Günah Keçisi Çocuk Nedir? Narsistik Ailelerde Suçlanan Çocuğun Görünmeyen Yaraları
Bir ailede ne zaman bir sorun çıksa suçlanan hep aynı çocuk olur.
Kardeşi hata yaptığında bile sorumluluk ona yüklenir.
Evde gerginlik olduğunda hedef odur.
Başarılı olduğunda sessizlikle karşılanır.
Hata yaptığında ise uzun süre eleştirilir.
Zamanla yalnızca ailesi değil, kendisi de buna inanmaya başlar.
“Demek ki gerçekten sorun bende.”
İşte psikolojide Günah Keçisi Çocuk olarak tanımlanan aile rolü tam da bu süreci anlatır.
Bu rol özellikle narsistik özellikler gösteren aile sistemlerinde sık görülür.
Ancak yalnızca narsistik ailelerle sınırlı değildir.
Bazı işlevsiz aile sistemlerinde de çocuklardan biri farkında olmadan ailenin tüm olumsuz duygularını taşıyan kişi hâline gelebilir.
Dışarıdan bakıldığında bu çocuk “problemli çocuk” gibi görünür.
Oysa çoğu zaman problem çocukta değil, aile sistemindedir.
Günah Keçisi Çocuk Nedir?
Günah keçisi çocuk, aile içinde yaşanan çatışmaların, öfkenin, hayal kırıklıklarının ve çözülemeyen sorunların sorumluluğunu taşıyan çocuk rolünü ifade eder.
Bu çocuk aile içinde adeta görünmez bir görev üstlenir.
Bir sorun olduğunda suçlanacak kişi bellidir.
Evdeki gerginliğin nedeni oymuş gibi davranılır.
Oysa çoğu zaman çocuk yalnızca aile sistemindeki bozuk dinamiklerin yansımasını yaşamaktadır.
Bu rol bilinçli olarak verilmez.
Aile dinamikleri içinde yıllar içinde oluşur.
Bu Rol Nasıl Gelişir?
Her ailede zaman zaman çocuklardan biri daha hareketli, daha inatçı veya daha duygusal olabilir.
Bu tek başına günah keçisi rolü anlamına gelmez.
Günah keçisi çocuk dinamiğinde temel özellik, çocuğun sistematik biçimde olumsuz olayların sorumlusu hâline getirilmesidir.
Örneğin;
- Kardeş kavga ettiğinde suçlanan odur.
- Anne baba tartıştığında hedef odur.
- Evde huzursuzluk olduğunda nedeni odur.
- Başarısı küçümsenir.
- Hataları büyütülür.
- Olumlu yönleri çoğu zaman görülmez.
Zaman içinde çocuk şu inancı geliştirebilir:
“Ben sorunlu bir insanım.”
Bu inanç yetişkinlikte öz değer algısını derinden etkileyebilir.
Neden Bir Çocuk Günah Keçisi Seçilir?
İşlevsiz aile sistemlerinde suçun tek bir kişiye yüklenmesi, aile içindeki diğer sorunların görünmesini engelleyebilir.
Örneğin ebeveynler kendi çatışmalarıyla yüzleşmek yerine tüm dikkati çocuğun davranışlarına yönlendirebilir.
Böylece aile sisteminde geçici bir denge oluşur.
Ancak bunun bedelini çocuk öder.
Çünkü sürekli eleştirilen kişi hâline gelir.
Çocuk zamanla yalnızca ailesi tarafından değil, kendi zihni tarafından da suçlanmaya başlar.
Altın Çocuk ve Günah Keçisi Aynı Ailenin Parçası Olabilir
Narsistik ailelerde sık görülen dinamiklerden biri de kardeşlerin farklı rollere yerleştirilmesidir.
Bir çocuk sürekli idealize edilir.
Diğeri ise sürekli eleştirilir.
Birine “sen mükemmelsin” mesajı verilirken diğerine “sen hep sorun çıkarıyorsun” mesajı verilebilir.
Bu durum kardeşler arasında doğal rekabetten çok daha derin psikolojik yaralar oluşturabilir.
Çünkü çocuklar birbirlerini rakip olarak görmeye başlayabilir.
Oysa her iki çocuk da aynı işlevsiz aile sisteminin farklı rollerini taşımaktadır.
Gerçekten Sorunlu Çocuk Mudur?
Çoğu zaman hayır.
Bazı scapegoat çocuklar yalnızca aile içinde dile getirilemeyen gerçekleri söyleyen kişidir.
Bazıları haksızlığa itiraz eder.
Bazıları sessiz kalmayı reddeder.
Bazıları ise yalnızca diğer kardeşlerden farklı bir karaktere sahiptir.
Ancak aile sistemi bu farklılığı tehdit olarak algılayabilir.
Böylece çocuk zamanla “problemli kişi” rolüne yerleştirilir.
Çocuk Bu Duruma Nasıl Tepki Verir?
Her çocuk aynı şekilde tepki vermez.
Bazıları içine kapanır.
Bazıları öfkeli görünmeye başlar.
Bazıları okul başarısını kaybedebilir.
Bazıları davranış sorunları geliştirebilir.
İlginç olan nokta şudur:
Çocuğun geliştirdiği bu davranışlar çoğu zaman aile tarafından “Bak işte zaten sorunlu.” şeklinde yorumlanır.
Böylece kısır döngü giderek güçlenir.
Çocuk Gerçekten Kötü Olduğuna İnanabilir
En ağır psikolojik yüklerden biri budur.
Sürekli eleştirilen çocuk zamanla eleştirileri sorgulamayı bırakır.
Şöyle düşünmeye başlayabilir:
“Ben zaten yetersizim.”
“Ben sevilmeye değer biri değilim.”
“Nereye gidersem gideyim sorun çıkarıyorum.”
Bu düşünceler yalnızca çocuklukta kalmaz.
Yetişkinlikte de kişinin öz saygısını, ilişkilerini ve yaşam kalitesini etkileyebilir.
Bir sonraki bölümde, günah keçisi rolünün yetişkinlikte oluşturduğu psikolojik etkileri, öz değer üzerindeki sonuçlarını, ilişkileri nasıl etkilediğini ve neden birçok kişinin yıllar sonra bile kendisini suçlamaya devam ettiğini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Günah Keçisi Çocuk Rolünün Yetişkinlikteki Psikolojik Etkileri
Çocuklukta sürekli suçlanan biri olmak yalnızca o yılları etkilemez.
İnsan zihni, çocuklukta kendisi hakkında öğrendiği şeyleri çoğu zaman yetişkinlikte de taşımaya devam eder.
Eğer bir çocuk yıllarca ailesi tarafından “problemli”, “zor”, “yetersiz” veya “hayal kırıklığı” olarak görülmüşse, bu mesaj zamanla onun iç sesi hâline gelebilir.
Bu nedenle birçok yetişkin terapiye şu cümlelerle gelir:
“Sorun her zaman bende gibi hissediyorum.”
“Bir şey ters giderse otomatik olarak kendimi suçluyorum.”
“Kimse beni gerçekten sevemez diye düşünüyorum.”
Bu düşünceler çoğu zaman bugünkü gerçeklerden değil, çocuklukta öğrenilmiş ilişki örüntülerinden beslenir.
Kronik Suçluluk Duygusu Gelişebilir
Günah keçisi çocukların en belirgin özelliklerinden biri yoğun suçluluk hissidir.
Bu suçluluk çoğu zaman gerçek bir davranıştan kaynaklanmaz.
Adeta kişinin karakterinin bir parçası hâline gelir.
Örneğin;
- Hayır dediğinde suçlu hissedebilir.
- Kendi ihtiyaçlarını dile getirdiğinde suçlu hissedebilir.
- Dinlenirken bile suçlu hissedebilir.
- Başkalarının mutsuzluğunu kendi sorumluluğu gibi yaşayabilir.
Çünkü çocuklukta şu mesajı öğrenmiştir:
“Bir şey kötü gidiyorsa nedeni sensin.”
Zamanla bu mesaj otomatik bir düşünceye dönüşebilir.
Düşük Öz Saygı Gelişebilir
Sürekli eleştirilen bir çocuk kendisini objektif değerlendiremez.
Çünkü kendisini ailesinin gözünden görmeye başlar.
Başarıları küçümsenir.
Olumlu özellikleri fark edilmez.
Hataları ise sürekli hatırlatılır.
Yetişkin olduğunda kişi dışarıdan başarılı görünse bile kendisini yetersiz hissedebilir.
En küçük eleştiri bile çocuklukta yaşadığı duyguları yeniden harekete geçirebilir.
Bu nedenle düşük öz saygı uzun yıllar devam edebilir.
Başkalarını Memnun Etmeye Çalışabilir
İlginç bir şekilde günah keçisi rolüyle büyüyen bazı kişiler yetişkinlikte herkesi mutlu etmeye çalışan bireylere dönüşebilir.
Çünkü çocukken eleştirilmemek için sürekli çevresini memnun etmeye çalışmıştır.
Bu nedenle;
- Hayır diyemez.
- Sınır koyamaz.
- Kendi ihtiyaçlarını erteler.
- Başkalarının sorumluluklarını üstlenebilir.
Dışarıdan fedakâr görünse de aslında temel motivasyonu reddedilmekten kaçınmaktır.
Öfkesini Bastırabilir veya Kontrol Etmekte Zorlanabilir
Çocukken sürekli haksız yere suçlanan biri doğal olarak öfkelenebilir.
Ancak bu öfkeyi ifade etmek çoğu zaman güvenli değildir.
Bu nedenle iki farklı örüntü gelişebilir.
Bazı kişiler öfkelerini tamamen bastırır.
Kendilerini ifade etmekten kaçınırlar.
Bazıları ise yıllarca biriken öfkeyi kontrol etmekte zorlanabilir.
Her iki durumda da sorun öfkenin kendisi değil, çocuklukta öfkeye güvenli alan tanınmamış olmasıdır.
Eleştiriye Karşı Aşırı Hassasiyet Gelişebilir
Çocukken sürekli eleştirilen kişiler yetişkin olduklarında en küçük geri bildirimi bile reddedilme olarak algılayabilir.
Örneğin iş yerinde yapılan küçük bir düzeltme bile şu düşünceyi tetikleyebilir:
“Yine yeterince iyi değilim.”
Bu nedenle kişi eleştiriden kaçınabilir.
Risk almak istemeyebilir.
Yeni şeyler denemekten çekinebilir.
Kaygılı Bağlanma ve Terk Edilme Korkusu
Sürekli suçlanan çocuklar çoğu zaman sevginin güvenli olmadığını öğrenir.
Bir gün kabul edilirken ertesi gün dışlanabilirler.
Bu nedenle yetişkinlikte ilişkilerde yoğun kaygı yaşayabilirler.
- Partnerin uzaklaşmasından korkabilirler.
- Küçük tartışmaları ilişkinin biteceği şeklinde yorumlayabilirler.
- Sürekli güvence arayabilirler.
- Reddedilmekten yoğun biçimde korkabilirler.
Bu örüntü kaygılı bağlanma ile ilişkili olabilir.
Sağlıksız İlişkileri Tekrar Edebilirler
Çocuklukta sürekli eleştirilen kişiler bazen yetişkinlikte de benzer insanlara çekilebilir.
Örneğin;
- Sürekli eleştiren partnerler
- Kontrolcü kişiler
- Duygusal olarak ulaşılmaz insanlar
- Aşağılayıcı ilişkiler
Bu durum bilinçli bir seçim değildir.
İnsan zihni çocuklukta öğrendiği ilişki biçimlerini tanıdık bulabilir.
Tanıdık olan ise her zaman sağlıklı değildir.
Kompleks Travma Belirtileri Görülebilir
Günah keçisi rolü çoğu zaman tek bir travmatik olaydan oluşmaz.
Yıllarca süren küçük yaralanmaların toplamıdır.
Sürekli eleştirilmek…
Küçümsenmek…
Haksız yere suçlanmak…
Sevilmediğini hissetmek…
Bu tekrar eden yaşantılar zamanla kişinin benlik algısını değiştirebilir.
Bazı kişilerde kompleks travma belirtileri gelişebilir.
Bunlar arasında yoğun utanç, kronik değersizlik hissi, ilişki problemleri ve duyguları düzenlemekte güçlük bulunabilir.
Neden Kendilerini Sürekli Savunma İhtiyacı Hissederler?
Çocukken sık sık haksız yere suçlanan bireyler yetişkinlikte de kendilerini açıklama eğiliminde olabilir.
Küçük bir yanlış anlaşılmada bile uzun uzun kendilerini savunabilirler.
Çünkü geçmişte kimse onları dinlememiştir.
Haklı olduklarını anlatabilmek çocuklukta mümkün olmamıştır.
Bugün yaşanan birçok davranışın kökeninde aslında o eski deneyimler bulunabilir.
Depresyon ve Anksiyete Riski Artabilir
Sürekli eleştirilmek ve değersiz hissettirilmek uzun vadede ruh sağlığını etkileyebilir.
Bu kişilerde;
- Depresyon
- Anksiyete bozuklukları
- Sosyal kaygı
- Yoğun utanç duygusu
- Düşük öz değer
daha sık görülebilir.
Ancak bu belirtiler kader değildir.
Çocuklukta öğrenilen ilişki örüntüleri fark edildiğinde değişim mümkündür.
Bir sonraki bölümde günah keçisi rolünden çıkmanın mümkün olup olmadığını, psikoterapinin bu süreçte nasıl yardımcı olduğunu ve kişinin kendisiyle yeniden sağlıklı bir ilişki kurabilmesinin yollarını ayrıntılı olarak ele alacağız.
Günah Keçisi Rolünden Çıkmak Mümkün mü?
Çocuklukta size verilen rolü siz seçmediniz.
Hiçbir çocuk ailesinin günah keçisi olmayı seçmez.
Hiçbir çocuk sürekli suçlanmak, eleştirilmek veya değersiz hissettirilmek istemez.
Bu nedenle iyileşmenin ilk adımı, yaşananların kişisel bir yetersizlikten değil, aile sisteminin işleyişinden kaynaklanabileceğini fark etmektir.
Bu farkındalık birçok kişi için oldukça sarsıcıdır.
Çünkü yıllardır taşıdığı yükün kendisine ait olmadığını ilk kez görmeye başlar.
İlk Adım: Suçluluğu Gerçekten Kime Ait Olduğunu Sorgulamak
Günah keçisi rolüyle büyüyen bireyler çoğu zaman her olumsuz olayda otomatik olarak kendilerini suçlar.
Bu artık bilinçli bir tercih değildir.
Çocuklukta öğrenilmiş otomatik bir zihinsel alışkanlıktır.
Psikoterapide sık sorulan sorulardan biri şudur:
“Bu gerçekten senin sorumluluğun muydu?”
İlk başta cevap vermek zor olabilir.
Çünkü kişi yıllarca her şeyin sorumluluğunu üstlenmiştir.
Zamanla şu ayrım yapılmaya başlanır:
- Benim sorumluluğum olanlar
- Başkalarının bana yüklediği sorumluluklar
Bu ayrım iyileşmenin en önemli adımlarından biridir.
İç Eleştirmeni Tanımak
Çocuklukta sürekli eleştirilen bireylerde zamanla güçlü bir iç eleştirmen gelişebilir.
Artık ebeveyn eleştirmese bile kişi kendi kendisini eleştirmeye devam eder.
Zihninde şu cümleler dolaşabilir:
“Yine yanlış yaptın.”
“Zaten senden bir şey olmaz.”
“Sen hep sorun çıkarıyorsun.”
Bu ses çoğu zaman kişinin gerçek sesi değildir.
Çocukluk boyunca tekrar tekrar duyduğu eleştirilerin içselleştirilmiş hâlidir.
Bu sesi fark etmek, ona otomatik olarak inanmayı bırakmanın ilk adımıdır.
Kendi Değerini Yeniden İnşa Etmek
Günah keçisi çocuklar çoğu zaman değerlerini başkalarının bakışına göre belirlemeyi öğrenir.
Oysa sağlıklı öz değer dışarıdan gelen onayla oluşmaz.
İyileşme sürecinde kişi yavaş yavaş şunu öğrenir:
- Hata yapmak beni kötü biri yapmaz.
- Başkalarının öfkesi her zaman benim sorumluluğum değildir.
- Sınır koymak bencillik değildir.
- Herkesi memnun etmek zorunda değilim.
Bu düşünceler başlangıçta yabancı gelebilir.
Ancak zamanla yeni bir iç konuşma biçimi gelişebilir.
Şema Terapi Nasıl Yardımcı Olur?
Şema Terapi, çocuklukta gelişen temel yaşam örüntülerini anlamaya odaklanan psikoterapi yaklaşımlarından biridir.
Günah keçisi rolüyle büyüyen kişilerde sıklıkla şu şemeler görülebilir:
- Kusurluluk
- Utanç
- Terk edilme
- Duygusal yoksunluk
- Boyun eğicilik
- Cezalandırıcılık
Bu şemeler kişinin bugün kurduğu ilişkileri farkında olmadan yönlendirebilir.
Şema Terapi, bu örüntülerin kökenini anlamaya ve daha sağlıklı ilişki biçimleri geliştirmeye yardımcı olur.
EMDR Geçmişin Duygusal Yükünü Azaltabilir
Günah keçisi rolü çoğu zaman tek bir travmadan oluşmaz.
Yıllar boyunca tekrar eden küçük duygusal yaralanmaların toplamıdır.
Sürekli suçlanmak…
Haklıyken bile haksız ilan edilmek…
Kardeşlerle kıyaslanmak…
Sevilmediğini hissetmek…
EMDR, bu yaşantıların oluşturduğu yoğun duygusal yükün yeniden işlenmesine yardımcı olabilen bilimsel temelli terapi yöntemlerinden biridir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
BDT, çocuklukta oluşan olumsuz temel inançların bugünkü yaşamı nasıl etkilediğini anlamaya yardımcı olur.
Örneğin kişi şu düşüncelere sahip olabilir:
“Ben hep sorun çıkarırım.”
“Kimse beni gerçekten sevmez.”
“Her şey benim suçum.”
Bu düşünceler çoğu zaman gerçek değildir.
Çocuklukta öğrenilmiş otomatik inançlardır.
BDT bu düşünceleri fark etmeyi, sorgulamayı ve daha gerçekçi değerlendirmeler geliştirmeyi hedefler.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)
ACT yaklaşımı geçmişi değiştirmeye çalışmaz.
Geçmişin bıraktığı izlerle daha farklı bir ilişki kurmayı öğretir.
Kişi zaman zaman hâlâ:
“Ben yetersizim.”
diye düşünebilir.
Ancak ACT’nin amacı bu düşünceyi tamamen yok etmek değildir.
Bu düşüncenin kişinin hayatını yönetmesini engellemektir.
Böylece kişi çocuklukta öğrendiği korkular yerine kendi değerleri doğrultusunda yaşamayı öğrenebilir.
Sağlıklı Sınırlar Öğrenilebilir
Günah keçisi rolüyle büyüyen kişiler çoğu zaman sınır koymaktan korkarlar.
Çünkü çocukken itiraz etmek daha fazla eleştirilmek anlamına gelmiştir.
Yetişkinlikte ise sağlıklı ilişkilerin temelinde sınırlar bulunur.
Hayır diyebilmek…
İhtiyaçlarını ifade edebilmek…
Haksızlığa itiraz edebilmek…
Bunların hiçbiri saygısızlık değildir.
Tam tersine, sağlıklı psikolojik gelişimin önemli parçalarıdır.
Geçmiş Tekrar Etmek Zorunda Değildir
Birçok kişi çocuklukta gördüğü ilişki biçimlerini yetişkinlikte de sürdürür.
Ancak bu kaçınılmaz değildir.
Farkındalık geliştikçe kişi kendisini sürekli eleştiren insanlardan uzaklaşabilir.
Daha güvenli ilişkiler kurabilir.
Kendi ihtiyaçlarını önemsemeyi öğrenebilir.
Çocuklukta verilen rol, yetişkinlikte yaşanacak hayatı belirlemek zorunda değildir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?
Aşağıdaki belirtiler yaşam kalitenizi belirgin şekilde etkiliyorsa bir psikiyatrist veya psikoterapistten değerlendirme almak faydalı olabilir:
- Sürekli kendini suçlama
- Yoğun utanç duygusu
- Düşük öz saygı
- Depresyon
- Anksiyete
- Kaygılı bağlanma
- Tekrarlayan sağlıksız ilişkiler
- Sınır koymakta belirgin güçlük
Profesyonel destek yalnızca belirtileri azaltmayı değil, bu belirtilerin kökenindeki ilişki örüntülerini anlamayı ve dönüştürmeyi de hedefler.
Sonuç
Günah keçisi çocuk olmak, gerçekten sorunlu olmak anlamına gelmez.
Çoğu zaman yalnızca işlevsiz bir aile sisteminin yükünü taşıyan kişi olmak anlamına gelir.
Yıllarca size söylenen cümleler zamanla kendi sesiniz hâline gelmiş olabilir.
Ancak o ses, sizin kim olduğunuzu tanımlamak zorunda değildir.
Geçmişiniz değişmeyecek.
Fakat geçmişin bugün üzerinizde bıraktığı etki değişebilir.
Kendinizi sürekli suçlamak yerine anlamaya başladığınızda…
Başkalarının yükünü taşımayı bıraktığınızda…
Kendi ihtiyaçlarınıza da yer açabildiğinizde…
Çocuklukta size verilen rol yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlar.
Bir zamanlar ailenizin günah keçisi olmanız, hayatınız boyunca kendi kendinizin suçlayıcısı olmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. İyileşme, kendinizi ilk kez gerçekten dinlediğiniz yerde başlar.
