Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

“Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesi Neden Olur? Kaygılı Düşüncelerle Baş Etme

“Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesi Neden Olur? Kaygılı Düşüncelerle Baş Etme

“Ya bir şey olursa?”

Bu cümle bazen tek başına bütün günü etkileyebilir.

“Ya hastalanırsam?”

“Ya çocuğuma bir şey olursa?”

“Ya işimi kaybedersem?”

“Ya kontrolümü kaybedersem?”

“Ya kötü bir haber alırsam?”

Henüz gerçekleşmemiş bir olay hakkında bu kadar yoğun düşünmek kişiyi sürekli tetikte ve huzursuz hissettirebilir. Bir süre sonra kişi yalnızca belirli bir olaydan korkmamaya, her an kötü bir şey olabileceği hissiyle yaşamaya başlayabilir.

Aslında burada çoğu zaman sorun, gelecekte ne olacağını düşünmek değildir. Sorun, zihnin gelecekteki bütün olumsuz ihtimalleri kontrol etmeye çalışmasıdır.

Kaygılı zihin belirsizliği bir tehlike gibi algılayabilir ve kesinlik bulana kadar düşünmeye devam edebilir.

Bu nedenle “Ya bir şey olursa?” düşüncesi tekrar tekrar ortaya çıkabilir.

“Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesi Neden Bu Kadar Güçlüdür?

İnsan beyninin önemli görevlerinden biri tehlikeleri fark etmek ve olası sorunlara hazırlanmaktır.

Bu özellik normal koşullarda oldukça faydalıdır.

Örneğin yağmurlu havada dışarı çıkacaksanız şemsiye almayı düşünmeniz bir sorun değildir. Önemli bir toplantınız varsa nasıl hazırlanacağınızı düşünmeniz de normal bir problem çözme davranışıdır.

Ancak kaygı arttığında zihin gerçek bir problem ile henüz gerçekleşmemiş bir ihtimal arasındaki farkı daha az önemseyebilir.

O zaman düşünce şu hale gelebilir:

“Şu anda ortada bir sorun yok ama ileride olabilir. O halde bunu şimdiden çözmeliyim.”

Fakat gelecekte ortaya çıkabilecek bütün ihtimalleri önceden çözmek mümkün değildir.

Bu nedenle kişi düşündükçe daha fazla ihtimal bulabilir ve her ihtimal yeni bir kaygının başlangıcı olabilir.

Bu Düşünce Gerçek Bir Tehlike mi, Kaygının Ürünü mü?

“Ya bir şey olursa?” düşüncesi geldiğinde kişinin zihni bazen bu düşünceyi bir uyarı gibi değerlendirebilir.

Ancak bir düşüncenin ortaya çıkması, o düşüncenin gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Örneğin:

“Ya hastalanırsam?”

düşüncesi, kişinin gerçekten hasta olduğu anlamına gelmez.

“Ya uçağın başına bir şey gelirse?” düşüncesi de uçağın tehlikede olduğu anlamına gelmez.

Burada önemli ayrım şudur:

  • Olasılık vardır.
  • Ama olasılık kesinlik değildir.

Kaygı sırasında zihin bu ayrımı yapmakta zorlanabilir.

Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek

Bazı kişiler belirli bir korkudan ziyade genel bir tehdit hissi yaşar.

Her şey yolunda olsa bile:

“Sanki kötü bir şey olacak.”

şeklinde bir his ortaya çıkabilir.

Bu his bazen o kadar gerçekçi olabilir ki kişi çevresinde bir tehlike aramaya başlayabilir.

Telefonuna gelen her bildirimi kötü haber olarak değerlendirebilir.

Yakınlarından birinin geç cevap vermesini kötü bir olayın işareti olarak yorumlayabilir.

Vücudundaki küçük bir değişikliği ciddi bir hastalığın belirtisi olarak görebilir.

Ancak burada önemli olan şudur:

Bir tehlike hissinin olması, ortada gerçek bir tehlike olduğu anlamına gelmez.

Kaygı bazen bedende ve zihinde o kadar güçlü bir alarm oluşturabilir ki kişi bu alarmı dış dünyadaki gerçeklikle karıştırabilir.

Kaygı Beyni Neden Sürekli Tehlike Aramaya Yöneltir?

Kaygılı olduğumuzda dikkatimiz tehdit içeren bilgilere daha fazla yönelebilir.

Zihin adeta:

“Bir sorun var mı?”

sorusunu sürekli sormaya başlayabilir.

Bir süre sonra kişi çevresini normalden farklı şekilde tarar.

Örneğin:

  • bedenindeki belirtileri,
  • başkalarının yüz ifadelerini,
  • mesajlardaki küçük değişiklikleri,
  • çevresindeki riskleri,
  • gelecekteki olası problemleri

daha fazla izlemeye başlayabilir.

Bu davranış kısa vadede kişiye kontrol hissi verebilir.

Ancak sürekli tehlike aramak, zihne çevrenin gerçekten tehlikeli olduğu mesajını da verebilir.

Böylece bir döngü oluşabilir:

Tehlike düşüncesi → kontrol etme → kısa süreli rahatlama → yeniden şüphe → tekrar kontrol etme

“Ya Hastalanırsam?” Sağlık Kaygısı

“Ya bir şey olursa?” düşüncesinin en sık görülen biçimlerinden biri sağlıkla ilgili endişelerdir.

Kişi vücudundaki normal bir duyumu fark eder.

Örneğin:

  • kalp atışını,
  • baş ağrısını,
  • mide hareketlerini,
  • kas gerginliğini,
  • nefes alışındaki değişikliği

fark edebilir.

Ardından:

“Ya ciddi bir hastalığım varsa?”

düşüncesi ortaya çıkabilir.

Kişi bu düşünceyi ortadan kaldırmak için internette araştırma yapabilir, doktorlara tekrar tekrar danışabilir veya bedenini kontrol edebilir.

Ancak her kontrol yeni bir belirsizlik yaratabilir.

Bu nedenle sağlık kaygısında sorun çoğu zaman yalnızca hastalık korkusu değil, belirsizliğe dayanmakta zorlanma ve kesinlik arayışıdır.

“Ya Yakınıma Bir Şey Olursa?” Düşüncesi

Kaygı yalnızca kişinin kendisiyle ilgili olmayabilir.

Sevdiğimiz insanların başına kötü bir şey gelmesinden korkmak oldukça insani bir duygudur.

Ancak bu düşünceler kişinin yaşamını yönetmeye başladığında sorun haline gelebilir.

Örneğin kişi yakınlarının:

  • nerede olduğunu sürekli takip edebilir,
  • telefonlarına cevap vermediğinde yoğun kaygı yaşayabilir,
  • tekrar tekrar arayabilir,
  • kötü bir olay yaşanıp yaşanmadığını kontrol edebilir.

Yakınını korumak istemek ile kaygıyı azaltmak için sürekli kontrol etmek aynı şey değildir.

Burada kişinin davranışının amacına bakmak önemlidir.

“Bunu gerçekten gerekli olduğu için mi yapıyorum, yoksa kaygımı azaltmak için mi?”

“Ya Kontrolümü Kaybedersem?” Düşüncesi

Özellikle panik atak yaşayan kişilerde sık görülen düşüncelerden biri de kontrolü kaybetme korkusudur.

Kişi:

“Ya kalabalıkta kontrolümü kaybedersem?”

“Ya bayılırsam?”

“Ya kendimi durduramazsam?”

“Ya herkesin içinde kötü bir şey olursa?”

diye düşünebilir.

Bu düşünceler kişinin bedensel belirtilerine daha fazla dikkat etmesine neden olabilir.

Kalp atışının hızlanması veya nefesin değişmesi fark edildiğinde kişi bunu tehlike olarak yorumlayabilir.

Bu yorum kaygıyı artırır.

Kaygı arttıkça bedensel belirtiler daha belirgin hale gelir.

Sonuçta kişi:

“Gördün mü, gerçekten bir şey oluyor.”

diye düşünebilir.

Bu da panik döngüsünü güçlendirebilir.

“Ya Panik Atak Geçirirsem?” Korkusu

Panik bozuklukta kişinin en büyük korkularından biri bazen yeni bir panik atağın kendisidir.

Örneğin daha önce alışveriş merkezinde panik atak yaşayan kişi bir sonraki ziyaretinde:

“Ya yine panik atak geçirirsem?”

diye düşünmeye başlayabilir.

Bu korku kişinin bedenini sürekli izlemesine yol açabilir.

Kalp atışı, nefes, baş dönmesi veya sıcaklık hissi fark edildiğinde kişi bunları panik atağın başlangıcı olarak yorumlayabilir.

Bu nedenle bazen panik bozukluğun önemli bir parçası panik atağın kendisinden çok yeni bir panik atak yaşama korkusudur.

“Ya Bir Hata Yaparsam?” Düşüncesi

Hata yapma korkusu da sürekli “ya” düşüncelerinin önemli kaynaklarından biridir.

Özellikle mükemmeliyetçi kişilerde:

“Ya yanlış yaparsam?”

“Ya insanlar beni yetersiz bulursa?”

“Ya verdiğim karar yanlışsa?”

gibi düşünceler sık görülebilir.

Kişi karar vermeden önce bütün ihtimalleri değerlendirmeye çalışabilir.

Fakat bütün ihtimalleri hesaplamak mümkün olmadığı için karar vermek giderek zorlaşabilir.

Bu durum kişinin yalnızca kaygısını değil, günlük yaşamındaki hareket alanını da daraltabilir.

Belirsizliğe Tahammülsüzlük “Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesini Nasıl Besler?

“Ya bir şey olursa?” düşüncesinin arkasında çoğu zaman belirsizliğe karşı güçlü bir rahatsızlık bulunabilir.

Kişi gelecekte ne olacağını bilmediğinde zihinsel olarak huzursuz olabilir ve bu huzursuzluğu azaltmak için sürekli düşünmeye başlayabilir.

Örneğin:

“Bu işin nasıl sonuçlanacağını bilmem gerekiyor.”

“Her ihtimale hazırlıklı olmalıyım.”

“Bir sorun çıkmayacağından emin olmalıyım.”

Ancak hayatın önemli bir bölümü belirsizlik içerir.

Ne kadar plan yaparsak yapalım geleceğin tamamını kontrol edemeyiz.

Bu nedenle kaygının azalması her zaman gelecekte kötü bir şey olmayacağından emin olmakla gerçekleşmez.

Daha önemli beceri, belirsizlik varken de yaşamaya devam edebilmek olabilir.

Felaketleştirme Nedir?

Felaketleştirme, bir olayın olası olumsuz sonucunu zihinde büyütmek ve en kötü ihtimali giderek daha olası veya kesinmiş gibi değerlendirmektir.

Örneğin kişinin telefonu çalmazsa:

“Herhalde meşgul.”

demek yerine:

“Kesin kötü bir şey oldu.”

şeklinde düşünmeye başlaması felaketleştirmeye örnek olabilir.

Felaketleştirmede küçük bir belirsizlik, zihinde büyük bir tehlikeye dönüşebilir.

Bu düşünce biçimi özellikle kaygı bozukluklarında sık görülebilir.

“Ya Bir Şey Olursa?” Düşünceleri OKB Belirtisi Olabilir mi?

Bazen bu tür düşünceler obsesif düşünceler şeklinde ortaya çıkabilir.

Ancak yalnızca “ya bir şey olursa?” diye düşünmek OKB tanısı koymak için yeterli değildir.

OKB’de kişinin zihnine istemediği halde gelen düşünceler yoğun kaygı yaratabilir ve kişi bu kaygıyı azaltmak için bazı davranışlara başvurabilir.

Örneğin:

  • defalarca kontrol etmek,
  • başkalarından güvence almak,
  • internette araştırmak,
  • aynı düşünceyi zihinsel olarak tekrar tekrar analiz etmek,
  • belirli davranışları ritüel şeklinde tekrarlamak

görülebilir.

Burada önemli olan yalnızca düşüncenin içeriği değil, düşünce ile kişinin kurduğu ilişki ve düşünceyi nötralize etmek için yaptığı davranışlardır.

Güvence Aramak Kaygıyı Neden Kısa Süreli Azaltır?

Kaygı yaşayan kişi çoğu zaman birinden güvence almak ister.

“Sence bir şey olacak mı?”

“Gerçekten sorun yok, değil mi?”

“Bunun tehlikeli olmadığından emin misin?”

Bu soruların cevabı geldiğinde kişi kısa süreli olarak rahatlayabilir.

Ancak bir süre sonra aynı şüphe yeniden ortaya çıkabilir.

Bu kez tekrar güvence gerekir.

Böylece şu döngü oluşabilir:

Kaygı → güvence arama → kısa süreli rahatlama → yeni şüphe → yeniden güvence arama

Bu nedenle güvence aramak her zaman kaygının çözümü değildir.

Bazen kişinin belirsizliğe dayanma becerisini geliştirmesi gerekir.

İnternette Sürekli Araştırma Yapmak Kaygıyı Artırabilir mi?

Özellikle sağlıkla ilgili endişelerde internet araştırmaları çok sık görülür.

Kişi bir belirti fark eder ve:

“Acaba neden oldu?”

diye araştırmaya başlar.

Bir süre sonra çok sayıda olası hastalıkla karşılaşabilir.

Bu kez:

“Ya bende bunlardan biri varsa?”

şeklinde yeni bir kaygı ortaya çıkabilir.

Ardından kişi daha fazla araştırma yapar.

Bu süreç bilgi edinmekten çıkıp kaygıyı azaltmak için tekrar tekrar araştırma davranışına dönüşebilir.

Özellikle araştırmanın sonunda kişi rahatlamak yerine yeni sorularla karşılaşıyorsa bu davranışın kaygıyı sürdürüp sürdürmediğini değerlendirmek gerekir.

Kötü İhtimalleri Sürekli Kontrol Etmek

Kaygı yaşayan kişi bazen çevresini kontrol ederek kendisini korumaya çalışabilir.

Örneğin:

  • kapıyı tekrar tekrar kontrol etmek,
  • ocağın açık olup olmadığını tekrar tekrar kontrol etmek,
  • yakınlarının nerede olduğunu sürekli takip etmek,
  • bedensel belirtileri tekrar tekrar incelemek,
  • mesajları defalarca okumak

kısa süreli rahatlama sağlayabilir.

Fakat kontrol davranışı her kaygı geldiğinde tekrarlandığında zihin şu mesajı öğrenebilir:

“Kontrol etmezsem tehlike olabilir.”

Bu da kontrol ihtiyacının giderek artmasına yol açabilir.

“Ya Olursa?” Düşüncesine Nasıl Cevap Verilmeli?

Kaygılı bir düşünce geldiğinde kişinin ilk refleksi çoğu zaman düşüncenin yanlış olduğunu kanıtlamaktır.

Örneğin:

“Hayır, kesinlikle bir şey olmayacak.”

Ancak zihin hemen başka bir soru sorabilir:

“Peki bunu nereden biliyorsun?”

Bu durumda yeni bir güvence arama döngüsü başlayabilir.

Bunun yerine düşünceye daha farklı yaklaşmak mümkündür:

“Evet, böyle bir ihtimal var. Ama şu anda bunun olduğuna dair bir kanıt yok ve bu belirsizliğe rağmen hayatıma devam edebilirim.”

Bu yaklaşım düşünceyi ortadan kaldırmaya çalışmaz.

Düşünce ile mücadele etmek yerine düşüncenin varlığına rağmen davranış seçmeye yardımcı olur.

Düşünceyi Bastırmak Neden Ters Tepebilir?

“Bunu düşünmeyeceğim.”

“Aklıma getirmeyeceğim.”

“Kesinlikle kötü şeyler düşünmemeliyim.”

Bu tür çabalar anlaşılır olsa da düşünceyi sürekli kontrol etmek kişinin dikkatini yine düşüncenin üzerine çekebilir.

Bu nedenle hedef:

“Bu düşünce bir daha hiç gelmesin.”

değil;

“Bu düşünce geldiğinde onunla ne yapacağımı öğrenebilirim.”

olmalıdır.

“Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesi Geldiğinde 5 Egzersiz

1. Düşünceyi İsimlendirin

“Bir şey olacak.” demek yerine:

“Zihnim şu anda bir tehlike senaryosu üretiyor.”

deyin.

Bu küçük değişiklik düşünceyi gerçeklikten ayırmaya yardımcı olabilir.

2. Olasılık ile Kesinliği Ayırın

Kendinize:

“Bu gerçekten oluyor mu, yoksa olabilecek bir şeyi mi düşünüyorum?”

sorusunu sorun.

Bir ihtimalin bulunması, o ihtimalin gerçekleşeceği anlamına gelmez.

3. Kontrolünüzde Olanı Belirleyin

“Bu konuda şu anda yapabileceğim somut bir şey var mı?” diye sorun.

Varsa o davranışı gerçekleştirin.

Yoksa aynı konuyu tekrar tekrar düşünmek yerine dikkatinizi mevcut yaşamınıza yönlendirin.

4. Güvence Aramayı Birkaç Dakika Erteleyin

Hemen birini aramak veya internette araştırmak yerine kısa bir süre bekleyin.

Kaygının kendiliğinden değişip değişmediğini gözlemleyin.

Amaç kendinizi zorlamak değil, kaygı geldiğinde otomatik olarak güvence aramak zorunda olmadığınızı deneyimlemektir.

5. Şu Ana Dönün

Kendinize:

“Şu anda önümde olan şey nedir?”

diye sorun.

Çünkü kaygılı zihin gelecekteki ihtimallerle meşgulken yaşam çoğu zaman içinde bulunduğunuz anda devam etmektedir.

“Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesiyle Baş Etmenin En Önemli Noktası

Kaygılı düşüncelerle mücadele ederken en sık yapılan hata, her düşünceye cevap vermeye çalışmaktır.

Zihin:

“Ya hastalanırsam?”

der.

Kişi:

“Hayır, hastalanmayacağım.”

diye cevap verir.

Zihin bu kez:

“Peki ya hastalanırsan?”

der.

Kişi yeniden cevap arar.

Bu kez başka bir ihtimal ortaya çıkar.

Sonuçta kişi farkında olmadan zihniyle saatler süren bir tartışmaya girebilir.

Bu nedenle bazen en önemli beceri, her düşünceye cevap vermemeyi öğrenmektir.

Her Düşünce Çözülmesi Gereken Bir Problem Değildir

Zihnimiz bize gün boyunca çok sayıda düşünce sunar.

Bunların hepsinin doğru, önemli veya üzerinde çalışılması gereken düşünceler olması gerekmez.

Örneğin:

“Ya yarın kötü bir şey olursa?”

düşüncesi geldiğinde kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Bu düşüncenin şu anda benden istediği somut bir davranış var mı?”

Varsa davranışı seçebilirsiniz.

Yoksa düşünceyi çözmeye çalışmadan hayatınıza devam edebilirsiniz.

Bu yaklaşım özellikle sürekli düşünme ve zihinsel kontrol davranışlarında önemlidir.

Kaygı Geldiğinde Bedeni de Fark Etmek

“Ya bir şey olursa?” düşüncesi yalnızca zihinsel bir deneyim değildir.

Kaygı sırasında bedende de değişiklikler ortaya çıkabilir:

  • kalp atışının hızlanması,
  • kaslarda gerginlik,
  • midede rahatsızlık,
  • terleme,
  • nefes alışverişinin değişmesi,
  • huzursuzluk,
  • yerinde duramama hissi

Bu belirtiler ortaya çıktığında kişi bazen:

“Demek ki gerçekten bir şeyler ters gidiyor.”

diye yorumlayabilir.

Oysa kaygının bedensel belirtileri tek başına dışarıda bir tehlike olduğu anlamına gelmez.

Bedenin alarm sistemi çalışıyor olabilir.

Bu nedenle:

“Şu anda bedenimde kaygının oluşturduğu bir alarm tepkisi olabilir.”

şeklinde bir farkındalık geliştirmek yararlı olabilir.

“Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesini Tamamen Ortadan Kaldırmak Gerekir mi?

Hayır.

Bu düşüncenin bir daha hiç ortaya çıkmamasını hedeflemek, kişinin düşüncelerini sürekli kontrol etmesine neden olabilir.

Daha gerçekçi hedef:

“Bu düşünce geldiğinde hayatımı yönetmesine izin vermemek.”

olabilir.

Örneğin kişi dışarı çıkarken:

“Ya kötü bir şey olursa?”

diye düşünebilir.

Burada iki seçenek vardır.

Birincisi, düşünceyi ortadan kaldırmak için evden çıkmamak.

İkincisi, düşüncenin varlığını kabul ederek hazırlanmak ve günlük yaşamına devam etmek.

Uzun vadede ikinci yaklaşım kişinin kaygıya rağmen hareket edebilme kapasitesini geliştirmesine yardımcı olabilir.

Kaçınmak Kaygıyı Neden Güçlendirebilir?

Kaygı yaratan durumdan kaçınmak kısa vadede rahatlatıcıdır.

Örneğin kişi:

“Ya kalabalıkta kötü bir şey olursa?”

diye düşünüp kalabalık ortamlara hiç girmeyebilir.

O anda kaygısı azalabilir.

Ancak beyin bu deneyimden:

“İyi ki gitmedim. Demek ki gerçekten tehlikeliydi.”

sonucunu çıkarabilir.

Bir sonraki sefer kaçınma ihtiyacı daha da artabilir.

Bu nedenle kaygı bozukluklarında kaçınma davranışlarının nasıl ele alınacağı tedavinin önemli parçalarından biridir.

Kaygılı Düşüncelerle Baş Etmek İçin Küçük Bir Günlük Egzersiz

Gün içinde sizi en fazla kaygılandıran “ya…” düşüncesini bir yere yazabilirsiniz.

Ardından şu dört soruya cevap verin:

  1. Şu anda gerçek bir tehlike var mı?
  2. Bu düşünce bir olasılığı mı, kesinliği mi anlatıyor?
  3. Bu konuda kontrolümde olan somut bir şey var mı?
  4. Kontrolümde olmayan kısmı çözmeye çalışmadan hayatıma devam edebilir miyim?

Burada amaç düşüncenin yanlış olduğunu kanıtlamak değildir.

Amaç, düşünce ile davranış arasına küçük bir alan koyabilmektir.

Ne Zaman “Ya Bir Şey Olursa?” Düşüncesi Bir Soruna Dönüşür?

Endişelenmek insan olmanın doğal bir parçasıdır.

Ancak düşünceler:

  • günün büyük bölümünü kaplıyorsa,
  • uyku düzenini bozuyorsa,
  • iş veya okul performansını etkiliyorsa,
  • sosyal yaşamı kısıtlıyorsa,
  • sürekli kontrol etme davranışlarına neden oluyorsa,
  • tekrar tekrar güvence aramaya yol açıyorsa,
  • internette araştırma davranışını artırıyorsa,
  • belirli ortamlardan kaçınmaya neden oluyorsa,
  • yoğun bedensel kaygı belirtileri oluşturuyorsa

artık yalnızca günlük bir endişeden söz etmiyor olabiliriz.

Bu durumda kaygının altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.

Ne Zaman Psikiyatristten Destek Alınmalı?

“Ya bir şey olursa?” düşünceleri uzun süredir devam ediyor ve yaşam alanınızı daraltıyorsa bir psikiyatri değerlendirmesi yararlı olabilir.

Özellikle yoğun kaygıya:

  • panik ataklar,
  • uykusuzluk,
  • obsesif düşünceler,
  • kompulsif davranışlar,
  • sağlık kaygısı,
  • kaçınma davranışları,
  • depresif belirtiler

eşlik ediyorsa profesyonel destek önem kazanır.

Psikiyatri değerlendirmesinde belirtilerin anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, OKB, sağlık kaygısı, depresyon veya başka bir durumla ilişkili olup olmadığı değerlendirilir.

Sonuç: Kaygıyı Azaltmanın Yolu Her İhtimali Kontrol Etmek Değildir

“Ya bir şey olursa?” düşüncesi insan zihninin geleceği kontrol etme çabasının bir parçası olabilir.

Ancak hiçbir insan gelecekte ne olacağını tamamen bilemez.

Bu nedenle kaygıyı azaltmak için bütün ihtimalleri önceden hesaplamaya çalışmak çoğu zaman mümkün olmayan bir görevi zihnin önüne koyar.

Daha işlevsel olan, gerçek bir problem olduğunda gerekli adımı atmak; henüz gerçekleşmemiş ihtimaller karşısında ise belirsizliğe rağmen yaşamaya devam edebilmektir.

Kaygıyı azaltmanın yolu her ihtimalin kötü olmayacağından emin olmak değil, kötü bir ihtimal ortaya çıksa bile onunla baş edebileceğinizi öğrenmektir.

Bu nedenle hedef düşünceleri tamamen susturmak veya geleceği yüzde 100 kontrol etmek değildir.

Hedef, “ya bir şey olursa?” düşüncesi geldiğinde bile hayatınızı bu düşüncenin yönetmesine izin vermemektir.

Eğer sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissediyor, gelecekle ilgili yoğun kaygılar yaşıyor veya bu düşünceler nedeniyle günlük yaşamınızı kısıtlıyorsanız, profesyonel destek almak sorunun altında yatan nedenleri anlamanıza ve uygun tedavi seçeneklerini değerlendirmemize yardımcı olabilir.

Psikiyatrist Uzm. Dr. Burak Toprak tarafından İstanbul Kadıköy’de yüz yüze ve online psikiyatri görüşmelerinde anksiyete, panik atak, OKB, sağlık kaygısı ve tekrarlayan kaygılı düşünceler değerlendirilmektedir.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button