Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

Sosyal Fobi Nedir? İnsanların Yanında Neden Bu Kadar Geriliyorum? Sosyal Anksiyete Belirtileri

Sosyal Fobi Nedir? İnsanların Yanında Neden Bu Kadar Geriliyorum? Sosyal Anksiyete Belirtileri

İnsanların yanında konuşurken aşırı heyecanlanmak, herkesin sizi izlediğini düşünmek, toplantılarda söz almaktan kaçınmak, yeni insanlarla tanışırken yoğun kaygı yaşamak veya sosyal ortamlara girmeden önce günlerce bunu düşünmek… Bunlar yalnızca “utangaçlık” olarak açıklanamayabilir.

Sosyal fobi, kişinin başkaları tarafından değerlendirilme, eleştirilme, küçük düşme veya yetersiz bulunma korkusunun belirgin düzeyde olması ve bu nedenle sosyal durumlarda yoğun kaygı yaşamasıyla kendini gösterebilir. Günlük hayatta sosyal anksiyete olarak da ifade edilen bu durum, kişinin iş hayatını, ilişkilerini, eğitim yaşamını ve sosyal hayatını etkileyebilir.

Bazen kişi aslında insanlarla görüşmek istemediği için değil, insanların yanında nasıl görüneceğinden korktuğu için sosyal ortamlardan uzaklaşır.

“Ya saçma bir şey söylersem?”, “Ya herkes heyecanlandığımı fark ederse?”, “Ya yüzüm kızarırsa?”, “Ya ne diyeceğimi bilemezsem?”, “Ya beni beğenmezlerse?” gibi düşünceler sosyal ortamların öncesinde, sırasında ve sonrasında yoğunlaşabilir.

Bu yazıda sosyal fobinin ne olduğunu, belirtilerini, neden ortaya çıkabileceğini, utangaçlıktan farkını, sosyal ortamlarda yaşanan fiziksel belirtileri ve sosyal fobi tedavisinde kullanılan yaklaşımları ele alacağız.

Sosyal Fobi Nedir?

Sosyal fobi veya sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin başkalarının dikkatinin veya değerlendirmesinin üzerinde olduğunu düşündüğü sosyal durumlarda belirgin kaygı yaşamasıyla karakterizedir.

Buradaki temel mesele yalnızca insanlarla iletişim kurmak değildir. Kişi çoğu zaman başkalarının kendisi hakkında ne düşüneceğine aşırı önem verir.

Örneğin bir toplantıda konuşması gerektiğinde zihninden şu düşünceler geçebilir:

  • “Sesim titrerse herkes fark eder.”
  • “Yanlış bir şey söylersem küçük düşerim.”
  • “Herkes benden daha özgüvenli.”
  • “Beni yetersiz bulacaklar.”
  • “Yüzüm kızarırsa çok kötü olur.”
  • “Konuşacak bir şey bulamazsam rezil olurum.”

Bu düşünceler yalnızca zihinsel bir rahatsızlık oluşturmaz. Vücutta da belirgin bir alarm tepkisi ortaya çıkabilir.

Kalp çarpıntısı, terleme, titreme, yüz kızarması, mide rahatsızlığı, ağız kuruluğu, nefesin hızlanması ve yoğun bir gerilim hissi sosyal kaygının fiziksel belirtileri arasında olabilir.

Sosyal Fobi Belirtileri Nelerdir?

Sosyal fobi belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde konuşma ve performans durumları ön plandayken, bazı kişiler neredeyse bütün sosyal ilişkilerde yoğun kaygı yaşayabilir.

1. İnsanların sizi değerlendireceğinden korkmak

Sosyal fobinin en belirgin özelliklerinden biri başkalarının kişinin davranışlarını, görünüşünü, konuşmasını veya performansını olumsuz değerlendireceği korkusudur.

Kişi normalde başkalarının üzerinde çok fazla durmayacağı küçük bir davranışı bile önemli bir hata gibi değerlendirebilir.

2. İnsanlarla konuşurken aşırı heyecanlanmak

Birisiyle konuşurken kalp atışlarının hızlanması, sesin titremesi, yüzün kızarması veya ne söyleyeceğini unutma korkusu ortaya çıkabilir.

Bunun sonucunda kişi konuşmayı mümkün olduğunca kısa tutmaya başlayabilir.

3. Toplum içinde konuşmaktan kaçınmak

Toplantıda söz almak, sunum yapmak, kalabalık önünde konuşmak veya bir gruba kendini tanıtmak yoğun kaygıya neden olabilir.

Kişi konuşmamak için çeşitli yollar bulabilir. Örneğin toplantıda fikri olsa bile sessiz kalabilir.

4. Yeni insanlarla tanışmaktan çekinmek

Yeni bir ortama girmek sosyal kaygısı olan bir kişi için oldukça zor olabilir.

“Ne konuşacağım?”, “Beni nasıl bulacak?”, “Sessizlik olursa ne yapacağım?” gibi düşünceler daha tanışma gerçekleşmeden kaygının başlamasına neden olabilir.

5. Sosyal ortamlardan kaçınmak

Davetlere gitmemek, arkadaşlarla buluşmayı ertelemek, kalabalık ortamlardan uzak durmak veya yeni insanlarla tanışmayı gerektiren etkinliklere katılmamak zaman içinde kişinin sosyal yaşamını ciddi biçimde daraltabilir.

6. Sosyal ortam sonrasında konuşmaları tekrar tekrar düşünmek

Sosyal kaygı yalnızca sosyal ortam sırasında yaşanmaz.

Örneğin bir görüşmeden sonra kişi saatlerce veya günlerce “Acaba yanlış bir şey söyledim mi?”, “Neden öyle konuştum?”, “Karşımdaki benim hakkımda ne düşündü?” diye düşünebilir.

Bu durum aşırı düşünme döngüsünün bir parçası haline gelebilir.

İnsanların Yanında Neden Bu Kadar Geriliyorum?

Sosyal ortamda yaşanan yoğun gerilimin altında çoğu zaman kişinin kendisini nasıl gördüğü ve başkalarının onu nasıl değerlendireceğine ilişkin beklentileri bulunur.

Kişi sosyal bir ortama girdiğinde yalnızca karşısındaki insanla ilgilenmek yerine sürekli olarak kendisini izlemeye başlayabilir.

“Sesim nasıl çıkıyor?”, “Yüzüm kızardı mı?”, “Ellerim titriyor mu?”, “Garip görünüyor muyum?”, “Karşımdaki sıkıldı mı?” gibi sorular zihinsel dikkatin büyük bölümünü işgal edebilir.

Bu durumda kişi karşısındaki insanla doğal bir iletişim kurmak yerine kendi performansını kontrol etmeye çalışır.

Ancak paradoksal olarak, kişi kendisini ne kadar fazla kontrol etmeye çalışırsa sosyal ortamda o kadar yapay ve gergin hissedebilir.

“Herkes Bana Bakıyor” Düşüncesi Nereden Gelir?

Sosyal kaygı yaşayan kişilerde başkalarının kendilerine gerçekte olduğundan daha fazla dikkat ettiği düşüncesi sık görülebilir.

Oysa sosyal ortamlarda insanların büyük bölümü kendi düşünceleri, görünüşleri, söyledikleri ve nasıl algılandıklarıyla meşguldür.

Bu nedenle kişinin yüzünün kızarması, bir kelimeyi yanlış söylemesi veya birkaç saniye sessiz kalması çoğu zaman zihninde düşündüğü kadar başkalarının dikkatini çekmeyebilir.

Buradaki amaç kişiye “Kimse seni önemsemiyor” demek değildir. Daha önemli olan, zihnin ürettiği sosyal tehdit yorumunu otomatik olarak gerçek kabul etmemeyi öğrenmektir.

Sosyal Fobi ile Utangaçlık Aynı Şey mi?

Utangaçlık ile sosyal fobi birbirine benzeyebilir ancak aynı şey değildir.

Utangaç bir kişi yeni insanlarla tanışırken heyecanlanabilir ancak bu durum genellikle yaşamını ciddi biçimde kısıtlamaz.

Sosyal fobide ise kaygı daha yoğun olabilir ve kişi kaygı yaşayacağı düşüncesiyle sosyal durumlardan kaçınmaya başlayabilir.

Örneğin utangaç bir kişi toplantıda konuşurken heyecanlanabilir ama yine de söz alabilir. Sosyal fobisi olan kişi ise konuşma ihtimalinden dolayı toplantı öncesinde ciddi kaygı yaşayabilir ve mümkün olduğunca söz almamaya çalışabilir.

Dolayısıyla değerlendirmede yalnızca “utangaç mıyım?” sorusu değil, bu kaygının hayatımı ne kadar kısıtladığı önemlidir.

Sosyal Fobinin Fiziksel Belirtileri Nelerdir?

Sosyal kaygı sırasında beynin tehdit sistemi aktif hale gelebilir. Bu nedenle kişinin bedeni de gerçek bir tehlike varmış gibi tepki verebilir.

  • Kalp çarpıntısı
  • Terleme
  • Yüz kızarması
  • El titremesi
  • Ses titremesi
  • Ağız kuruluğu
  • Mide bulantısı veya mide rahatsızlığı
  • Kaslarda gerilme
  • Nefesin hızlanması
  • Baş dönmesi veya sersemlik hissi

Bu belirtilerin ortaya çıkması kişinin kaygısını daha da artırabilir.

Örneğin kişi yüzünün kızardığını fark eder ve “Herkes yüzümün kızardığını fark etti” diye düşünür. Bu düşünce kaygıyı artırır. Kaygı arttıkça yüz kızarması veya çarpıntı daha belirgin hale gelebilir.

Böylece bir kaygı–bedensel belirti–kaygı döngüsü oluşabilir.

Sosyal Fobi Panik Atağa Neden Olur mu?

Sosyal kaygı ile panik belirtileri arasında ilişki bulunabilir. Yoğun sosyal kaygı sırasında çarpıntı, nefes darlığı hissi, titreme ve baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Bazı kişiler bu belirtilerden korkarak “Ya burada panik atak geçirirsem?” düşüncesine kapılabilir.

Bu noktada sosyal fobi ile panik bozukluğun aynı durum olmadığını ayırt etmek önemlidir. Panik bozukluk hakkında daha ayrıntılı bilgi için panik bozukluk yazımı inceleyebilirsiniz.

Sosyal Fobi Neden Olur?

Sosyal fobinin tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık, kişilik özellikleri, geçmiş deneyimler, öğrenilmiş davranışlar ve kişinin kendisiyle ilgili temel inançları birlikte rol oynayabilir.

Olumsuz değerlendirilme deneyimleri

Çocukluk veya ergenlik döneminde alay edilmek, eleştirilmek, dışlanmak veya küçük düşürücü deneyimler yaşamak bazı kişilerde sosyal durumlara ilişkin hassasiyeti artırabilir.

Ancak sosyal fobisi olan herkesin geçmişinde belirgin bir travmatik sosyal deneyim bulunması gerekmez.

Mükemmeliyetçilik

“Hata yapmamalıyım”, “Herkes tarafından beğenilmeliyim” veya “Kendimi her zaman iyi ifade etmeliyim” gibi yüksek standartlar sosyal ortamları zorlaştırabilir.

Kişi doğal davranmak yerine sürekli olarak kusursuz görünmeye çalışabilir.

Kendilik algısı

Kişinin kendisini yetersiz, sıkıcı, başarısız veya değersiz görmesi sosyal ortamlarda değerlendirilme korkusunu artırabilir.

Bu durumda sorun yalnızca sosyal ortam değildir; kişinin kendisiyle kurduğu ilişki de önem kazanır.

Sosyal Fobi Kaçınma Davranışlarıyla Nasıl Devam Eder?

Sosyal kaygının devam etmesinde en önemli mekanizmalardan biri kaçınma davranışıdır.

Kişi sosyal ortama girmediğinde kaygısı azalır. Bu kısa vadede rahatlatıcıdır.

Ancak beyin zamanla “Sosyal ortam tehlikeliydi, oraya girmeyerek kurtuldum” şeklinde bir öğrenme gerçekleştirebilir.

Bir sonraki sosyal durumda kaygı daha erken başlayabilir.

Örneğin:

Toplantı → Kaygı → Söz almaktan kaçınma → Kısa süreli rahatlama → “Kaçınmak işe yaradı” öğrenmesi → Bir sonraki toplantıda daha fazla kaygı

Bu nedenle sosyal fobide yalnızca kaygıyı azaltmaya çalışmak değil, kaygı varken de kişinin hayatına devam edebilmesini sağlamak önemlidir.

Sosyal Fobide Güvenlik Davranışları Nedir?

Kaçınma kadar önemli bir başka davranış grubu da güvenlik davranışlarıdır.

Kişi sosyal ortama girer ancak kendisini korumak için bazı davranışlara başvurur.

  • Konuşmadan önce cümleleri zihinde defalarca prova etmek
  • Sürekli telefonla ilgilenmek
  • Göz teması kurmaktan kaçınmak
  • Çok kısa cevaplar vermek
  • Toplantıda mümkün olduğunca arka planda kalmak
  • Yüz kızarmasını sürekli kontrol etmek
  • Sesin titreyip titremediğini takip etmek
  • Konuşmadan önce ne söyleyeceğini aşırı derecede planlamak

Bu davranışlar başlangıçta güven verici olabilir. Fakat kişi zamanla “Ben bunları yapmazsam baş edemem” düşüncesine daha fazla bağlanabilir.

Sosyal Fobi İş Hayatını Etkiler mi?

Evet. Sosyal kaygı özellikle iş hayatında önemli sonuçlara yol açabilir.

Toplantılarda konuşmamak, yöneticilerle iletişim kurmaktan kaçınmak, sunum yapmamak, yeni görevleri reddetmek veya iş arkadaşlarıyla iletişimi sınırlamak kişinin mesleki fırsatlarını etkileyebilir.

Bazen kişi mesleki açıdan yeterli olmasına rağmen kendisini göstermekten kaçındığı için potansiyelinin altında performans sergileyebilir.

Bu durum zaman içinde özgüvenin daha da azalmasına neden olabilir.

Sosyal Fobi İlişkileri Etkiler mi?

Sosyal fobi romantik ilişkileri ve arkadaşlıkları da etkileyebilir.

Yeni biriyle tanışma, ilk buluşma, telefon görüşmesi, mesajlaşma veya duygularını ifade etme gibi durumlar yoğun kaygı yaratabilir.

Kişi reddedilmekten veya yanlış anlaşılmaktan korktuğu için ilişki kurma girişimlerini erteleyebilir.

Uzun vadede “Kimse beni istemiyor” veya “Ben zaten ilişki kuramıyorum” şeklinde daha olumsuz düşünceler gelişebilir.

Sosyal Fobi Alkol Kullanımıyla İlişkili Olabilir mi?

Bazı kişiler sosyal ortamlarda yaşadıkları kaygıyı azaltmak amacıyla alkol kullanabilir.

Alkol kısa süreli olarak kişinin daha rahat hissetmesine neden olabilir. Ancak sosyal ortamlarda rahatlamak için alkolü bir araç haline getirmek zaman içinde ciddi sorunlara yol açabilir.

Özellikle “İçmeden insanlarla konuşamıyorum” veya “Sosyal ortama girebilmek için içmem gerekiyor” düşüncesi ortaya çıkıyorsa bu durum ayrıca değerlendirilmelidir.

Çünkü kişi sosyal ortamlarla baş etmek için kendi becerilerini geliştirmek yerine alkolü bir güvenlik davranışı olarak kullanmaya başlayabilir.

Sosyal Fobi Nasıl Geçer?

Sosyal fobi tedavi edilebilir bir durumdur. Tedavinin nasıl planlanacağı kişinin belirtilerinin şiddetine, kaçınma düzeyine, eşlik eden depresyon veya panik belirtilerine ve yaşamındaki işlev kaybına göre değişebilir.

Tedavide temel amaç kişinin hiçbir zaman kaygı yaşamamasını sağlamak değildir.

Daha gerçekçi amaç, kişinin kaygı ortaya çıktığında bunu yönetebilmesi ve kaygının hayatını yönlendirmesine izin vermemesidir.

Sosyal Fobide Psikoterapi

Psikoterapide kişinin sosyal durumlarla ilgili düşünceleri, kaçınma davranışları, kendisini değerlendirme biçimi ve kaygıyla baş etme yolları ele alınabilir.

Kişinin korktuğu sosyal durumlarla kontrollü ve aşamalı biçimde karşılaşması, kaçınma davranışlarının azalmasına yardımcı olabilir.

Burada amaç kişiyi bir anda en korktuğu durumun içine bırakmak değil, kişinin tolere edebileceği adımlardan başlayarak sosyal durumlarla daha farklı bir ilişki kurmasını sağlamaktır.

Örneğin göz teması kurmakta zorlanan bir kişi için küçük sosyal etkileşimlerden başlanabilir. Daha sonra konuşmayı başlatma, bir grupta fikir belirtme veya daha zorlayıcı sosyal durumlara geçilebilir.

Sosyal Fobide İlaç Tedavisi Gerekir mi?

Bazı kişilerde psikiyatrik değerlendirme sonrasında ilaç tedavisi düşünülebilir. Ancak her sosyal kaygı yaşayan kişinin ilaç kullanması gerektiği anlamına gelmez.

İlaç tedavisinin gerekli olup olmadığı; belirtilerin şiddeti, süresi, günlük yaşam üzerindeki etkisi, eşlik eden diğer psikiyatrik belirtiler ve kişinin genel sağlık durumu değerlendirilerek belirlenir.

Özellikle kişinin kendi kendine sakinleştirici veya başka ilaçlar kullanarak sosyal ortamlara girmeye çalışması önerilmez.

Sosyal Fobide En Önemli Değişimlerden Biri: Kendini Sürekli İzlemeyi Bırakmak

Sosyal kaygı yaşayan kişi sosyal ortamda çoğu zaman dışarıdan kendisini izliyormuş gibi davranabilir.

“Nasıl görünüyorum?”, “Sesim nasıl?”, “Yüzüm kızardı mı?”, “Karşımdaki sıkıldı mı?” soruları zihnin büyük bölümünü kaplayabilir.

Oysa sağlıklı sosyal iletişimde dikkatin önemli bir bölümü karşıdaki kişiye, konuşmanın içeriğine ve içinde bulunulan ana yönelir.

Bu nedenle sosyal kaygının azalmasında kişinin sürekli kendisini düzeltmeye ve kontrol etmeye çalışmak yerine yaşanan etkileşimin kendisine dönmesi önemli olabilir.

“Ya Rezil Olursam?” Düşüncesiyle Nasıl Baş Edilir?

Sosyal fobide sık görülen düşüncelerden biri “Ya rezil olursam?” sorusudur.

Bu düşünce geldiğinde kişi çoğu zaman onun doğru olup olmadığını kanıtlamaya çalışır.

“Rezil olmayacağım” diye kendisini ikna etmeye çalışmak kısa vadede rahatlatıcı olabilir ancak zihnin sürekli güvence aramasına da neden olabilir.

Bunun yerine düşünceyi bir düşünce olarak fark etmek daha işlevsel olabilir:

“Şu anda zihnim rezil olacağım ihtimalini gündeme getiriyor.”

Bu yaklaşım düşünceyi yok etmeye çalışmak yerine düşünceyle araya bir miktar mesafe koymayı sağlar.

Sosyal Fobi Tamamen Geçer mi?

Sosyal kaygının seyri kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde belirtiler belirli dönemlerde artıp azalabilir. Bazı kişilerde ise uzun süre devam ederek yaşam alanlarını giderek daraltabilir.

Erken fark edilmesi ve kişinin kaçınma döngüsünü kırmaya başlaması önemli olabilir.

Tedavide amaç yalnızca belirtiyi azaltmak değil, kişinin sosyal yaşamını yeniden genişletmesi ve kaygıya rağmen istediği davranışları gerçekleştirebilmesidir.

Ne Zaman Psikiyatriste Başvurmalı?

Sosyal ortamlarda yaşanan kaygı günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, profesyonel değerlendirme faydalı olabilir.

Özellikle aşağıdaki durumlarda psikiyatri değerlendirmesi düşünülebilir:

  • İnsanlarla görüşmekten sürekli kaçınıyorsanız
  • Toplantı veya sunum gibi durumlar ciddi kaygı yaratıyorsa
  • Yeni insanlarla tanışmak neredeyse imkânsız hale geldiyse
  • Sosyal kaygı nedeniyle iş veya eğitim hayatınız etkileniyorsa
  • Yalnız kalmayı tercih etmeniz giderek artıyorsa
  • İlişki kurmakta belirgin güçlük yaşıyorsanız
  • Sosyal ortamlara girebilmek için alkol veya ilaç kullanma ihtiyacı hissediyorsanız
  • Sosyal kaygıya depresyon veya panik belirtileri eşlik ediyorsa

Sosyal Fobi ile Sosyal Hayattan Uzaklaşmak Aynı Şey mi?

Her sosyal ortamdan uzaklaşma sosyal fobi anlamına gelmez.

Bazen kişi yoğun stres, depresyon, tükenmişlik, yaşam olayları veya ilişkisel problemler nedeniyle insanlarla görüşmek istemeyebilir.

Bu nedenle değerlendirme sırasında yalnızca “İnsanlarla görüşmek istemiyorum” cümlesine bakmak yeterli değildir.

Asıl soru şudur:

“İnsanlarla görüşmek istemediğim için mi uzak duruyorum, yoksa insanlarla birlikteyken yaşayacağım kaygıdan korktuğum için mi uzak duruyorum?”

Bu ayrım sosyal fobi açısından önemli ipuçları sağlayabilir.

Sonuç: Sosyal Fobide Amaç Kaygısız Bir Hayat Değil

Sosyal fobi yaşayan kişi zamanla kendisini “insanlarla iletişim kuramayan biri” olarak görmeye başlayabilir. Oysa çoğu zaman sorun kişinin sosyal becerilerinin tamamen yetersiz olması değil, sosyal ortamlarda ortaya çıkan yoğun kaygı ve bu kaygıya verilen tepkilerdir.

Kaçınma kısa vadede rahatlatabilir ancak uzun vadede korkunun güçlenmesine neden olabilir. Sürekli kendini kontrol etmek, başkalarının ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışmak ve her konuşmayı sonrasında tekrar tekrar analiz etmek de sosyal kaygıyı sürdürebilir.

Bu nedenle sosyal fobide önemli adımlardan biri, kişinin kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kaygı varken de yaşamına devam edebilmesidir.

İnsanların sizi nasıl değerlendireceğini tamamen kontrol edemezsiniz. Ancak her düşünceyi gerçek kabul etmek zorunda değilsiniz. Her sosyal ortamın kusursuz geçmesi de gerekmez.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak olarak sosyal kaygı, panik, depresyon ve ilişkili psikiyatrik sorunların değerlendirilmesi ve tedavisi konusunda yüz yüze ve online psikiyatri görüşmeleri gerçekleştirmekteyim.

Sosyal fobi belirtilerinin yaşamınızı ne ölçüde etkilediğini değerlendirmek ve uygun tedavi seçeneklerini görüşmek için psikiyatrist randevusu için iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Sosyal fobi nedir?

Sosyal fobi, kişinin başkaları tarafından değerlendirilme, eleştirilme veya küçük düşme korkusuyla sosyal ortamlarda belirgin kaygı yaşaması ve bu nedenle bazı sosyal durumlardan kaçınmasıyla seyreden bir anksiyete bozukluğudur.

Sosyal fobi belirtileri nelerdir?

Yoğun sosyal kaygı, insanların sizi değerlendireceği korkusu, konuşurken aşırı heyecanlanma, yüz kızarması, terleme, titreme, çarpıntı, sosyal ortamlardan kaçınma ve sosyal durumları sonrasında uzun süre zihinde tekrar etme sık görülen belirtilerdendir.

Sosyal fobi ile utangaçlık aynı mıdır?

Hayır. Utangaçlık tek başına bir psikiyatrik bozukluk değildir. Sosyal fobide ise kaygı daha yoğun olabilir ve kişinin iş, eğitim, ilişki veya sosyal yaşamını belirgin biçimde kısıtlayabilir.

Sosyal fobi nasıl geçer?

Sosyal fobinin tedavisinde psikoterapi önemli bir yere sahiptir. Belirtilerin şiddetine ve kişinin durumuna göre psikiyatrist tarafından ilaç tedavisi de değerlendirilebilir.

Sosyal fobi ilaçla tedavi edilir mi?

Bazı kişilerde ilaç tedavisi kullanılabilir. Ancak hangi ilacın uygun olduğu ve tedavinin gerekip gerekmediği kişinin belirtileri ve genel klinik durumu değerlendirilerek belirlenmelidir.

Sosyal fobi panik atağa neden olur mu?

Sosyal kaygı sırasında panik benzeri yoğun fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir. Bununla birlikte sosyal fobi ve panik bozukluk farklı klinik durumlardır ve gerektiğinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Sosyal fobi depresyona neden olabilir mi?

Uzun süre devam eden sosyal kaçınma ve sosyal izolasyon kişinin yaşam alanlarını daraltabilir. Buna eşlik eden umutsuzluk, çökkünlük veya ilgi kaybı varsa depresyon açısından ayrıca değerlendirme yapılması önemlidir.

Sosyal fobi için psikiyatrist mi psikolog mu?

Sosyal fobi belirtilerinin değerlendirilmesinde psikiyatrist ve psikolog farklı ancak birbirini tamamlayan roller üstlenebilir. Psikiyatrist tanısal değerlendirme yapabilir, gerekli durumlarda ilaç tedavisini planlayabilir ve psikoterapi seçeneklerini değerlendirebilir.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button