Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir? “Kimse Beni Gerçekten Anlamıyor”
“İnsanlar yanımda ama ihtiyaç duyduğumda gerçekten kimse yanımda değil.”
Bazı insanlar hayatlarında çok sayıda insan olduğu hâlde kendilerini duygusal olarak yalnız hisseder.
Bir partnerleri olabilir.
Aileleriyle görüşebilirler.
Arkadaşları olabilir.
İş yerinde sürekli insanlarla iletişim kurabilirler.
Ancak içlerinde yine de:
“Kimse beni gerçekten anlamıyor.”
“İhtiyacım olduğunda yanımda kimse yok.”
“Beni gerçekten dinleyen biri yok.”
“İnsanlar beni seviyor gibi ama aramızda gerçek bir duygusal bağ yok.”
gibi bir his bulunabilir.
Bu deneyim yalnızca sosyal olarak yalnız olmakla açıklanamayabilir.
Şema Terapi açısından bu tür bir örüntünün altında duygusal yoksunluk şeması bulunabilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir?
Duygusal yoksunluk şeması, kişinin temel duygusal ihtiyaçlarının başkaları tarafından yeterince karşılanmayacağına veya karşılanamayacağına dair derin ve süreklilik gösteren inançla ilişkili bir şemadır.
Kişi bilinçli olarak:
“Benim duygusal ihtiyaçlarım karşılanmayacak.”
diye düşünmeyebilir.
Bunun yerine bu inanç daha çok bir duygu olarak yaşanabilir.
Örneğin kişi üzgün olduğunda anlaşılmadığını, korktuğunda yeterince desteklenmediğini, sevgiye ihtiyaç duyduğunda karşılık alamadığını veya zorlandığında tek başına kalmak zorunda olduğunu hissedebilir.
Bu nedenle duygusal yoksunluk şeması çoğu zaman:
- “Kimse beni gerçekten anlamıyor.”
- “İnsanlar benim duygularımı fark etmiyor.”
- “İhtiyacım olduğunda herkes uzaklaşıyor.”
- “Beni seven biri olsa bile bana duygusal olarak ulaşamıyor.”
- “Ben her şeyi kendim halletmek zorundayım.”
gibi düşüncelerle kendisini gösterebilir.
Duygusal Yoksunluk ile Yalnızlık Aynı Şey midir?
Hayır.
Yalnızlık çoğu zaman kişinin yeterli sosyal bağlantıya sahip olmamasıyla ilişkili bir deneyimdir.
Duygusal yoksunluk ise insanların arasında olunsa bile kişinin temel duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığını hissetmesiyle ilgilidir.
Örneğin bir kişinin yanında partneri olabilir.
Partneri onunla aynı evde yaşayabilir.
Birlikte yemek yiyebilir, seyahat edebilir ve günlük hayatı paylaşabilirler.
Ancak kişi zor bir gün geçirdiğinde partnerine:
“Bugün gerçekten çok zorlandım. Biraz yanımda olmanı istiyorum.”
dediğinde karşılığında sürekli olarak:
“Abartıyorsun.”
“Bunu kafana takma.”
“Herkesin sorunları var.”
gibi cevaplar alıyorsa kişi ilişkinin içinde bile duygusal olarak yalnız hissedebilir.
Duygusal Yoksunluğun Üç Temel Boyutu
Şema Terapi açısından duygusal yoksunluk genellikle birkaç temel duygusal ihtiyacın yeterince karşılanmaması üzerinden ele alınır.
1. Şefkat ve İlgi Yoksunluğu
Kişi kendisine yeterince ilgi gösterilmediğini veya duygularının önemsenmediğini hissedebilir.
Örneğin üzgün olduğunda birinin:
“Ne oldu? Anlatmak ister misin?”
diye sormasına ihtiyaç duyabilir.
Ancak böyle bir yaklaşımı nadiren deneyimlemiş olabilir.
2. Empati Yoksunluğu
Kişi anlaşılmadığını hissedebilir.
Bir olayın kendisi için neden önemli olduğunu anlatmasına rağmen karşısındaki kişi bunu küçümseyebilir.
Örneğin:
“Benim için gerçekten önemliydi.”
dediğinde:
“Bunun neresi önemli?”
cevabını alabilir.
Zamanla kişi duygularının anlaşılmayacağına inanabilir.
3. Korunma ve Rehberlik Yoksunluğu
Kişi zorlandığında birinin yanında olmasına, destek vermesine veya yol göstermesine ihtiyaç duyabilir.
Ancak çocuklukta:
“Ne olursa olsun kendin hallet.”
mesajını almışsa yetişkinlikte yardım istemekte zorlanabilir.
Her şeyi tek başına yapmak zorunda olduğunu düşünebilir.
“Ben Her Şeyi Kendim Yapmak Zorundayım”
Duygusal yoksunluk şemasının önemli sonuçlarından biri aşırı bağımsızlık olabilir.
Kişi yardım istemeyi zayıflık olarak görebilir.
Bir sorunu olduğunda:
“Kimseye ihtiyacım yok.”
diyebilir.
Ancak bunun altında bazen:
“Zaten ihtiyaç duyduğumda kimse yanımda olmayacak.”
inancı bulunabilir.
Bu nedenle kişi yardım istemeyi öğrenmek yerine ihtiyaçlarını bastırmayı öğrenmiş olabilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Çocuklukta Nasıl Oluşur?
Çocuklukta duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmaması bu şemanın gelişiminde önemli rol oynayabilir.
Örneğin ebeveynler fiziksel ihtiyaçları karşılıyor olabilir.
Çocuk düzenli olarak okula gönderiliyor, besleniyor ve korunuyor olabilir.
Ancak duyguları hakkında çok az konuşuluyor olabilir.
Çocuk üzüldüğünde:
“Ağlama.”
korktuğunda:
“Korkacak bir şey yok.”
zorlandığında:
“Bunu kendin hallet.”
deniyor olabilir.
Bu durumda çocuk fiziksel olarak bakım görüyor olsa bile duygusal olarak yeterince görülmediğini hissedebilir.
Duygusal İhmal Her Zaman Kötü Ebeveynlik Anlamına Gelmez
Burada önemli bir ayrım vardır.
Duygusal yoksunluk şemasının bulunması, ebeveynlerin mutlaka sevgisiz veya kötü insanlar olduğu anlamına gelmez.
Bazı ebeveynler çocuklarını çok sever ancak duyguları ifade etme konusunda zorlanabilir.
Bazıları kendi çocukluklarında da duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığı bir ortamda büyümüş olabilir.
Bazıları yoğun iş yükü, ekonomik problemler, psikolojik sorunlar veya aile içindeki başka güçlükler nedeniyle çocuğun duygusal dünyasına yeterince ulaşamamış olabilir.
Çocuğun deneyimi ile ebeveynin niyeti aynı şey değildir.
Bir ebeveyn:
“Ben çocuğumu çok seviyorum.”
diyebilir.
Çocuk ise:
“Ama ben sevildiğimi hissedemedim.”
diyebilir.
Şema Terapi açısından önemli olan çocuğun temel duygusal ihtiyaçlarının nasıl deneyimlendiğidir.
Çocukken “Güçlü Olmak Zorundaydım”
Bazı çocuklar küçük yaşta yaşlarından daha fazla sorumluluk almak zorunda kalabilir.
Ailenin sorunlarıyla ilgilenebilir.
Kendi duygularını geri plana atabilir.
Anne veya babasının duygusal ihtiyaçlarını karşılayan kişi hâline gelebilir.
Bu durumda çocuk zamanla:
“Benim ihtiyaçlarım önemli değil.”
mesajını öğrenebilir.
Yetişkin olduğunda ise sürekli başkalarını düşünen, yardım eden ve güçlü görünen biri olabilir.
Ancak kendi ihtiyaçları söz konusu olduğunda ne istediğini bilemeyebilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Olan Kişi Neden Sürekli Güçlü Görünebilir?
Çünkü güçlü olmak bazen kişinin geliştirdiği bir baş etme biçimidir.
“Kimse bana yardım etmeyecekse kendim halletmeliyim.”
“Kimse beni anlamıyorsa duygularımı kendim yönetmeliyim.”
“Kimseye ihtiyacım olmadığını göstermeliyim.”
Bu yaklaşım kısa vadede kişiyi güçlü hissettirebilir.
Ancak uzun vadede kişi duygusal ihtiyaçlarının farkına varmakta ve bunları başkalarına ifade etmekte zorlanabilir.
“Kimse Beni Gerçekten Anlamıyor” Düşüncesi
Duygusal yoksunluk şemasının en sık görülen ifadelerinden biri:
“Kimse beni gerçekten anlamıyor.”
cümlesidir.
Kişi çevresindeki insanların söylediklerini dinlemediğini değil, daha derin bir anlamda kendisine ulaşamadığını hissedebilir.
Örneğin:
“Beni dinliyor ama ne hissettiğimi anlamıyor.”
“Bana tavsiye veriyor ama benim neye ihtiyacım olduğunu sormuyor.”
“Yanımda ama duygusal olarak yanımda değil.”
gibi bir deneyim yaşayabilir.
İhtiyaç Duymak Neden Bu Kadar Zor Gelebilir?
Duygusal yoksunluk şeması olan kişi kendi ihtiyaçlarını ifade etmeyi öğrenmemiş olabilir.
Örneğin:
“Bana sarılmana ihtiyacım var.”
“Şu anda çözüm istemiyorum, sadece beni dinlemeni istiyorum.”
“Bugün yanımda olmanı istiyorum.”
“Bunu tek başıma yapmakta zorlanıyorum.”
gibi cümleleri söylemek kişiye son derece zor gelebilir.
Çünkü ihtiyaç ifade etmek onun zihninde:
“Muhtaç olmak.”
“Zayıf görünmek.”
“Karşımdaki kişiyi rahatsız etmek.”
gibi anlamlara gelebilir.
Duygusal İhtiyaçları Söylemeden Karşılanmasını Beklemek
Bazen kişi ihtiyaçlarını açıkça söylemez ancak karşısındaki insanın bunları kendiliğinden anlamasını bekler.
Örneğin üzgün olduğunda sessizleşir.
Partneri neden sessiz olduğunu sorduğunda:
“Bir şey yok.”
der.
Ancak içinden:
“Beni gerçekten sevseydi zaten neye ihtiyacım olduğunu anlardı.”
diye düşünebilir.
Bu durum ilişkide hayal kırıklığını artırabilir.
Çünkü karşıdaki kişinin kişinin zihnini okuyabilmesi mümkün değildir.
“Beni Sevseydi Bunu Bilirdi”
Duygusal yoksunluk yaşayan bazı kişiler sevginin bir göstergesi olarak karşı tarafın ihtiyaçlarını kendiliğinden anlamasını bekleyebilir.
Bu nedenle:
“Beni sevseydi arardı.”
“Beni sevseydi neye ihtiyacım olduğunu anlardı.”
“Beni gerçekten önemseseydi ben söylemeden fark ederdi.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Ancak sağlıklı ilişkilerde duygusal ihtiyaçların açık biçimde ifade edilmesi önemlidir.
Bir insanın sizi sevmesi, bütün ihtiyaçlarınızı söylemeden anlayabileceği anlamına gelmez.
Duygusal Yoksunluk Şeması İlişkileri Nasıl Etkiler?
Duygusal yoksunluk şeması özellikle romantik ilişkilerde güçlü biçimde ortaya çıkabilir.
Kişi partnerinden yoğun ilgi bekleyebilir.
Partnerinin duygusal olarak yanında olmasını isteyebilir.
Partnerinin kendisini anlamadığını düşündüğünde büyük hayal kırıklığı yaşayabilir.
Ancak bazı kişiler bunun tam tersini yapar.
İhtiyaçlarını tamamen bastırır ve partnerinden hiçbir şey istemez.
Dışarıdan bakıldığında bağımsız görünür.
İç dünyasında ise:
“Keşke biri benim neye ihtiyacım olduğunu fark etse.”
duygusu olabilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Olan Kişi Neden Duygusal Olarak Ulaşılamayan İnsanları Seçebilir?
Duygusal yoksunluk şemasının ilişkiler üzerindeki en dikkat çekici etkilerinden biri, kişinin kendisine ihtiyaç duyduğu duygusal yakınlığı veremeyen partnerlere tekrar tekrar yönelmesidir.
Bu durum ilk bakışta oldukça çelişkili görünür.
Kişi aslında:
“Beni anlayan, ilgilenen, yanımda olan birini istiyorum.”
demektedir.
Ancak ilişkilerinde sürekli olarak duygularını paylaşmakta zorlanan, mesafeli, yoğun çalışan, bağlanmaktan kaçınan veya partnerinin ihtiyaçlarına yeterince yanıt vermeyen insanları seçebilir.
Bunun birkaç nedeni olabilir.
Tanıdık Olanın Güvenli Sanılması
Çocuklukta duygusal olarak mesafeli bir ebeveynle büyüyen kişi için duygusal mesafe yetişkinlikte “normal” ilişki biçimi gibi gelebilir.
Yakınlık gösteren biri başlangıçta fazla yoğun, fazla ilgili veya hatta rahatsız edici gelebilir.
Mesafeli biri ise:
“Onunla aramızdaki ilişki bana daha tanıdık geliyor.”
hissi yaratabilir.
Bu nedenle kişi bilinçli olarak kötü bir partner seçmek istemese bile geçmişte öğrendiği ilişki biçimine benzeyen insanlara çekilebilir.
“Beni Sevmiyor” Dediği Kişiden Ayrılamamak
Bazen kişi partnerinin kendisine yeterince ilgi göstermediğini açıkça görür.
Ancak ilişkiden ayrılmak son derece zor olabilir.
Çünkü ilişkinin içinde yalnızca mevcut partner yoktur.
Aynı zamanda kişinin geçmişten taşıdığı:
“Belki bu kez beni gerçekten sevecek.”
beklentisi de vardır.
Kişi partnerinden beklediği ilgiyi aldığında yalnızca bugünkü ihtiyacı karşılanmış olmaz.
Geçmişte karşılanmamış duygusal ihtiyacının da telafi edileceğini hissedebilir.
Bu nedenle bazı ilişkiler kişinin beklediğinden çok daha güçlü bir duygusal anlam kazanabilir.
Duygusal Yoksunluk ve Sürekli İlgi İhtiyacı
Duygusal yoksunluk şeması her zaman duygusal mesafe şeklinde görünmez.
Bazı kişiler tam tersine yoğun ilgi ve yakınlık arayabilir.
Partnerinin:
- sürekli mesaj atmasını,
- kendisiyle ilgilenmesini,
- duygularını sormasını,
- sevgisini sık sık göstermesini,
- yanında olmasını
isteyebilir.
Partnerin ilgisi azaldığında ise çok güçlü bir boşluk yaşayabilir.
Bu noktada kişinin ihtiyacı gerçek olabilir.
Ancak bazen geçmişteki duygusal yoksunluk nedeniyle bugünkü ilişkiden beklenen güvence miktarı da artabilir.
“Beni Neden Aramadı?”
Partnerin birkaç saat mesaj atmaması bazı kişiler için sıradan bir durum olabilir.
Duygusal yoksunluk şeması aktif olduğunda ise bu olay daha büyük bir anlam kazanabilir:
“Demek ki beni düşünmüyor.”
“Artık eskisi kadar önemsemiyor.”
“Benim ihtiyaçlarım onun için önemli değil.”
“Yine yalnız kaldım.”
Burada yaşanan duygu yalnızca o anki mesajlaşma ile ilgili olmayabilir.
Geçmişteki “ihtiyacım olduğunda kimse yok” deneyimi bugünkü olayı daha yoğun hâle getirebilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması ve Öfke
Karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar bazen üzüntüden çok öfke şeklinde ortaya çıkabilir.
Kişi:
“Benimle neden ilgilenmiyorsun?”
“Beni neden anlamıyorsun?”
“Senin için hiç önemli değil miyim?”
gibi tepkiler verebilir.
Aslında öfkenin altında çoğu zaman:
“Beni görmeni ve yanımda olmanı istiyorum.”
gibi daha kırılgan bir ihtiyaç bulunabilir.
Bu nedenle yalnızca öfkeye odaklanmak yerine öfkenin altında hangi duygusal ihtiyacın olduğunu anlamak önemlidir.
Öfkenin Altındaki Kırgınlık
Duygusal yoksunluk yaşayan bir kişi partnerine:
“Sen zaten hiçbir zaman yanımda olmuyorsun.”
diyebilir.
Bu cümlenin altında bazen:
“Keşke bana daha fazla sarılsan.”
“Keşke beni dinlesen.”
“Keşke zorlandığımda yanımda olduğunu hissettirebilsen.”
gibi daha temel ihtiyaçlar olabilir.
Bu ihtiyaçlar doğrudan ifade edilmediğinde karşılıklı suçlama döngüsü başlayabilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması ve Bağımlı İlişki Örüntüleri
Bazı kişiler ihtiyaçlarının karşılanacağı umuduyla ilişkilerine aşırı yatırım yapabilir.
Partnerinin davranışlarını sürekli takip edebilir.
Mesajlara verilen süreyi hesaplayabilir.
Partnerinin ses tonundaki değişiklikleri analiz edebilir.
Bir tartışmadan sonra uzun süre partnerinin kendisini sevip sevmediğini düşünmeye devam edebilir.
Burada yalnızca “fazla ilgi istemek” söz konusu olmayabilir.
Kişinin zihninde çok daha temel bir soru vardır:
“Bu kez gerçekten ihtiyaç duyduğumda biri yanımda olacak mı?”
Duygusal Yoksunluk ile Terk Edilme Şeması Aynı mı?
Hayır.
Bu iki şema birbirine benzeyebilir ancak temel korkuları farklıdır.
Terk edilme şemasında kişinin temel korkusu sevdiği kişinin onu bırakması, uzaklaşması veya ilişkinin sona ermesidir.
Duygusal yoksunluk şemasında ise kişi ilişkisi devam etse bile yeterince anlaşılmayacağını, ilgi görmeyeceğini, şefkat ve duygusal destek alamayacağını hissedebilir.
Örneğin:
“Beni bırakmasından korkuyorum.”
terk edilme temasına daha yakındır.
“Beni bırakmayacağını biliyorum ama beni gerçekten anlayacağını düşünmüyorum.”
ise duygusal yoksunluk temasına daha yakındır.
İki şema aynı kişide birlikte de bulunabilir.
Duygusal Yoksunluk ile Sosyal İzolasyon Arasındaki Fark
Sosyal izolasyon şemasında kişi daha çok:
“Ben diğer insanlardan farklıyım ve hiçbir yere ait değilim.”
duygusunu yaşayabilir.
Duygusal yoksunlukta ise:
“Beni anlayan ve duygusal ihtiyaçlarımı karşılayan biri yok.”
teması ön plandadır.
Bu nedenle kişi sosyal olarak çevresinin içinde olabilir ancak duygusal olarak yoksunluk yaşayabilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Olan Kişi Neden İhtiyaçlarını Bastırır?
Kişi geçmişte ihtiyaçlarını ifade ettiğinde karşılık alamadıysa bir süre sonra ihtiyaç duymamayı öğrenebilir.
Örneğin çocuk:
“Anne, benimle biraz oynar mısın?”
dediğinde sürekli reddedildiyse zamanla istemeyi bırakabilir.
Yetişkin olduğunda ise:
“Kimseye ihtiyacım yok.”
“Ben zaten kendi kendime yeterim.”
“Birinden bir şey istemeyi sevmiyorum.”
diyebilir.
Ancak insanın duygusal ihtiyaçları ortadan kalkmış değildir.
Sadece kişi onları ifade etmekten vazgeçmiş olabilir.
“Hiçbir Şeye İhtiyacım Yok” Gerçekten Doğru mu?
Bazen kişinin aşırı bağımsızlığı dışarıdan güçlü bir kişilik özelliği gibi görünür.
Ancak şu soruyu sormak önemlidir:
“Gerçekten ihtiyacım olmadığı için mi istemiyorum, yoksa ihtiyacım olsa bile karşılanmayacağını düşündüğüm için mi istemiyorum?”
Bu iki durum birbirinden oldukça farklıdır.
Duygusal Yoksunluk Şeması Nasıl Fark Edilir?
Kişi aşağıdaki cümlelerin birkaçını kendisine yakın buluyorsa duygusal yoksunluk örüntüsü açısından kendisini değerlendirebilir:
- “İnsanlar beni dinliyor ama gerçekten anlamıyor.”
- “Zor zamanlarımda kendimi yalnız hissediyorum.”
- “İhtiyaçlarımı kimse fark etmiyor.”
- “Her şeyi kendim yapmak zorundayım.”
- “Birinden yardım istemek bana çok zor geliyor.”
- “Partnerim beni seviyor ama duygusal olarak bana ulaşamıyor.”
- “İnsanlara ihtiyaç duyduğumu göstermekten çekiniyorum.”
- “Birinin beni gerçekten önemsemesine çok ihtiyaç duyuyorum.”
- “İlişkilerimde sürekli daha fazla yakınlık arıyorum.”
- “İçimde bir türlü dolmayan bir duygusal boşluk var.”
Duygusal Yoksunluk Şeması Değişebilir mi?
Evet.
Duygusal yoksunluk kişinin kaderi değildir.
Ancak şemanın değişmesi yalnızca “daha fazla insanla görüşmek” veya “daha sosyal olmak” anlamına gelmez.
Öncelikle kişinin hangi duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığını fark etmesi gerekir.
Örneğin kişi kendisine şu soruları sorabilir:
- Ben zorlandığımda gerçekten neye ihtiyaç duyuyorum?
- Karşımdaki kişiden ne bekliyorum?
- İhtiyacımı açıkça ifade ediyor muyum?
- Yoksa karşımdaki kişinin bunu kendiliğinden anlamasını mı bekliyorum?
- Yardım istediğimde neden rahatsız oluyorum?
- Yakınlık gördüğümde bunu kabul etmek benim için kolay mı?
Şema Terapi Duygusal Yoksunluk Şemasında Nasıl Çalışır?
Şema Terapi’de kişinin geçmişte karşılanmamış duygusal ihtiyaçları ile bugün yaşadığı ilişkiler arasındaki bağlantı ele alınabilir.
Çocuklukta hangi duyguların görülmediği, kişinin nasıl bir bakım ve ilgi deneyimi yaşadığı, ihtiyaçlarını ifade ettiğinde ne olduğu ve yetişkinlikte benzer ilişki örüntülerinin nasıl tekrarlandığı incelenebilir.
Ayrıca kişinin şemayla baş etmek için geliştirdiği davranışlar üzerinde de çalışılabilir.
Bazı kişiler ihtiyaçlarını sürekli talep eder.
Bazıları ihtiyaçlarını tamamen bastırır.
Bazıları ise kendisini duygusal olarak ulaşılması zor insanlara yakınlaştırır.
Terapi sürecinde amaç kişinin:
“Benim duygusal ihtiyaçlarım gereksiz.”
inancından uzaklaşıp:
“Duygusal ihtiyaçlarım var ve bunları sağlıklı biçimde fark edip ifade edebilirim.”
noktasına yaklaşabilmesidir.
Duygusal İhtiyaçları Fark Etmek Neden Bu Kadar Önemlidir?
Duygusal yoksunluk şemasının değişmesinde önemli adımlardan biri kişinin kendi ihtiyaçlarını tanımayı öğrenmesidir.
Çünkü bazı insanlar yıllarca başkalarının ihtiyaçlarını anlamaya çalışırken kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi öğrenememiş olabilir.
Örneğin:
- “Herkesin işi yoğun, benim de idare etmem gerekir.”
- “Bunu söyleyerek karşımdakini üzmeyeyim.”
- “Benim sorunum çok önemli değil.”
- “Başkalarının benden daha büyük problemleri var.”
gibi düşünceler kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını sürekli ertelemesine neden olabilir.
Oysa bir ihtiyacın var olması, başka birinin ihtiyacından daha önemli olduğu anlamına gelmez.
Duygusal İhtiyaç ile Talep Aynı Şey Değildir
Sağlıklı bir ilişkide duygusal ihtiyaçların fark edilmesi, karşıdaki kişinin her talebi yerine getirmek zorunda olduğu anlamına gelmez.
Örneğin bir kişi:
“Zor bir gün geçirdim ve biraz ilgiye ihtiyacım var.”
diyebilir.
Bu bir ihtiyaç ifadesidir.
Karşı tarafın:
“Şu an ben de çok yorgunum ama yarım saat sonra seni dinleyebilirim.”
demesi de sağlıklı bir sınır olabilir.
Buradaki amaç ihtiyaçların her zaman ve eksiksiz karşılanması değil, ihtiyaçların ilişkide görünür hâle gelmesidir.
Sağlıklı Bir İlişkide Duygusal İhtiyaçlar Nasıl Konuşulur?
Duygusal yoksunluk şeması olan kişi bazen ihtiyacını doğrudan söylemek yerine karşı tarafın davranışından bunu anlamasını bekleyebilir.
Bunun yerine daha açık bir iletişim kurulabilir.
Örneğin:
“Şu anda çözüm aramıyorum. Sadece beni biraz dinlemeni istiyorum.”
“Bugün kendimi yalnız hissediyorum. Akşam biraz birlikte vakit geçirmek bana iyi gelir.”
“Bu konuda senden tavsiye değil, anlayış bekliyorum.”
“Şu anda sarılmaya ve yanında olduğunu hissetmeye ihtiyacım var.”
Bu tür ifadeler karşıdaki kişinin kişinin ihtiyacını anlamasını kolaylaştırır.
Duygusal Yoksunlukta “Zihin Okuma” Beklentisi
İlişkilerde sık görülen bir döngü şudur:
- Kişinin bir duygusal ihtiyacı vardır.
- İhtiyacını açıkça ifade etmez.
- Partnerinin bunu kendiliğinden anlamasını bekler.
- Partner ihtiyacı fark etmez.
- Kişi hayal kırıklığı yaşar.
- “Beni gerçekten önemsemiyor.” diye düşünür.
- Partnerden daha fazla uzaklaşır veya öfkelenir.
Bu döngü tekrarlandıkça kişi kendi şemasının doğrulandığını düşünür.
Oysa başlangıçta karşılanmayan ihtiyaç ile ifade edilmeyen ihtiyaç arasında önemli bir fark olabilir.
Duygusal Yoksunluk Şemasında “Beklenti” ile “Gerçeklik” Ayrımı
Şema aktif olduğunda kişi bazen geçmişte yaşadığı duygusal yoksunluğu bugünkü ilişkisine taşıyabilir.
Örneğin partneri o gün gerçekten ilgisiz olabilir.
Ancak kişinin verdiği duygusal tepki yalnızca bugünkü olayın büyüklüğüyle açıklanamayacak kadar yoğun olabilir.
Çünkü bugünkü olay eski bir duyguyu tetiklemiş olabilir.
Bu nedenle şu ayrım yararlı olabilir:
“Şu anda gerçekten ne oluyor ve bunun bende çağrıştırdığı eski duygu ne?”
Bu soru kişinin geçmiş ile bugün arasındaki sınırı fark etmesine yardımcı olabilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması ve Çocukluk Anıları
Şema Terapi çalışmasında bazı çocukluk anıları özellikle önem kazanabilir.
Örneğin kişinin hastalandığı bir dönemde nasıl karşılandığı, korktuğunda kime gittiği, ağladığında nasıl tepki gördüğü veya başarısız olduğunda desteklenip desteklenmediği incelenebilir.
Çocuğun zihninde:
“Üzüldüğümde biri benimle ilgileniyor.”
veya:
“Üzüldüğümde yalnız kalıyorum.”
şeklinde bir öğrenme oluşabilir.
Bu öğrenmeler yetişkinlikte otomatik biçimde yeniden ortaya çıkabilir.
Çocuklukta Duygusal İhmalin Sessizliği
Duygusal ihmal bazen fiziksel veya açık bir travma kadar kolay fark edilmez.
Çocuk kötü muamele görmemiş olabilir.
Ailesi onu sevebilir.
Evde büyük çatışmalar olmayabilir.
Ancak çocuk yine de duygusal olarak yeterince görülmemiş olabilir.
Örneğin ailede:
- duygular hakkında konuşulmaması,
- üzüntünün hemen bastırılması,
- başarıya fazla önem verilmesi,
- çocuğun “güçlü” olması beklenmesi,
- duygusal ihtiyaçların küçümsenmesi
çocuğun kendi iç dünyasını paylaşmasını zorlaştırabilir.
“Ailem Beni Seviyordu, O Zaman Neden Böyle Hissediyorum?”
Bu soru oldukça önemlidir.
Bir kişinin ailesi tarafından sevilmiş olması ile duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmış olması aynı şey değildir.
Sevgi vardır ancak sevginin ifade edilme biçimi kişinin ihtiyaç duyduğu şekilde olmayabilir.
Örneğin bir ebeveyn çocuğunun geleceği için çok çalışabilir, onun eğitimine yatırım yapabilir ve fiziksel ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilir.
Ancak çocuk:
“Beni dinleyen kimse yoktu.”
“Korktuğumda sarılacak birini bulamazdım.”
“Üzüldüğümde hemen güçlü olmam beklenirdi.”
diyebilir.
Bu iki deneyim aynı anda doğru olabilir.
Duygusal Yoksunluk Şeması ile Özdeğer Arasındaki İlişki
Duygusal ihtiyaçları uzun süre karşılanmayan kişi zamanla kendi ihtiyaçlarının önemli olmadığına inanabilir.
“Benim duygularım kimse için önemli değil.”
“Benim ihtiyaçlarım fazla.”
“İnsanları kendimden uzaklaştırmamak için bir şey istememeliyim.”
Bu düşünceler kişinin özdeğer algısını da etkileyebilir.
Kişi zamanla yalnızca:
“Kimse beni anlamıyor.”
demekle kalmayıp:
“Demek ki anlaşılmaya değer biri değilim.”
sonucuna da ulaşabilir.
Bu nedenle duygusal yoksunluk şeması üzerinde çalışırken kişinin kendisine verdiği değerin de ele alınması önemlidir.
Duygusal Yoksunluk Şeması ve Kırılganlık
Bir kişinin gerçek yakınlık kurabilmesi için zaman zaman kırılganlığını gösterebilmesi gerekir.
“Korkuyorum.”
“Üzüldüm.”
“Buna ihtiyacım var.”
“Tek başıma baş etmekte zorlanıyorum.”
demek kırılganlık içerebilir.
Duygusal yoksunluk şeması olan kişi ise kırılganlığın karşılıksız kalacağından korkabilir.
Bu nedenle güçlü görünmeyi seçebilir.
Ancak sürekli güçlü görünmek, başkalarının kişinin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamasını da zorlaştırabilir.
Yakınlık Kurmak ile Muhtaç Olmak Aynı Şey Değildir
Bu ayrım özellikle önemlidir.
Bir insana ihtiyaç duymak otomatik olarak bağımlı olmak anlamına gelmez.
Bir ilişkide:
- destek istemek,
- duyguları paylaşmak,
- yakınlık aramak,
- zor zamanlarda yardım istemek
sağlıklı ilişkinin parçaları olabilir.
Sağlıklı bağımsızlık:
“Her şeyi tek başıma yapmak zorundayım.”
demek değildir.
Daha çok:
“Gerektiğinde kendi başıma hareket edebilirim; gerektiğinde de başkalarından destek isteyebilirim.”
anlamına gelir.
Duygusal Yoksunluk Şemasını Değiştirmek İçin Küçük Bir Çalışma
Gün içinde kendinizi yalnız veya anlaşılmamış hissettiğiniz bir anı seçin.
Ardından şu dört soruyu yazabilirsiniz:
- Ne oldu?
- Ne hissettim?
- O anda aslında neye ihtiyacım vardı?
- Bu ihtiyacımı karşımdaki kişiye açıkça ifade ettim mi?
Örneğin:
Ne oldu? Partnerim eve geldiğinde benimle fazla konuşmadı.
Ne hissettim? Kırıldım ve yalnız hissettim.
Neye ihtiyacım vardı? Biraz ilgi ve yakınlık.
İfade ettim mi? Hayır. Sessizleşip onun anlamasını bekledim.
Bu çalışma kişinin “kimse beni anlamıyor” düşüncesini otomatik olarak kabul etmek yerine ilişkinin içinde kendi ihtiyaçlarının nasıl ifade edildiğini fark etmesine yardımcı olabilir.
Sonuç: Duygusal Olarak Görülmek Bir İhtiyaçtır
Duygusal yoksunluk şeması kişinin hayatında görünmez bir yalnızlık yaratabilir.
İnsanların arasında olabilir ama kendisini anlaşılmamış hissedebilir.
Sevilebilir ama sevildiğini hissedemeyebilir.
Yardım alabilir ama ihtiyacı olan desteği alamadığını düşünebilir.
Bir ilişkisi olabilir ama ilişkinin içinde duygusal olarak tek başına kalabilir.
Bu nedenle:
“Hayatımda insanlar var ama neden hâlâ yalnız hissediyorum?”
sorusu bazen yalnızca sosyal çevrenin büyüklüğüyle açıklanamaz.
Asıl mesele kişinin duygusal ihtiyaçlarının fark edilip edilmediği, ifade edilip edilmediği ve ilişkiler içinde ne ölçüde karşılandığı olabilir.
Duygusal ihtiyaçlara sahip olmak zayıflık değildir.
Birinin sizi dinlemesini istemek, anlaşılmaya ihtiyaç duymak, şefkat görmek istemek veya zorlandığınızda destek aramak insan olmanın doğal parçalarıdır.
Önemli olan bütün ihtiyaçlarımızın başkaları tarafından karşılanmasını beklemek değil; ihtiyaçlarımızı tanıyabilmek, onları sağlıklı biçimde ifade edebilmek ve ilişkilerimizde karşılıklı duygusal bağ kurabilmektir.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak ile Duygusal Yoksunluk Şeması Üzerine Değerlendirme
Kendinizi uzun süredir anlaşılmamış, duygusal olarak yalnız veya ilişkilerinizin içinde bile tek başına hissediyorsanız, bu deneyimlerin altında yatan psikolojik örüntülerin değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak tarafından yapılan psikiyatrik değerlendirmede kişinin çocukluk deneyimleri, aile ilişkileri, romantik ilişkileri, duygusal ihtiyaçları, bağlanma biçimi ve tekrarlayan ilişki örüntüleri birlikte ele alınabilir.
Gerekli durumlarda psikoterapi sürecinde geçmişte karşılanmamış duygusal ihtiyaçların bugünkü ilişkiler üzerindeki etkisi, ihtiyaçları ifade etme güçlüğü, aşırı bağımsızlık veya yoğun yakınlık arayışı gibi örüntüler üzerinde çalışılabilir.
Bazen insanın ihtiyacı daha fazla insan değildir.
İhtiyacı olan, kendisini gerçekten gören ve duygusal olarak yanında olan ilişkiler kurabilmektir.
Duygusal Yoksunluk Şeması ile Karıştırılabilecek Durumlar
Her “kimse beni anlamıyor” düşüncesi duygusal yoksunluk şeması anlamına gelmez.
Bazen kişi gerçekten duygusal olarak desteklenmediği bir ilişkinin içinde olabilir. Bazen depresyon, sosyal kaygı, travmatik deneyimler veya ilişki sorunları da kişinin kendisini yalnız ve anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir.
Bu nedenle tek bir belirtiye bakarak kişinin kendisinde duygusal yoksunluk şeması bulunduğu sonucuna varmak doğru değildir.
Depresyon ile Duygusal Yoksunluk Arasındaki Fark
Depresyonda kişi yalnızca ilişkilerinde değil, hayatın birçok alanında ilgi, keyif ve motivasyon kaybı yaşayabilir.
Duygusal yoksunluk şemasında ise temel sorun daha çok:
“Duygusal olarak ihtiyaç duyduğum şeyleri insanlardan alamıyorum.”
teması etrafında şekillenebilir.
Sosyal Kaygı ile Duygusal Yoksunluk Arasındaki Fark
Sosyal kaygıda kişinin temel korkusu başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmek, eleştirilmek veya küçük düşürülmek olabilir.
Duygusal yoksunlukta ise kişi insanlarla iletişim kurabilse bile:
“Beni gerçekten anlayacak ve duygusal olarak yanımda olacak biri yok.”
hissini taşıyabilir.
İki durum aynı kişide birlikte de görülebilir.
Gerçek Bir Duygusal İhmal ile Şema Arasındaki Fark
Bazen kişinin içinde bulunduğu ilişkide gerçekten duygusal ihmal vardır.
Örneğin partner sürekli olarak kişinin duygularını küçümsüyor, ihtiyaçlarını görmezden geliyor veya hiçbir şekilde duygusal destek vermiyorsa kişinin yalnız hissetmesi yalnızca geçmişten gelen bir şema ile açıklanmamalıdır.
Bu nedenle terapi sürecinde hem kişinin geçmişten getirdiği örüntüler hem de bugün içinde bulunduğu ilişkinin gerçek özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Duygusal Yoksunluk Şeması Ne Zaman Profesyonel Destek Gerektirir?
Duygusal olarak yalnız hissetmek zaman zaman herkesin yaşayabileceği bir deneyimdir.
Ancak bu duygu uzun süredir devam ediyor ve kişinin ilişkilerini, işlevselliğini veya yaşam kalitesini belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Özellikle şu durumlarda destek alınması düşünülebilir:
- İlişkileriniz olduğu hâlde sürekli yalnız hissediyorsanız,
- Kimsenin sizi gerçekten anlamadığına inanıyorsanız,
- İhtiyaçlarınızı ifade etmekte ciddi biçimde zorlanıyorsanız,
- Yardım istemekten kaçınıyorsanız,
- Her şeyi tek başınıza yapmak zorunda olduğunuzu hissediyorsanız,
- İlişkilerinizde sürekli daha fazla ilgi ve yakınlık arıyorsanız,
- Tekrarlayan biçimde duygusal olarak ulaşılması zor kişileri seçiyorsanız,
- İlişkilerinizde yoğun kırgınlık ve öfke yaşıyorsanız,
- Çocukluk deneyimlerinizin bugünkü ilişkilerinizi belirlediğini düşünüyorsanız,
- Yalnızlık ve anlaşılmama hissi depresif belirtilere veya yoğun kaygıya eşlik ediyorsa.
Duygusal Yoksunluk Şemasında Temel Hedef
Duygusal yoksunluk şemasını çalışmanın amacı kişinin sürekli olarak başkalarından ilgi istemesi değildir.
Amaç, kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve bu ihtiyaçları sağlıklı ilişkiler içerisinde ifade edebilmesidir.
Sağlıklı noktada kişi şunu söyleyebilir:
“Benim de anlaşılmaya, desteklenmeye ve yakınlığa ihtiyacım var. Bunları istemem beni zayıf yapmaz.”
Aynı zamanda:
“Karşımdaki insan her ihtiyacımı her zaman karşılayamayabilir. Bu, benim değersiz olduğum veya sevilmediğim anlamına gelmez.”
Bu iki düşünce arasındaki denge, sağlıklı yetişkin ilişkilerinin önemli parçalarından biridir.
Son Bir Soru: Gerçekten Kimse Beni Anlamıyor mu?
Duygusal yoksunluk şeması aktif olduğunda zihnin verdiği cevap çoğu zaman çok kesindir:
“Hayır. Kimse beni anlamıyor.”
Ancak daha faydalı soru şudur:
“Beni anlamalarını sağlayacak kadar kendimi gösterebiliyor muyum ve duygusal ihtiyacımı ifade edebiliyor muyum?”
Çünkü bazen kişi anlaşılmayı çok istemesine rağmen kendisini göstermeye korkar.
İhtiyaçlarını saklar.
Üzüldüğünde “bir şeyim yok” der.
Yardıma ihtiyacı olduğunda “ben hallederim” der.
Yakınlık istediğinde geri çekilir.
Sonra da:
“Kimse beni anlamıyor.”
diye düşünür.
Bu döngüyü fark etmek değişimin başlangıç noktalarından biri olabilir.
Çünkü bazen mesele gerçekten kimsenin bizi anlayamaması değil, uzun yıllar boyunca kendimizi anlaşılmaya izin vermeyecek kadar korumuş olmamızdır.
Özet
Duygusal yoksunluk şeması, kişinin sevgi, ilgi, empati, şefkat, destek ve duygusal yakınlık gibi temel ihtiyaçlarının yeterince karşılanmayacağına dair derin bir örüntüdür.
Bu şema çocuklukta duyguların yeterince görülmemesi, ihtiyaçların küçümsenmesi, aşırı bağımsızlığın teşvik edilmesi veya çocuğun duygusal olarak yalnız kalması gibi deneyimlerle gelişebilir.
Yetişkinlikte ise “kimse beni gerçekten anlamıyor”, “her şeyi kendim yapmak zorundayım”, “ihtiyaçlarımı söylersem karşımdaki uzaklaşır” veya “ilişkim var ama kendimi yalnız hissediyorum” şeklinde kendisini gösterebilir.
Şema Terapi yaklaşımında kişinin geçmiş deneyimleri ile bugünkü ilişkileri arasındaki bağlantı ele alınarak daha sağlıklı duygusal ihtiyaç farkındalığı ve ilişki biçimleri geliştirilebilir.
Duygusal ihtiyaçlarınızın olması bir zayıflık değildir.
Bir insanın sizi anlamasını istemek de fazla şey istemek değildir.
Önemli olan, ihtiyaçlarınızı tanımayı, onları açıkça ifade etmeyi ve bu ihtiyaçlara karşılık verebilen sağlıklı ilişkileri seçmeyi öğrenebilmektir.
