Sürekli Kendimi Eleştiriyorum: Neden Olur ve Nasıl Durdurulur?
“Kendimi sürekli eleştiriyorum.” Eğer bu cümle size tanıdık geliyorsa, muhtemelen yaptığınız bir şeyin ardından uzun süre kendinizi sorguluyor, küçük bir hatayı saatlerce düşünüyor veya başkalarının kolayca geçebildiği durumlarda kendinize karşı oldukça sert davranıyorsunuz.
Bazen insanın kendi davranışlarını değerlendirmesi ve hatalarından ders çıkarması sağlıklıdır. Ancak kendini sürekli eleştirmek, zamanla kişinin kendisini geliştirmesine yardımcı olmak yerine özgüvenini azaltabilir, kaygıyı artırabilir ve “Ne yaparsam yapayım yeterli değilim” düşüncesini güçlendirebilir.
Özellikle “Daha iyisini yapmalıydım”, “Bunu nasıl fark edemedim?”, “Herkes benden daha başarılı”, “Yine hata yaptım” veya “Ben zaten hiçbir şeyi doğru yapamıyorum” gibi düşünceler sıklaşıyorsa, burada yalnızca eleştirel bir kişilik özelliğinden değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiden söz etmek gerekir.
Bu yazıda kendimi sürekli eleştiriyorum diyen kişilerin neden böyle hissedebildiğini, içimizdeki eleştirel sesin nereden geldiğini, mükemmeliyetçilik ve yetersizlik duygusunun bu döngüyü nasıl beslediğini ve zamanla bu iç konuşmanın nasıl değiştirilebileceğini ele alacağız.
1. Sürekli Kendimi Eleştiriyorum, Neden?
Kendini sürekli eleştirmenin tek bir nedeni yoktur. Çoğu zaman çocukluk deneyimleri, kişinin kendisinden beklentileri, geçmişte aldığı eleştiriler, mükemmeliyetçilik, özgüven sorunları ve hata yapmaya karşı geliştirdiği tutum birlikte rol oynar.
Bazı insanlar için hata yapmak yalnızca “yanlış bir şey yaptım” anlamına gelirken, bazı kişilerde hata yapmak doğrudan “Ben başarısızım” anlamına gelebilir.
Örneğin bir iş toplantısında küçük bir hata yapan kişi, “Toplantıda bir noktayı atladım, bir dahaki sefere daha dikkatli olabilirim” diye düşünebilir. Kendini sürekli eleştiren bir başka kişi ise aynı olayın ardından saatlerce:
- “Bunu nasıl yaptım?”
- “Herkes benim yetersiz olduğumu düşündü.”
- “Böyle basit bir şeyi bile beceremiyorum.”
- “İnsanlar artık bana güvenmeyecek.”
- “Keşke hiç konuşmasaydım.”
şeklinde düşünebilir.
Buradaki temel fark yalnızca yapılan hatada değildir. Asıl fark, kişinin yaptığı davranış ile kendi değerini birbirinden ayırıp ayıramamasıdır.
Kendini sürekli eleştiren kişilerde “Bir şeyi yanlış yaptım” düşüncesi kolaylıkla “Ben yanlış biriyim”, “Ben yetersizim” veya “Ben başarısızım” düşüncesine dönüşebilir.
Bu nedenle sürekli öz eleştiri çoğu zaman kişinin kendisini geliştirmeye çalışmasından çok, kendisini sürekli değerlendirme ve yeterli olup olmadığını kontrol etme çabasına dönüşür.
2. İnsan Neden Kendine Karşı Bu Kadar Acımasız Olur?
İnsanların kendilerine karşı başkalarından çok daha acımasız olabilmesi oldukça yaygındır.
Yakın bir arkadaşınız aynı hatayı yaptığında ona büyük ihtimalle “Olabilir, herkes hata yapabilir” dersiniz. Fakat aynı hatayı siz yaptığınızda kendinize aynı anlayışı göstermek zor olabilir.
Çünkü kişinin kendi içindeki eleştirel ses zamanla bir tür iç denetleyici haline gelebilir.
“Daha çok çalışmalısın.”
“Daha başarılı olmalısın.”
“Hata yapmamalısın.”
“İnsanların senden memnun olması gerekiyor.”
“Daha iyi görünmelisin.”
“Daha kontrollü olmalısın.”
Bu düşünceler ilk bakışta kişiyi motive ediyor gibi görünebilir. Hatta bazı kişiler kendilerini eleştirmeyi bıraktıklarında tembelleşeceklerini veya başarılarını kaybedeceklerini düşünebilir.
Ancak sürekli ve sert öz eleştiri uzun vadede motivasyonu artırmak yerine kişinin hata yapmaktan korkmasına ve yeni şeyler denemekten kaçınmasına neden olabilir.
Çünkü insanın zihninde şu bağlantı oluşabilir:
“Bir şey denersem hata yapabilirim. Hata yaparsam kendimi kötü hissederim. O halde hiç denememek daha güvenli.”
Bu noktada kendini eleştirmek yalnızca kişinin kendisiyle konuşma biçimi olmaktan çıkar ve yaşam alanlarını daraltmaya başlayabilir.
3. İçimdeki Eleştirel Ses Nereden Geliyor?
Birçok kişi “Kendimi sürekli eleştiriyorum ama neden böyle olduğumu bilmiyorum” diyebilir.
Oysa kişinin kendisiyle konuşma biçimi çoğu zaman geçmişte öğrendiği ilişki biçimlerinin bir devamıdır.
Çocukluk döneminde sık sık eleştirilen, hataları üzerinden değerlendirilen veya sevgiyi başarıyla ilişkilendiren bir çocuk zamanla şu mesajları öğrenebilir:
- Başarılı olursam değerliyim.
- Hata yaparsam insanların sevgisini kaybedebilirim.
- Yeterince iyi olmazsam kabul edilmeyebilirim.
- Başkalarının beklentilerini karşılamam gerekir.
- Yanlış yapmak tehlikelidir.
Bu mesajlar yetişkinlikte kişinin kendi iç sesi haline gelebilir.
Bir süre sonra dışarıdan kimse eleştirmese bile kişi kendisini eleştirmeye devam eder.
Örneğin geçmişte bir ebeveynin “Bunu da mı beceremedin?” şeklindeki yaklaşımı, yıllar sonra yetişkin kişinin zihninde “Yine beceremedim” şeklinde devam edebilir.
Burada önemli olan, kişinin geçmişte kendisine söylenenleri bugün bilinçli olarak seçmediğini fark etmesidir.
İçimizdeki her düşünce gerçeğin kendisi değildir. Bazı düşünceler yıllar içerisinde öğrenilmiş değerlendirme biçimleridir.
Bu nedenle “Ben böyleyim” demek yerine “Ben kendimle böyle konuşmayı öğrenmiş olabilirim” diyebilmek önemli bir başlangıçtır.
4. “Yeterince İyi Değilim” Düşüncesi
Sürekli kendini eleştirmenin altında çoğu zaman görünmeyen bir temel düşünce bulunur:
“Yeterince iyi değilim.”
Kişi işinde başarılı olabilir, iyi bir ilişkiye sahip olabilir, çevresinden takdir görebilir ve dışarıdan özgüvenli görünebilir. Buna rağmen içinde sürekli olarak yeterli olmadığına dair bir his taşıyabilir.
Bu durumda elde edilen başarılar kalıcı bir rahatlama sağlamaz.
Bir sınavdan yüksek not alınır ancak “Daha yüksek olabilirdi” denir.
İş yerinde başarılı olunur ancak “Bu zaten benim yapmam gereken şeydi” diye düşünülür.
Bir proje takdir edilir ancak kişi yapılan tek bir eleştiriye takılır.
Bir ilişki iyi giderken bile “Ya karşımdaki benden sıkılırsa?” düşüncesi ortaya çıkabilir.
Böylece kişi ne kadar başarılı olursa olsun zihnindeki “yeterince iyi değilim” duygusunu tamamen susturamaz.
Bu nedenle bazen sorun kişinin gerçekten yetersiz olması değil, kendisi için belirlediği yeterlilik ölçütünün hiçbir zaman ulaşılabilir olmamasıdır.
Kişi kendisini ancak kusursuz olduğunda yeterli kabul ediyorsa, gerçek hayatta hiçbir zaman tam anlamıyla rahatlayamaz. Çünkü insan olmak hata yapmayı, eksik kalmayı ve zaman zaman başarısız olmayı da içerir.
5. Her Hatanın Ardından Kendini Suçlamak
Kendini suçlamak ile sorumluluk almak aynı şey değildir.
Sorumluluk almak, “Burada benim değiştirebileceğim bir şey var” diyebilmektir. Kendini suçlamak ise çoğu zaman yaşanan olayın tamamını kişinin karakterine bağlamaktır.
Örneğin bir ilişkide tartışma yaşandığında:
Sorumluluk: “Konuşurken sesimi yükselttim. Bunu fark ediyorum ve bir dahaki konuşmada daha sakin kalmaya çalışabilirim.”
Aşırı öz eleştiri: “Ben zaten kötü bir eşim. Ne zaman bir şey olsa her şeyi mahvediyorum.”
İkinci düşüncede artık davranış değil, kişinin bütün kimliği hedef haline gelmiştir.
Bu durum zamanla kişinin geçmişte yaptığı hataları tekrar tekrar düşünmesine de neden olabilir.
“Keşke öyle söylemeseydim.”
“Neden bunu yaptım?”
“Nasıl böyle bir hata yaptım?”
“O an daha farklı davransaydım her şey değişirdi.”
Bu düşünceler tekrar tekrar zihinde dönebilir. Kişi olayın kendisini çözmeye çalıştığını düşünürken aslında geçmişte yaşanan bir durumu yeniden yeniden değerlendirmeye başlayabilir.
Burada amaç hatadan ders çıkarmak değilse, düşünmeye devam etmek kişiye yeni bir çözüm sağlamaz. Aksine suçluluk ve yetersizlik duygusunu güçlendirebilir.
6. Kendini Başkalarıyla Kıyaslamak
Kendini sürekli eleştiren kişilerde başkalarıyla kıyaslama oldukça sık görülür.
Özellikle sosyal medya ve dijital dünyanın etkisiyle insanın kendisini başkalarıyla karşılaştırması hiç olmadığı kadar kolay hale gelmiştir.
Bir başkasının kariyerine, ilişkisine, görünüşüne, maddi durumuna veya yaşam tarzına bakıp kendi hayatımızla karşılaştırabiliriz.
Ancak burada önemli bir problem vardır: Kendi hayatımızın tamamını, başka bir insanın hayatının yalnızca bize gösterilen kısmıyla karşılaştırırız.
“O benden daha başarılı.”
“Herkes hayatını yoluna koymuş, ben geride kaldım.”
“Herkes daha mutlu görünüyor.”
“Ben neden onun kadar özgüvenli değilim?”
Bu düşünceler kişinin zaten var olan eksiklik algısını daha da güçlendirebilir.
Kıyaslama çoğu zaman objektif bir değerlendirme değildir. İnsan zihni kendisini eleştirmeye başladığında, başkalarının güçlü yönlerini kendi zayıf yönleriyle karşılaştırmaya daha yatkın hale gelir.
Örneğin kişinin kendi işindeki zorluklarını, başka birinin kariyerindeki başarıyla karşılaştırması adil değildir.
Bu nedenle sürekli kıyaslamanın altında bazen “Ben nerede gerideyim?” sorusundan çok “Ben yeterli miyim?” sorusu bulunur.
7. Mükemmeliyetçilik Kendini Eleştirmeyi Artırır mı?
Evet. Mükemmeliyetçilik, kişinin kendisini sürekli eleştirmesini önemli ölçüde artırabilir.
Mükemmeliyetçi düşünce yapısında kişi yalnızca başarılı olmak istemez; yaptığı şeyin hatasız, eksiksiz ve beklentilerinin tam karşılığı olmasını ister.
Bu nedenle başarı bile bazen yeterli gelmez.
“İyi yaptım ama daha iyisini yapabilirdim.”
“Hata çok küçük ama olmaması gerekiyordu.”
“Bunu herkes yapabilir, bunda özel bir şey yok.”
“Başarılı oldum ama şansım da yardım etti.”
Bu düşünceler kişinin başarılarını küçümsemesine, hatalarını ise büyütmesine neden olabilir.
Mükemmeliyetçilikte temel problem çoğu zaman yüksek standartlara sahip olmak değildir. Asıl problem, kişinin değerini bu standartlara ulaşmasına bağlamasıdır.
“Başarılı olursam değerliyim, hata yaparsam değersizim” şeklindeki düşünce biçimi kişiyi sürekli bir performans sınavında hissettirebilir.
Sonuçta kişi yalnızca işini, ilişkisini veya görünüşünü değil, kendisini de sürekli değerlendirmeye başlar.
Bu nedenle kendini sürekli eleştiren bir kişinin şu soruyu sorması faydalı olabilir:
“Kendimi geliştirmeye mi çalışıyorum, yoksa kendime ancak kusursuz olduğumda değer verebileceğimi mi söylüyorum?”
Bu iki yaklaşım birbirinden oldukça farklıdır. Kendini geliştirmek hataları fark etmeyi ve değişmeyi mümkün kılarken, sürekli öz eleştiri kişiyi hata yapmaktan korkan ve hiçbir başarısından tam olarak memnun olmayan bir noktaya taşıyabilir.
8. Başarılı İnsanlar Neden Kendilerini Sürekli Eleştirebilir?
Kendini sürekli eleştirmek yalnızca başarısız olduğunu düşünen insanların yaşadığı bir durum değildir. Tam tersine, dışarıdan oldukça başarılı, çalışkan ve sorumluluk sahibi görünen kişiler de kendilerine karşı son derece acımasız olabilir.
Hatta bazı insanlar başarılarını sürdürmelerinin nedeninin kendilerini sürekli eleştirmeleri olduğunu düşünür.
“Kendime baskı yapmasaydım bu noktaya gelemezdim.”
“Kendimi eleştirmezsem gevşerim.”
“Daha iyisini yapabileceğimi bilmek beni çalıştırıyor.”
Bu düşüncelerin kısa vadede kişiyi motive ettiği durumlar olabilir. Ancak sürekli baskı altında çalışmak ile sağlıklı bir motivasyon aynı şey değildir.
Kişi başarı elde ettiğinde rahatlamak yerine hemen bir sonraki eksikliğine odaklanıyorsa, başarı bir tatmin kaynağı olmaktan çıkar ve yalnızca bir sonraki eleştirinin başlangıcı haline gelir.
Bu kişiler bazen çevrelerinden çok fazla takdir almalarına rağmen içlerinde sürekli bir yetersizlik hissedebilirler. Çünkü dışarıdan gelen olumlu geri bildirim, kişinin kendi içindeki eleştirel sesi değiştirmeye yetmeyebilir.
Bu nedenle “Başarılıyım ama kendimi hâlâ yetersiz hissediyorum” cümlesi sanıldığından daha sık karşımıza çıkar.
9. Kendini Eleştirmek ile Kendini Geliştirmek Arasındaki Fark
Kendini eleştirmek her zaman kötü değildir. İnsan zaman zaman davranışlarını gözden geçirmeli, hatalarını fark etmeli ve gerektiğinde değiştirmelidir.
Ancak kendini geliştirmek ile kendine saldırmak arasında önemli bir fark vardır.
Sağlıklı öz değerlendirme şöyle olabilir:
“Bu konuda istediğim sonucu alamadım. Nerede hata yaptığımı anlayıp bir sonraki sefer farklı davranabilirim.”
Aşırı öz eleştiri ise şöyle çalışabilir:
“Yine beceremedim. Zaten hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”
İlk düşüncede davranış değerlendirilir. İkinci düşüncede ise kişinin bütün benliği sorgulanır.
Sağlıklı öz değerlendirme kişiye bir sonraki adımı gösterir. Aşırı öz eleştiri ise çoğu zaman kişiyi geçmişte bırakır.
Bu nedenle kendinizi eleştirdiğinizde şu soruyu sormanız yararlı olabilir:
“Bu düşünce bana neyi değiştirebileceğimi gösteriyor mu, yoksa sadece kendimi kötü hissetmeme mi neden oluyor?”
Eğer düşüncenin sonunda somut bir davranış değişikliği ortaya çıkmıyor ve kişi yalnızca suçluluk, utanç veya yetersizlik hissediyorsa, burada yapıcı bir öz değerlendirmeden çok yıpratıcı bir öz eleştiriden söz etmek mümkündür.
10. Sürekli Kendini Eleştirmek Anksiyete ile İlişkili mi?
Kendini sürekli eleştirmek ve anksiyete arasında güçlü bir ilişki olabilir.
Anksiyete yaşayan kişiler belirsizliklere, hatalara ve olası olumsuz sonuçlara daha fazla odaklanabilir. Kişi bir olay yaşandıktan sonra bile “Acaba yanlış mı yaptım?” sorusunu zihninde tekrar tekrar değerlendirebilir.
Örneğin bir konuşmanın ardından:
- “Acaba yanlış bir şey söyledim mi?”
- “Karşımdaki benim hakkımda ne düşündü?”
- “Ses tonum garip miydi?”
- “Keşke o cümleyi hiç söylemeseydim.”
gibi düşünceler tekrar tekrar ortaya çıkabilir.
Buradaki amaç ilk bakışta hatayı bulmak gibi görünür. Ancak kişi ne kadar düşünürse düşünsün kesin bir cevap bulamayabilir.
Çünkü zihnin aradığı şey çoğu zaman “doğru cevap” değil, yüzde yüz emin olma hissidir.
Bu nedenle sürekli kendini kontrol etmek ve değerlendirmek anlık bir rahatlama sağlayabilir. Fakat bir süre sonra aynı soru yeniden ortaya çıkar.
“Acaba gerçekten yanlış mı yaptım?”
Bu döngü tekrarlandıkça kişi kendisine daha az güvenmeye başlayabilir ve kendi kararlarını sürekli sorgulama ihtiyacı hissedebilir.
11. Kendini Eleştirmek Depresyona Neden Olur mu?
Aşırı ve sürekli öz eleştiri depresyonla birlikte görülebilir ve depresif düşünce döngüsünü besleyebilir.
Depresyonda kişinin kendisiyle ilgili değerlendirmeleri daha olumsuz hale gelebilir. Geçmişteki hatalar büyütülebilir, başarılar küçümsenebilir ve geleceğe ilişkin beklentiler olumsuzlaşabilir.
Örneğin kişi:
- “Ben hiçbir şeyi beceremiyorum.”
- “Hayatımda hiçbir şeyi doğru yapamadım.”
- “Herkes benden daha iyi.”
- “Bundan sonra da hiçbir şey değişmeyecek.”
gibi genelleyici düşüncelere daha yatkın hale gelebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kişinin kendisini eleştirmesinin her zaman depresyona neden olduğu şeklinde basit bir ilişki kurmamaktır. Ancak yoğun öz eleştiri, özellikle suçluluk, umutsuzluk, değersizlik ve sosyal geri çekilme ile birlikte olduğunda depresif bir tablonun parçası olabilir.
Bu nedenle “Kendimi sürekli eleştiriyorum” şikâyetine eşlik eden isteksizlik, çökkünlük, enerji azalması, uyku veya iştah değişiklikleri, hayattan keyif alamama ve değersizlik düşünceleri varsa durum daha kapsamlı değerlendirilmelidir.
12. Geçmişte Yaşanan Eleştiriler Bugünkü Kendilik Algısını Etkiler mi?
Evet. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde sık karşılaşılan eleştiriler, kişinin zaman içinde kendisini değerlendirme biçimini etkileyebilir.
“Sen zaten dikkatsizsin.”
“Senden bir şey olmaz.”
“Neden diğerleri gibi olamıyorsun?”
“Daha iyisini yapmalısın.”
“Bununla mı gurur duyuyorsun?”
Bu tür mesajlar tekrarlandığında çocuk bunları yalnızca bir davranışa yönelik eleştiri olarak değil, kendisi hakkında bir gerçek olarak öğrenebilir.
Yetişkinlikte ise benzer bir durumda aynı cümleleri artık dışarıdaki bir insan değil, kişinin kendi zihni söylemeye başlayabilir.
Bu nedenle bazen kişi kendisine neden bu kadar sert davrandığını anlayamaz. Çünkü bu iç ses uzun yıllar boyunca o kadar tanıdık hale gelmiştir ki kişi onu sorgulamadan “Ben gerçekten böyleyim” diye kabul edebilir.
Ancak geçmişten gelen bir düşünce biçiminin bugün otomatik olarak ortaya çıkması, onun doğru olduğu anlamına gelmez.
Geçmişte öğrendiğimiz kendimizle konuşma biçimini değiştirmek mümkündür.
13. Kendimi Sürekli Eleştirmeyi Nasıl Bırakabilirim?
“Kendimi sürekli eleştiriyorum, bunu nasıl durdurabilirim?” sorusunun cevabı kendinizi bir anda olumlu düşünmeye zorlamak değildir.
Çünkü yıllardır devam eden bir iç konuşmayı “Artık kendimi eleştirmeyeceğim” diyerek tamamen ortadan kaldırmak çoğu zaman mümkün değildir.
İlk adım, eleştirel düşünceyi fark etmektir.
Örneğin zihninizden “Yine rezil oldum” düşüncesi geçtiğinde hemen bunun doğru olup olmadığını tartışmak yerine:
“Şu anda kendimi oldukça sert bir şekilde eleştiriyorum.”
diyebilmek önemlidir.
Bu küçük farkındalık, düşünce ile kişi arasında bir mesafe oluşturur.
Ardından düşünceyi daha gerçekçi bir biçimde değerlendirmek mümkündür:
- Gerçekten başarısız mı oldum, yoksa yalnızca bir hata mı yaptım?
- Başka bir insan aynı şeyi yapsaydı ona ne söylerdim?
- Bu olay bir ay sonra hâlâ aynı derecede önemli olacak mı?
- Buradan çıkarabileceğim somut bir ders var mı?
- Kendimi cezalandırmak gerçekten bir şeyi düzeltecek mi?
Amaç kişinin kendisini sürekli övmesi değildir. Amaç, kendisi hakkında daha gerçekçi ve dengeli bir değerlendirme yapabilmesidir.
14. İç Sesimi Nasıl Daha Gerçekçi Hale Getirebilirim?
İç sesinizin söylediği her şeyi doğru kabul etmek zorunda değilsiniz.
Özellikle kendini sürekli eleştiren kişilerde düşünceler çoğu zaman kesinlik bildiren ifadeler içerir:
“Her zaman böyleyim.”
“Hiçbir şeyi beceremiyorum.”
“Herkes benden daha iyi.”
“Kesinlikle başarısız olacağım.”
“Kimse beni yeterli bulmuyor.”
Bu ifadelerde “her zaman”, “hiçbir zaman”, “herkes”, “kimse” ve “kesinlikle” gibi kelimeler özellikle dikkat çekicidir.
Gerçek hayat ise çoğu zaman bu kadar kesin değildir.
“Hiçbir şeyi beceremiyorum” yerine “Bazı konularda zorlanıyorum ama bazı şeyleri de iyi yapıyorum” demek daha gerçekçi olabilir.
“Yine başarısız oldum” yerine “Bu sefer istediğim sonucu alamadım” demek, başarısızlığı kişinin bütün kimliğinden ayırır.
Buradaki amaç düşünceleri yapay biçimde olumlu hale getirmek değildir. Daha doğru, dengeli ve kanıta dayalı hale getirmektir.
15. Kendine Şefkat Göstermek Ne Demektir?
Kendine şefkat göstermek, kişinin yaptığı her şeyi onaylaması veya hatalarını görmezden gelmesi anlamına gelmez.
Asıl anlamı, hata yaptığında kendisine düşman gibi davranmamasıdır.
Hata yaptığınızda kendinize şöyle yaklaşabilirsiniz:
“Evet, burada yanlış yaptım. Bundan hoşlanmıyorum ama bu hata benim bütün değerimi belirlemiyor. Buradan ne öğrenebileceğime bakabilirim.”
Bu yaklaşım sorumluluktan kaçmak değildir. Tam tersine, kişinin hatasıyla yüzleşmesini ancak kendisini tamamen değersizleştirmeden yapabilmesini sağlar.
Çünkü insan kendisini sürekli cezalandırdığında değişmek her zaman kolaylaşmaz. Bazen tam tersine kişi hata yapmaktan korktuğu için kaçınmaya, ertelemeye veya hiçbir şey denememeye başlayabilir.
Kendine şefkat ise “Kusursuz olmalıyım” düşüncesinin yerine daha gerçekçi bir anlayış koyar:
“Hata yapabilirim ve yine de değerli bir insan olabilirim.”
16. Ne Zaman Psikiyatristten Destek Alınmalı?
Kendini zaman zaman eleştirmek insan olmanın doğal bir parçasıdır. Ancak bu düşünceler günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir.
Özellikle aşağıdaki durumlar varsa değerlendirme düşünülmelidir:
- Kendinizi neredeyse her gün eleştiriyorsanız,
- Yaptığınız küçük hataları uzun süre zihninizde tekrar ediyorsanız,
- Sürekli yetersiz veya değersiz hissediyorsanız,
- Başkalarıyla kendinizi sürekli kıyaslıyorsanız,
- Mükemmel olmadan rahatlayamıyorsanız,
- Hata yapma korkusu nedeniyle bazı şeylerden kaçınıyorsanız,
- Yoğun kaygı, suçluluk veya utanç yaşıyorsanız,
- Kendinizi eleştiren düşünceler özgüveninizi ve ilişkilerinizi etkiliyorsa,
- Bu düşüncelere depresif belirtiler veya yoğun anksiyete eşlik ediyorsa.
Bu durumda amaç yalnızca “daha olumlu düşünmek” değildir. Öncelikle kişinin neden kendisine bu kadar sert davrandığını anlamak gerekir.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak, kişinin yaşadığı öz eleştiri, kaygı, mükemmeliyetçilik, özgüven sorunları ve eşlik eden psikolojik belirtileri bütüncül biçimde değerlendirerek uygun tedavi yaklaşımını belirlemektedir.
17. Sonuç: Kendinizi Eleştirmek Sizi Gerçekten Geliştiriyor mu?
“Kendimi sürekli eleştiriyorum” düşüncesinin altında çoğu zaman kişinin kendisini geliştirme isteğinden daha fazlası vardır.
Bazen kişi hata yaparak değerini kaybedeceğine, yeterince başarılı olmazsa kabul edilmeyeceğine veya kusursuz olmadığı sürece yeterli olmadığına inanabilir.
Oysa insanın gelişmesi için sürekli kendisini küçültmesi gerekmez.
Bir hatayı fark etmek mümkündür. Sorumluluk almak mümkündür. Daha iyisini yapmak için çaba göstermek mümkündür.
Bütün bunları yaparken kendinize düşman olmak zorunda değilsiniz.
Kendinizi eleştirirken şu soruyu hatırlamak faydalı olabilir:
“Şu anda kendimi geliştirmeye mi çalışıyorum, yoksa kendimi cezalandırmaya mı?”
Eğer cevap çoğu zaman ikinci seçenekse, değiştirilmesi gereken şey yalnızca yaptığınız davranışlar değil, kendinizle kurduğunuz ilişki olabilir.
Kendinizi sürekli eleştirmek yerine, hatalarınızı görebilen ama değerinizin yalnızca başarılarınızdan oluşmadığını da hatırlayan daha dengeli bir iç ses geliştirmek mümkündür.
Çünkü amaç kendinize sürekli “Harikasın” demek değildir.
Amaç, hata yaptığınızda bile kendinizden vazgeçmemektir.
