Korkulu Kaçıngan Bağlanma Nedir?
Ama biri bana gerçekten yaklaşınca uzaklaşmak istiyorum.”
“Sevilmek istiyorum.
Ama kimseye tam olarak güvenemiyorum.”
“Yakınlık bana iyi geliyor ama aynı zamanda korkutuyor.”
Bu çelişkili duygular birçok insanın yaşamında zaman zaman görülebilir.
Ancak bazı kişiler için bu durum yalnızca geçici bir his değil, çocuklukta gelişen bir bağlanma örüntüsünün yetişkinlikteki yansıması olabilir.
Psikolojide bu örüntü Korkulu Kaçıngan Bağlanma olarak adlandırılır.
Bu bağlanma stiline sahip kişiler hem yakınlık ister hem de yakınlıktan korkabilir.
Hem terk edilmekten çekinir hem de biri çok yaklaştığında uzaklaşabilir.
Bu nedenle ilişkiler çoğu zaman yoğun, karmaşık ve yorucu bir döngüye dönüşebilir.
Bu makalede korkulu kaçıngan bağlanmanın ne olduğunu, nasıl geliştiğini, belirtilerini, romantik ilişkiler üzerindeki etkilerini ve değiştirilebilir olup olmadığını bilimsel bilgiler ışığında ele alacağız.
Korkulu Kaçıngan Bağlanma Nedir?
Korkulu kaçıngan bağlanma, bağlanma kuramında tanımlanan güvensiz bağlanma örüntülerinden biridir.
Bu bağlanma stilinde kişi hem yakın ilişki kurmayı arzular hem de yakınlığın getirebileceği incinme ihtimalinden yoğun biçimde korkabilir.
Bu nedenle aynı ilişki içinde birbirine zıt gibi görünen davranışlar sergileyebilir.
Bir gün yoğun ilgi gösterebilir.
Ertesi gün tamamen geri çekilebilir.
Bir yandan ilişkiyi sürdürmek isterken diğer yandan ilişkiyi bitirmeyi düşünebilir.
Bu durum çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir.
Çocuklukta gelişen bağlanma örüntülerinin doğal bir sonucudur.
Neden “Dağınık” Bağlanma Denir?
Bu bağlanma stiline “dağınık” denmesinin nedeni kişinin yakınlık karşısında tutarlı bir strateji geliştirememesidir.
Kaygılı bağlanan kişiler genellikle yakınlaşmaya çalışır.
Kaçıngan bağlanan kişiler ise uzaklaşmaya eğilimlidir.
Korkulu kaçıngan bağlanan kişiler ise iki eğilimi aynı anda yaşayabilir.
Yakınlaşırlar.
Korkarlar.
Uzaklaşırlar.
Sonra yeniden özlerler.
Bu nedenle ilişkileri çoğu zaman inişli çıkışlı olabilir.
Korkulu Kaçıngan Bağlanma Nasıl Gelişir?
Bağlanma kuramına göre çocuk için bakım veren kişi hem güven kaynağı hem de korunma alanıdır.
Ancak bazı çocuklar için aynı kişi hem güven veren hem de korku yaratan kişi olabilir.
Örneğin;
- İhmal ve ilginin sürekli değişmesi
- Duygusal veya fiziksel istismar
- Travmatik aile ortamı
- Şiddet
- Bağımlılık sorunları
- Öngörülemeyen ebeveyn davranışları
çocuğun zihninde şu ikilemi oluşturabilir:
“Güvende olmak için sana ihtiyacım var.
Ama aynı zamanda senden korkuyorum.”
Bu çelişki ilerleyen yıllarda romantik ilişkilere de yansıyabilir.
Korkulu Kaçıngan Bağlanmanın Belirtileri Nelerdir?
Her birey farklıdır.
Ancak bu bağlanma örüntüsünde sık görülen bazı özellikler vardır.
- Yakın ilişki istemek fakat yakınlıktan korkmak
- Terk edilme korkusu yaşamak
- Yoğun güven problemleri
- Partneri idealize edip ardından değersizleştirmek
- İlişkilerde sık ayrılık ve barışma döngüleri
- Duyguları düzenlemekte zorlanmak
- Bir gün yoğun ilgi gösterip ertesi gün uzaklaşmak
- Kendini sevilmeye layık görmemek
- Hem bağımsız olmak istemek hem yalnız kalmaktan korkmak
Bu belirtiler kişinin karakterinin bozuk olduğu anlamına gelmez.
Çoğu zaman geçmişte yaşanan ilişki deneyimlerinin bugünkü yansımalarıdır.
Korkulu Kaçıngan Bağlanma ile Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanma Arasındaki Fark
Kaygılı bağlanmada kişi yakınlığı yoğun şekilde arar.
Kaçıngan bağlanmada ise yakınlıktan uzaklaşma eğilimi baskındır.
Korkulu kaçıngan bağlanmada ise bu iki eğilim aynı kişide birlikte görülebilir.
Bu nedenle kişi bazen kendi davranışlarını bile anlamakta zorlanabilir.
Bir sonraki bölümde bu bağlanma stilinin romantik ilişkilerde nasıl bir döngü oluşturduğunu, neden yoğun ilişki krizlerine yol açabildiğini ve iyileşme sürecini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Korkulu Kaçıngan Bağlanma Romantik İlişkileri Nasıl Etkiler?
Korkulu kaçıngan bağlanmanın en belirgin etkileri romantik ilişkilerde görülür.
Çünkü romantik ilişkiler güvenmeyi, yakınlaşmayı, duyguları paylaşmayı ve zaman zaman kırılgan olabilmeyi gerektirir.
Oysa korkulu kaçıngan bağlanmaya sahip kişiler için yakınlık aynı anda hem güven hem de tehdit anlamına gelebilir.
Bu nedenle ilişkileri çoğu zaman yoğun iniş çıkışlarla ilerleyebilir.
İlişkinin ilk dönemlerinde büyük bir heyecan yaşayabilirler.
Partnerlerine kısa sürede bağlanabilirler.
Ancak ilişki derinleşmeye başladığında kaygıları artabilir.
Bir yandan partnerlerini kaybetmekten korkarken diğer yandan fazla yakınlaşmanın kendilerine zarar vereceğini düşünebilirler.
“Yaklaş Ama Çok Yaklaşma”
Korkulu kaçıngan bağlanmanın temel çelişkisi tam olarak budur.
Kişi yakınlık ister.
Ancak yakınlık arttığında rahatsız olmaya başlayabilir.
Partnerinden ilgi bekler.
İlgi gördüğünde ise bunun samimi olup olmadığını sorgulayabilir.
Bu nedenle ilişki içinde birbirine zıt görünen davranışlar sergileyebilir.
Örneğin bir gün partnerine saatlerce mesaj atarken ertesi gün hiçbir mesaj göndermeyebilir.
Bir hafta boyunca yoğun ilgi gösterebilir, ardından aniden içine kapanabilir.
Bu davranışlar çoğu zaman bilinçli değildir.
Kişinin sinir sistemi yakınlık ve tehdit arasında sürekli gidip gelmektedir.
Yoğun Güven Sorunları Yaşayabilirler
Korkulu kaçıngan bağlanmaya sahip bireyler için güven en zor gelişen duygulardan biridir.
Partnerleri güvenilir davransa bile şu düşünceler zihinde sık görülebilir:
- “Bir gün beni mutlaka terk edecek.”
- “Şu an iyi davranıyor ama gerçek yüzünü henüz göstermedi.”
- “Beni gerçekten seviyor olamaz.”
- “Yakında hayal kırıklığı yaşayacağım.”
Bu düşünceler zamanla yoğun kaygıya neden olabilir.
Partnerin davranışları tarafsız olsa bile olumsuz yorumlanabilir.
İlişkilerde Sabotaj Davranışları Görülebilir
Bazı kişiler ilişkileri iyi giderken bile kendilerini huzursuz hissedebilir.
Bu huzursuzluk bazen ilişkiyi bilinçsizce sabote eden davranışlara yol açabilir.
Örneğin;
- Gereksiz tartışmalar başlatmak
- Partneri sürekli test etmek
- İlgi görmek için geri çekilmek
- Aniden ilişkiyi bitirmek istemek
- Sonra pişman olup geri dönmek istemek
Dışarıdan bakıldığında bu davranışlar tutarsız görünebilir.
Ancak çoğu zaman altında yoğun incinme korkusu bulunur.
Terk Edilme Korkusu ile Yakınlık Korkusu Aynı Anda Yaşanabilir
Kaygılı bağlanmada baskın duygu terk edilme korkusudur.
Kaçıngan bağlanmada ise yakınlık korkusu ön plandadır.
Korkulu kaçıngan bağlanmada ise iki korku aynı anda yaşanabilir.
Kişi partnerinden uzaklaştığında yalnız kalmaktan korkabilir.
Yakınlaştığında ise incinmekten korkabilir.
Bu nedenle hiçbir mesafe tam olarak güvenli hissettirmez.
Duyguları Düzenlemekte Güçlük Yaşayabilirler
Yoğun öfke, yoğun özlem, yoğun kaygı ve yoğun suçluluk aynı ilişki içinde peş peşe yaşanabilir.
Duyguların bu kadar hızlı değişmesi hem kişiyi hem de partnerini yorabilir.
Bazı kişiler daha sonra söyledikleri sözlerden pişman olabilir.
Ancak o an yaşadıkları yoğun duygular nedeniyle kendilerini durdurmakta zorlanabilirler.
Partnerleri Ne Hisseder?
Korkulu kaçıngan bağlanmaya sahip biriyle ilişki yaşayan kişiler sıklıkla şu cümleleri kurabilir:
“Bir gün beni çok seviyor gibi davranıyor, ertesi gün tamamen uzaklaşıyor.”
“Ne istediğini anlamıyorum.”
“Sürekli yanlış bir şey yapmışım gibi hissediyorum.”
Bu durum partnerde de zamanla tükenmişlik hissine yol açabilir.
İlişkinin sorumluluğu tek bir kişiye ait değildir.
Ancak bağlanma örüntülerinin fark edilmemesi aynı döngünün yıllarca devam etmesine neden olabilir.
Korkulu Kaçıngan Bağlanma ile Borderline Kişilik Bozukluğu Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu iki kavram zaman zaman karıştırılsa da aynı değildir.
Korkulu kaçıngan bağlanma bir bağlanma örüntüsüdür.
Borderline Kişilik Bozukluğu ise psikiyatride tanımlanmış bir kişilik bozukluğudur.
Bazı belirtiler benzer görünebilir.
Örneğin yoğun terk edilme korkusu veya ilişkilerde dalgalanmalar her iki durumda da görülebilir.
Ancak tanı yalnızca kapsamlı psikiyatrik değerlendirme sonucunda konulabilir.
Her korkulu kaçıngan bağlanan kişinin borderline kişilik bozukluğu olduğu söylenemez.
Korkulu Kaçıngan Bağlanma Değişebilir mi?
En sık sorulan sorulardan biri budur.
Cevap umut vericidir.
Evet.
Bağlanma stilleri yaşam boyunca tamamen değişmez değildir.
İnsan beyni yeni ilişki deneyimlerinden öğrenebilir.
Sağlıklı ilişkiler kurmak, çocukluk deneyimlerini anlamlandırmak ve psikoterapi desteği almak zaman içinde daha güvenli bağlanma özelliklerinin gelişmesine katkı sağlayabilir.
Ancak bu süreç sabır gerektirir.
Yıllar içinde gelişen ilişki örüntüleri genellikle kısa sürede değişmez.
Bir sonraki bölümde korkulu kaçıngan bağlanmanın ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, hangi terapi yaklaşımlarının yardımcı olabileceğini ve iyileşme sürecinde nelerin önemli olduğunu ayrıntılı olarak ele alacağız.
Korkulu Kaçıngan Bağlanmanın Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri
Korkulu kaçıngan bağlanma tek başına bir psikiyatrik hastalık değildir.
Ancak uzun yıllar devam eden güvensizlik, yoğun ilişki stresi ve duygusal dalgalanmalar kişinin ruh sağlığını etkileyebilir.
Sürekli tetikte olmak, reddedilme korkusu yaşamak ve aynı anda hem yakınlaşmak hem de uzaklaşmak istemek zihinsel olarak oldukça yorucu olabilir.
Bu nedenle bazı kişilerde zamanla farklı psikolojik belirtiler ortaya çıkabilir.
Hangi Psikolojik Sorunlarla Birlikte Görülebilir?
Korkulu kaçıngan bağlanma yaşayan bireylerde aşağıdaki sorunlar daha sık görülebilir:
- Anksiyete bozuklukları
- Depresyon
- Düşük öz saygı
- Yoğun yalnızlık hissi
- Duygu düzenleme güçlükleri
- İlişki bağımlılığı veya ilişkilerden tamamen kaçınma
- Tekrarlayan ilişki problemleri
Bu belirtiler herkeste görülmez.
Bağlanma örüntüsü kişinin yaşam deneyimleri, genetik özellikleri ve çevresel koşullarla birlikte değerlendirilmelidir.
Kendilik Algısını Nasıl Etkileyebilir?
Korkulu kaçıngan bağlanmaya sahip kişiler bazen kendileri hakkında çelişkili düşünceler yaşayabilir.
Bir gün kendilerini güçlü hissederken ertesi gün tamamen değersiz hissedebilirler.
Şu düşünceler sık görülebilir:
- “Beni gerçekten tanısalar sevmezler.”
- “Yakınlaşırsam incinirim.”
- “Yalnız kalırsam da mutlu olamam.”
- “Kimseye tamamen güvenemem.”
Bu düşünceler zamanla kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.
Şema Terapi Nasıl Yardımcı Olabilir?
Şema Terapi, çocukluk döneminde gelişen temel inançların ve ilişki örüntülerinin anlaşılmasına odaklanan psikoterapi yaklaşımlarından biridir.
Korkulu kaçıngan bağlanma yaşayan kişilerde özellikle şu erken dönem uyumsuz şemeler sık görülebilir:
- Terk edilme
- Güvensizlik / Suistimal
- Duygusal yoksunluk
- Kusurluluk
- Sosyal izolasyon
Şema Terapi bu örüntülerin kökenini anlamaya ve daha sağlıklı ilişki kurma biçimleri geliştirmeye yardımcı olabilir.
EMDR Yararlı Olabilir mi?
Bazı bireylerde korkulu kaçıngan bağlanmanın gelişiminde çocukluk çağı travmaları, ihmal, istismar veya tekrarlayan olumsuz ilişki deneyimleri rol oynayabilir.
Bu tür yaşantılar mevcut belirtilerle ilişkiliyse EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) uygun kişilerde etkili psikoterapi yöntemlerinden biri olabilir.
EMDR’nin uygunluğu bireysel değerlendirme sonrasında belirlenmelidir.
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) Bakış Açısı
Kabul ve Kararlılık Terapisi, kişinin korkularını tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaktan çok, bu duyguların varlığına rağmen değerleri doğrultusunda yaşayabilmesini hedefler.
Korkulu kaçıngan bağlanmaya sahip biri yakınlaşmaktan hâlâ çekinebilir.
Ancak bu korkunun farkında olarak güvene dayalı ilişkiler kurmayı öğrenebilir.
Zaman içinde psikolojik esnekliğin artması, ilişki örüntülerinin de değişmesine katkı sağlayabilir.
Güvenli Bağlanma Sonradan Gelişebilir mi?
Bağlanma stilleri kader değildir.
İnsan beyni yaşam boyu öğrenmeye devam eder.
Sağlıklı ilişkiler, güven veren kişilerle kurulan deneyimler ve psikoterapi süreci sayesinde bağlanma örüntüleri zaman içinde daha güvenli hâle gelebilir.
Bu değişim genellikle küçük adımlarla gerçekleşir.
Örneğin;
- Duyguları daha açık ifade edebilmek
- Yardım istemeyi öğrenmek
- Sağlıklı sınırlar koyabilmek
- Güvenilir ilişkileri sürdürebilmek
- Yakınlaşma karşısında otomatik kaçınma davranışlarını fark edebilmek
Bu beceriler zamanla geliştirilebilir.
İyileşme Sürecinde Neler Yardımcı Olabilir?
Korkulu kaçıngan bağlanma örüntüsünü değiştirmek tek bir yöntemle mümkün değildir.
Ancak aşağıdaki adımlar süreci destekleyebilir:
- Kendi bağlanma örüntüsünü tanımak
- Çocukluk deneyimlerini anlamlandırmak
- Duyguları bastırmak yerine fark etmeyi öğrenmek
- Sağlıklı iletişim becerilerini geliştirmek
- Güvenilir kişilerle ilişkileri sürdürebilmek
- Gerektiğinde profesyonel destek almak
Bu süreçte amaç mükemmel ilişki kurmak değil, daha güvenli ve daha doyum verici ilişkiler geliştirebilmektir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?
Aşağıdaki durumlar yaşamınızı belirgin şekilde etkiliyorsa bir psikiyatrist veya psikoterapistten değerlendirme almak faydalı olabilir:
- İlişkileriniz sürekli aynı şekilde sona eriyorsa
- Yoğun terk edilme korkusu yaşıyorsanız
- Yakınlık kurmak ile uzaklaşmak arasında sürekli gidip geliyorsanız
- Partnerinize güvenmekte zorlanıyorsanız
- Duygularınızı düzenlemekte güçlük çekiyorsanız
- Anksiyete veya depresyon belirtileri eşlik ediyorsa
Profesyonel destek yalnızca belirtileri azaltmayı değil, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla daha güvenli ilişkiler kurmasını desteklemeyi amaçlar.
Sonuç
Korkulu kaçıngan bağlanma, aynı anda hem yakınlık istemek hem de yakınlıktan korkmakla karakterize karmaşık bir bağlanma örüntüsüdür.
Bu durum çoğu zaman kişinin seçimi değildir.
Çocuklukta yaşanan ilişki deneyimlerinin yetişkin yaşamdaki yansımalarından biri olabilir.
Ancak geçmiş deneyimler geleceği belirlemek zorunda değildir.
İnsan, yaşamı boyunca yeni ilişki deneyimleri geliştirebilir.
Sağlıklı ilişkiler, farkındalık çalışmaları ve bilimsel temelli psikoterapi yaklaşımları sayesinde daha güvenli bağlanma özellikleri kazanmak mümkündür.
İyileşme, geçmişi silmek değildir. Geçmişin bugünkü ilişkilerinizi yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir.
