Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

Kaçıngan Bağlanma Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve İlişkilere Etkisi

Kaçıngan Bağlanma Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve İlişkilere Etkisi

Bazı insanlar yakın ilişki kurmak ister.

Fakat biri gerçekten yaklaşmaya başladığında geri çekilir.

Partneri “Bana ne hissettiğini söyler misin?” diye sorduğunda konuşmak yerine sessizleşir.

İlişki ciddileştikçe uzaklaşır.

Yoğun duygusal yakınlık onları rahatlatmak yerine bunaltabilir.

Dışarıdan bakıldığında soğuk, mesafeli veya ilgisiz gibi görünebilirler.

Oysa çoğu zaman yaşadıkları şey sevgisizlik değildir.

Yakınlık ile güven arasında çocuklukta kurulamamış bir bağın yetişkinlikteki yansımasıdır.

Psikolojide bu ilişki örüntüsü Kaçıngan Bağlanma (Avoidant Attachment) olarak adlandırılır.

Kaçıngan bağlanma yaşayan kişiler ilişki istemez değildir.

Asıl zorlandıkları konu, birine duygusal olarak güvenebilmek ve yakınlaşabilmektir.

Bu nedenle birçok kişi yıllarca aynı döngüyü tekrar eder:

“İlişkiyi ben istiyorum ama biri bana gerçekten yaklaşınca uzaklaşmak istiyorum.”

Bu makalede kaçıngan bağlanmanın ne olduğunu, çocuklukta nasıl geliştiğini, yetişkin ilişkilerini nasıl etkilediğini ve değiştirilebilir olup olmadığını bilimsel bilgiler ışığında ele alacağız.


Kaçıngan Bağlanma Nedir?

Kaçıngan bağlanma, bağlanma kuramında tanımlanan güvensiz bağlanma örüntülerinden biridir.

Bu bağlanma stiline sahip kişiler, duygusal yakınlık kurmakta güçlük yaşayabilir, bağımsız görünmeye çalışabilir ve ihtiyaç duyduklarında bile başkalarından destek istemekten kaçınabilirler.

Bu durum psikiyatrik bir hastalık değildir.

Kişilik bozukluğu da değildir.

Daha çok çocuklukta öğrenilen ilişki kurma biçiminin yetişkinlikte devam etmesi olarak değerlendirilir.


Bağlanma Kuramı Nedir?

Bağlanma kuramı, İngiliz psikiyatrist John Bowlby tarafından geliştirilmiş, daha sonra psikolog Mary Ainsworth tarafından yapılan çalışmalarla ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

Bu kurama göre çocuk ile bakım veren kişi arasındaki erken dönem ilişki, bireyin ilerleyen yaşamındaki yakın ilişkilerini önemli ölçüde etkileyebilir.

Çocuk ihtiyaç duyduğunda bakım verenine güvenle ulaşabiliyorsa güvenli bağlanma gelişebilir.

Ancak bakım veren duygusal olarak ulaşılmaz, mesafeli veya sürekli reddedici olduğunda çocuk farklı baş etme yolları geliştirebilir.

Kaçıngan bağlanma da bu baş etme biçimlerinden biridir.


Kaçıngan Bağlanma Nasıl Gelişir?

Hiçbir çocuk doğuştan mesafeli değildir.

Her bebek korktuğunda sakinleştirilmeye, üzüldüğünde anlaşılmaya ve ihtiyaç duyduğunda bakım almaya ihtiyaç duyar.

Ancak bazı çocuklar ihtiyaçlarını dile getirdiklerinde yeterli duygusal karşılığı bulamaz.

Örneğin;

  • Duyguları küçümsenebilir.
  • Ağladığında “abartıyorsun” denebilir.
  • Üzüldüğünde yalnız bırakılabilir.
  • Yakınlık ihtiyacı reddedilebilir.
  • Duygularını göstermesi zayıflık olarak görülebilir.

Çocuk zamanla şu sonucu çıkarabilir:

“İhtiyaçlarımı gösterirsem karşılık alamıyorum.”

Bunun üzerine ihtiyaçlarını bastırmayı öğrenebilir.

Dışarıdan bakıldığında güçlü görünür.

Oysa bu güç, çoğu zaman erken yaşta gelişmiş bir savunma mekanizmasıdır.


Kaçıngan Bağlanmanın Belirtileri Nelerdir?

Her birey farklıdır.

Ancak kaçıngan bağlanma örüntüsünde bazı ortak özellikler görülebilir.

  • Duyguları paylaşmakta zorlanmak
  • Yakın ilişkilerde mesafeli davranmak
  • Bağımsız görünmeye aşırı önem vermek
  • Yardım istemekten kaçınmak
  • Duygusal ihtiyaçlarını inkâr etmek
  • Partnerin yakınlaşma çabalarından bunalmak
  • İlişki ciddileştikçe geri çekilmek
  • Çatışmaları konuşmak yerine uzaklaşmak
  • Yalnız kalmayı daha güvenli hissetmek
  • Yoğun duygusal konuşmalardan kaçınmak

Bu belirtiler kişinin bilinçli tercihi değildir.

Çoğu zaman çocuklukta öğrenilmiş ilişki örüntülerinin doğal sonucudur.


Kaçıngan Bağlanan İnsanlar Duygusuz mudur?

Hayır.

Toplumda en sık yapılan yanlışlardan biri budur.

Kaçıngan bağlanma yaşayan kişiler çoğu zaman yoğun duygular hisseder.

Ancak bu duyguları ifade etmekte zorlanırlar.

Yakınlaşmak istedikleri hâlde yakınlığın beraberinde getireceği incinme ihtimali onları korkutabilir.

Bu nedenle duygularını bastırmak, onlar için daha güvenli bir seçenek gibi görünebilir.

Bir sonraki bölümde kaçıngan bağlanmanın romantik ilişkileri nasıl etkilediğini, partnerlerin neden kendilerini sürekli reddedilmiş hissedebildiğini ve bu döngünün nasıl oluştuğunu ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

Kaçıngan Bağlanma Romantik İlişkileri Nasıl Etkiler?

Kaçıngan bağlanma en belirgin şekilde romantik ilişkilerde kendini gösterir.

Çünkü romantik ilişkiler yalnızca sevgi değil, aynı zamanda duygusal yakınlık, güven, kırılganlık ve karşılıklı bağımlılık içerir.

İşte tam da bu noktada kaçıngan bağlanma örüntüsü devreye girebilir.

İlişkinin ilk dönemlerinde her şey oldukça iyi ilerleyebilir.

Yakınlaşma sınırlıdır.

Beklentiler düşüktür.

Her iki taraf da birbirini keşfetmektedir.

Ancak ilişki derinleştikçe dinamik değişmeye başlayabilir.

Partner daha fazla yakınlık ister.

Daha fazla paylaşım bekler.

Gelecek planları konuşulmaya başlanır.

İşte birçok kaçıngan bağlanan kişi için zorlanma tam bu noktada ortaya çıkar.


Yakınlık Arttıkça Uzaklaşabilirler

Dışarıdan bakıldığında bu davranış çelişkili görünebilir.

Çünkü ilişki güzel giderken aniden mesafe koyabilirler.

Daha az mesaj atabilirler.

Daha az görüşmek isteyebilirler.

İşe daha fazla odaklanabilirler.

Arkadaşlarına daha fazla zaman ayırabilirler.

Bazen bunun nedenini kendileri de açıklayamaz.

Aslında uzaklaştıkları şey partner değil, yoğun duygusal yakınlığın oluşturduğu rahatsızlıktır.

Çocuklukta yakınlık güvenli bir deneyim olmadığında, yetişkinlikte de yakınlaşmak bilinçdışı olarak tehdit gibi algılanabilir.


Duygularını İfade Etmekte Zorlanabilirler

Birçok kaçıngan bağlanan kişi sevmediği için değil, nasıl ifade edeceğini bilemediği için sessiz kalır.

Partneri şöyle diyebilir:

“Bana ne hissettiğini hiç söylemiyorsun.”

Kaçıngan bağlanan kişi ise gerçekten ne hissettiğini anlamakta bile zorlanabilir.

Çünkü çocukluk boyunca duygularını bastırmayı öğrenmiştir.

Bu nedenle yoğun duygusal konuşmalar onları bunaltabilir.

Sessizlik çoğu zaman ilgisizlik değil, öğrendikleri baş etme biçimidir.


Yardım İstemek Onlar İçin Zor Olabilir

Kaçıngan bağlanmanın önemli özelliklerinden biri aşırı bağımsız görünme eğilimidir.

Bu kişiler çoğu zaman her şeyi tek başlarına çözmeye çalışırlar.

Yardım istemek onlar için güçsüzlük gibi hissedilebilir.

Oysa bu düşüncenin kökeni çoğu zaman çocukluk deneyimleridir.

İhtiyaç duyduklarında yeterince destek göremeyen çocuklar zamanla şu inancı geliştirebilir:

“Kimseye güvenme. Kendi işini kendin hallet.”

Bu inanç yetişkinlikte de devam edebilir.


Çatışmalardan Kaçınabilirler

Sağlıklı ilişkilerde çatışmalar konuşularak çözülebilir.

Ancak kaçıngan bağlanan kişiler için çatışma oldukça zorlayıcı olabilir.

Partner tartışmak istediğinde konuşmayı erteleyebilirler.

Telefonu kapatabilirler.

Ortamdan uzaklaşabilirler.

Konuyu değiştirebilirler.

Çünkü yoğun duygusal gerilim onların sinir sisteminde tehdit olarak algılanabilir.

Bu nedenle uzaklaşmak kendilerini koruma yöntemi hâline gelir.


“Biraz Zamana İhtiyacım Var”

Kaçıngan bağlanan bireylerin sık kullandığı cümlelerden biri şudur:

“Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.”

Bu ihtiyaç her zaman ilişkiyi bitirmek anlamına gelmez.

Çoğu zaman yoğun duygusal uyarılmayı azaltma çabasıdır.

Ancak partner bunu reddedilmek olarak yorumlayabilir.

Böylece yanlış anlamalar giderek artabilir.


Kaygılı Bağlanma ile Bir Araya Geldiklerinde

İlişki psikolojisinde en sık görülen eşleşmelerden biri kaygılı bağlanan biri ile kaçıngan bağlanan birinin ilişkisidir.

Bu ilişki başlangıçta oldukça çekici görünebilir.

Ancak zamanla bir döngü oluşabilir.

Kaygılı bağlanan partner yakınlaşmak ister.

Kaçıngan bağlanan partner ise uzaklaşır.

Yakınlaşma arttıkça uzaklaşma da artar.

Uzaklaşma arttıkça diğer partner daha fazla yakınlaşmaya çalışır.

Psikolojide bu örüntü bazen “kovala-kaç döngüsü” olarak tanımlanır.

Hiç kimse kötü niyetli değildir.

İki taraf da aslında güven aramaktadır.

Fakat bunu tamamen farklı yollarla yaparlar.


Partnerleri Kendilerini Neden Reddedilmiş Hisseder?

Kaçıngan bağlanan kişi çoğu zaman ilişkiyi bitirmek istemez.

Ancak yakınlık karşısında geri çekildiğinde partner şu mesajı alabilir:

  • “Beni sevmiyor.”
  • “Ben yeterince iyi değilim.”
  • “Benden sıkıldı.”

Oysa çoğu zaman gerçek neden bunlardan farklıdır.

Kaçıngan bağlanan kişinin mücadele ettiği şey partneri değil, çocukluktan beri taşıdığı yakınlık korkusudur.

Bu fark anlaşılmadığında ilişkiler giderek yıpranabilir.


Kaçıngan Bağlanan Kişiler Aşık Olabilir mi?

Evet.

Hem de oldukça derin duygular yaşayabilirler.

Kaçıngan bağlanma sevme kapasitesinin az olduğu anlamına gelmez.

Asıl güçlük sevgiyi hissetmekte değil, güvenli biçimde ifade edebilmektedir.

Bu nedenle bazı kişiler yoğun sevgi hissettikleri hâlde bunu davranışlarına yansıtmakta zorlanabilir.

Partnerleri ise bunu ilgisizlik olarak yorumlayabilir.


İlişkiler Neden Tekrarlayan Şekilde Biter?

Kaçıngan bağlanma örüntüsü fark edilmediğinde benzer ilişki döngüleri tekrar edebilir.

İlişki başlar.

Yakınlık artar.

Kaygı yükselir.

Mesafe oluşur.

Partner daha fazla yakınlaşır.

Uzaklaşma artar.

Sonunda taraflardan biri tükenebilir.

Bu nedenle birçok kişi farklı partnerlerle benzer ilişki sorunlarını yaşadığını fark eder.

Bir sonraki bölümde kaçıngan bağlanmanın yetişkinlikte öz saygıyı, yalnızlık hissini, iş yaşamını ve psikolojik sağlığı nasıl etkilediğini; ayrıca bu bağlanma stilinin değişip değişemeyeceğini ayrıntılı olarak ele alacağız.

Kaçıngan Bağlanmanın Yetişkinlikteki Psikolojik Etkileri

Kaçıngan bağlanma yalnızca romantik ilişkileri etkilemez.

Kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de şekillendirir.

Dışarıdan bakıldığında özgüvenli, bağımsız ve güçlü görünen biri, iç dünyasında yoğun yalnızlık yaşayabilir.

Çünkü başkalarına ihtiyaç duymamayı öğrenmek ile gerçekten ihtiyaç duymamak aynı şey değildir.

Kaçıngan bağlanan birçok kişi çocuklukta öğrendiği şu kuralla yaşamını sürdürür:

“Kimseye güvenme. Kimseye muhtaç olma.”

Bu inanç kısa vadede kişiyi hayal kırıklığından koruyor gibi görünse de uzun vadede derin bir yalnızlık hissine neden olabilir.


Yalnızlık ile Güvende Hissetmek Karışabilir

Yalnız kalmayı sevmek ile yalnız kalmak zorunda hissetmek aynı şey değildir.

Kaçıngan bağlanan kişiler çoğu zaman yalnız kaldıklarında daha sakin hissederler.

Çünkü kimse onlardan bir şey beklemiyordur.

Kimse onları hayal kırıklığına uğratamaz.

Kimse tarafından reddedilme riski yoktur.

Bu nedenle yalnızlık zamanla güvenli bir alan gibi algılanabilir.

Ancak uzun süreli yalnızlık, kişinin duygusal ihtiyaçlarını ortadan kaldırmaz.

Sadece onları görünmez hâle getirir.


Duygusal Yakınlık ile Kontrol Kaybını Eşleştirebilirler

Birçok kaçıngan bağlanan kişi için yakınlık yalnızca sevgi değildir.

Yakınlık aynı zamanda incinme ihtimali anlamına gelebilir.

Bu nedenle biri gerçekten yaklaşmaya başladığında bilinçdışı olarak alarm sistemi devreye girebilir.

Şöyle düşünebilir:

  • “Çok bağlanırsam üzülürüm.”
  • “Kimseye tamamen güvenemem.”
  • “Yakınlaşırsam özgürlüğümü kaybederim.”

Bu düşünceler çoğu zaman bilinçli değildir.

Çocuklukta gelişen bağlanma örüntülerinin yetişkinlikteki yansımalarıdır.


Öz Saygı Dışarıdan Göründüğü Kadar Güçlü Olmayabilir

Kaçıngan bağlanan kişiler bazen kendilerine çok güvendikleri izlenimi verebilir.

Her şeyi tek başlarına yapabileceklerini söylerler.

Yardım istemezler.

Duygularını paylaşmazlar.

Ancak bu durum her zaman yüksek öz saygı anlamına gelmez.

Bazı kişiler için bu davranışlar incinmemek adına geliştirilen koruyucu stratejilerdir.

Gerçek öz güven ile duygusal mesafe birbirinden farklı kavramlardır.


İş Yaşamında Başarılı Görünebilirler

Kaçıngan bağlanma yaşayan kişiler iş yaşamında oldukça başarılı olabilir.

Bağımsız çalışmayı severler.

Sorumluluk almaktan kaçınmayabilirler.

Kriz anlarında soğukkanlı görünebilirler.

Ancak ekip çalışması, geri bildirim alma veya duygusal iletişim gerektiren durumlarda zorlanabilirler.

Özellikle yardım istemeleri gereken anlarda tüm yükü tek başlarına taşımaya çalışabilirler.

Bu durum zamanla tükenmişlik riskini artırabilir.


Kaçıngan Bağlanma Depresyon ve Anksiyete ile İlişkili midir?

Kaçıngan bağlanma tek başına bir psikiyatrik hastalık değildir.

Ancak bazı kişilerde uzun süre devam eden ilişki sorunları, yalnızlık hissi ve bastırılmış duygular zamanla ruh sağlığını etkileyebilir.

Örneğin;

gibi sorunlar görülebilir.

Ancak bunların her kaçıngan bağlanan kişide ortaya çıkacağı söylenemez.


Kaçıngan Bağlanma Değişebilir mi?

Evet.

Bağlanma stilleri değişmez kişilik özellikleri değildir.

İnsan beyni yaşam boyunca yeni ilişki deneyimleri geliştirebilir.

Güvenli ilişkiler kurmak, sağlıklı iletişim öğrenmek ve psikoterapi süreci bağlanma örüntülerinin daha esnek hâle gelmesine katkı sağlayabilir.

Bu değişim genellikle zaman içinde gerçekleşir.

Bir anda olmaz.

Ancak mümkündür.


Şema Terapi Nasıl Yardımcı Olur?

Şema Terapi, çocuklukta gelişen ilişki örüntülerini anlamaya yardımcı olan bilimsel psikoterapi yaklaşımlarından biridir.

Kaçıngan bağlanma yaşayan kişilerde özellikle şu şemeler sık görülebilir:

  • Duygusal yoksunluk
  • Sosyal izolasyon
  • Güvensizlik
  • Kusurluluk
  • Yüksek standartlar

Şema Terapi, bu örüntülerin nasıl oluştuğunu anlamaya ve kişinin ilişkilerinde daha güvenli davranışlar geliştirmesine yardımcı olabilir.


EMDR ve Geçmiş Deneyimlerin İşlenmesi

Kaçıngan bağlanmanın temelinde bazen çocuklukta yaşanan tekrar eden duygusal ihmal, reddedilme veya ilişki travmaları bulunabilir.

EMDR, bu yaşantılara eşlik eden yoğun duygusal yükün yeniden işlenmesine yardımcı olabilen bilimsel terapi yöntemlerinden biridir.

Her birey için uygun yöntem farklı olabilir.

Bu nedenle değerlendirme kişiye özel yapılmalıdır.


Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

ACT yaklaşımı, kişinin korkularını tamamen ortadan kaldırmayı değil, korkularına rağmen değerleri doğrultusunda yaşayabilmesini hedefler.

Kaçıngan bağlanan biri zaman zaman hâlâ yakınlaşmaktan çekinebilir.

Ancak bu duyguya rağmen ilişki içinde kalmayı, açık iletişim kurmayı ve güven geliştirmeyi öğrenebilir.

Bu süreç psikolojik esnekliğin gelişmesine katkı sağlar.


Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?

Aşağıdaki durumlar yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa bir psikiyatrist veya psikoterapistten değerlendirme almak faydalı olabilir:

  • Yakın ilişki kurmakta sürekli zorlanıyorsanız
  • İlişkileriniz benzer şekilde sona eriyorsa
  • Duygularınızı ifade etmekte güçlük çekiyorsanız
  • Yalnız hissetmenize rağmen yakınlaşmaktan kaçınıyorsanız
  • Anksiyete veya depresyon belirtileri yaşıyorsanız
  • Çocukluk deneyimlerinizin bugünkü ilişkilerinizi etkilediğini düşünüyorsanız

Profesyonel destek, yalnızca belirtileri azaltmayı değil, kişinin ilişkilerinde daha güvenli ve doyum sağlayan bağlar kurmasına yardımcı olmayı amaçlar.


Sonuç

Kaçıngan bağlanma, sevgisizlik değildir.

Yakınlaşmaktan hoşlanmamak da değildir.

Çoğu zaman çocuklukta öğrenilmiş bir korunma biçimidir.

Bir zamanlar sizi hayatta tutan bu strateji, yetişkinlikte yakın ilişkiler kurmanızı zorlaştırabilir.

Ancak geçmişte öğrendiğiniz ilişki biçimleri, gelecekte kuracağınız ilişkilerin kaderi değildir.

Güven öğrenilebilir.

Yakınlık zaman içinde gelişebilir.

İnsan, doğru ilişki deneyimleri ve uygun psikoterapi desteğiyle bağlanma örüntülerini daha güvenli hâle getirebilir.

Bağımsız olmak güçlü olabilir. Ancak gerçek psikolojik güç, gerektiğinde bir başkasına güvenebilmek ve yakınlık kurabilmektir.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button