Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

Karar Veremiyorum: Neden Sürekli Kararsız Kalıyorum ve Nasıl Aşılır?

Karar Veremiyorum: Neden Sürekli Kararsız Kalıyorum ve Nasıl Aşılır?

“Karar veremiyorum.” “Ne yapacağımı bir türlü seçemiyorum.” “Doğru kararı verdiğimden nasıl emin olacağım?”

Bu düşünceler zaman zaman herkesin aklından geçebilir. Ancak bazı insanlar için karar vermek günlük yaşamın neredeyse her alanında zorlayıcı hale gelir. Ne giyeceğine karar vermekten hangi işi seçeceğine, bir ilişkiyi sürdürüp sürdürmemekten önemli bir sağlık veya yaşam kararı almaya kadar pek çok konuda uzun süre düşünmek ve bir türlü emin olamamak yorucu olabilir.

Karar verememek çoğu zaman basit bir “kararsızlık” değildir. Özellikle kişi verdiği kararın yanlış olmasından korkuyor, sürekli farklı ihtimalleri düşünüyor, başkalarının fikrine ihtiyaç duyuyor veya verdiği karardan kısa süre sonra tekrar şüphe etmeye başlıyorsa, bu durumun altında kaygı, mükemmeliyetçilik, özgüven sorunları, yoğun onaylanma ihtiyacı veya bazı psikiyatrik durumlar bulunabilir.

Buradaki temel sorun bazen kararın kendisinden çok, kişinin karar verirken hissettiği belirsizliğe tahammül edememesidir.

Karar Veremiyorum, Neden?

Karar vermek, aslında bir miktar belirsizliği kabul etmeyi gerektirir. Çünkü hayattaki kararların çoğunda gelecekte ne olacağını yüzde yüz bilmek mümkün değildir.

Ancak bazı kişiler karar vermeden önce her ihtimali hesaplamak, hiçbir risk bırakmamak ve tamamen emin olmak ister.

Örneğin:

  • “Bu işi seçersem ileride pişman olur muyum?”
  • “Ya diğer seçenek daha iyi olsaydı?”
  • “Şimdi ayrılırsam yanlış mı yapmış olurum?”
  • “Bu kararı verirsem hayatım değişir mi?”
  • “Doğru karar verdiğimden nasıl emin olacağım?”
  • “Biraz daha düşünsem daha iyi bir seçenek bulabilir miyim?”

Bu düşünceler ilk bakışta dikkatli ve mantıklı görünür. Fakat düşünme süreci bir noktadan sonra çözüm üretmekten çıkar ve kişinin kaygısını azaltmak için tekrar tekrar yaptığı bir zihinsel kontrol davranışına dönüşebilir.

Kişi daha fazla düşündükçe daha emin olacağını zanneder. Fakat çoğu zaman bunun tersi olur: Ne kadar çok düşünürse o kadar fazla ihtimal ortaya çıkar ve karar vermek daha da zorlaşır.

Sürekli Kararsız Kalmak Normal mi?

Her konuda aynı hızda karar vermek zorunda değiliz. Önemli bir karar karşısında düşünmek, seçenekleri değerlendirmek ve zaman zaman fikrimizi değiştirmek oldukça normaldir.

Burada önemli olan kararsızlığın hayatınızdaki etkisidir.

Eğer karar vermek için biraz zamana ihtiyaç duyuyorsanız bu tek başına bir sorun değildir. Fakat basit kararlar bile saatlerce zihninizi meşgul ediyor, sürekli başkalarına danışıyor, verdiğiniz kararları tekrar tekrar sorguluyor veya karar vermekten kaçındığınız için önemli fırsatları kaçırıyorsanız durum farklı değerlendirilmelidir.

Örneğin bir kişi yeni bir iş teklifini değerlendirebilir. Maaş, çalışma koşulları, ulaşım ve kariyer fırsatları gibi faktörleri düşünmesi doğaldır. Ancak günler boyunca aynı soruları tekrar tekrar düşünüyor, farklı insanlara defalarca danışıyor ve her seferinde yeni bir şüphe ortaya çıkıyorsa burada yalnızca “iyi karar vermeye çalışma” söz konusu olmayabilir.

Karar verme sürecinin kişinin hayatını ne ölçüde etkilediği önemlidir.

Yanlış Karar Verme Korkusu

Kararsızlığın en sık görülen nedenlerinden biri yanlış karar verme korkusudur.

“Yanlış karar verirsem ne olacak?” sorusu bazı kişilerde oldukça yoğun bir kaygı yaratabilir.

Bu durumda kişi kararın kendisinden çok kararın olası sonuçlarından korkar.

Örneğin:

  • Yanlış bir iş seçmekten,
  • Yanlış insanla ilişki kurmaktan,
  • Bir fırsatı kaçırmaktan,
  • Para kaybetmekten,
  • Başkalarının eleştirisinden,
  • Sonradan pişman olmaktan,
  • “Ben söylemiştim” denmesinden

korkabilir.

Bu korku arttıkça kişi karar vermeyi erteler. Erteleme kısa vadede rahatlatıcıdır çünkü kişi henüz yanlış bir seçim yapmamıştır.

Fakat karar ertelendikçe belirsizlik devam eder. Belirsizlik devam ettikçe kaygı artar. Kaygı arttıkça kişi daha fazla düşünmeye başlar.

Böylece bir kararsızlık ve kaygı döngüsü oluşabilir.

“Ya Yanlış Seçersem?” Düşüncesi Neden Bitmez?

“Ya yanlış seçersem?” düşüncesinin en zor tarafı, zihnin bu soruya kesin bir cevap bulamamasıdır.

Çünkü geleceği kesin olarak bilmek mümkün değildir.

Bir karar vermeden önce kişi teorik olarak yüzlerce ihtimali düşünebilir:

“Ya bu işte mutsuz olursam?”

“Ya diğer iş daha iyi çıkarsa?”

“Ya ilişkim biterse?”

“Ya ayrıldıktan sonra pişman olursam?”

“Ya birkaç yıl sonra bunun yanlış karar olduğunu anlarsam?”

Her sorunun ardından yeni bir soru üretilebilir.

Bu nedenle kişi aslında doğru kararı bulmaya çalışırken kesinlik aramaya başlayabilir. Fakat hayatın bütün belirsizliğini ortadan kaldırmak mümkün olmadığı için zihinsel arayışın sonu gelmez.

Burada önemli bir ayrım vardır: İyi bir karar vermek ile tamamen emin olduğunuz bir karar vermek aynı şey değildir.

Fazla Düşünmek Karar Vermeyi Neden Zorlaştırır?

Karar vermeden önce düşünmek faydalıdır. Fakat düşünme belirli bir noktadan sonra fayda sağlamamaya başlayabilir.

Örneğin bir karar hakkında artıları ve eksileri değerlendirmek karar vermeyi kolaylaştırabilir. Ancak aynı listeyi defalarca yapmak, aynı ihtimalleri tekrar tekrar değerlendirmek ve daha önce verdiğiniz cevaplardan yeniden şüphe etmek karar vermeyi zorlaştırabilir.

Çünkü zihin her yeni düşünceyi yeni bir problem gibi ele alabilir.

“Bunu seçmek daha mantıklı.”

Ardından:

“Ama ya diğer seçenek?”

Sonra:

“Peki ya beş yıl sonra?”

Bu şekilde karar verme süreci bir çözüm arayışından çıkıp sürekli devam eden bir zihinsel döngüye dönüşebilir.

Karar Vermek İçin Daha Fazla Düşünmek Her Zaman Daha İyi Sonuç Vermez

Özellikle kaygılı kişilerde “daha fazla düşünürsem sonunda içim rahat edecek” düşüncesi oldukça güçlü olabilir.

Ancak bazen sorun yeterince düşünmemek değil, aynı düşünceleri tekrar tekrar düşünmektir.

Bir konuyu ilk kez değerlendirmek ile aynı konuyu yirminci kez değerlendirmek aynı zihinsel süreç değildir.

İlkinde yeni bilgi elde edebilirsiniz. Daha sonraki tekrarların önemli bir kısmı ise yalnızca mevcut şüpheyi yeniden üretmeye başlayabilir.

Mükemmeliyetçilik ve Kararsızlık İlişkisi

Mükemmeliyetçilik yalnızca iş hayatında veya başarı konusunda kendini göstermez. Karar verme biçimini de etkileyebilir.

Mükemmeliyetçi bir kişi “yeterince iyi bir karar” vermek yerine “en doğru kararı” vermek isteyebilir.

Bu iki hedef arasında önemli bir fark vardır.

“Benim için mevcut koşullarda en uygun seçenek hangisi?” sorusu karar vermeyi kolaylaştırabilir.

“Mutlaka en doğru seçeneği bulmalıyım” düşüncesi ise kişiyi daha fazla araştırmaya, daha fazla karşılaştırmaya ve daha fazla şüphe etmeye itebilir.

Sonuçta seçenekler arasında tercih yapmak yerine seçenekleri sonsuza kadar değerlendirmek mümkün hale gelir.

Özellikle hata yapmaya karşı tahammülü düşük kişilerde bu durum daha belirgin olabilir.

Başkalarının Fikrini Almadan Karar Verememek

Bazı kişiler kendi kararlarına güvenmekte zorlandıkları için sürekli başkalarının fikrini almak ister.

“Sen olsan ne yapardın?”

“Sence doğru olan hangisi?”

“Bunu yaparsam sence hata mı olur?”

Bu sorular zaman zaman oldukça normaldir. Yakınlarımızın görüşünü almak karar vermemize yardımcı olabilir.

Ancak kişi aynı kararı farklı insanlara tekrar tekrar soruyor ve aldığı cevapların hiçbiri kendisini rahatlatmıyorsa burada sorun bilgi eksikliğinden çok kararına güvenememe olabilir.

Üstelik farklı insanlardan farklı cevaplar geldikçe kararsızlık daha da artabilir.

Bir kişi “Bence yap” der.

Başka biri “Ben olsam yapmazdım” der.

Kişi ise yeniden düşünmeye başlar.

Bu nedenle başkalarının fikrini almak ile kararın sorumluluğunu sürekli başkalarına bırakmak birbirinden ayrılmalıdır.

Karar Verememek Anksiyete Belirtisi Olabilir mi?

Evet. Özellikle karar verme güçlüğüne yoğun endişe, kötü bir şey olacak korkusu, sürekli ihtimalleri düşünme ve belirsizliğe tahammül edememe eşlik ediyorsa anksiyete önemli bir etken olabilir.

Anksiyetesi yüksek olan bir kişinin zihni çoğu zaman “en kötü ne olabilir?” sorusuna odaklanır. Bu nedenle karar vermek yalnızca iki seçenek arasında tercih yapmak olmaktan çıkar; her seçeneğin olası risklerini hesaplama sürecine dönüşür.

Örneğin bir kişi bir iş teklifini değerlendirdiğinde yalnızca maaş, çalışma koşulları ve kariyer olanaklarını düşünmekle kalmayabilir. “Ya başarısız olursam?”, “Ya işten çıkarılırsam?”, “Ya mevcut işimi bıraktığıma pişman olursam?” gibi onlarca olasılık zihninde dolaşmaya başlayabilir.

Kaygı yükseldikçe kişi karar vermeyi daha fazla erteler. Karar vermemek ise kısa süreli bir rahatlama sağlar.

Fakat bu rahatlama geçicidir.

Karar hâlâ verilmemiştir ve belirsizlik devam etmektedir. Bir süre sonra aynı konu yeniden zihne gelir. Kişi tekrar düşünmeye, araştırmaya ve başkalarına danışmaya başlar.

Böylece kaygı → düşünme → kısa süreli rahatlama → yeniden şüphe → tekrar düşünme döngüsü oluşabilir.

OKB’de Karar Verme Güçlüğü Olur mu?

Obsesif Kompulsif Bozuklukta (OKB) bazı kişilerde karar verme süreci belirgin biçimde zorlaşabilir. Bunun temel nedenlerinden biri, kişinin yaptığı seçimden yeterince emin olamaması ve sürekli kesinlik aramasıdır.

Örneğin kişi basit bir karar verdikten sonra bile:

  • “Acaba doğru mu yaptım?”
  • “Ya yanlış karar verdiysem?”
  • “Bir şeyi gözden kaçırmış olabilir miyim?”
  • “Biraz daha düşünmeli miyim?”
  • “Ya sonradan pişman olursam?”

gibi düşünceler yaşayabilir.

Burada sorun çoğu zaman seçeneklerin gerçekten çok karmaşık olması değildir. Kişi karar verdikten sonra bile zihinsel olarak kararı tekrar tekrar kontrol edebilir.

Örneğin bir restoranda yemek seçmek bile uzun sürebilir. Bir seçenek seçildikten sonra diğer yemeklerin menüdeki özellikleri yeniden incelenebilir. “Acaba diğerini mi seçmeliydim?” düşüncesi ortaya çıkabilir.

Daha önemli kararlarda bu süreç çok daha yorucu hale gelebilir.

OKB’de karar verme güçlüğü her zaman görülmez ve her kararsızlık OKB anlamına gelmez. Ancak karar verememe durumuna tekrarlayan şüpheler, zihinsel kontrol, güvence arama ve “tam emin olma” ihtiyacı eşlik ediyorsa profesyonel değerlendirme önemlidir.

Sürekli Emin Olmak İstemek Karar Vermeyi Zorlaştırır mı?

Karar vermeden önce emin olmak istemek anlaşılır bir ihtiyaçtır. Ancak kişinin hedefi “yeterince emin olmak” yerine “%100 emin olmak” haline geldiğinde karar vermek giderek zorlaşabilir.

Çünkü yaşamda kesinlik garanti edilemez.

Bir ilişkiye başlamadan önce ilişkinin yıllar sonra nasıl sonuçlanacağını bilemezsiniz.

Bir iş seçerken o işin beş yıl sonra sizin için en iyi seçenek olup olmayacağını kesin olarak bilemezsiniz.

Bir şehir değiştirdiğinizde bunun hayatınızın geri kalanını nasıl etkileyeceğini önceden tam olarak tahmin edemezsiniz.

Dolayısıyla karar vermenin amacı geleceği tamamen garanti altına almak değildir.

İyi karar, bütün riskleri ortadan kaldıran karar değil; mevcut bilgiler ve koşullar içinde makul bir seçim yapabilmektir.

Karar Veremiyorum, Ne Yapmalıyım?

Kararsızlıkla başa çıkmanın ilk adımı daha fazla düşünmek olmayabilir. Bazen tam tersine, düşünme sürecine bir sınır koymak gerekir.

1. Kararın Gerçekten Ne Kadar Önemli Olduğunu Belirleyin

Her karar aynı öneme sahip değildir.

Bir iş değiştirmek ile hangi restoranda yemek yiyeceğinize karar vermek aynı düzeyde değerlendirme gerektirmez.

Ancak kaygılı bir zihin küçük kararları da büyük kararlar gibi ele alabilir.

Bu nedenle kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Bu kararın hayatımdaki etkisi gerçekten ne kadar büyük?”

Eğer kararın sonuçları küçük veya kolayca değiştirilebilir durumdaysa, uzun süre düşünmek yerine daha hızlı hareket etmek faydalı olabilir.

2. Sonsuz Araştırmaya Sınır Koyun

İnternette araştırma yapmak ve başkalarının deneyimlerini okumak bazı kararlar için yararlı olabilir. Ancak araştırma bir noktadan sonra karar vermeyi kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir.

Her yeni bilgi yeni bir soru doğurabilir.

Bu nedenle özellikle kararsızlık yaşayan kişiler için araştırmaya bir zaman veya bilgi sınırı koymak yararlı olabilir.

Örneğin “Bu konuda temel bilgileri öğrenip daha sonra karar vereceğim” demek, zihnin sonsuz bir araştırma döngüsüne girmesini engelleyebilir.

3. Artı ve Eksileri Bir Kez Değerlendirin

Bir kararın avantajlarını ve dezavantajlarını yazmak oldukça faydalı olabilir. Ancak aynı listeyi tekrar tekrar hazırlamak çoğu zaman yeni bir bilgi sağlamaz.

Bu nedenle seçenekleri belirli ölçütlere göre değerlendirin:

  • Benim için en önemli kriter nedir?
  • Hangi seçenek temel ihtiyaçlarıma daha uygun?
  • Hangi riskleri kabul edebilirim?
  • Hangi riskleri kabul edemem?
  • Bu karar daha sonra değiştirilebilir mi?

Sonrasında bir seçim yapın ve aynı değerlendirmeyi tekrar tekrar başlatmamaya çalışın.

4. “Ya Yanlış Karar Verirsem?” Sorusuna Farklı Yaklaşın

Bu soruyu tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine sorunun yönünü değiştirebilirsiniz.

“Ya yanlış karar verirsem?” yerine:

“Yanlış bir karar verirsem bununla başa çıkabilir miyim?”

diye sormak daha işlevsel olabilir.

Çünkü asıl amaç hayatınız boyunca hiç yanlış karar vermemek değildir. İnsan zaman zaman yanlış seçimler yapar, fikir değiştirir, yeniden başlar ve bazı kararlarının sonuçlarını düzeltir.

Önemli olan her kararın kusursuz olması değil, gerektiğinde yeni bir karar verebileceğinizi bilmektir.

5. Karar Verdikten Sonra Tekrar Tekrar Kontrol Etmeyin

Kararsız kişilerde sık görülen bir başka davranış da karar verildikten sonra kararı zihinsel olarak yeniden değerlendirmektir.

“Doğru yaptım mı?”

“Acaba diğer seçenek daha mı iyiydi?”

“Biraz daha düşünsem farklı bir sonuca ulaşır mıydım?”

Bu sorular bir süre sonra kararın kendisinden daha fazla enerji tüketebilir.

Karar verildikten sonra ortaya çıkan her şüpheyi yeni bir problem olarak ele almak yerine, bazen “Karar verdim ve şu anda yeniden değerlendirmem gerekmiyor” diyebilmek gerekir.

Karar Vermek İçin %100 Emin Olmak Gerekir mi?

Hayır.

Hayattaki birçok önemli karar, yüzde yüz emin olunarak verilmez.

İnsanlar çoğu zaman ellerindeki bilgiler, deneyimleri, değerleri ve mevcut koşulları doğrultusunda seçim yaparlar. Daha sonra kararlarının sonuçlarını görürler ve gerektiğinde yeni seçimler yaparlar.

Bu nedenle karar vermenin hedefi kesinlik değil, yeterli açıklık olabilir.

“Bu kararın kesinlikle doğru olduğunu biliyorum” demek zorunda değilsiniz.

“Elimdeki bilgilerle şu anda benim için en uygun seçenek bu” diyebilmek çoğu zaman yeterlidir.

Kararsızlık Ne Zaman Bir Psikolojik Soruna Dönüşür?

Karar verme güçlüğü hayatın doğal bir parçası olmaktan çıkıp kişinin işlevselliğini bozduğunda değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle aşağıdaki durumlar varsa profesyonel destek düşünülebilir:

  • Basit kararları bile vermekte uzun süre zorlanıyorsanız,
  • Karar vermek yoğun kaygı yaratıyorsa,
  • Verdiğiniz kararları sürekli sorguluyorsanız,
  • Başkalarından tekrar tekrar güvence alma ihtiyacı duyuyorsanız,
  • Yanlış karar verme korkusu nedeniyle fırsatları kaçırıyorsanız,
  • Kararsızlık iş veya ilişki hayatınızı etkiliyorsa,
  • Düşüncelerinizin büyük bölümünü kararlarla ilgili şüpheler kaplıyorsa,
  • Kararsızlığa obsesif düşünceler veya kompulsif davranışlar eşlik ediyorsa,
  • Yoğun kaygı, mutsuzluk veya isteksizlik de yaşıyorsanız.

Bu durumda yalnızca “daha cesur olmalıyım” demek sorunu çözmeyebilir. Kararsızlığın altında yatan kaygı, mükemmeliyetçilik, özgüven sorunları, depresyon, sosyal kaygı veya OKB gibi durumların değerlendirilmesi gerekebilir.

Sonuç: Karar Vermek, Belirsizliği Tamamen Ortadan Kaldırmak Değildir

Karar veremiyorum düşüncesinin altında çoğu zaman yanlış seçim yapma korkusu ve kararın sonucundan tamamen emin olma isteği bulunabilir.

Fakat hayatın bütün belirsizliğini ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Her kararın bir miktar riski vardır. Her seçimin alternatif bir maliyeti olabilir. Bazı kararların sonucunu ancak karar verdikten sonra öğrenebiliriz.

Bu nedenle sağlıklı karar verme, her zaman en mükemmel seçeneği bulmak anlamına gelmez.

Bazen yeterli bilgiyi toplamak, seçenekleri değerlendirmek, kendi değerlerinizi ve ihtiyaçlarınızı dikkate almak ve ardından belirsizliğe rağmen bir adım atabilmek gerekir.

Eğer karar vermekte zorlanmanız sürekli hale geldiyse ve bunun arkasında yoğun kaygı, takıntılı düşünceler veya günlük yaşamınızı etkileyen bir zihinsel döngü varsa, Psikiyatrist Dr. Burak Toprak tarafından yapılacak psikiyatrik değerlendirme, sorunun kaynağının anlaşılmasına ve uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesine yardımcı olabilir.

İlgili İçerikler

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button