Sosyal İzolasyon / Yabancılaşma Şeması Nedir? “Ben Hiçbir Yere Ait Değilim”
“İnsanların arasındayım ama sanki hiçbirine gerçekten ait değilim.”
Bazı insanlar hayatlarının belirli dönemlerinde yalnız kalabilir. Arkadaşları olabilir ama görüşmeyebilirler. Yeni bir şehre taşınabilir, yeni bir işe başlayabilir veya sosyal çevrelerinden uzaklaşabilirler.
Ancak bazı kişilerde yalnızlık bundan daha derin bir deneyimdir.
Kalabalıkların içinde bile kendilerini dışarıda hissedebilirler.
Bir arkadaş grubuna girdiklerinde:
“Bunlar birbirine ait, ben burada fazlalığım.”
diye düşünebilirler.
Yeni insanlarla tanıştıklarında:
“Onlarla benim aramda görünmeyen bir fark var.”
hissine kapılabilirler.
Hatta insanlar tarafından sevildikleri ve kabul edildikleri açıkça görülse bile içlerinde:
“Ben hiçbir yere gerçekten ait değilim.”
duygusu devam edebilir.
Şema Terapi açısından bu deneyimlerin altında sosyal izolasyon / yabancılaşma şeması bulunabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Nedir?
Sosyal izolasyon / yabancılaşma şeması, kişinin kendisini diğer insanlardan farklı, ayrı, dışarıda veya herhangi bir sosyal gruba tam olarak ait değilmiş gibi hissetmesiyle ilişkili derin bir psikolojik örüntüdür.
Bu şemada kişi yalnızca “arkadaşım yok” demeyebilir.
Daha derinde:
“Ben diğer insanlar gibi değilim.”
“Onlarla aynı dünyada değilmişim gibi hissediyorum.”
“Nereye gitsem yabancı kalıyorum.”
“Beni gerçekten anlayan kimse yok.”
“İnsanların arasında olsam bile kendimi dışarıda hissediyorum.”
gibi düşünceler ve duygular yaşayabilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şeması yalnızca fiziksel yalnızlıkla açıklanamaz.
Sosyal İzolasyon ile Yalnızlık Aynı Şey midir?
Hayır.
Yalnızlık, kişinin ihtiyaç duyduğu sosyal veya duygusal bağlantının yeterince olmamasıyla ilişkili bir deneyimdir.
Sosyal izolasyon şemasında ise kişi insanların arasında olsa bile kendisini grubun dışında hissedebilir.
Örneğin bir kişinin:
- ailesi,
- iş arkadaşları,
- arkadaşları,
- partneri
olabilir.
Fakat yine de:
“Hiçbirine gerçekten ait değilim.”
diye hissedebilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şemasında sorun bazen insanların sayısından çok aidiyet duygusuyla ilgilidir.
“Ben Diğer İnsanlar Gibi Değilim” Hissi
Sosyal izolasyon şemasının merkezinde çoğu zaman farklılık hissi bulunur.
Kişi diğer insanların:
- daha sosyal,
- daha rahat,
- daha eğlenceli,
- daha özgüvenli,
- daha başarılı,
- daha normal
olduğunu düşünebilir.
Kendisi ise grubun dışında kalmış gibi hissedebilir.
Örneğin bir arkadaş ortamında herkes sohbet ederken kişi konuşmaya katılmak istese bile:
“Ne söyleyeceğimi bilmiyorum.”
“Bunlar benim gibi düşünmüyor.”
“Burada kendimi rahat hissedemiyorum.”
diye düşünebilir.
Bir süre sonra sessizleşebilir ve bu sessizlik:
“Bak, gerçekten de diğerlerinden farklıyım.”
inancını güçlendirebilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Çocuklukta Nasıl Oluşabilir?
Çocukluk dönemindeki sosyal deneyimler, kişinin kendisini gruplar içinde nasıl konumlandıracağını etkileyebilir.
Özellikle uzun süreli dışlanma, akran zorbalığı, arkadaş gruplarına kabul edilmeme veya çocuğun kendisini ailesi içinde bile diğerlerinden farklı hissetmesi sosyal izolasyon şemasının gelişimine katkıda bulunabilir.
Örneğin bir çocuk okulda sürekli oyunlara alınmıyorsa:
“Kimse benimle oynamak istemiyor.”
diye düşünebilir.
Bu deneyim tekrarlandığında düşünce zamanla:
“Ben insanların arasına ait değilim.”
şeklinde daha genel bir inanca dönüşebilir.
Akran Zorbalığının Etkisi
Çocukluk ve ergenlik döneminde akranlar tarafından dışlanmak kişinin kendilik algısını güçlü biçimde etkileyebilir.
Çocuğun görünüşü, kilosu, konuşma biçimi, ekonomik koşulları, akademik başarısı, ailesi veya başka herhangi bir özelliği nedeniyle sürekli dışlanması:
“Bende diğer insanlardan farklı olan bir şey var.”
duygusunu oluşturabilir.
Çocuk zaman içerisinde yalnızca belirli bir grubun kendisini kabul etmediğini değil, hiçbir grubun kendisini kabul etmeyeceğini düşünmeye başlayabilir.
Bu durumda çocuklukta yaşanan sosyal deneyim yetişkinlikte de devam eden bir beklentiye dönüşebilir.
“Zaten Beni Aralarına Almazlar”
Sosyal izolasyon şemasında kişi bazen daha sosyal bir çevreye girmeyi denemeden önce sonucu tahmin eder.
“Beni aralarına almazlar.”
“Orada kendimi yabancı hissederim.”
“Kimse benimle konuşmaz.”
“Onların yanında kendimi küçük hissederim.”
Bu beklentiler kişinin sosyal ortamlara katılmasını azaltabilir.
Katılmadıkça da yeni sosyal deneyimler oluşmaz.
Sonuçta kişi:
“Gördün mü, gerçekten kimsem yok.”
diye düşünebilir.
Böylece şema kendi kendisini besleyen bir döngü oluşturabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Nasıl Bir Döngü Oluşturur?
Bu döngüyü basitçe şöyle düşünebiliriz:
- “Ben insanlara ait değilim.” düşüncesi ortaya çıkar.
- Kişi sosyal ortamda kendisini rahat hissetmez.
- Daha az konuşur veya ortamdan uzaklaşır.
- Diğer insanlar kişinin ilgisiz olduğunu düşünebilir.
- Sosyal etkileşim azalır.
- Kişi kendisini daha yalnız hisseder.
- “Zaten kimse beni istemiyor.” düşüncesi güçlenir.
Burada kişinin sosyal izolasyon hissi gerçek bir deneyime dönüşebilir; ancak başlangıçtaki temel inanç, sosyal ortamların nasıl yorumlandığını da etkilemiş olabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Sosyal Kaygı Arasındaki Fark
Sosyal izolasyon şeması ile sosyal kaygı birbirine benzeyebilir ancak aynı değildir.
Sosyal kaygıda kişinin temel korkusu çoğu zaman başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmek, küçük düşmek veya utanmaktır.
Sosyal izolasyon şemasında ise daha derin bir:
“Ben bu insanların dünyasına ait değilim.”
duygusu bulunabilir.
İki durum birlikte de görülebilir.
Kişi hem insanlara ait olmadığını düşünebilir hem de sosyal ortamda reddedilmekten veya küçük düşmekten korkabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Kusurluluk Şeması
Sosyal izolasyon ve kusurluluk şemaları da birbirini besleyebilir.
Kusurluluk şemasında kişi:
“Bende bir sorun var.”
diye düşünebilir.
Sosyal izolasyon şemasında ise:
“Ben diğer insanlardan farklıyım ve onlara ait değilim.”
hissi daha belirgindir.
Birlikte olduklarında kişi:
“Hem diğerlerinden farklıyım hem de bu yüzden kimse beni kabul etmez.”
şeklinde bir inanç geliştirebilir.
Kalabalıkta Yalnız Hissetmek
Sosyal izolasyon şemasının en zorlayıcı yönlerinden biri kişinin kalabalıkta bile yalnız hissedebilmesidir.
Bir restoranda arkadaşlarıyla oturabilir.
Bir iş toplantısına katılabilir.
Aile ziyaretinde bulunabilir.
Bir partiye gidebilir.
Ancak iç dünyasında:
“Ben aslında burada değilim.”
hissi bulunabilir.
Diğer insanların birbirleriyle doğal biçimde iletişim kurduğunu görürken kendisini dışarıdan izliyormuş gibi hissedebilir.
Bu deneyim zamanla sosyal ortamlardan daha fazla uzaklaşmasına neden olabilir.
“Kimse Beni Gerçekten Anlamıyor”
Sosyal izolasyon şemasında kişi bazen çevresindeki insanlarla arasında görünmeyen bir mesafe olduğunu hissedebilir.
İnsanlarla konuşabilir ancak:
“Beni gerçekten anlayan kimse yok.”
diye düşünebilir.
Bu düşünce bazen duygusal yoksunluk şemasıyla da kesişebilir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır.
Duygusal yoksunluk şemasında temel mesele:
“İhtiyaçlarımı kimse karşılamıyor.”
olabilir.
Sosyal izolasyon şemasında ise:
“Ben zaten diğer insanlara ait değilim.”
duygusu daha ön plandadır.
Sosyal İzolasyon Şeması Olan Kişi Neden Yeni İnsanlarla Tanışmakta Zorlanabilir?
Çünkü yeni bir sosyal ortam şemayı tetikleyebilir.
Kişi daha ilk karşılaşmada kendisini değerlendirmeye başlayabilir:
“Onlardan farklı mıyım?”
“Beni sevmezler mi?”
“Ne konuşacağım?”
“Burada kendimi garip hissedeceğim.”
Bu düşünceler kişinin doğal davranmasını zorlaştırabilir.
Kişi daha sessiz olabilir.
Göz temasından kaçınabilir.
Sohbete katılmayabilir.
Sonrasında da:
“Zaten insanlarla anlaşamıyorum.”
sonucuna ulaşabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve İçine Kapanma
İçe kapanma bazen kişiliğin değişmez bir özelliği gibi görülebilir.
Oysa kişinin yalnız kalmayı sevmesi ile kendisini insanlardan uzak tutması arasında fark vardır.
İçe dönük bir kişi sosyal ilişkilerden keyif alabilir ancak daha küçük grupları ve yalnız kalmayı tercih edebilir.
Sosyal izolasyon şemasında ise kişi insanlarla yakınlaşmak istediği hâlde:
“Zaten bana uygun insanlar yok.”
veya:
“Ben kimseye ait değilim.”
duygusu nedeniyle geri çekilebilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon ile içe dönüklüğü birbirine karıştırmamak gerekir.
“Benim Gibi İnsanlar Yok” Düşüncesi
Sosyal izolasyon şeması olan kişiler bazen kendilerine uygun insanları bulamadıklarını düşünebilir.
“Benim gibi düşünen kimse yok.”
“Kimse benim ilgilendiğim şeylerle ilgilenmiyor.”
“Herkes yüzeysel, ben değilim.”
“İnsanlarla ortak bir nokta bulamıyorum.”
Bu düşüncelerin bazı durumlarda gerçek bir sosyal uyumsuzluğa dayanması mümkündür.
Ancak bazen kişi daha ilişki kurmayı denemeden diğer insanların kendisine uygun olmadığını varsayabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması İlişkileri Nasıl Etkiler?
Bu şema romantik ilişkilerde ve arkadaşlıklarda da kendisini gösterebilir.
Kişi bir ilişkiye başladığında bile:
“Partnerim beni gerçekten anlamıyor.”
“Onun dünyasında ben hep yabancıyım.”
“Birbirimize tam olarak ait değiliz.”
diye düşünebilir.
Bazen de kişi daha en baştan ilişkiye yatırım yapmaktan kaçınabilir.
Çünkü bilinçdışı beklenti:
“Nasıl olsa sonunda yine yalnız kalacağım.”
şeklinde olabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Romantik İlişkiler
Sosyal izolasyon şeması yalnızca arkadaşlık ilişkilerini değil, romantik ilişkileri de etkileyebilir.
Kişi bir partneri olduğu hâlde kendisini ilişkinin içinde tam olarak ait hissetmeyebilir.
Partneri onu seviyor, onunla zaman geçiriyor ve yanında olmak istiyor olsa bile kişinin zihninde:
“Beni tam olarak anlayamıyor.”
“Aramızda görünmez bir mesafe var.”
“Onun dünyasına tam olarak giremiyorum.”
gibi düşünceler bulunabilir.
Bu nedenle fiziksel yakınlık ile psikolojik aidiyet birbirinden farklı yaşanabilir.
İlişki İçinde Bile Yalnız Hissetmek
Bir kişinin yalnız hissetmemesi için yalnızca bir partnerinin olması yeterli değildir.
İlişkide kişinin kendisini:
- anlaşılmış,
- kabul edilmiş,
- değerli,
- güvende
hissetmesi de önemlidir.
Sosyal izolasyon şeması aktif olduğunda ise kişi bunların mevcut olduğu bir ilişkide bile kendisini dışarıda hissedebilir.
Örneğin partneri:
“Senin yanındayım.”
dediğinde kişi bunu duysa bile içinden:
“Ama beni gerçekten anlayamıyor.”
diye düşünebilir.
Bu nedenle kişinin çevresindeki insanların davranışları ile kişinin bu davranışlara verdiği anlam arasında fark olabilir.
Neden Bazen İlişkinin İçinde Mesafe Yaratılır?
Sosyal izolasyon şeması olan kişi yakınlık istediği hâlde yakınlık arttığında rahatsız olabilir.
Çünkü yakınlık, kişinin kendisini daha fazla göstermesini gerektirir.
Şema ise:
“Beni gerçekten tanırlarsa bana ait olmadığımı görürler.”
gibi bir beklenti yaratabilir.
Bu nedenle kişi:
- duygularını paylaşmaktan kaçınabilir,
- kendisiyle ilgili fazla bilgi vermeyebilir,
- partneriyle arasına mesafe koyabilir,
- kendi dünyasına çekilebilir,
- ilişkinin içinde bile yalnız kalmayı tercih edebilir.
Bu davranışlar zamanla partnerin de uzaklaşmasına neden olabilir.
Partner uzaklaştığında ise kişi:
“Zaten kimseyle gerçek bir bağ kuramıyorum.”
sonucuna ulaşabilir.
Böylece şema ile davranış birbirini besleyen bir döngü oluşturur.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Arkadaşlıklar
Arkadaşlık ilişkilerinde de benzer bir örüntü görülebilir.
Kişi arkadaş grubunda bulunabilir ancak kendisini grubun gerçek bir üyesi gibi hissetmeyebilir.
Örneğin arkadaşları kendi aralarında plan yaptığında:
“Beni zaten çağırmak istemediler.”
diye düşünebilir.
Bir arkadaşının başka biriyle daha fazla vakit geçirdiğini gördüğünde:
“Onu benden daha çok seviyor.”
sonucuna ulaşabilir.
Bu düşünceler kişinin arkadaşlık ilişkilerinde gereğinden fazla geri çekilmesine neden olabilir.
Arkadaş Grubunda “Fazlalık” Gibi Hissetmek
Bazı kişiler arkadaş grubuna girdiklerinde fiziksel olarak orada oldukları hâlde psikolojik olarak kendilerini dışarıda hisseder.
Herkes konuşurken sessiz kalabilir.
Bir şey söylemek istediğinde:
“Kimse ilgilenmez.”
diye düşünüp vazgeçebilir.
Bir süre sonra diğer insanlar onun konuşmak istemediğini düşünebilir.
Bu durum sosyal etkileşimi azaltabilir.
Kişi ise bunu:
“Gördün mü, gerçekten buraya ait değilim.”
şeklinde yorumlayabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Kıyaslama
Kişi kendisini sürekli olarak sosyal açıdan daha başarılı gördüğü insanlarla karşılaştırabilir.
Örneğin:
- “Onun çok daha fazla arkadaşı var.”
- “O herkesle kolayca konuşabiliyor.”
- “İnsanlar onu hemen seviyor.”
- “Benim kimsem yok.”
- “Ben sosyal açıdan başarısızım.”
Ancak bu karşılaştırmaların önemli bir özelliği vardır:
Kişi çoğu zaman kendi iç dünyasını, diğer insanların dışarıdan görünen davranışlarıyla karşılaştırır.
Bu da sosyal yetersizlik hissini artırabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Depresyona Yol Açabilir mi?
Sosyal izolasyon şeması tek başına depresyon anlamına gelmez.
Ancak uzun süreli yalnızlık, aidiyet eksikliği ve sosyal bağlantıların azalması bazı kişilerde depresif duygu durumun ortaya çıkmasına veya mevcut depresif belirtilerin ağırlaşmasına eşlik edebilir.
Kişi uzun süre:
“Kimse beni istemiyor.”
“Hiçbir yere ait değilim.”
“Hayatımda gerçek bir bağ yok.”
diye düşünüyorsa zamanla umutsuzluk ve çaresizlik hissedebilir.
Özellikle sosyal geri çekilme, isteksizlik, enerji kaybı, uyku veya iştah değişiklikleri ve yoğun çökkünlük eşlik ediyorsa depresyon açısından profesyonel değerlendirme önemlidir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Anksiyete
Şema sosyal ortamlarda yoğun kaygıya da yol açabilir.
Kişi yeni bir ortama girmeden önce:
“Orada kendimi yabancı hissedeceğim.”
“Kimse benimle konuşmayacak.”
“Ne yapacağımı bilemeyeceğim.”
“Herkes birbirine yakın, ben dışarıda kalacağım.”
gibi düşünceler yaşayabilir.
Bu düşünceler bedensel kaygı belirtilerini artırabilir.
Kalp çarpıntısı, terleme, huzursuzluk veya yoğun gerilim yaşanabilir.
Kişi daha sonra ortamdan kaçınarak kısa süreli rahatlama sağlayabilir.
Fakat kaçınma uzun vadede sosyal güveni azaltabilir.
Kaçınmak Neden Şemayı Güçlendirir?
Bir kişi sosyal ortama girmediğinde o anda rahatlayabilir.
Ancak zihni şu sonucu öğrenebilir:
“Oraya girmediğim için kötü bir şey olmadı. Demek ki oraya girmek gerçekten tehlikeliydi.”
Benzer şekilde kişi yeni insanlarla tanışmadığında reddedilmez.
Ancak bu durum:
“Kimse beni reddetmedi çünkü kimseyle ilişki kurmadım.”
gerçeğini görünmez hâle getirir.
Sonuçta kişi sosyal becerilerinin veya ilişkilerinin gerçek kapasitesini test etmeden kendisi hakkında kesin bir sonuca ulaşabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Olan Kişiler Neden “Beni Kimse Aramaz” Diyebilir?
Kişi bazen arkadaşlarının kendisini gerçekten istemediğini düşünerek ilişkilerden geri çekilebilir.
Örneğin birkaç gün boyunca kimse aramadığında:
“Kimse beni önemsemiyor.”
diye düşünebilir.
Oysa arkadaşlarının da yoğun olması, kendi sorunlarıyla ilgilenmesi veya iletişim sıklığının kişiden kişiye değişmesi mümkündür.
Burada önemli olan olay ile yorum arasındaki farkı görebilmektir.
Olay: Üç gündür kimse beni aramadı.
Yorum: Kimse beni istemiyor.
Bu iki cümle aynı değildir.
Sosyal İzolasyon Şeması Değişebilir mi?
Evet.
Sosyal izolasyon şeması kişinin değişmez bir özelliği değildir.
Ancak değişim yalnızca daha fazla insanla tanışmak anlamına gelmez.
Öncelikle kişinin kendisiyle ilgili:
“Ben diğer insanlardan farklıyım.”
ve:
“Hiçbir yere ait değilim.”
gibi temel inançlarının fark edilmesi gerekir.
Ardından bu inançların geçmişte nasıl oluştuğu ve bugün hangi durumlarda aktive olduğu ele alınabilir.
Şema Terapi Sosyal İzolasyon Şemasında Nasıl Çalışır?
Şema Terapi’de kişinin çocukluk ve ergenlik dönemindeki sosyal deneyimleri, aile ilişkileri, arkadaşlıkları ve günümüzdeki ilişki biçimleri birlikte değerlendirilebilir.
Örneğin:
- Çocukken kendinizi arkadaş grubunun dışında hisseder miydiniz?
- Okulda dışlandığınız veya alay edildiğiniz dönemler oldu mu?
- Aileniz içinde kendinizi diğerlerinden farklı hissettiğiniz oldu mu?
- Yeni bir ortama girdiğinizde ilk aklınıza ne geliyor?
- İnsanların sizi gerçekten kabul edeceğine inanıyor musunuz?
- Yakınlık kurduğunuzda kendinizi rahat mı yoksa yabancı mı hissediyorsunuz?
gibi sorular üzerinde çalışılabilir.
Amaç yalnızca kişinin daha fazla sosyal aktivite yapmasını sağlamak değildir.
Asıl amaç, kişinin kendisini sürekli olarak grubun dışında konumlandırmasına neden olan temel örüntüyü anlamak ve değiştirmektir.
Sağlıklı Aidiyet Duygusu Nasıl Gelişir?
Aidiyet duygusu bir grubun herkesi aynı kabul etmesiyle oluşmaz.
İnsanlar birbirlerinden farklı olabilir.
Farklı düşüncelere, kişiliklere, ilgi alanlarına ve yaşam biçimlerine sahip olabilirler.
Sağlıklı aidiyet daha çok:
“Farklılıklarım olsa da burada kendim olarak var olabilirim.”
hissidir.
Kişinin ait olmak için tamamen değişmesi gerekmez.
Aksine sağlıklı ilişkilerde kişinin kendisi olarak kalabilmesi önemlidir.
“Herkes Gibi Olursam Kabul Edilirim”
Sosyal izolasyon şeması olan bazı kişiler ait olabilmek için kendilerini değiştirmeye çalışabilir.
Arkadaşlarının sevdiği şeyleri sevmeye çalışabilir.
Nasıl konuşması gerektiğini sürekli kontrol edebilir.
Kıyafetlerini grubun tarzına göre seçebilir.
Gerçek düşüncelerini söylemekten kaçınabilir.
Bir süre sonra kişi:
“Beni kabul ediyorlar ama aslında beni değil, gösterdiğim kişiyi kabul ediyorlar.”
diye düşünebilir.
Bu nedenle gerçek aidiyet ile uyum sağlamak arasında fark vardır.
Kendiniz Olmak ile Sosyal Uyum Arasında Denge
Her sosyal ortamda tamamen aynı davranmak gerekmez.
İnsanlar farklı ortamlarda davranışlarını bir miktar değiştirebilir.
İş yerinde daha resmi olmak, arkadaşlarla daha rahat davranmak veya aile içinde farklı iletişim biçimleri kullanmak normaldir.
Sorun, kişinin sürekli olarak:
“Beni kabul etmeleri için gerçek halimi göstermemeliyim.”
inancıyla hareket etmesidir.
Bu durumda kişi ilişkilerin içinde bile kendisini yalnız hissedebilir.
Yeni Sosyal Deneyimler Neden Önemlidir?
Şema değişiminin önemli parçalarından biri, eski inançla çelişen yeni deneyimler yaşayabilmektir.
Örneğin:
“Kimse benimle konuşmaz.” düşüncesine rağmen yeni bir sosyal ortama katılmak.
“Kimse beni aramaz.” düşüncesine rağmen bir arkadaşınızı aramak.
“Beni aralarına almazlar.” düşüncesine rağmen bir gruba katılmayı denemek.
Burada amaç kendinizi zorla sosyal bir insan yapmak değildir.
Amaç zihnin otomatik olarak verdiği:
“Ben burada istenmiyorum.”
sonucunun her zaman doğru olmadığını deneyimleyebilmektir.
Sosyal İzolasyon Şeması İçin Küçük Bir Egzersiz
Bir sonraki sosyal ortamda kendinizi dışarıda hissettiğinizde hemen ortamdan ayrılmadan önce şu üç soruyu kendinize sorabilirsiniz:
- Şu anda ne hissediyorum?
- Bu duygunun bana söylediği şey ne?
- Gerçekten dışlandığıma dair hangi somut kanıtlar var?
Örneğin:
“Şu anda kendimi yabancı hissediyorum. Zihnim bana kimsenin beni istemediğini söylüyor. Ancak şu ana kadar kimse beni dışlamadı; sadece herkes kendi sohbetine devam ediyor.”
Bu yaklaşım kişinin duygusunu inkâr etmez.
Ama duygu ile gerçeği birbirinden ayırmasına yardımcı olur.
Sosyal İzolasyon Şemasında En Büyük Yanılgı: “Önce Ait Hissetmeliyim”
Sosyal izolasyon şeması olan kişiler bazen sosyal ilişki kurmadan önce kendilerini ait hissetmeyi bekleyebilir.
“Kendimi rahat hissettiğimde insanlarla konuşacağım.”
“Onların beni sevdiğinden emin olduğumda yakınlaşacağım.”
“Oraya ait olduğumu hissedersem daha fazla görüşürüm.”
Ancak aidiyet duygusu her zaman başlangıçta ortaya çıkmaz.
Bazen aidiyet, insanlarla zaman geçirmenin, küçük riskler almanın, kendini göstermenin ve olumlu sosyal deneyimler yaşamanın sonucunda gelişir.
Yani:
“Önce ait hissedeyim, sonra ilişki kurayım.”
yerine:
“İlişki kurmaya küçük adımlarla izin verirsem zamanla aitlik hissi gelişebilir.”
yaklaşımı daha işlevsel olabilir.
“Benim İnsanlarım”ı Bulmak
Her insan her grupla uyumlu olmak zorunda değildir.
Bazen kişi gerçekten kendisine uygun olmayan sosyal çevrelerde bulunuyor olabilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şemasını çalışmak, kişinin herkese uyum sağlamaya zorlanması anlamına gelmez.
Aksine kişinin kendisine daha uygun insanları ve ortamları keşfetmesi önemlidir.
Ortak ilgi alanları, benzer değerler, karşılıklı saygı ve güven duygusu sosyal bağların gelişmesini kolaylaştırabilir.
Kişinin amacı:
“Herkes beni sevsin.”
olmamalıdır.
Daha gerçekçi hedef:
“Benimle gerçekten uyumlu olan insanlarla gerçek ilişkiler kurabilmek.”
Sosyal İzolasyon Şeması Olan Kişi Neden Bazen Çok Sosyal Olabilir?
Sosyal izolasyon şeması her zaman sessiz veya içine kapanık olmak anlamına gelmez.
Bazı kişiler tam tersine çok sosyal görünebilir.
Çok konuşabilir, çok insan tanıyabilir, sürekli dışarı çıkabilir ve geniş bir sosyal çevreye sahip olabilir.
Ancak bütün bu ilişkiler yüzeysel kalabilir.
Kişi onlarca insanla iletişim kurduğu hâlde:
“Gerçekten yakın olduğum kimse yok.”
diye hissedebilir.
Bu nedenle sosyal izolasyonun ölçütü yalnızca kişinin kaç kişiyle görüştüğü değildir.
Asıl soru, kişinin bu ilişkilerin içinde kendisini gerçekten ait ve bağlantıda hissedip hissetmediğidir.
Çok İnsan Tanımak ile Gerçek Bağ Kurmak Aynı Şey Değildir
Sosyal medya, iş hayatı veya geniş arkadaş çevresi kişinin çok sayıda insanla temas etmesini sağlayabilir.
Ancak gerçek bağ kurmak daha farklı bir deneyimdir.
Kişinin:
- kendisi olabilmesi,
- duygularını paylaşabilmesi,
- zayıflıklarını gösterebilmesi,
- karşısındaki kişiye güvenebilmesi,
- reddedilmekten tamamen korkmadan ilişki kurabilmesi
gerekebilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şemasının çözümünde yalnızca sosyal çevrenin genişlemesi değil, ilişkilerin niteliği de önemlidir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve “Yabancı Gibi Hissetmek”
Yabancılaşma hissi bazen kişinin kendi ailesi içinde bile görülebilir.
Örneğin aile bireyleri arasında:
“Ben onlardan farklıyım.”
“Beni anlamıyorlar.”
“Onların yanında kendim gibi davranamıyorum.”
gibi düşünceler olabilir.
Bu durumda kişinin yabancılaşma hissi yalnızca sosyal çevreyle değil, aile ilişkileriyle de bağlantılı olabilir.
Çocuklukta ailenin değerleri, iletişim biçimi veya çocuğun ihtiyaçları ile ailenin beklentileri arasında büyük bir uyumsuzluk yaşanmışsa kişi kendisini uzun süre “ailenin içinde bile dışarıda” hissedebilir.
Çocukken “Sen Bizden Değilsin” Mesajı
Bazen doğrudan söylenmese bile çocuk davranışlardan böyle bir mesaj çıkarabilir.
Örneğin aile içinde:
- duyguların küçümsenmesi,
- çocuğun sürekli kardeşleriyle karşılaştırılması,
- farklı ilgi alanlarının kabul edilmemesi,
- çocuğun düşüncelerinin önemsenmemesi,
- aşırı eleştirilmesi
kişinin kendisini aileden farklı hissetmesine neden olabilir.
Çocuk zamanla:
“Benim olduğum hâlimle burada yerim yok.”
sonucuna ulaşabilir.
Bu inanç daha sonra okul, arkadaşlık ve romantik ilişkilerde tekrar edebilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Çocuklukta Taşınan “Etiket”
Çocuklukta bir kişiye sürekli olarak:
“Sessizsin.”
“Tuhafsın.”
“İnsanlarla anlaşamıyorsun.”
“Sen zaten arkadaş edinemezsin.”
gibi etiketler yapıştırıldığında çocuk bunları zamanla kişiliğinin değişmez bir parçası gibi görebilir.
Yetişkin olduğunda yeni bir sosyal ortama girdiğinde henüz hiçbir şey olmadan:
“Ben zaten sosyal biri değilim.”
diye düşünebilir.
Bu düşünce daha sonra davranışlarını belirler.
“Ben Sosyal Değilim” Gerçekten Bir Kişilik Özelliği mi?
“Ben sosyal değilim” cümlesi bazen kişinin kendisi hakkında kullandığı çok genel bir etiket olabilir.
Oysa sosyal davranış tek bir özellik değildir.
Bir kişi:
- yabancılarla konuşmakta zorlanabilir ama yakın arkadaşlarıyla çok rahat olabilir,
- büyük gruplardan hoşlanmayabilir ama küçük gruplarda kendisini iyi hissedebilir,
- kalabalık ortamlardan hoşlanmayabilir ama birebir ilişkilerden keyif alabilir.
Bu nedenle kişinin kendisini tek bir etiketle tanımlaması yerine hangi ortamlarda zorlandığını anlaması daha yararlı olabilir.
Sosyal İzolasyon Şemasını Fark Etmek İçin Kendinize Sorabileceğiniz Sorular
Aşağıdaki sorular kişinin kendi sosyal örüntüsünü değerlendirmesine yardımcı olabilir:
- İnsanların arasında olduğumda kendimi gerçekten ait hissediyor muyum?
- Bir gruba girdiğimde ilk düşüncem ne oluyor?
- Yeni insanlarla tanışırken daha baştan reddedileceğimi düşünüyor muyum?
- İnsanların beni sevmediğine dair kanıt ile bunu hissetmemi birbirinden ayırabiliyor muyum?
- Yakın ilişkiler kurduğumda kendimi rahat mı hissediyorum?
- İnsanlara kendimi olduğum gibi gösterebiliyor muyum?
- Yoksa kabul edilmek için sürekli kendimi değiştiriyor muyum?
- Geçmişte dışlanma, zorbalık veya yoğun eleştirilme yaşadım mı?
- Çocukken kendimi ailemin veya arkadaş grubumun dışında hissettiğim oldu mu?
- “Hiçbir yere ait değilim” düşüncesi hayatımın farklı dönemlerinde tekrar ediyor mu?
Sosyal İzolasyon Şeması İçin Terapi Neden Faydalı Olabilir?
Şema uzun yıllar boyunca devam ettiğinde kişi artık bunu bir şema olarak değil, hayatın gerçeği olarak görebilir.
“Ben böyleyim.”
“İnsanlarla anlaşamam.”
“Kimse beni anlayamaz.”
“Ben hiçbir yere ait değilim.”
Bu nedenle terapi sürecinin önemli amaçlarından biri kişinin:
“Bu benim değişmez gerçeğim mi, yoksa geçmiş deneyimlerimden öğrendiğim bir bakış açısı mı?”
sorusunu sorabilmesini sağlamaktır.
Geçmişte yaşanan dışlanma gerçek olabilir.
Çocuklukta gerçekten yalnız kalmış olabilir.
Akranları tarafından gerçekten reddedilmiş olabilir.
Ancak geçmişteki deneyimlerin gerçek olması, aynı deneyimin bütün hayat boyunca tekrarlanacağı anlamına gelmez.
Şemayı Değiştirmek “Kendini Zorla Sevdirmek” Değildir
Sosyal izolasyon şemasını değiştirmek için kişinin kendisini herkese sevdirmesi gerekmez.
Amaç:
“Herkes beni kabul etmeli.”
değil;
“Beni herkes kabul etmeyebilir. Yine de kendimi değersiz veya dışlanmış biri olarak tanımlamak zorunda değilim.”
noktasına gelebilmektir.
Bu bakış açısı sosyal ilişkilerde daha fazla esneklik sağlayabilir.
Sonuç: Ait Olmak İçin Başka Biri Olmanız Gerekmiyor
Sosyal izolasyon / yabancılaşma şeması kişinin kendisini diğer insanlardan farklı, dışarıda veya herhangi bir gruba ait değilmiş gibi hissetmesine neden olabilir.
Kişi kalabalıkların içinde yalnız kalabilir.
Arkadaşları olduğu hâlde gerçek bir bağı olmadığını düşünebilir.
İlişkisi olduğu hâlde kendisini partnerinin dünyasında yabancı hissedebilir.
Yeni insanlarla tanışmaktan kaçınabilir.
Hatta kendisini:
“Benim gibi insanlar yok.”
diye tanımlayabilir.
Ancak bu duygular kişinin değişmez kimliği olmak zorunda değildir.
Geçmişte dışlanmış olmak, bugün de dışlanacağınız anlamına gelmez.
Bir zamanlar arkadaş grubuna kabul edilmemiş olmak, hiçbir zaman bir gruba ait olamayacağınız anlamına gelmez.
Ve insanların arasında kendinizi yalnız hissetmeniz, gerçekten yalnız olduğunuz anlamına gelmeyebilir.
Bazen sorun çevrenizde hiç kimsenin olmaması değil, zihninizin size:
“Sen burada değilsin. Sen onlardan değilsin.”
mesajını sürekli vermesidir.
Şema Terapi ile bu mesajın nereden geldiği, bugün nasıl sürdüğü ve kişinin ilişkilerinde nasıl tekrarlandığı üzerinde çalışılabilir.
Hedef herkese uyum sağlamak değildir.
Hedef, farklılıklarınızla birlikte kendinize yer açabilmektir.
Ait olmak, herkes gibi olmak değildir.
Ait olmak, kendiniz olarak bir ilişkide yer bulabileceğinize izin verebilmektir.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak ile Sosyal İzolasyon Şeması Üzerine Değerlendirme
Kendinizi uzun süredir insanlardan farklı, dışarıda veya yalnız hissediyorsanız; arkadaş çevreniz olduğu hâlde kendinizi hiçbir yere ait hissetmiyorsanız ya da sosyal ilişkiler kurmak istediğiniz hâlde sürekli geri çekiliyorsanız, bu deneyimlerin altında yatan psikolojik örüntülerin değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak tarafından yapılan değerlendirmede kişinin sosyal ilişkileri, çocukluk deneyimleri, aile ilişkileri, dışlanma veya akran zorbalığı öyküsü, sosyal kaygıları, kendilik algısı ve tekrarlayan ilişki örüntüleri birlikte ele alınabilir.
Gerekli durumlarda psikoterapi sürecinde kişinin kendisini diğer insanlardan ayrı görmesine neden olan temel inançlar, sosyal ortamlarda ortaya çıkan kaçınmalar ve sağlıklı aidiyet duygusunun geliştirilmesi üzerine çalışılabilir.
İnsanların arasında kendinizi yalnız hissetmeniz, gerçekten kimseye ait olmadığınız anlamına gelmez.
Bazen değişmesi gereken çevreniz değil, kendinizi o çevrenin neresine koyduğunuzdur.
