kaygı, belirsizlik, sıkılma veya başarısızlık ihtimalidir.
Bu yazıda erteleme davranışının psikolojik nedenlerini, neden bazı işlere başlamanın bu kadar zor olduğunu ve ertelemeyi azaltmak için hangi adımları deneyebileceğinizi ele alacağız.
Erteleme Davranışı Nedir?
Erteleme, yapılması gerektiğini bildiğiniz bir işi, geciktirmenin olumsuz sonuçları olabileceğini öngörmenize rağmen sonraya bırakmanızdır. Burada önemli olan, bir işi planlı biçimde daha uygun bir zamana taşımak değil, başlamanız gerektiğini düşündüğünüz hâlde tekrar tekrar geciktirmenizdir.
Örneğin yoğun olduğunuz bir günde önceliklerinizi değerlendirerek bir işi ertesi güne bırakabilirsiniz. Bu, bilinçli bir planlama kararıdır. Ancak aynı işi yapmanız gerektiğini düşündüğünüz hâlde sürekli başka şeylerle ilgileniyor, zaman daraldıkça daha fazla kaygılanıyor ve yine de başlayamıyorsanız erteleme döngüsü ortaya çıkmış olabilir.
Erteleme yalnızca iş hayatında görülmez. Sağlık kontrollerini geciktirmek, önemli bir telefon görüşmesini sürekli sonraya bırakmak, evde yapılması gereken işleri başlatamamak veya kişisel hedeflere yönelik adım atmamak da benzer bir örüntünün parçası olabilir.
Ertelemenin dikkat çekici yönlerinden biri, kişinin çoğu zaman ne yapması gerektiğini bilmesidir. Sorun her zaman bilgi eksikliği değildir. Kişi yapacağı işi bilir, hatta sonuçlarını önemser; buna rağmen harekete geçmekte zorlanır.
Her Şeyi Erteliyorum: Bunun Psikolojik Nedenleri Neler Olabilir?
1. Başarısız olmaktan korkuyor olabilirsiniz
Bazı işler yalnızca zaman ve çaba gerektirmez; aynı zamanda kişinin kendisi hakkında değerlendirme yapmasına da neden olur. Bir sınava hazırlanmak, önemli bir sunum yapmak, yeni bir işe başvurmak veya uzun zamandır planlanan bir projeye başlamak, başarınızın ya da yetersizliğinizin ortaya çıkacağı bir durum gibi algılanabilir.
Bu durumda işe başlamak, yalnızca bir görevi yerine getirmek değildir. Sonucun beklentilerinizi karşılamama ihtimaliyle de karşılaşmanız anlamına gelir.
Örneğin bir rapor hazırlamanız gerekiyordur. Raporun iyi olması sizin için önemlidir. Ancak yeterince iyi hazırlayamayacağınızı düşünüyorsanız başlamayı geciktirebilirsiniz. İşe başlamadığınız sürece ortaya çıkacak sonucu değerlendirmek zorunda kalmazsınız.
Erteleme kısa vadede bu kaygıyı azaltabilir. Fakat zaman daraldıkça baskı artar ve işin kendisi daha zor hâle gelir.
Bu durumda kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Bu işi yapmaktan mı kaçınıyorum, yoksa yaparsam ortaya çıkacak sonucun beni nasıl hissettireceğinden mi korkuyorum?”
2. Mükemmeliyetçilik başlamanızı zorlaştırıyor olabilir
Bir işi iyi yapmak istemek doğaldır. Ancak işe başlamadan önce her ayrıntının netleşmesini, doğru zamanı bulmayı veya kendinizi tamamen hazır hissetmeyi bekliyorsanız mükemmeliyetçi beklentiler ertelemeyi artırabilir.
“Yeterince zamanım olduğunda başlayacağım”, “Önce bütün kaynakları incelemeliyim”, “Bu işi eksiksiz yapamayacaksam başlamanın anlamı yok” gibi düşünceler, hazırlık sürecini uzatabilir.
Bazen kişi işe başlamadan önce kendisini motive hissetmek ister. Bazen de en doğru yöntemi bulmaya çalışırken uygulamaya geçemez. Sonunda hazırlık, işin kendisinin önüne geçer.
Oysa birçok görevde ilk adımın kusursuz olması gerekmez. İlk taslak geliştirilebilir, plan değiştirilebilir ve eksikler çalışma sırasında fark edilebilir.
İşe başlamak için kendinize şu izni vermeyi deneyebilirsiniz: “İlk denememin mükemmel olması gerekmiyor. Şimdilik üzerinde çalışabileceğim bir başlangıç yapmam yeterli.”
3. İş gözünüzde büyüyor ve nereden başlayacağınızı bilemiyor olabilirsiniz
Bazı görevler belirsiz ve kapsamlı olduğu için başlamayı zorlaştırır. “Bir proje hazırlamam gerekiyor”, “Evi tamamen düzenlemeliyim” veya “Kariyerimle ilgili bir karar vermeliyim” gibi ifadeler, tek bir işten çok birbiriyle ilişkili birçok görevi kapsar.
Ne kadar çok şey yapmanız gerektiğini düşünürseniz işe nereden başlayacağınızı belirlemek de o kadar zorlaşabilir. Görev zihninizde büyük ve karmaşık bir bütün olarak kaldığında, ilk adımı atmak güçleşir.
Örneğin “Sunum hazırlamalıyım” demek yerine şu adımları belirleyebilirsiniz:
- Sunumun amacını bir cümleyle yazmak.
- Kullanacağım üç temel kaynağı belirlemek.
- Sunumun ana başlıklarını oluşturmak.
- İlk slaytı hazırlamak.
Bu adımların hiçbiri tek başına sunumu tamamlamaz. Ancak belirsiz bir görevi somut ve yapılabilir parçalara dönüştürür.
Başlayamama sorununuz özellikle birden fazla aşamadan oluşan işlerde ortaya çıkıyorsa, bazen daha fazla motivasyona değil, daha açık bir başlangıç adımına ihtiyacınız olabilir.
4. İşin kendisi değil, hissettirdikleri nedeniyle kaçınıyor olabilirsiniz
Erteleme davranışının önemli nedenlerinden biri, rahatsız edici duygulardan kısa süreliğine uzaklaşma isteğidir.
Yapmanız gereken iş sıkıcı, zorlayıcı, belirsiz veya stresli olabilir. İşe başlamayı düşündüğünüzde içinizde bir huzursuzluk ortaya çıkar. Başka bir işle ilgilendiğinizde ise bu huzursuzluk bir süreliğine azalır.
Örneğin uzun zamandır yanıtlamanız gereken bir e-posta vardır. E-postayı düşündüğünüzde ne yazacağınızdan emin olamaz, yanlış anlaşılmaktan çekinir veya karşı tarafın vereceği yanıtı düşünürsünüz. Telefonunuza yöneldiğinizde bu gerginlik azalır.
Böylece zihniniz, rahatsız edici bir durumdan uzaklaşmanın kısa süreli rahatlama sağladığını öğrenebilir. Benzer bir görevle yeniden karşılaştığınızda yine başka bir şeye yönelmek kolaylaşabilir.
Bu döngüde erteleme, yalnızca zamanı yanlış kullanmak değildir. Aynı zamanda bir duyguyla karşılaşmayı geciktirme biçimi olabilir.
Bu nedenle ertelemeyi azaltmak için yalnızca takvim yapmak veya yapılacaklar listesi hazırlamak yeterli olmayabilir. İşe başlarken ortaya çıkan duyguyu da fark etmek gerekir.
5. Kendinizi motive hissetmeyi bekliyor olabilirsiniz
Bir işe başlamadan önce istekli, enerjik ve hazır hissetmeniz gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Motivasyonunuz düşük olduğunda başlamayı erteliyor, kendinizi daha iyi hissettiğiniz bir zamanı bekliyorsunuzdur.
Ancak motivasyon her zaman harekete geçmeden önce ortaya çıkmaz. Bazı durumlarda küçük bir adım attıktan sonra işe devam etmek kolaylaşabilir. Başlangıçtaki isteksizlik, işe devam etmenin de imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Örneğin spor yapmanız gerektiğini biliyor ancak kendinizi isteksiz hissediyorsunuz. Bir saatlik egzersiz yapma düşüncesi gözünüzde büyüyebilir. Buna karşılık yalnızca spor kıyafetlerinizi giymeyi ve beş dakikalık bir yürüyüşe çıkmayı hedeflemek daha uygulanabilir gelebilir.
Burada amaç kendinizi zorlayarak her işi tamamlamak değildir. Başlamak için her zaman doğru ruh hâlini beklemeniz gerekmediğini deneyimlemektir.
6. Kendinizi eleştirdikçe işe başlamak daha zor hâle geliyor olabilir
Erteleme davranışı zamanla kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de etkileyebilir. Bir işi geciktirdiğinizde kendinize “Yine beceremedim”, “Çok tembelim” veya “Bende bir sorun var” diyebilirsiniz.
Bu tür değerlendirmeler, davranışı anlamaktan çok kendinizi yargılamanıza neden olabilir. Kendinizi yetersiz hissettikçe yapmanız gereken iş daha da zorlayıcı görünmeye başlayabilir.
Örneğin bir işi iki gündür ertelediğinizi fark ediyorsunuz. Kendinize kızdıkça işe başlamanın yarattığı gerginlik artıyor. İşe başlamadığınız için tekrar kendinizi eleştiriyor ve aynı döngüyü sürdürüyorsunuz.
Bu durumda “Neden böyleyim?” sorusu yerine “Başlamamı zorlaştıran ne oluyor?” sorusunu sormak daha işlevsel olabilir.
İkinci soru, davranışınızın nedenlerini araştırmanıza ve değiştirebileceğiniz noktaları belirlemenize yardımcı olur. Kendinizi tembel veya başarısız olarak tanımlamak ise sorunun hangi koşullarda ortaya çıktığını görmenizi zorlaştırabilir.
Erteleme ile Tembellik Aynı Şey midir?
Erteleme davranışı çoğu zaman tembellikle karıştırılır. Ancak bu iki kavram aynı şeyi anlatmaz.
Tembellik sözcüğü genellikle kişinin çaba göstermeye isteksiz olduğu yönünde bir değerlendirme içerir. Erteleme ise kişinin yapmak istediği veya yapması gerektiğini bildiği bir işi, çeşitli nedenlerle geciktirmesini ifade eder.
Erteleyen bir kişi işini önemseyebilir, tamamlamak için kaygılanabilir ve gecikmenin sonuçlarından rahatsızlık duyabilir. Buna rağmen işe başlamakta zorlanabilir.
Örneğin bir öğrenci sınavını önemsemediği için değil, başarısız olmaktan korktuğu için çalışmaya başlayamıyor olabilir. Bir çalışan işini yapmak istemediği için değil, görevin kapsamı belirsiz olduğu için nereden başlayacağını bilemiyor olabilir.
Elbette bütün erteleme davranışlarının altında kaygı veya mükemmeliyetçilik bulunmaz. Bazı durumlarda önceliklerin belirsizliği, yetersiz planlama, aşırı iş yükü, uyku sorunları veya dikkat ve organizasyon güçlükleri etkili olabilir.
Bu nedenle kendinize hemen “Tembelim” demek yerine, ertelemenin hangi durumlarda ortaya çıktığını ve hangi koşullarda azaldığını incelemek daha yararlıdır.
Her Şeyi Erteliyorum: Ertelemeyi Azaltmak İçin Ne Yapabilirim?
1. Yapılacak işi küçültün
Büyük bir görevi tamamını düşünerek başlatmaya çalışmak yerine, yalnızca ilk somut adımı belirleyin.
Örneğin “Tezimi yazacağım” hedefi yerine “Belgenin başına başlığı yazacağım ve üç alt başlık belirleyeceğim” diyebilirsiniz. “Evi düzenleyeceğim” yerine “Masanın üzerindeki eşyaları on dakika boyunca ayıracağım” şeklinde daha sınırlı bir hedef seçebilirsiniz.
İlk adımın küçük olması, görevin tamamını önemsiz hâle getirmez. Yalnızca başlamayı daha kolay ve belirgin hâle getirir.
Başladıktan sonra devam edip etmeyeceğinize yeniden karar verebilirsiniz. Bazen kısa bir çalışma süresi yeterli olur; bazen de devam etmek kolaylaşır.
2. Kendinize kısa bir başlangıç süresi belirleyin
Bir işe başlamanız gerektiğinde, o işi ne kadar sürede bitireceğinizi düşünmek yerine başlangıç için kısa bir süre belirleyebilirsiniz. Örneğin on dakika boyunca yalnızca o işle ilgilenmeyi deneyebilirsiniz.
Bu sürede bütün işi tamamlamanız gerekmez. Amacınız yalnızca göreve temas etmek, ilk adımı atmak ve dikkatinizi başka bir şeye yöneltmeden kısa bir süre çalışmaktır.
Süre dolduğunda devam edebilir veya kısa bir ara verebilirsiniz. Böylece başlangıç kararını, işin tamamını bitirme zorunluluğundan ayırmış olursunuz.
3. İşe başlamadan önce ortaya çıkan duyguyu fark edin
Bir işi ertelediğinizi fark ettiğinizde kendinize şu soruyu sorun: “Şu anda bu işe başlamayı zorlaştıran duygu ne?”
Yanıt her zaman aynı olmayabilir. Bazen sıkılıyor, bazen kaygılanıyor, bazen de başarısız olmaktan çekiniyor olabilirsiniz. Bazen yalnızca yorgunsunuzdur.
Duygunuzu fark ettikten sonra onu hemen ortadan kaldırmak zorunda değilsiniz. “Bu işe başlamak beni biraz geriyor ama yine de küçük bir adım atabilirim” diyebilirsiniz.
Bu yaklaşım, rahatsızlık hissinin tamamen geçmesini beklemeden harekete geçmeyi denemenize yardımcı olabilir.
4. Mükemmel yapmak yerine tamamlanabilir bir hedef belirleyin
Bir işi mümkün olan en iyi şekilde yapmayı hedeflemek, bazı durumlarda gereğinden fazla hazırlık yapmanıza neden olabilir. İlk adımı atmadan önce bütün ayrıntıları çözmeye çalışabilir veya ortaya çıkacak sonucun beklentilerinizi karşılamayacağından korkabilirsiniz.
Bu durumda hedefinizi geçici olarak değiştirmeyi deneyebilirsiniz. İlk aşamada mükemmel bir sonuç üretmek yerine, üzerinde çalışabileceğiniz bir taslak oluşturmayı hedefleyin.
Örneğin bir yazı hazırlıyorsanız ilk aşamada yalnızca ana fikirleri sıralayın. Daha sonra metni geliştirebilir, eksikleri düzeltebilir ve anlatımını iyileştirebilirsiniz.
İlk denemeyi nihai sonuç olarak değerlendirmemek, işe başlamak için kendinize daha fazla alan tanımanızı sağlar.
5. Dikkatinizi dağıtan unsurları önceden düzenleyin
İşe başlamaya karar verdiğinizde telefon bildirimleri, açık sekmeler, mesajlar veya çevredeki diğer uyaranlar dikkatinizi dağıtabilir. Özellikle zaten başlamakta zorlandığınız bir görevde bu uyaranlar başka bir işle ilgilenmeyi kolaylaştırabilir.
Çalışmaya başlamadan önce telefonunuzu sessize almak, gereksiz sekmeleri kapatmak ve kullanacağınız malzemeleri hazırlamak yardımcı olabilir.
Ancak çevrenizi düzenlemeyi de yeni bir erteleme biçimine dönüştürmemeye dikkat edin. Çalışma masanızın tamamen kusursuz olması veya bütün koşulların ideal hâle gelmesi gerekmez. Başlamak için yeterli bir düzen oluşturmanız yeterlidir.
6. Ertelediğiniz işler için gerçekçi bir plan yapın
Günlük yapılacaklar listeniz çok uzunsa ve bütün işleri aynı gün tamamlamayı hedefliyorsanız, listenin kendisi bunaltıcı hâle gelebilir.
Öncelikle o gün tamamlamanız gereken işleri belirleyin. Ardından bunları önem ve aciliyetlerine göre sıralayın. Büyük işleri daha küçük adımlara ayırın ve her biri için gerçekçi bir süre öngörün.
Planınıza ara zamanları da ekleyin. Gün boyunca kesintisiz çalışabileceğinizi varsaymak yerine, beklenmedik durumlar için boşluk bırakın.
Bir görevi tamamlayamadığınızda bütün planı başarısız saymak yerine neyin aksadığını değerlendirin. Tahmin ettiğinizden fazla zaman mı aldı, görev yeterince açık mı değildi, yoksa beklemediğiniz bir sorun mu ortaya çıktı?
Bu değerlendirme, bir sonraki planınızı daha gerçekçi hâle getirmenize yardımcı olur.
7. Kendinize verdiğiniz sözleri küçük tutun ve takip edin
Erteleme döngüsü yaşayan kişiler bazen büyük kararlar alır: “Bundan sonra her gün erken kalkacağım”, “Bütün işlerimi zamanında yapacağım” veya “Artık hiçbir şeyi son ana bırakmayacağım.”
Ancak çok kapsamlı hedefler günlük yaşamın koşullarıyla uyuşmadığında uygulanmaları zorlaşabilir. Hedefi gerçekleştiremediğinizde de kendinize duyduğunuz güven azalabilir.
Bunun yerine ölçülebilir ve küçük bir hedef belirleyin. Örneğin “Bugün saat 10.00’da rapor üzerinde on dakika çalışacağım” gibi bir hedef, ne yapacağınızı ve ne zaman başlayacağınızı netleştirir.
Hedefinizi gerçekleştirdiğinizde yalnızca tamamlanan işi değil, başlama davranışınızı da fark edin. Erteleme alışkanlığını değiştirmek çoğu zaman bir anda büyük bir dönüşüm yaşamaktan çok, tekrarlanan küçük adımlarla ilerler.
Erteleme Davranışı ile DEHB Arasında İlişki Var mı?
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan bazı kişilerde işe başlama, planlama, zamanı yönetme, görevler arasında geçiş yapma ve bir işi sürdürme güçlükleri görülebilir. Bu güçlükler, özellikle uzun süreli veya birden fazla aşamadan oluşan görevlerin ertelenmesine katkıda bulunabilir.
Örneğin bir kişi yapacağı işi biliyor olsa bile adımları sıralamakta, ne kadar zaman gerektiğini öngörmekte veya dikkatini göreve yöneltmekte zorlanabilir. İşin son tarihi yaklaştığında artan aciliyet, kısa süreliğine harekete geçmesini kolaylaştırabilir.
Ancak erteleme tek başına DEHB belirtisi olarak değerlendirilemez. Kaygı, depresyon, uyku yetersizliği, aşırı iş yükü, mükemmeliyetçilik ve farklı yaşam koşulları da benzer güçlükler yaratabilir.
DEHB değerlendirmesinde yalnızca erteleme davranışına değil, dikkat ve dürtüsellikle ilişkili belirtilerin gelişim öyküsüne, farklı ortamlarda görülmesine ve günlük işlevselliğe etkisine bakılır.
Ertelemenin yanında çocukluk döneminden beri süren dikkat dağınıklığı, unutkanlık, organizasyon güçlüğü veya zaman yönetimi sorunları da yaşıyorsanız bir uzmanla değerlendirme yapmayı düşünebilirsiniz. DEHB hakkında daha ayrıntılı bilgi için DEHB mi, tembellik mi? başlıklı yazıyı da inceleyebilirsiniz.
Sürekli Erteleme Depresyon veya Kaygıyla İlişkili Olabilir mi?
Erteleme davranışı bazen kaygı veya depresif belirtilerle birlikte görülebilir. Ancak yalnızca işlerinizi erteliyor olmanız, bu durumlardan birine sahip olduğunuz anlamına gelmez.
Kaygı yaşayan bir kişi, yapacağı işin olası sonuçlarını uzun süre düşünüp harekete geçmekte zorlanabilir. Başarısızlık ihtimali, eleştirilme korkusu veya belirsizlik işe başlamayı güçleştirebilir.
Depresif belirtiler söz konusu olduğunda ise enerji azalması, isteksizlik, dikkat güçlükleri ve günlük işlerin daha fazla çaba gerektirmesi etkili olabilir. Kişi yalnızca önemli görevleri değil, daha önce kolayca yaptığı gündelik işleri de ertelemeye başlayabilir.
Bu durumlarda erteleme, tek başına ele alınacak bir alışkanlıktan çok daha geniş bir güçlüğün parçası olabilir. Özellikle isteksizlik, çökkünlük, keyif alamama, yoğun kaygı veya belirgin enerji kaybı da varsa bu belirtilerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Ertelemeyi Azaltmak İçin Kendinize Sorabileceğiniz Beş Soru
Bir sonraki erteleme anında kendinizi eleştirmek yerine kısa bir duraklama yapıp aşağıdaki soruları değerlendirebilirsiniz:
- Şu anda hangi işi erteliyorum? Görevi mümkün olduğunca somut biçimde tanımlayın.
- Bu işe başlamak neden zor geliyor? İşin belirsizliği, büyüklüğü, sıkıcılığı veya bende uyandırdığı duygular etkili olabilir mi?
- Şu anda ne yaparak ertelemenin rahatlığını yaşıyorum? Telefonla ilgilenmek, başka bir işle uğraşmak veya sürekli hazırlık yapmak kısa süreliğine neyi kolaylaştırıyor?
- Bu işin atabileceğim en küçük ilk adımı ne? Tamamını bitirmek yerine başlangıcı belirleyin.
- İsteksizlik veya kaygı tamamen geçmeden başlayabilir miyim? Kendimi hazır hissetmeyi beklemeden küçük bir deneme yapabilir miyim?
Bu soruların amacı kendinizi sorguya çekmek değildir. Erteleme davranışının hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamak ve bir sonraki adımı daha bilinçli seçebilmek için kendinize alan açmaktır.
Erteleme Ne Zaman Profesyonel Destek Gerektirir?
Herkes zaman zaman bazı işleri geciktirebilir. Ancak erteleme davranışı sürekli tekrarlanıyor, günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyor veya kendinize duyduğunuz güveni zedeliyorsa profesyonel destek yararlı olabilir.
Özellikle aşağıdaki durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmeyi düşünebilirsiniz:
- İşlerinizi sürekli son ana bırakıyor ve bunun sonuçlarıyla sık sık karşılaşıyorsanız.
- Başlamakta zorlandığınız için iş, eğitim veya kişisel yaşamınızdaki sorumluluklarınızı yerine getiremiyorsanız.
- Ertelediğiniz işler nedeniyle yoğun kaygı, suçluluk veya kendinize yönelik sert eleştiriler yaşıyorsanız.
- İsteksizlik ve enerji azalması yalnızca belirli işlerde değil, yaşamın birçok alanında görülüyorsa.
- Ertelemeye dikkat, unutkanlık, organizasyon veya zaman yönetimi güçlükleri de eşlik ediyorsa.
Değerlendirme sırasında ertelemenin ne zaman başladığı, hangi görevlerde ortaya çıktığı, hangi duygularla ilişkili olduğu ve günlük işlevselliğinizi nasıl etkilediği ele alınabilir. Gerektiğinde kaygı, depresyon, DEHB, uyku sorunları veya başka etkenler de değerlendirilir.
Psikoterapi sürecinde ertelemeyi sürdüren düşünce ve davranış örüntüleri üzerinde çalışılabilir. Kişinin görevleri parçalara ayırması, zorlayıcı duygularla baş edebilmesi ve kendi koşullarına uygun çalışma alışkanlıkları geliştirmesi desteklenebilir. Uygun yaklaşım, sorunun nedenlerine ve kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Sık Sorulan Sorular
Her şeyi sürekli ertelemek neden olur?
Sürekli erteleme; başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, belirsizlik, işe nereden başlayacağını bilememe, zorlayıcı duygulardan kaçınma veya dikkat ve organizasyon güçlükleri gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Ertelemenin nedenini anlayabilmek için hangi durumlarda yaşandığını değerlendirmek gerekir.
İşlerimi ertelemeyi nasıl bırakabilirim?
İşi küçük adımlara bölmek, yalnızca ilk adıma odaklanmak, kısa bir başlangıç süresi belirlemek ve işe başlamayı zorlaştıran duyguyu fark etmek yardımcı olabilir. Her işi kusursuz yapmak veya tamamen motive hissetmek zorunda olmadığınızı hatırlamak da başlangıcı kolaylaştırabilir.
Erteleme tembellik belirtisi midir?
Hayır. Erteleme davranışı tek başına tembellik anlamına gelmez. Kişi bir işi önemsemesine ve yapmak istemesine rağmen kaygı, belirsizlik, mükemmeliyetçi beklentiler veya organizasyon güçlükleri nedeniyle başlayamayabilir.
Erteleme ile mükemmeliyetçilik arasında nasıl bir ilişki vardır?
Kişi bir işi çok iyi yapmak zorunda olduğunu düşündüğünde, hata yapma veya beklentisini karşılayamama ihtimalinden kaçınmak için başlamayı geciktirebilir. Her ayrıntıyı önceden çözmeye çalışmak da hazırlık süresini uzatabilir. İlk aşamada kusursuz sonuç yerine üzerinde çalışılabilir bir taslak hedeflemek yardımcı olabilir.
Erteleme DEHB belirtisi midir?
Erteleme, DEHB olan bazı kişilerde görülebilen görev başlatma ve organizasyon güçlükleriyle ilişkili olabilir. Ancak tek başına DEHB tanısı koydurmaz. Tanı için belirtilerin gelişim öyküsü, farklı ortamlardaki görünümü ve günlük yaşama etkisi değerlendirilmelidir.
Motivasyonum olmadığı için mi sürekli erteliyorum?
Motivasyon eksikliği etkili olabilir ancak her zaman tek neden değildir. İşin büyüklüğü, belirsizlik, kaygı veya başarısızlık korkusu da başlamayı zorlaştırabilir. Bazen motivasyonun gelmesini beklemek yerine küçük bir adım atmak, devam etmeyi kolaylaştırabilir.
Sonuç: Başlamak İçin Kendinizi Tamamen Hazır Hissetmeniz Gerekmiyor
Sürekli ertelediğinizde sorunu kolayca kişiliğinizle açıklayabilirsiniz. Kendinizi tembel, disiplinsiz veya yetersiz olarak değerlendirebilirsiniz. Ancak bu tanımlamalar, neden başlamakta zorlandığınızı anlamanızı her zaman kolaylaştırmaz.
Ertelemenin altında bazen başarısızlık korkusu, bazen belirsizlik, bazen de işe başlarken ortaya çıkan rahatsız edici duygulardan uzaklaşma isteği bulunabilir. Bazı durumlarda ise dikkat, planlama, uyku veya enerjiyle ilgili güçlükler etkili olabilir.
Bu nedenle değişim, kendinize daha sert davranmakla değil, erteleme döngüsünü anlamakla başlayabilir. Hangi işi neden ertelediğinizi fark etmek, ilk adımı küçültmek ve kendinizi hazır hissetmediğinizde bile kısa bir başlangıç yapmayı denemek bu sürecin parçalarıdır.
Her zaman istekli veya motive hissetmeniz gerekmiyor. Bazen yapabileceğiniz en önemli şey, bütün işi bitirmeye çalışmak yerine yalnızca ilk adımı atmaktır.
Erteleme davranışı uzun süredir devam ediyor ve iş, eğitim veya kişisel yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa bunun nedenlerini değerlendirmek için profesyonel destek alabilirsiniz.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak, erteleme davranışına eşlik edebilen kaygı, isteksizlik, dikkat güçlükleri ve diğer psikolojik belirtilerin değerlendirilmesi konusunda destek sunmaktadır. Görüşme için iletişim sayfası üzerinden randevu talebinde bulunabilirsiniz.
