Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

Kusurluluk / Utanç Şeması Nedir? “Beni Gerçekten Tanısalar Beni Sevmezler”

Kusurluluk / Utanç Şeması Nedir? “Beni Gerçekten Tanısalar Beni Sevmezler”

“İnsanlar beni iyi biri sanıyor ama beni gerçekten tanısalar aslında ne kadar kusurlu olduğumu görürler.”

Bazı insanlar dışarıdan bakıldığında özgüvenli, başarılı, sosyal ve hatta oldukça mükemmel görünebilir. Ancak iç dünyalarında kendileriyle ilgili çok daha farklı bir düşünce taşıyabilirler:

“Aslında yeterince iyi değilim.”

“Bende diğer insanların görmediği bir sorun var.”

“Beni gerçekten tanısalar beni sevmezler.”

“Bir gün gerçek yüzüm ortaya çıkacak.”

Bu düşünceler yalnızca zaman zaman yaşanan bir özgüven eksikliği olmayabilir. Kişinin kendisiyle ilgili derin ve tekrarlayan bir yetersizlik, kusurluluk veya utanma hissi varsa kusurluluk/utanç şeması ile ilişkili bir örüntü söz konusu olabilir.

Şema Terapi açısından kusurluluk şeması, kişinin kendisini temelde kusurlu, yetersiz, değersiz, istenmeyen veya sevgiye layık olmayan biri gibi hissetmesiyle karakterize edilen önemli şemalardan biridir.

Kusurluluk Şeması Nedir?

Kusurluluk şeması, kişinin kendisiyle ilgili temel düzeyde bir problem veya eksiklik olduğuna dair derin inanç ve duygusal örüntüdür.

Kişi bilinçli olarak her zaman:

“Ben kusurluyum.”

demeyebilir.

Bunun yerine bu düşünce daha çok bir his şeklinde yaşanabilir.

Örneğin kişi bir ortama girdiğinde kendisini diğer insanlardan daha yetersiz hissedebilir. Bir ilişkiye başladığında karşı tarafın zamanla kendisindeki “kusuru” fark edeceğinden korkabilir. Başarılı olduğunda bile başarısının gerçek kapasitesini yansıtmadığını düşünebilir.

Bu nedenle kusurluluk şeması çoğu zaman şu düşüncelerle kendisini gösterebilir:

  • “Bende temel olarak yanlış bir şey var.”
  • “Diğer insanlar benden daha iyi.”
  • “Ben yeterince iyi değilim.”
  • “Beni gerçekten tanısalar beni sevmezler.”
  • “Bir gün ne kadar yetersiz olduğumu anlayacaklar.”
  • “Kusurlarımı insanlardan saklamalıyım.”
  • “Eleştirilirsem ne kadar yetersiz olduğum ortaya çıkar.”

Kusurluluk Şeması ile Düşük Özgüven Aynı Şey midir?

Hayır.

Düşük özgüven kişinin belirli alanlarda kendisine güvenmemesi veya kendisini yeterince başarılı görmemesi şeklinde ortaya çıkabilir.

Örneğin bir kişi:

“İş konusunda kendime güvenmiyorum.”

diyebilir.

Kusurluluk şemasında ise sorun daha derindedir.

Kişi belirli bir konuda başarısız olduğunu düşünmekten ziyade:

“Benim kendimde temel bir sorun var.”

hissini taşıyabilir.

Bu nedenle kişi işinde başarılı olsa, ilişkileri iyi gitse ve çevresinden olumlu geri bildirimler alsa bile kendisini temelde kusurlu hissetmeye devam edebilir.

“Beni Gerçekten Tanısalar Beni Sevmezler”

Kusurluluk şemasının en karakteristik düşüncelerinden biri budur.

“İnsanlar beni şu anda seviyor çünkü beni yeterince tanımıyorlar.”

Kişi kendisiyle ilgili bazı özellikleri saklayabilir.

Geçmişte yaptığı bir hata, fiziksel görünüşü, kişilik özellikleri, başarısızlıkları, ilişkileri veya kendisinde utanç yaratan başka bir özelliği nedeniyle reddedileceğine inanabilir.

Bu nedenle yakın ilişkiler bile tehdit edici hâle gelebilir.

Çünkü yakınlık arttıkça kişinin zihnindeki şu korku da artabilir:

“Beni daha yakından tanıyor. Biraz daha tanırsa gerçek beni görecek.”

Kusurluluk Şeması Olan Kişi Neden Kendini Saklar?

Kişi kendisiyle ilgili bazı özelliklerin kabul edilemez olduğuna inanıyorsa bunları başkalarından gizlemeye çalışabilir.

Örneğin:

  • hatalarını gizleyebilir,
  • zayıf yönlerini göstermemeye çalışabilir,
  • duygularını bastırabilir,
  • başarısız olduğu alanlardan bahsetmekten kaçınabilir,
  • bedeni veya görünüşü konusunda aşırı hassas olabilir,
  • eleştiri alabileceği ortamlardan uzaklaşabilir.

Bu davranışların altında çoğu zaman:

“Kendimi gösterirsem reddedilirim.”

inancı bulunabilir.

Yakınlık Neden Bazen Korkutucu Olabilir?

Kusurluluk şeması olan kişi aslında yakın bir ilişkiyi çok isteyebilir.

Sevilmek, anlaşılmak ve kabul edilmek ister.

Ancak yakınlık aynı zamanda bir tehdit yaratabilir.

Çünkü yakınlık arttıkça kişinin sakladığı yönlerinin ortaya çıkacağını düşünebilir.

Bu nedenle kişi bazen bir ilişkiyi isterken aynı anda ilişkiden kaçabilir.

Birine yaklaşır.

Karşı tarafın kendisini sevdiğini fark eder.

Sonra zihninde şu düşünce belirir:

“Beni daha fazla tanırsa fikri değişecek.”

Bu düşünce kişinin duygusal olarak geri çekilmesine neden olabilir.

Kusurluluk Şeması ve Utanç

Kusurluluk şemasında utanç duygusu önemli bir yer tutabilir.

Suçluluk çoğunlukla:

“Yanlış bir şey yaptım.”

duygusuyla ilişkilidir.

Utanç ise daha çok:

“Ben yanlışım.”

hissine yaklaşabilir.

Bu ayrım oldukça önemlidir.

Bir hata yapan kişi:

“Hatalı davrandım ve bunu düzeltebilirim.”

diyebilir.

Kusurluluk şeması güçlü olan kişi ise:

“Ben zaten kötü veya yetersiz biriyim.”

sonucuna ulaşabilir.

“Benim Neyim Var?”

Kusurluluk şemasında kişi kendisini sürekli inceleyebilir.

Diğer insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü değerlendirebilir.

Bir konuşmadan sonra:

  • “Acaba saçma mı konuştum?”
  • “Beni garip bulmuş olabilir mi?”
  • “Acaba bende bir tuhaflık olduğunu fark etti mi?”
  • “Beni yeterince zeki buldu mu?”

gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Kişi dışarıdan aldığı olumlu geri bildirimleri kabul etmekte zorlanabilir.

Örneğin birisi:

“Sen gerçekten çok başarılısın.”

dediğinde kişi:

“Beni yeterince tanımıyor.”

diye düşünebilir.

Bu nedenle olumlu geri bildirim şemayı değiştirmekte beklenildiği kadar etkili olmayabilir.

Övgü Almak Neden Rahatsız Edebilir?

Kusurluluk şeması olan bazı kişiler övgü aldığında rahatlamak yerine huzursuz olabilir.

Çünkü övgü ile kişinin kendisi hakkındaki inancı arasında bir çatışma oluşur.

Karşıdaki kişi:

“Çok güzelsin.”

dediğinde kişi içinden:

“Gerçekten beni görse bunu söylemezdi.”

diyebilir.

Bu nedenle kişinin dışarıdan aldığı olumlu geri bildirimler ile içerideki kendilik algısı arasında büyük bir fark oluşabilir.

Kusurluluk Şeması Nasıl Oluşur?

Kusurluluk şeması genellikle kişinin çocukluk ve ergenlik dönemindeki deneyimleriyle ilişkilidir.

Çocuğun sürekli eleştirilmesi, utandırılması, küçümsenmesi, başkalarıyla kıyaslanması veya olduğu hâliyle kabul edilmediğini hissetmesi bu şemanın gelişmesine katkıda bulunabilir.

Örneğin çocuk:

“Sen neden kardeşin gibi değilsin?”

“Sen bunu da beceremedin.”

“İnsanların yanında böyle davranılmaz.”

“Senden utanıyorum.”

gibi mesajları tekrar tekrar alıyorsa zamanla yalnızca davranışının eleştirildiğini değil, kendisinin kabul edilmediğini hissedebilir.

Çocuklukta Sürekli Kıyaslanmak

Kardeşlerle, arkadaşlarla veya akrabalarla sürekli kıyaslanmak çocuğun kendisini değerlendirme biçimini etkileyebilir.

“Bak arkadaşın ne kadar başarılı.”

“Kardeşin senden daha güzel.”

“Sen neden onun kadar sosyal değilsin?”

gibi ifadeler zamanla çocuğun kendi özelliklerini kabul etmesini zorlaştırabilir.

Çocuk:

“Olduğum hâlimle yeterli değilim.”

sonucuna ulaşabilir.

Sevgi ile Başarı Arasında Bağ Kurulması

Bazı çocuklar sevginin ve kabulün başarıya bağlı olduğunu öğrenebilir.

Başarılı olduğunda ilgi görür.

Başarısız olduğunda eleştirilir veya hayal kırıklığıyla karşılaşır.

Çocuk zamanla:

“İyi olduğum sürece seviliyorum.”

diye öğrenebilir.

Yetişkinlikte ise başarısızlık yalnızca bir başarısızlık olmaktan çıkar.

Kişinin zihninde:

“Başarısızsam değerli değilim.”

anlamına gelebilir.

Bu noktada kusurluluk şeması ile mükemmeliyetçilik arasında güçlü bir bağlantı ortaya çıkabilir.

Kusurluluk Şeması ile Mükemmeliyetçilik Arasındaki İlişki

Mükemmeliyetçilik bazen yalnızca başarılı olma isteği gibi görünür. Ancak bazı kişiler için mükemmel olmaya çalışma, başarının kendisinden çok daha derin bir ihtiyacı karşılamaya çalışıyor olabilir:

“Kusurlarım görünmezse reddedilmem.”

Kişi hata yapmamak için aşırı çalışabilir, yaptığı işi defalarca kontrol edebilir veya küçük bir hatayı bile büyük bir başarısızlık olarak değerlendirebilir.

Çünkü hata onun zihninde yalnızca:

“Bu işi yanlış yaptım.”

anlamına gelmeyebilir.

Bunun yerine:

“Demek ki gerçekten yetersizim.”

anlamına gelebilir.

“Hata Yaparsam Herkes Yetersiz Olduğumu Anlayacak”

Kusurluluk şeması güçlü olan bir kişi hata yapmaya karşı olağandışı derecede hassas olabilir.

İş yerinde yaptığı küçük bir hata saatlerce zihnini meşgul edebilir.

Bir toplantıda söylediği yanlış bir cümleyi günlerce düşünebilir.

Bir sunumdan sonra insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü tekrar tekrar değerlendirebilir.

Bu durumda hata korkusunun altında yalnızca başarısızlık korkusu değil, ifşa olma korkusu da bulunabilir.

“Bir hata yaptım ve artık herkes aslında ne kadar yetersiz olduğumu görecek.”

Kusurluluk Şeması ve Eleştiriye Aşırı Duyarlılık

Eleştiri herkes için rahatsız edici olabilir. Ancak kusurluluk şeması olan kişi eleştiriyi kişiliğine yönelik bir saldırı gibi yaşayabilir.

Örneğin yöneticisi:

“Bu raporda birkaç noktayı yeniden düzenleyelim.”

dediğinde kişi bunu:

“Yaptığım iş kötü.”

olarak algılayabilir.

Daha da önemlisi:

“Ben kötü bir çalışanım.”

sonucuna ulaşabilir.

Yani davranışa yönelik geri bildirim, kişinin benlik algısına yönelik bir tehdit hâline gelebilir.

Eleştirilmek ile Reddedilmek Arasındaki Bağ

Kusurluluk şeması olan kişinin zihninde eleştiri ile reddedilme arasında güçlü bir bağlantı bulunabilir.

Bu nedenle:

“Beni eleştirirse artık beni sevmeyecek.”

“Hatasını gördüyse benim hakkımdaki fikri değişecek.”

“Benden memnun değilse beni terk edebilir.”

gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Bu nedenle kişi eleştiriden kaçınmak için kendisini sürekli kontrol edebilir.

Kusurluluk Şeması ve Sosyal Kaygı

Kusurluluk şeması sosyal kaygı ile birlikte görülebilir.

Sosyal kaygısı olan kişi başkalarının kendisini olumsuz değerlendirmesinden korkabilir.

Kusurluluk şeması ise bu korkunun altında:

“Çünkü gerçekten yeterince iyi değilim.”

şeklinde daha derin bir inanç oluşturabilir.

Bu nedenle kişi sosyal ortamlarda yalnızca “rezil olmaktan” değil, kendisiyle ilgili kusurun ortaya çıkmasından korkabilir.

Kalabalıkta Olup Kendini Eksik Hissetmek

Kişi sosyal bir ortama girdiğinde diğer insanların kendisinden daha iyi, daha güzel, daha başarılı veya daha ilgi çekici olduğunu düşünebilir.

Bir süre sonra çevresindeki insanları gözlemlemek yerine kendisini sürekli değerlendirmeye başlayabilir.

“Nasıl görünüyorum?”

“Sesim garip mi çıkıyor?”

“Yeterince akıllı görünüyor muyum?”

“Benim hakkımda ne düşünüyorlar?”

Bu sürekli öz-izleme, sosyal ortamda rahatlamayı daha da zorlaştırabilir.

Kusurluluk Şeması ve Romantik İlişkiler

Kusurluluk şeması romantik ilişkilerde oldukça güçlü biçimde tetiklenebilir.

Çünkü romantik yakınlık, kişinin kendisini daha fazla göstermesini gerektirir.

Kişi partnerinin kendisini gerçekten tanımasını ister.

Aynı zamanda bundan korkar.

İlişki ilerledikçe:

“Başlangıçta beni idealize etti ama zamanla gerçek beni görecek.”

düşüncesi ortaya çıkabilir.

Partnerin küçük bir eleştirisi bile bu korkuyu güçlendirebilir.

“Beni Neden Hâlâ Seviyor?”

Bazı kişiler için ilginç bir durum ortaya çıkabilir: Partnerleri onları sevdiğinde bile bunu kabul etmekte zorlanabilirler.

Partner:

“Seni olduğun gibi seviyorum.”

dediğinde kişi:

“Henüz beni yeterince tanımıyor.”

diye düşünebilir.

Partner olumlu özelliklerini söylediğinde ise:

“Bunu gerçekten kastetmiyor.”

şeklinde yorumlayabilir.

Bu nedenle kişinin dışarıdan aldığı sevgi ile içeride hissettiği kusurluluk arasında büyük bir uyumsuzluk oluşabilir.

İlişkide Sürekli Güvence Aramak

Kusurluluk şeması bazı kişilerde sürekli güvence arama davranışına yol açabilir.

Örneğin:

  • “Beni hâlâ seviyor musun?”
  • “Benden sıkıldın mı?”
  • “Sence güzel miyim?”
  • “Benimle ilgili kötü düşündüğün bir şey var mı?”
  • “Beni başkalarından daha mı çok seviyorsun?”

gibi sorular sıklaşabilir.

Güvence kısa süreli rahatlama sağlayabilir.

Ancak kişinin temel “ben kusurluyum” inancı değişmediği sürece rahatlama kalıcı olmayabilir.

Güvence Neden Kısa Süreli Rahatlatır?

Örneğin kişi partnerine:

“Beni gerçekten seviyor musun?”

diye sorar.

Partner:

“Evet, seni çok seviyorum.”

der.

Kişi birkaç saat rahatlar.

Ancak daha sonra:

“Bunu sadece beni rahatlatmak için söyledi.”

veya:

“Beni gerçekten tanımıyor.”

diye düşünmeye başlayabilir.

Bu nedenle aynı güvenceye tekrar tekrar ihtiyaç duyabilir.

Kusurluluk Şeması ve Kıyaslama

Kusurluluk şeması olan kişi kendisini başkalarıyla sık sık karşılaştırabilir.

Ancak kıyaslama çoğu zaman objektif değildir.

Kişi başkasının:

  • başarısını,
  • görünüşünü,
  • sosyal çevresini,
  • ilişkisini,
  • özgüvenini

kendi iç dünyasıyla karşılaştırabilir.

Karşısındaki kişinin yalnızca görünen tarafını görürken kendisinin bütün kusurlarını bildiği için sonuç genellikle kendi aleyhine olur.

“Herkes benden daha iyi.”

hissi bu şekilde güçlenebilir.

Sosyal Medya Kusurluluk Şemasını Nasıl Tetikleyebilir?

Sosyal medya bu karşılaştırma döngüsünü daha da güçlendirebilir.

Kişi başkalarının başarılarını, tatillerini, ilişkilerini, fiziksel görünümlerini ve sosyal hayatlarını görür.

Ancak kendi hayatını değerlendirirken yalnızca dışarıdan görünen kısmını değil, bütün kaygılarını, hatalarını, başarısızlıklarını ve güvensizliklerini bilir.

Bu nedenle:

“Herkes hayatını çok iyi yaşıyor, bir sorun bende.”

sonucuna ulaşabilir.

Kusurluluk Şeması Olan Kişi Neden Başarılı Olduğu Hâlde Kendini Yetersiz Hisseder?

Çünkü başarı ile kendilik değeri birbirinden ayrılmamış olabilir.

Kişi başarılı olduğunda:

“Bu sefer şanslıydım.”

“Bunu herkes yapabilirdi.”

“Henüz gerçek kapasitem ortaya çıkmadı.”

diye düşünebilir.

Başarısız olduğunda ise:

“İşte gerçek halim ortaya çıktı.”

sonucuna ulaşabilir.

Bu nedenle başarılar şemayı zayıflatmazken başarısızlıklar şemayı çok güçlü biçimde doğrulayabilir.

“Sahtekârlık” Hissi ve Kusurluluk

Bazı kişiler başarılarına rağmen kendilerini adeta bir sahtekâr gibi hissedebilir.

“Aslında bu kadar başarılı değilim.”

“Bir gün herkes benim yeterince iyi olmadığımı anlayacak.”

“Şu ana kadar şansım yaver gitti.”

Bu düşünceler kişinin başarılarını içselleştirmesini zorlaştırabilir.

Başarı arttıkça rahatlamak yerine üzerindeki baskı da artabilir.

“Şimdi daha da başarılı olmak zorundayım; yoksa herkes gerçekte ne kadar yetersiz olduğumu anlayacak.”

Bu döngü zamanla tükenmişliğe ve yoğun performans baskısına yol açabilir.

Kusurluluk Şeması Kişinin Günlük Hayatını Nasıl Etkiler?

Kusurluluk şeması yalnızca kişinin kendisi hakkındaki düşüncelerini değil, günlük yaşamda verdiği kararları ve insanlarla kurduğu ilişkileri de etkileyebilir.

Kişi sürekli olarak kendisini değerlendirdiği için basit bir olay bile zihinsel olarak yorucu hâle gelebilir.

Bir toplantıya girmeden önce ne söyleyeceğini defalarca düşünebilir.

Bir mesaj gönderdikten sonra karşı tarafın nasıl yorumladığını tekrar tekrar kontrol edebilir.

Bir iş teslim ettikten sonra yaptığı hataları düşünmeye devam edebilir.

Birisi kendisine baktığında bile:

“Acaba hakkımda kötü bir şey mi düşünüyor?”

diye düşünebilir.

Böylece kişinin zihinsel enerjisinin önemli bir bölümü kendisini değerlendirmeye ve olası reddedilme işaretlerini aramaya harcanabilir.

Kusurluluk Şeması ve Erteleme

Kusurluluk şeması bazen erteleme davranışının altında da bulunabilir.

İlk bakışta kişi tembel veya motivasyonsuz gibi görünebilir.

Ancak bazen kişi işe başlamaktan kaçınır çünkü başarısız olma ihtimali onun için yalnızca bir sonuç değildir.

Başarısızlık:

“Yetersiz olduğumu kanıtlayacak.”

anlamına gelebilir.

Bu nedenle kişi işe başlamayarak geçici olarak kendisini koruyabilir.

Fakat iş ertelendikçe stres artar ve sonunda gerçekten performansı düşebilir.

Bu da:

“Gördün mü, zaten yeterince iyi değilim.”

şeklinde şemayı yeniden güçlendirebilir.

Kusurluluk Şeması ve Başarısızlık Korkusu

Başarısızlık korkusu bazı kişilerde başarısızlığın kendisinden çok, başarısızlığın kişinin kimliği hakkında ne söyleyeceğiyle ilgilidir.

Örneğin bir sınavdan düşük not almak:

“Bu sınava yeterince hazırlanamadım.”

şeklinde değerlendirilebileceği gibi:

“Ben yeterince zeki değilim.”

şeklinde de yorumlanabilir.

İkinci yorum çok daha ağırdır çünkü olaydan doğrudan kişinin kimliğine geçiş yapılmaktadır.

Kusurluluk Şeması ve Kendini Sabotaj

Bazen kişi farkında olmadan kendisini başarısızlığa götüren davranışlarda bulunabilir.

Örneğin önemli bir işe son anda başlayabilir, hazırlığını eksik bırakabilir veya başarılı olabileceği bir fırsattan kaçabilir.

Bunun altında:

“Nasıl olsa başarısız olacağım.”

veya:

“Başarılı olursam bu kez beklentiler daha da yükselecek.”

gibi düşünceler bulunabilir.

Bu nedenle kusurluluk şeması yalnızca kişinin kendisini kötü hissetmesine değil, potansiyelini kullanmasını engelleyen davranışlara da yol açabilir.

Kusurluluk Şeması Olan Kişi Neden Kendisine Çok Sert Davranır?

Kişinin içindeki eleştirel ses zamanla dışarıdan duyduğu eleştirilerin içselleştirilmiş bir biçimine dönüşebilir.

Bir hata yaptığında kendisine:

  • “Nasıl bunu da beceremedin?”
  • “Ne kadar dikkatsizsin.”
  • “Yine rezil oldun.”
  • “Herkes senden daha iyi.”

gibi ifadeler kullanabilir.

Başka bir insana söylemeyeceği kadar ağır sözleri kendisine söylemesi mümkündür.

Bu nedenle kusurluluk şemasının tedavisinde yalnızca “olumlu düşünmek” değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin de değişmesi önemlidir.

İç Eleştirmen ile Sağlıklı İç Ses Arasındaki Fark

Sağlıklı iç ses hata karşısında:

“Bu istediğim gibi olmadı. Buradan ne öğrenebilirim?”

diyebilir.

Aşırı eleştirel iç ses ise:

“Zaten sen hiçbir şeyi doğru yapamıyorsun.”

diyebilir.

İlk yaklaşım davranışa odaklanır.

İkinci yaklaşım kişinin bütün benliğini hedef alır.

Aradaki fark küçük gibi görünse de psikolojik açıdan oldukça önemlidir.

Kusurluluk Şeması ve Beden Algısı

Kusurluluk şeması bazı kişilerde beden görünümüyle ilgili yoğun memnuniyetsizlik şeklinde de kendisini gösterebilir.

Kişi bedenindeki belirli bir özelliği sürekli inceleyebilir veya başkalarının da aynı kusuru fark ettiğine inanabilir.

“Burnum çok büyük.”

“Kilom yüzünden insanlar beni beğenmiyor.”

“Cildim düzgün değil.”

“Bende diğer insanlarda olmayan bir problem var.”

Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Yoğun beden görünümü kaygısı, kişinin görünümünü olduğundan çok daha kusurlu algılaması veya görünümle ilgili tekrarlayan kontrol davranışları varsa yalnızca kusurluluk şeması açısından değerlendirilmemelidir. Beden algısıyla ilişkili başka psikolojik durumlar da söz konusu olabilir.

Kusurluluk Şeması ve Cinsellik

Kişinin kendisini kusurlu veya yetersiz hissetmesi cinsel yaşamını da etkileyebilir.

Özellikle bedeniyle ilgili utanç yaşayan kişi yakınlık sırasında rahatlamakta zorlanabilir.

Partnerinin bedenini nasıl değerlendirdiğini sürekli takip edebilir.

“Beni çekici buluyor mu?”

“Bedenimdeki kusuru fark etti mi?”

“Benden daha güzel insanlarla birlikte olabilir.”

gibi düşünceler cinsel yakınlığın doğal akışını bozabilir.

Bu durumda kişi yakınlık yaşarken bile kendisini gözlemlemeye devam edebilir.

Kusurluluk Şeması ile Kaçınma Davranışları

Kişi kendisini kusurlu hissettiğinde onu tetikleyen ortamlardan uzaklaşabilir.

Örneğin:

  • fotoğraf çektirmek istememek,
  • kalabalık ortamlardan kaçınmak,
  • yeni insanlarla tanışmamak,
  • romantik ilişkiye başlamaktan çekinmek,
  • topluluk önünde konuşmamak,
  • başvuru veya iş fırsatlarını ertelemek,
  • eleştirilme ihtimali olan ortamlardan uzak durmak

kişiye kısa vadede rahatlama sağlayabilir.

Ancak kaçınma davranışı kişinin korktuğu şeyle güvenli biçimde karşılaşmasını engellediği için uzun vadede şemayı sürdürebilir.

Kusurluluk Şeması ve Aşırı Telafi

Şema Terapi açısından kişi kusurluluk duygusuyla her zaman geri çekilerek baş etmez.

Bazen tam tersine, kusurlu hissettiği yönlerini telafi etmek için aşırı çaba gösterebilir.

Örneğin kişi kendisini yetersiz hissettiği için:

  • çok çalışabilir,
  • aşırı başarılı olmaya çalışabilir,
  • mükemmel görünmeye uğraşabilir,
  • statü ve başarıya aşırı önem verebilir,
  • başkalarının hayranlığını kazanmaya çalışabilir.

Dışarıdan bakıldığında kişi son derece özgüvenli görünebilir.

Ancak iç dünyasında:

“Yeterince başarılı olursam kimse kusurlarımı fark etmez.”

düşüncesi bulunabilir.

Çok Özgüvenli Görünen Biri de Kusurluluk Şemasına Sahip Olabilir mi?

Evet.

Şemaların her zaman dışarıdan görünen davranışlarla aynı yönde olması gerekmez.

Bazı kişiler kusurluluk hissinden kaçınmak için kendilerini diğerlerinden üstün göstermeye çalışabilir.

Başarılarını, zekâlarını, fiziksel özelliklerini veya sosyal statülerini öne çıkarabilirler.

Bu durumda dışarıdan görünen özgüvenin altında kırılgan bir kendilik algısı bulunabilir.

Bu nedenle yalnızca kişinin kendisi hakkında ne söylediğine bakarak psikolojik yapısı hakkında kesin bir sonuca varmak doğru değildir.

Kusurluluk Şeması ve “Mükemmel Olmalıyım” Baskısı

Kişi kusurlarını kabul etmekte zorlandığında yaşamı sürekli bir performans sınavına dönüşebilir.

İyi görünmelidir.

Başarılı olmalıdır.

Hata yapmamalıdır.

Herkes tarafından sevilmelidir.

Her zaman kontrollü görünmelidir.

Çünkü zihnin arka planında şu inanç bulunabilir:

“Ancak kusursuz olursam kabul edilebilirim.”

Oysa sağlıklı özdeğer, insanın yalnızca başarılı veya kusursuz olduğu zaman değerli olmasına dayanmaz.

İnsan hata yapabilir, başarısız olabilir, eleştirilebilir ve yine de değerli bir insan olarak kalabilir.

Kusurluluk Şemasını Fark Etmek İçin Kendinize Sorabileceğiniz Sorular

Kendinizi aşağıdaki sorularla değerlendirebilirsiniz:

  1. İnsanların beni gerçekten tanıması beni korkutuyor mu?
  2. Bir gün “gerçek halimin” ortaya çıkacağından endişe ediyor muyum?
  3. Hatalarımı kişiliğimin bir kanıtı gibi mi görüyorum?
  4. Övgü aldığımda bunu kabul etmekte zorlanıyor muyum?
  5. Eleştirildiğimde yalnızca davranışımı değil, kendimi bütünüyle kötü mü hissediyorum?
  6. Başkalarıyla kendimi sürekli karşılaştırıyor muyum?
  7. Sevilmek için mükemmel olmam gerektiğine inanıyor muyum?
  8. İnsanların beni reddetmemesi için kendimi olduğumdan farklı göstermeye çalışıyor muyum?
  9. Başarısız olduğumda “yetersizim” düşüncesi hemen ortaya çıkıyor mu?
  10. Kendime karşı başkalarına olduğumdan çok daha sert mi davranıyorum?

Bu soruların birkaçına “evet” demek tek başına kusurluluk şeması tanısı anlamına gelmez. Ancak kişinin kendisiyle ilgili kalıcı bir kusurluluk ve utanç hissi taşıyıp taşımadığını düşünmesi açısından bir başlangıç noktası olabilir.

Kusurluluk Şeması Değiştirilebilir mi?

Kusurluluk şeması kişinin karakterinin değişmez bir parçası değildir.

Yıllardır kendisini yetersiz, kusurlu veya kabul edilmesi zor biri gibi hisseden bir kişi, bu duygunun çok güçlü olması nedeniyle:

“Ben zaten böyleyim.”

diye düşünebilir.

Ancak şema, kişinin kimliğiyle aynı şey değildir.

Şema; geçmiş deneyimlerin, öğrenilmiş düşüncelerin, duyguların ve davranış biçimlerinin zaman içinde birbirini güçlendirmesiyle oluşan bir örüntüdür.

Bu nedenle fark edilebilir, sorgulanabilir ve zaman içinde değiştirilebilir.

Şema Terapi Kusurluluk Şemasını Nasıl Ele Alır?

Şema Terapi, kişinin yalnızca bugün yaşadığı problemi değil, bu problemin altında yatan daha derin örüntüleri anlamaya çalışır.

Kusurluluk şeması üzerinde çalışırken kişinin:

  • çocukluk deneyimleri,
  • ebeveynleriyle ilişkileri,
  • eleştirilme ve utandırılma deneyimleri,
  • ilişki geçmişi,
  • kendisine yönelik eleştirel düşünceleri,
  • kaçınma davranışları,
  • mükemmeliyetçi davranışları,
  • ilişkilerde tekrar eden örüntüleri

birlikte değerlendirilebilir.

Amaç yalnızca:

“Ben kusurlu değilim.”

şeklinde olumlu bir düşünce oluşturmaya çalışmak değildir.

Daha derindeki şu deneyimin oluşması hedeflenir:

“Kusurlarım olabilir ve yine de kabul edilebilir, sevilebilir ve değerli bir insan olabilirim.”

Çocuklukta Karşılanmayan İhtiyaçları Anlamak

Şema Terapi açısından kişinin geçmişini anlamak, geçmişte yaşananları sürekli analiz etmek anlamına gelmez.

Önemli olan, geçmişteki deneyimlerin bugün kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkiyi nasıl etkilediğini fark etmektir.

Örneğin çocuklukta sürekli eleştirilen bir kişi bugün küçük bir eleştiri karşısında neden bu kadar yoğun utanç yaşadığını anlamakta zorlanabilir.

Terapi sürecinde şu bağlantı kurulabilir:

“Bugünkü eleştiri yalnızca bugünkü olay değil. Geçmişte çok sık yaşadığım ‘yeterince iyi değilim’ duygusunu da tetikliyor.”

Bu farkındalık, kişinin bugünkü deneyimini geçmişten ayırmasına yardımcı olabilir.

Kusurluluk Hissini Tetikleyen Durumları Fark Etmek

Şema her zaman aktif değildir.

Bazı durumlarda kişi kendisini oldukça iyi hissederken bazı durumlarda yoğun biçimde kusurlu veya yetersiz hissedebilir.

Örneğin:

  • eleştirilmek,
  • reddedilmek,
  • başarısız olmak,
  • başkalarıyla kıyaslanmak,
  • romantik ilişkide mesafe yaşamak,
  • fiziksel görünümle ilgili bir yorum duymak,
  • başarılı bir insanla karşılaşmak

şemayı tetikleyebilir.

Tetikleyicileri fark etmek kişinin:

“Neden böyle hissediyorum?”

sorusuna daha anlamlı bir cevap vermesini sağlayabilir.

Şema Aktif Olduğunda Hangi Mod Ortaya Çıkıyor?

Şema Terapi’de kişinin aynı şema karşısında farklı şekillerde tepki verebileceği kabul edilir.

Kişi bazen kusurluluk hissini doğrudan yaşayabilir.

Bazen bu histen kaçabilir.

Bazen de tam tersine kendisini aşırı başarılı, üstün veya kusursuz göstermeye çalışabilir.

Bu nedenle aynı kişinin farklı zamanlarda birbirinden çok farklı davranması mümkündür.

1. Kusurlu Hisseden Taraf

Kişi kendisini gerçekten yetersiz, değersiz veya kabul edilmez hissedebilir.

“Bende bir sorun var.”

2. Kaçınan Taraf

Kişi kusurluluk hissini tetikleyecek ortamlardan uzaklaşabilir.

İlişki kurmaktan, görünür olmaktan, başarısız olabileceği işlerden veya eleştiriden kaçınabilir.

3. Aşırı Telafi Eden Taraf

Kişi kusurluluk hissini bastırmak için aşırı başarılı, güçlü, kontrollü veya mükemmel olmaya çalışabilir.

Bu durumda dışarıdan çok özgüvenli görünen bir kişinin iç dünyasında ciddi bir yetersizlik hissi bulunabilir.

Kendine Şefkat Neden Önemlidir?

Kusurluluk şeması olan kişi çoğu zaman kendisine karşı çok serttir.

Hata yaptığında kendisini aşağılayabilir.

Başarısız olduğunda kendisine anlayış göstermek yerine kendisini suçlayabilir.

Oysa sağlıklı bir yetişkin tutumu:

“Hata yaptım ama bu benim bütün değerimi belirlemiyor.”

şeklinde olabilir.

Kendine şefkat, kişinin bütün hatalarını onaylaması veya kendisini geliştirmekten vazgeçmesi anlamına gelmez.

Daha çok, hata ve eksiklik karşısında kendisine insanî bir anlayışla yaklaşabilmesi anlamına gelir.

“Kusurlarım Var” Demek ile “Ben Kusurluyum” Demek Arasındaki Fark

Bu iki cümle birbirine benzese de psikolojik olarak oldukça farklıdır.

“Kusurlarım var.”

Bu cümle insan olmanın doğal bir parçasını kabul eder.

Herkesin güçlü ve zayıf yönleri olabilir.

“Ben kusurluyum.”

ise kusuru kişinin bütün kimliğine yayar.

Birincisinde değişim mümkündür.

İkincisinde kişi kendisini temel olarak problemli kabul eder.

Şema Terapi açısından önemli hedeflerden biri bu iki yaklaşım arasındaki farkı deneyimsel olarak ortaya koyabilmektir.

İlişkilerde Daha Gerçek Olabilmek

Kusurluluk şemasının azalmasıyla kişinin ilişkilerde kendisini sürekli saklama ihtiyacı da azalabilir.

Her zaman mükemmel görünmek zorunda olmadığını fark edebilir.

Hata yaptığında bunu saklamak yerine konuşabilir.

Zayıf hissettiğinde destek isteyebilir.

Eleştirildiğinde bunu doğrudan reddedilme olarak yorumlamamayı öğrenebilir.

Ve belki de en önemlisi:

“Beni sevecek kişinin önce kusursuz hâlimi görmesi gerekmiyor.”

fikrine yaklaşabilir.

Gerçek Yakınlık Kusursuz Olmayı Gerektirmez

Sağlıklı bir ilişkide iki insanın birbirini yalnızca güçlü ve başarılı yönleriyle tanıması gerekmez.

Gerçek yakınlık, kişinin zaman zaman kırılganlığını da gösterebilmesini içerir.

Hata yapmak, üzülmek, korkmak, utanmak, başarısız olmak veya desteğe ihtiyaç duymak insan olmanın parçalarıdır.

Kişi kendisini saklamadan da sevilebileceğini deneyimledikçe kusurluluk şemasının temel varsayımı zayıflamaya başlayabilir.

“Beni gerçekten tanıdıklarında da yanımda kalabilirler.”

Bu düşünce, kusurluluk şemasının tam karşısında duran daha sağlıklı bir deneyimdir.

Kusurluluk Şeması İçin Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Kendini zaman zaman yetersiz hissetmek herkesin yaşayabileceği bir deneyimdir.

Ancak kusurluluk ve utanç hissi uzun süredir devam ediyor, kişinin ilişkilerini, iş hayatını veya sosyal yaşamını etkiliyor ve kişi kendisini sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırıyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.

Özellikle şu durumlarda destek almak düşünülebilir:

  • Sürekli olarak “yeterince iyi değilim” diye düşünüyorsanız,
  • İnsanların sizi gerçekten tanımasından korkuyorsanız,
  • Eleştiri karşısında yoğun utanç veya değersizlik hissediyorsanız,
  • Başarısızlıkları kişiliğinizin bir kanıtı olarak görüyorsanız,
  • Sürekli mükemmel olmaya çalışıyorsanız,
  • Başkalarıyla yoğun biçimde kıyaslama yapıyorsanız,
  • Romantik ilişkilerde sevilmediğinize veya terk edileceğinize dair yoğun kaygılar yaşıyorsanız,
  • İnsanların sizi reddetmemesi için sürekli kendinizi saklıyorsanız,
  • Kendinize karşı aşırı eleştirel davranıyorsanız,
  • Bu düşünceler depresyon, yoğun kaygı veya sosyal kaçınma ile birlikte görülüyorsa.

Kusurluluk Şemasında Değişimin Temel Noktası

Kusurluluk şemasının temel mesajı çoğu zaman şuna benzer:

“Olduğun hâlinle kabul edilebilir değilsin.”

Değişim ise bunun tam tersini zorla düşünmekten ibaret değildir.

Daha gerçekçi ve sağlıklı bir noktaya gelmek önemlidir:

“Eksiklerim olabilir. Hatalar yapabilirim. Bazı yönlerimi geliştirmem gerekebilir. Ama bütün bunlar beni değersiz veya sevilmeye layık olmayan bir insan yapmaz.”

İnsanın kendisiyle kurduğu ilişkinin değişmesi, başkalarının onayına duyduğu ihtiyacın da zaman içinde azalmasına yardımcı olabilir.

Çünkü amaç herkesin sizi beğenmesini sağlamak değil, herkesin sizi beğenmesine ihtiyaç duymadan kendinizi kabul edebilmeyi öğrenmektir.

Sonuç: “Beni Gerçekten Tanısalar Beni Sevmezler” Düşüncesinin Altında Ne Var?

Kusurluluk şeması olan kişinin temel sorunu çoğu zaman tek tek kusurlarından çok, bu kusurların kendisi hakkında ne anlama geldiğidir.

Bir hata:

“Hata yaptım.”

yerine:

“Ben yetersizim.”

şeklinde yorumlanabilir.

Bir eleştiri:

“Bu davranışım beğenilmedi.”

yerine:

“Ben kabul edilebilir biri değilim.”

anlamına gelebilir.

Bir ilişkide yaşanan anlaşmazlık:

“İki insan arasında bir problem çıktı.”

yerine:

“Beni tanıdıkça benim aslında sevilmeye değer biri olmadığımı anlayacak.”

şeklinde yorumlanabilir.

İşte bu nedenle kusurluluk şeması yalnızca özgüvenle ilgili değildir. Kişinin kendisiyle, yakın ilişkileriyle ve kabul edilme ihtiyacıyla yakından bağlantılı olabilir.

Şema Terapi sürecinde amaç kişinin kusurlarını inkâr etmesi değildir.

Amaç, kişinin kusurlarını kabul edebilmesine rağmen kendisini bütün olarak değersiz görmemesidir.

Çünkü insanın değerli olabilmesi için kusursuz olması gerekmez.

Ve gerçek yakınlık, insanın yalnızca en iyi taraflarının değil, bütün insanî yönlerinin görülebilmesine dayanır.

Bu nedenle bazen iyileşmenin en önemli cümlesi şudur:

“Beni gerçekten tanıdıklarında da sevebilirler. Çünkü kusurlu olmak, sevilmeye layık olmamak anlamına gelmez.”

Bu tür duyguların ilişkilerinizi, özgüveninizi veya günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkilediğini düşünüyorsanız, bir psikiyatrist veya psikoterapist tarafından yapılacak kapsamlı değerlendirme, yaşadığınız örüntüleri anlamanıza yardımcı olabilir.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak olarak psikoterapi ve psikiyatrik değerlendirme süreçlerinde kişinin yalnızca mevcut şikâyetlerini değil, bu şikâyetlerin altında yer alan düşünce, duygu ve ilişki örüntülerini de bütüncül olarak değerlendirmekteyim.

Kusurluluk Şeması Hakkında Kısaca

Kusurluluk şeması, kişinin kendisini temelde kusurlu, yetersiz, değersiz veya kabul edilmesi zor biri gibi hissetmesiyle ilişkili derin bir psikolojik örüntüdür.

Bu şemaya sahip kişi dışarıdan başarılı, özgüvenli ve sosyal görünse bile iç dünyasında kendisini sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırabilir ve bir gün “gerçek hâlinin” ortaya çıkmasından korkabilir.

Özellikle “Beni gerçekten tanısalar beni sevmezler”, “Yeterince iyi değilim” ve “Bende diğer insanların fark etmediği bir sorun var” düşünceleri belirgin olabilir.

Kusurluluk şeması çocuklukta yoğun eleştirilme, utandırılma, kıyaslanma, koşullu sevgi veya çocuğun olduğu hâliyle kabul edilmediğini hissetmesi gibi deneyimlerle gelişebilir. Yetişkinlikte ise mükemmeliyetçilik, sosyal kaygı, ilişkilerde güvence arama, kendini saklama, eleştiriye aşırı duyarlılık ve yoğun öz-eleştiri şeklinde ortaya çıkabilir.

Şema Terapi yaklaşımında amaç kişinin bütün kusurlarını ortadan kaldırması değildir. Daha sağlıklı hedef, kişinin eksiklikleri ve hataları olabileceğini kabul ederken kendisini bütünüyle değersiz veya sevilmeye layık olmayan biri olarak görmemeyi öğrenmesidir.

Kusurlarınızın olması, kusurlu bir insan olduğunuz anlamına gelmez.

Kusurluluk Şeması ile İlgili En Çok Sorulan Sorular

Kusurluluk şeması nedir?

Kusurluluk şeması, kişinin kendisinde temel bir kusur, eksiklik veya kabul edilemez bir özellik olduğuna dair kalıcı bir inanç ve duygusal örüntüdür. Kişi kendisini yeterince iyi, değerli veya sevilebilir hissetmeyebilir.

Kusurluluk şemasının en önemli belirtisi nedir?

En belirgin temalardan biri, kişinin kendisini temelde kusurlu veya yetersiz hissetmesidir. “Beni gerçekten tanısalar beni sevmezler” düşüncesi de bu şemanın sık görülen ifadelerinden biridir.

Kusurluluk şeması çocuklukta oluşur mu?

Kusurluluk şeması çoğunlukla erken dönem deneyimleriyle ilişkilidir. Sürekli eleştirilmek, utandırılmak, başkalarıyla kıyaslanmak, koşullu kabul görmek veya çocuğun duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması bu şemanın gelişimine katkıda bulunabilir.

Kusurluluk şeması ile düşük özgüven aynı şey midir?

Hayır. Düşük özgüven belirli alanlarda kişinin kendisine güvenmemesi şeklinde ortaya çıkabilir. Kusurluluk şemasında ise daha derin bir “Benim kendimde temel olarak yanlış bir şey var” hissi bulunabilir.

Kusurluluk şeması ilişkileri etkiler mi?

Evet. Kişi partnerinin kendisini yeterince tanımadığını veya zamanla kendisinden soğuyacağını düşünebilir. Sürekli güvence arama, kendini saklama, eleştiriye aşırı duyarlılık veya yakın ilişkilerden kaçınma görülebilir.

Kusurluluk şeması mükemmeliyetçiliğe neden olabilir mi?

Bazı kişiler kusurluluk hissinden kaçınmak için aşırı başarılı veya mükemmel olmaya çalışabilir. Bu durumda mükemmeliyetçilik yalnızca başarı isteği değil, kişinin kusurlarının fark edilmesini önleme çabası hâline gelebilir.

Kusurluluk şeması tedavi edilebilir mi?

Kusurluluk şeması değişmez bir kişilik özelliği değildir. Şema Terapi gibi psikoterapi yaklaşımlarıyla kişinin geçmiş deneyimleri, kendisine yönelik temel inançları, ilişki örüntüleri ve baş etme biçimleri üzerinde çalışılabilir.

Son Söz

Belki de uzun zamandır kendinizle ilgili taşıdığınız en ağır düşünce şudur:

“Beni gerçekten tanısalar beni sevmezler.”

Fakat insan ilişkilerinin önemli bir gerçeği şudur: Yakınlık, kusursuz insanların birbirini bulması değildir.

Yakınlık; iki insanın güçlü yanlarının yanında kırılganlıklarını, hatalarını, korkularını ve eksikliklerini de gösterebilmesine dayanır.

Bu nedenle amaç kendinizdeki bütün kusurları yok etmek olmayabilir.

Asıl değişim, kusurlarınızla birlikte kendinizi kabul edebilmeye başladığınızda ortaya çıkabilir.

“Evet, eksiklerim var. Hatalar yapıyorum. Bazen yeterince iyi olamıyorum. Ama bütün bunlar benim değersiz olduğum anlamına gelmiyor.”

Bu düşünce, kusurluluk şemasının söylediği “Ben kabul edilebilir değilim” mesajının karşısında daha sağlıklı bir yetişkin sesidir.

Kendinizi sürekli yetersiz, kusurlu veya sevilmeye layık değilmiş gibi hissetmeniz ilişkilerinizi, özgüveninizi veya yaşam kalitenizi etkiliyorsa profesyonel destek almak, bu duyguların altında yatan örüntüleri anlamak açısından önemli bir adım olabilir.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak olarak psikiyatrik değerlendirme ve psikoterapi süreçlerinde, kişinin yalnızca yaşadığı belirtileri değil, bu belirtilerin altında yer alan düşünce, duygu ve ilişki örüntülerini de değerlendirmekteyim.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button