Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

Kafamı Susturamıyorum: Düşünceler Neden Durmadan Geliyor?

Kafamı Susturamıyorum: Düşünceler Neden Durmadan Geliyor?

“Kafamı susturamıyorum.”

“Düşüncelerim hiç durmuyor.”

“Ne yaparsam yapayım zihnim çalışmaya devam ediyor.”

Birçok insan özellikle stresli ve kaygılı dönemlerde zihninin hiç durmadığını hissedebilir. Gün içinde yaşanan bir konuşmayı tekrar tekrar düşünmek, gelecekte ne olacağını hesaplamak, geçmişte yapılan hataları analiz etmek veya gece yatağa girildiğinde zihnin bir anda hızlanması oldukça yorucu olabilir.

Bazen kişi aslında düşünmek istemediği halde düşünmeye devam eder. Düşünceleri durdurmaya çalıştıkça daha fazla düşünür ve sonunda “Neden kafamı susturamıyorum?” sorusuyla baş başa kalır.

Burada önemli bir ayrım vardır:

Çok düşünmek her zaman bir psikiyatrik hastalık anlamına gelmez. Ancak düşünceler kontrol edilmesi zor hale geliyor ve kişinin uykusunu, işini, ilişkilerini veya günlük yaşamını etkiliyorsa bunun altında yatan nedenleri değerlendirmek gerekir.

Kafamı Susturamıyorum Ne Anlama Gelir?

“Kafamı susturamıyorum” ifadesi aslında tek bir durumu anlatmaz.

Kişi bazen gelecekle ilgili endişeleri nedeniyle düşüncelerini durduramaz.

Bazen geçmişte yaşadığı bir olayı tekrar tekrar zihninde canlandırır.

Bazen de ortada belirgin bir konu olmadan zihninin sürekli çalıştığını hisseder.

Örneğin:

  • “Acaba doğru mu söyledim?”
  • “Bunu neden böyle yaptım?”
  • “Ya işler kötü giderse?”
  • “Beni yanlış mı anladılar?”
  • “Yarın ne olacak?”
  • “Ya bir şey ters giderse?”

gibi düşünceler arka arkaya gelebilir.

Bu nedenle “kafamı susturamıyorum” şikâyetini anlamak için öncelikle zihnin ne hakkında ve nasıl düşündüğüne bakmak gerekir.

Düşünceler Neden Durmadan Gelir?

İnsan beyni sürekli düşünce üreten bir sistemdir. Gün boyunca aklımızdan çok sayıda düşünce geçer.

Normal koşullarda bu düşüncelerin çoğunu fark etmeyiz.

Ancak stres ve kaygı arttığında bazı düşünceler daha fazla dikkat çekmeye başlayabilir.

Zihin özellikle:

  • tehlikeleri,
  • belirsizlikleri,
  • hataları,
  • gelecekteki riskleri,
  • geçmişte yaşanan olumsuzlukları

daha fazla değerlendirebilir.

Bir düşünce önemli veya tehdit edici olarak algılandığında zihin onu tekrar tekrar incelemeye başlayabilir.

Bu nedenle bazen sorun “çok fazla düşünce olması” değil, bazı düşüncelere zihnin sürekli geri dönmesi olabilir.

Çok Düşünmek ile Kaygı Arasındaki İlişki

Kaygı, zihnin gelecekte ortaya çıkabilecek olumsuz durumları değerlendirmesine neden olabilir.

Örneğin yarın önemli bir toplantınız varsa:

“Ya kötü geçerse?”

“Ya sorulan soruya cevap veremezsem?”

“Ya insanlar beni yetersiz bulursa?”

gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Bir süre sonra düşünmek hazırlık yapmaktan çıkıp aynı konuyu tekrar tekrar değerlendirmeye dönüşebilir.

Kaygılı düşünmenin önemli özelliklerinden biri de kesinlik aramasıdır.

Kişi:

“Her şeyi önceden düşünürsem kötü bir sürpriz yaşamam.”

diye düşünebilir.

Ancak hayatın bütün olasılıklarını önceden hesaplamak mümkün değildir.

Bu nedenle düşünmeye devam etmek çoğu zaman kişiyi daha hazırlıklı hale getirmek yerine daha kaygılı hale getirebilir.

Zihinsel Geviş Getirme (Ruminasyon) Nedir?

Ruminasyon, özellikle geçmişte yaşanan olaylar, hatalar, kayıplar veya kişinin kendisiyle ilgili olumsuz düşünceler üzerinde tekrar tekrar zihinsel olarak dönüp durmasıdır.

Örneğin kişi birkaç gün önce yaptığı bir konuşmayı tekrar tekrar hatırlayabilir:

“Neden öyle söyledim?”

“Acaba yanlış mı anlaşıldım?”

“Keşke başka türlü cevap verseydim.”

“Bunu neden yaptım?”

Bir süre sonra aynı olay hakkında düşünülen süre uzar ancak yeni bir çözüm ortaya çıkmaz.

Bu noktada düşünme, problem çözmekten çok zihinsel bir döngüye dönüşebilir.

Ruminasyon özellikle depresif belirtilerle birlikte görülebilir. Kişi geçmişteki hatalarını, başarısızlıklarını veya kendisiyle ilgili olumsuz değerlendirmeleri tekrar tekrar zihninde çevirebilir.

Geçmişte Yaşananları Sürekli Düşünmek

Bazı kişiler için asıl sorun gelecekle ilgili kaygı değil, geçmişte yaşanan olaylardan kurtulamamaktır.

Örneğin:

  • Eski bir tartışmayı tekrar tekrar düşünmek
  • Geçmişte yapılan bir hatayı unutamamak
  • Bir ilişkinin neden bittiğini sürekli analiz etmek
  • “Keşke” düşüncelerine takılı kalmak
  • Başkasının söylediği bir sözü günlerce düşünmek

kişinin zihinsel enerjisinin önemli bir bölümünü tüketebilir.

Burada zihin geçmişi değiştirmeye çalışıyor gibi görünür.

“Olayı tekrar düşünürsem neden olduğunu anlayacağım.”

Ancak geçmişteki bir olay hakkında düşünmek ile geçmişi değiştirmek aynı şey değildir.

Bazen analiz etmek gerçekten bir anlam kazandırabilir. Ancak aynı düşünce tekrar tekrar dönüyor ve kişinin ruh halini kötüleştiriyorsa artık çözüm üretmeyen bir zihinsel döngü haline gelmiş olabilir.

Geleceği Sürekli Düşünmek

Geçmişe takılmanın karşısında geleceğe aşırı odaklanmak vardır.

Kişi henüz gerçekleşmemiş olayları zihninde defalarca yaşayabilir.

“Ya işler kötü giderse?”

“Ya hastalanırsam?”

“Ya ilişkim bozulursa?”

“Ya maddi olarak zor durumda kalırsam?”

Bu düşünceler bir süre sonra birbirini takip edebilir.

Bir kaygının cevabı bulunduğunda başka bir kaygı ortaya çıkar.

Bu nedenle kişi saatlerce düşündüğü halde zihinsel olarak bir sonuca ulaşamaz.

“Ya Şöyle Olursa?” Düşünceleri

Kaygılı düşüncenin en sık kullanılan cümlelerinden biri “Ya…” ile başlayan sorulardır.

“Ya kötü bir şey olursa?”

“Ya hata yaparsam?”

“Ya beni sevmezlerse?”

“Ya kontrolümü kaybedersem?”

“Ya bir yakınıma bir şey olursa?”

Bu soruların ortak özelliği, kesin bir cevaplarının olmamasıdır.

Zihin ise belirsizliği sevmediği için cevap aramaya devam eder.

Ancak “ya” sorularının tamamına kesin cevap vermeye çalışmak mümkün değildir.

Bu nedenle bazı durumlarda çözüm daha fazla düşünmek değil, belirsizliğin varlığına rağmen yaşamaya devam edebilmek olabilir.

Gece Kafamı Susturamıyorum

“Kafamı susturamıyorum” şikâyeti özellikle gece belirginleşebilir.

Gün içinde kişi iş, aile, telefon, sosyal medya ve diğer aktivitelerle meşgul olduğu için düşüncelerini daha az fark edebilir.

Yatağa girdiğinde ise dış uyaranlar azalır.

Bir anda gün boyunca ertelenen düşünceler daha görünür hale gelebilir.

“Yarın ne yapacağım?”

“Bugün söylediğim şey doğru muydu?”

“Acaba bu sorun nasıl çözülecek?”

“Ya yarın kötü bir şey olursa?”

şeklindeki düşünceler arka arkaya gelebilir.

Kişi uyumaya çalıştıkça zihnini kontrol etmeye çalışır.

“Artık düşünmeyeceğim, uyumam gerekiyor.”

Ancak bu mücadele bazen tam tersine kişinin düşüncelerine daha fazla dikkat etmesine neden olabilir.

Düşünceler Yüzünden Uyuyamamak

Uyku ile zihinsel uğraş arasında çift yönlü bir ilişki vardır.

Kaygı düşünceleri uykuyu zorlaştırabilir. Uykusuzluk da ertesi gün kişinin stres ve kaygıya daha duyarlı hale gelmesine neden olabilir.

Böylece bir döngü oluşabilir:

Kaygı → fazla düşünme → uyuyamama → yorgunluk → daha fazla kaygı → daha fazla düşünme

Bu nedenle “Uyumak için düşüncelerimi tamamen susturmalıyım” düşüncesi her zaman yardımcı olmayabilir.

Daha yararlı yaklaşım, zihnin düşünce üretmesini tamamen engellemeye çalışmadan bedeni ve dikkati uykuya uygun hale getirmektir.

Kafamı Susturamıyorum, Acaba OKB mi?

Her fazla düşünme veya zihnin yoğun olması Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) anlamına gelmez.

OKB’de kişinin istemediği halde aklına gelen, tekrarlayan ve yoğun kaygı yaratan obsesyonlar bulunabilir.

Bunlara karşı kişi:

  • kontrol etme,
  • güvence alma,
  • araştırma yapma,
  • zihinsel olarak düşünceyi çürütmeye çalışma,
  • belirli davranışları tekrarlama

gibi kompulsif davranışlar geliştirebilir.

Örneğin kişi:

“Ya istemeden birine zarar verirsem?”

düşüncesinden rahatsız olabilir ve bu düşüncenin doğru olmadığından emin olmak için saatlerce zihinsel kontrol yapabilir.

Burada yalnızca düşüncenin varlığı değil, kişinin düşünceye verdiği tepki önemlidir.

Bu nedenle “çok düşünüyorum” şikâyetinin altında OKB olup olmadığı ancak klinik değerlendirmeyle anlaşılabilir.

İstenmeyen Düşünceler ile Takıntılı Düşünceler Aynı Şey midir?

Hayır. Zihnimize istemediğimiz düşüncelerin gelmesi tek başına OKB olduğu anlamına gelmez.

İnsan zihni zaman zaman tuhaf, anlamsız, korkutucu veya rahatsız edici düşünceler üretebilir. Önemli olan bu düşüncenin gelip gelmemesinden çok, kişinin ona nasıl tepki verdiğidir.

Örneğin aklınıza aniden:

“Ya arabayı kullanırken kontrolümü kaybedersem?”

şeklinde bir düşünce gelebilir.

Çoğu insan bu düşünceyi fark eder ve üzerinde durmadan yaşamına devam eder.

OKB eğilimi olan bir kişide ise düşünce:

“Bunu düşündüğüme göre gerçekten böyle bir şey yapabilir miyim?”

şeklinde değerlendirilebilir.

Ardından kişi düşüncenin anlamını çözmeye, kendisini kontrol etmeye veya kesin olarak zarar vermeyeceğinden emin olmaya çalışabilir.

Bu noktada düşüncenin kendisinden çok, düşünceye verilen anlam ve ardından gelen kontrol davranışları önem kazanır.

Depresyonda Kafamı Susturamıyorum Hissi

Sürekli düşünmek yalnızca kaygı bozukluklarında görülmez.

Depresyonda kişi geçmişte yaşadığı olayları, hatalarını, başarısızlıklarını veya kendisiyle ilgili olumsuz düşünceleri tekrar tekrar değerlendirebilir.

Örneğin:

“Neden böyle yaptım?”

“Hayatım neden böyle oldu?”

“Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”

“Keşke geçmişte farklı davransaydım.”

Bu düşünceler yalnızca zihni meşgul etmekle kalmaz, kişinin kendisiyle ilgili olumsuz değerlendirmelerini de güçlendirebilir.

Bu nedenle depresyonda ruminasyon, kişinin ruh halinin daha da kötüleşmesine katkıda bulunabilir.

Ruminasyon ile Problem Çözme Arasındaki Fark

Bazen kişi sürekli düşündüğünü fark ettiğinde:

“Ama ben sadece çözüm bulmaya çalışıyorum.”

diyebilir.

Gerçekten de problem çözmek için düşünmek gereklidir.

Ancak iki süreç arasında önemli bir fark vardır.

Problem çözmede:

  • Somut bir problem vardır.
  • Alternatifler değerlendirilir.
  • Bir karar verilir.
  • Bir davranışa geçilir.

Ruminasyonda:

  • Aynı konu tekrar tekrar düşünülür.
  • Yeni bir bilgi ortaya çıkmaz.
  • Kesinlik arayışı devam eder.
  • Karar vermek zorlaşır.
  • Düşünme kişiyi daha fazla yorar.

Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Bu düşünme sürecinin sonunda yapabileceğim somut bir şey ortaya çıkıyor mu?”

Cevap sürekli olarak “hayır” ise zihinsel uğraşınız problem çözmekten çok ruminasyona dönüşmüş olabilir.

Düşünceleri Zorla Durdurmaya Çalışmak Neden İşe Yaramaz?

“Kafamı susturmalıyım” düşüncesi anlaşılır bir istektir.

Ancak zihnin doğal olarak düşünce üretmesini tamamen durdurmaya çalışmak çoğu zaman gerçekçi değildir.

Hatta bazı kişilerde düşünceyi bastırma çabası düşüncenin daha fazla fark edilmesine neden olabilir.

Örneğin kendinize:

“Şu anda kesinlikle beyaz bir ayı düşünmeyeceğim.”

dediğinizde zihninizin bir bölümünün sürekli olarak “Beyaz ayıyı düşünüyor muyum?” diye kontrol etmesi mümkündür.

Aynı mekanizma kaygılı düşüncelerde de ortaya çıkabilir.

Bu nedenle hedef:

“Hiç düşünmemek.”

yerine:

“Düşünce geldiğinde onunla mücadele etmek zorunda olmadığımı öğrenmek.”

olabilir.

Düşünceler Geldiğinde Ne Yapmalı?

İlk adım düşünceyi fark etmektir.

Örneğin zihniniz:

“Ya yarın kötü bir şey olursa?”

diyebilir.

Bu düşüncenin hemen ardından başka bir düşünce üretmek yerine:

“Şu anda zihnim gelecekle ilgili bir kaygı üretiyor.”

şeklinde fark edebilirsiniz.

Burada amaç düşüncenin yanlış olduğunu kanıtlamak değildir.

Çünkü düşünceyle tartışmaya başladığınızda yeni sorular ortaya çıkabilir:

“Peki ya gerçekten olursa?”

“Olmayacağını nasıl bilebilirim?”

“Yüzde kaç ihtimal var?”

Bu sorular yeni bir zihinsel tartışmanın başlangıcı olabilir.

Daha işlevsel yaklaşım, düşünceyi fark edip dikkati yeniden yapmak istediğiniz şeye yönlendirmektir.

Düşünceyle Savaşmak Yerine Düşünceyi Fark Etmek

Bir düşüncenin akla gelmesi ile o düşünceye göre davranmak aynı şey değildir.

Örneğin:

“Ya başarısız olursam?”

düşüncesi gelebilir.

Bu düşüncenin gelmesini engellemek zorunda değilsiniz.

Ancak bu düşünceye rağmen hazırlığınızı yapabilir, toplantıya gidebilir veya günlük yaşamınıza devam edebilirsiniz.

Bu önemli bir farktır:

Düşünceyi kontrol etmek yerine davranışınızı seçmek.

Zihninizin ne söyleyeceğini her zaman belirleyemezsiniz.

Ancak o düşünce geldiğinde ne yapacağınız üzerinde daha fazla söz sahibi olabilirsiniz.

“Şu Anda Gerçekten Bir Problem Var mı?”

Zihniniz hızlandığında kendinize şu soruyu yöneltebilirsiniz:

“Şu anda çözülmesi gereken gerçek bir problem mi var, yoksa zihnim gelecekteki bir ihtimali mi çözmeye çalışıyor?”

Gerçek bir problem varsa somut bir adım belirleyin.

Örneğin yarın bir sınavınız varsa çalışabilirsiniz.

Ancak sınav için yapabileceğiniz hazırlık tamamlandıysa, aynı sınavı zihninizde yüzlerce kez canlandırmak hazırlığınızı artırmayabilir.

Bu durumda zihinsel uğraşı bırakıp dikkatinizi başka bir etkinliğe yönlendirmek daha işlevsel olabilir.

Belirsizliği Kabul Etmek

Kafayı en fazla meşgul eden konulardan biri belirsizliktir.

“Ne olacağını bilmek istiyorum.”

“Kesin olarak emin olmak istiyorum.”

“Bir şeyin yanlış gitmeyeceğini bilmem gerekiyor.”

Ancak hayatın tamamı belirsizlik içerir.

Bu nedenle zihnin bütün belirsizlikleri çözmeye çalışması mümkün değildir.

Bazen daha işlevsel soru:

“Bunun kesin cevabını nasıl bulabilirim?”

değil:

“Kesin cevabı şu anda bilmiyor olsam da hayatıma devam edebilir miyim?”

olabilir.

Gece Kafamı Susturmak İçin Neler Yapılabilir?

Gece zihniniz hızlandığında ilk hedef düşünceleri zorla ortadan kaldırmak olmamalıdır.

Bunun yerine uykuya geçişi destekleyen bir ortam ve rutin oluşturmak önemlidir.

Örneğin:

  • Uyku saatlerini mümkün olduğunca düzenli tutmak
  • Yatmadan önce yoğun zihinsel aktiviteleri azaltmak
  • Gece uzun süre telefon ve sosyal medya kullanmamak
  • Günün önemli meselelerini yatmadan hemen önce çözmeye çalışmamak
  • Uyku gelmiyorsa yatakta uzun süre mücadele etmemek
  • Gevşeme ve nefes egzersizlerinden yararlanmak

yararlı olabilir.

Ancak uykusuzluk uzun süre devam ediyorsa yalnızca “kafamı susturamıyorum” şeklinde değerlendirmek yeterli olmayabilir. Anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları, ilaçlar, madde kullanımı veya başka tıbbi nedenler de değerlendirilmelidir.

Kafamı Susturamıyorum: Gün İçinde Uygulanabilecek 5 Egzersiz

Düşünceleri tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, düşüncelerle ilişkinizi değiştirmek daha gerçekçi bir hedeftir.

Aşağıdaki egzersizler özellikle zihinsel uğraşın arttığı dönemlerde yardımcı olabilir.

1. “Şu Anda Zihnim Ne Yapıyor?” Egzersizi

Düşünceler hızlandığında hemen içeriğe kapılmak yerine önce zihinsel süreci fark edin.

Kendinize:

“Şu anda zihnim ne yapıyor?”

diye sorun.

Örneğin cevap:

  • “Gelecekteki bir problemi çözmeye çalışıyor.”
  • “Geçmişte yaptığım bir hatayı tekrar tekrar inceliyor.”
  • “Kesinlik arıyor.”
  • “Bir ihtimali gerçekmiş gibi değerlendiriyor.”

olabilir.

Bu farkındalık düşüncenin içeriğinden bir miktar uzaklaşmanıza yardımcı olabilir.

2. Düşünceyi Bir Gerçeklik Değil, Zihinsel Olay Olarak Görmek

“Başarısız olacağım.”

“Bana bir şey olacak.”

“İlişkim bitecek.”

gibi düşünceler geldiğinde bunları doğrudan gerçeklik olarak kabul etmek zorunda değilsiniz.

Şöyle bir ifade kullanabilirsiniz:

“Zihnim şu anda başarısız olacağım düşüncesini üretiyor.”

Buradaki küçük dil değişikliği önemlidir.

“Başarısız olacağım” demek ile “başarısız olacağım düşüncesine sahibim” demek aynı şey değildir.

İkinci ifade, düşünce ile kişi arasında daha fazla mesafe oluşturur.

3. Zihinsel Tartışmayı Erteleme

Bazen zihniniz bir sorunu tam da yoğun olduğunuz anda çözmek ister.

Örneğin gece yatağa girdiğinizde:

“Yarın bu konuyu mutlaka çözmem gerekiyor.”

şeklinde düşünceler başlayabilir.

Eğer gerçekten ertesi gün ele alınabilecek bir konuysa, bunu kısa şekilde not edip zihinsel tartışmayı erteleyebilirsiniz.

Örneğin:

“Bu konuyu yarın saat 10.00’da değerlendireceğim. Şu anda uyumaya geçiyorum.”

Buradaki amaç sorunu inkâr etmek değil, her problemin her an çözülmesi gerekmediğini öğrenmektir.

4. Dikkati Tekrar Şimdiye Getirme

Zihniniz geçmişte veya gelecekte dolaşırken dikkatinizi bulunduğunuz ana getirebilirsiniz.

Örneğin çevrenizde gördüğünüz beş nesneyi fark edin.

Duyduğunuz sesleri fark edin.

Ayaklarınızın yere temasını hissedin.

Nefesinizin ritmini gözlemleyin.

Bunu düşünceleri yok etmek için değil, dikkatinizi yeniden seçtiğiniz noktaya getirmek için yapın.

5. “Kontrolümde Olan Ne?” Egzersizi

Kaygı sırasında zihnin bütün ihtimalleri kontrol etmeye çalıştığını fark edebilirsiniz.

Kendinize iki soru sorun:

“Bu konuda kontrolümde olan ne?”

“Kontrolümde olmayan ne?”

Kontrolünüzde olan kısım için somut bir davranış belirleyin.

Kontrolünüzde olmayan kısım için ise sürekli zihinsel çözüm üretmek yerine belirsizliğe alan açmaya çalışın.

Kafamı Susturamıyorum Dediğinizde Yapmamanız Gerekenler

Zihinsel uğraş arttığında kişi rahatlamak için bazı davranışlara yönelebilir.

Bunlar kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de bazı durumlarda düşünce döngüsünü güçlendirebilir.

Sürekli İnternette Araştırma Yapmak

Özellikle sağlık kaygısında kişi bir düşünceyi ortadan kaldırmak için internette araştırmaya başlayabilir.

Ancak bir arama yeni bir soruya, yeni soru başka bir aramaya dönüşebilir.

Sonunda kişi bilgi edinmekten çok kesinlik aramaya başlayabilir.

Herkesten Güvence İstemek

“Sence bir şey olur mu?”

“Gerçekten sorun yok değil mi?”

“Beni yanlış anlamadın, değil mi?”

Güvence almak kısa süreli rahatlama sağlayabilir.

Fakat kişi her kaygılandığında aynı yönteme başvurursa zaman içerisinde kendi belirsizliğine dayanma kapasitesi azalabilir.

Aynı Olayı Zihinde Defalarca Analiz Etmek

Bir konuşmayı tekrar tekrar düşünmek çoğu zaman yeni bir bilgi üretmez.

Özellikle:

“Acaba ne demek istedi?”

“Ben bunu neden söyledim?”

“Başka türlü söyleseydim ne olurdu?”

gibi soruların sonu gelmiyorsa düşünme artık problem çözmekten uzaklaşmış olabilir.

Kafamı Susturamıyorum ve Sürekli Telefonuma Bakıyorum

Bazı kişiler zihinsel huzursuzluk yaşadığında telefon, sosyal medya veya internet üzerinden sürekli uyarana yönelir.

Bu davranış düşüncelerden kısa süreli uzaklaşmayı sağlayabilir.

Ancak sürekli dış uyaran aramak kişinin kendi düşünceleriyle baş başa kalma kapasitesini azaltabilir.

Özellikle gece yatmadan önce telefon kullanımı da zihinsel uyarılmayı sürdürebilir.

Bu nedenle amaç telefonu tamamen hayatımızdan çıkarmak değil, telefonu kaygıdan kaçmak için otomatik bir araç olarak kullanıp kullanmadığımızı fark etmektir.

Kafamı Susturamıyorum Demek Her Zaman Psikolojik Bir Hastalık mıdır?

Hayır.

Yoğun bir iş dönemi, sınav, ilişki problemi, ekonomik stres, önemli bir karar veya yaşamda meydana gelen büyük bir değişiklik zihinsel uğraşı artırabilir.

Burada önemli olan:

  • düşüncelerin ne kadar sık olduğu,
  • ne kadar uzun sürdüğü,
  • kişinin onları kontrol edip edemediği,
  • uykuyu etkileyip etkilemediği,
  • günlük işlevselliği bozup bozmadığı

ve kişinin bu düşünceler nedeniyle ne kadar sıkıntı yaşadığıdır.

Bu nedenle “çok düşünüyorum” şikâyeti tek başına bir tanı değildir.

Ne Zaman Psikiyatristten Destek Alınmalı?

Zihninizin sürekli çalıştığını hissediyorsanız ve bu durum günlük yaşamınızı belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.

Özellikle şu belirtiler varsa destek alınması önemlidir:

  • Düşünceler nedeniyle uykuya dalamıyorsanız
  • Geceleri sık sık uyanıyorsanız
  • Günün önemli bölümünü düşünerek geçiriyorsanız
  • Aynı konuları tekrar tekrar analiz ediyorsanız
  • Sürekli güvence arıyorsanız
  • Kontrol etme davranışlarınız arttıysa
  • Kaygı nedeniyle bazı ortamlardan kaçınıyorsanız
  • İş veya okul performansınız etkileniyorsa
  • İlişkilerinizde sürekli endişe yaşıyorsanız
  • Ruh haliniz belirgin şekilde kötüleştiyse

Psikiyatri değerlendirmesinde kaygı bozukluğu, OKB, depresyon, panik bozukluk, uyku bozuklukları veya başka psikolojik ve tıbbi nedenler değerlendirilir.

Sonuç: Kafayı Susturmak Değil, Zihinle İlişkiyi Değiştirmek

“Kafamı susturamıyorum” diyen kişinin çoğu zaman istediği şey aslında zihninde hiçbir düşünce olmamasıdır.

Ancak insan zihninin tamamen düşüncesiz hale gelmesi gerçekçi bir hedef değildir.

Daha önemli olan, düşünceler ortaya çıktığında onların peşinden otomatik olarak gitmemeyi öğrenebilmektir.

Geçmişi değiştiremeyiz.

Geleceğin tamamını kontrol edemeyiz.

Zihnimize hangi düşüncenin geleceğini her zaman seçemeyiz.

Ancak düşünce geldiğinde ona ne kadar zaman ayıracağımızı ve sonrasında hangi davranışı seçeceğimizi zaman içerisinde değiştirebiliriz.

Amaç zihninizin hiç düşünmemesi değil; düşünceleriniz varken de yaşamaya devam edebilmenizdir.

Eğer “kafamı susturamıyorum”, “düşüncelerim susmuyor” veya “düşünmekten yoruldum” şikâyetleri uzun süredir devam ediyor ve yaşamınızı etkiliyorsa, altta yatan nedenin değerlendirilmesi önemlidir.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak tarafından İstanbul’da yüz yüze ve online psikiyatri ve psikoterapi görüşmelerinde yoğun düşünme, kaygı, OKB, panik atak, depresyon ve uyku sorunları ayrıntılı olarak değerlendirilebilir.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button