Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir? Kimsenin Beni Gerçekten Anlamadığını Hissetmek

Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir? Kimsenin Beni Gerçekten Anlamadığını Hissetmek

Çevrenizde insanlar var ama yine de kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz?

Bir ilişkiniz olduğu hâlde içinizden sık sık “Beni gerçekten anlamıyor.” diye geçiriyor musunuz?

İnsanlarla konuşuyor, gülüyor, birlikte zaman geçiriyor ama içinizde paylaşamadığınız bir boşluk taşıyor olabilir misiniz?

Belki partneriniz sizi seviyor.

Belki aileniz sizin için birçok şey yapıyor.

Belki arkadaşlarınız var.

Hatta çevrenizde sizi seven insanların fazla olduğunu bile söyleyebilirsiniz.

Ancak bütün bunlara rağmen içinizde şu duygu devam ediyor olabilir:

“Beni gerçekten gören, anlayan ve ihtiyaçlarımı fark eden kimse yok.”

Bu his bazen kişinin çevresindeki insanların gerçekten ilgisiz olmasından kaynaklanabilir.

Ancak bazı kişilerde bu duygu, çocukluk döneminden itibaren oluşmuş ve yetişkinlik ilişkilerine taşınmış daha derin bir psikolojik örüntünün parçası olabilir.

Şema Terapi’de bu örüntü duygusal yoksunluk şeması olarak tanımlanır.

Duygusal yoksunluk şeması, kişinin temel duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığına veya gelecekte de karşılanmayacağına ilişkin derin bir beklenti taşımasıdır.

Bu yazıda duygusal yoksunluk şemasının ne olduğunu, nasıl gelişebileceğini, ilişkilerde nasıl ortaya çıktığını ve psikoterapi sürecinde nasıl ele alınabileceğini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.


Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir?

Duygusal yoksunluk şemasında kişinin temel beklentisi çoğu zaman şudur:

“İhtiyacım olan duygusal yakınlığı, ilgiyi ve anlayışı başkalarından alamayacağım.”

Kişi kendisini sevilmiyor olarak düşünmek zorunda değildir.

Asıl mesele çoğu zaman daha farklıdır.

“Beni seviyorlar ama beni anlamıyorlar.”

“Yanımdalar ama duygusal olarak yanımda değiller.”

“Benim neye ihtiyacım olduğunu kimse fark etmiyor.”

“Bir şey anlatıyorum ama gerçekten dinlenmiyorum.”

“İhtiyacım olduğunda yanımda kimse olmayacak.”

gibi düşünceler daha belirgin olabilir.

Bu nedenle duygusal yoksunluk şeması yaşayan kişi dışarıdan bakıldığında sosyal, ilişkileri olan ve hatta sevilen biri olabilir.

Ancak içeride duygusal olarak karşılanmamış olma hissi devam edebilir.


Duygusal Yoksunluk Hangi İhtiyaçlarla İlgilidir?

Şema Terapi açısından duygusal yoksunluk özellikle üç temel duygusal ihtiyaç alanıyla ilişkilidir.

1. Şefkat ve ilgi ihtiyacı

Kişi zorlandığında birinin onu fark etmesini, ilgilenmesini ve yanında olmasını ister.

“Nasılsın?” sorusunun gerçekten sorulmasını ve cevabının önemsenmesini bekler.

Ancak duygusal yoksunluk şemasında kişi bu ihtiyacın karşılanmayacağına dair bir beklenti taşıyabilir.

2. Empati ve anlaşılma ihtiyacı

İnsan yalnızca dinlenmek istemez.

Aynı zamanda yaşadığı duygunun anlaşılmasını ister.

“Bunu neden bu kadar kafana takıyorsun?” yerine:

“Bunun seni neden bu kadar zorladığını anlayabiliyorum.”

duymaya ihtiyaç duyabilir.

Duygusal yoksunluk şemasında kişi özellikle bu anlaşılma deneyiminin eksikliğini yaşayabilir.

3. Korunma ve rehberlik ihtiyacı

Zor zamanlarda birinin yanında olması, destek vermesi ve gerektiğinde yol göstermesi de temel duygusal ihtiyaçlardan biridir.

Çocuklukta bu ihtiyaçların yeterince karşılanmaması, kişinin yetişkinlikte de “Her şeyi kendim halletmeliyim.” inancına yönelmesine neden olabilir.


Duygusal Yoksunluk Şeması Çocuklukta Nasıl Gelişir?

Çocukların yalnızca fiziksel ihtiyaçları yoktur.

Beslenmek, korunmak ve barınmak kadar önemli başka ihtiyaçları da vardır:

  • Sevilmek
  • Dinlenmek
  • Görülmek
  • Anlaşılmak
  • Teselli edilmek
  • Şefkat görmek
  • Duygularının önemsenmesi
  • Zorlandığında desteklenmek

Bazı çocuklar fiziksel olarak iyi bakıldıkları hâlde duygusal açıdan yeterince görülmeyebilir.

Örneğin çocuk üzgün olduğunda:

“Ağlama.”

“Bunda üzülecek ne var?”

“Abartıyorsun.”

“Güçlü ol.”

gibi tepkilerle karşılaşabilir.

Çocuk zamanla duygularını paylaşmanın faydasız olduğunu öğrenebilir.

Bir başka çocuk ise ebeveynlerinin yoğun çalışması, duygusal olarak erişilemez olması veya kendi sorunları nedeniyle yeterince ilgi göremeyebilir.

Burada önemli olan ebeveynin kötü niyetli olması değildir.

Bazen ebeveyn çocuğunu sevmesine rağmen onun duygusal ihtiyaçlarını fark etmekte veya karşılamakta zorlanabilir.

Çocuk ise bu deneyimi şöyle içselleştirebilir:

“İhtiyaçlarımı kimse gerçekten fark etmiyor.”


Duygusal Yoksunluk ile Sevgisizlik Aynı Şey Değildir

Bu ayrım oldukça önemlidir.

Duygusal yoksunluk şeması olan bir kişinin çocukluğu mutlaka sevgisiz bir çocukluk değildir.

Anne babası onu sevmiş olabilir.

Onun için fedakârlık yapmış olabilir.

Eğitimine önem vermiş olabilir.

Maddi ihtiyaçlarını karşılamış olabilir.

Ancak çocuk yine de şunu yaşamış olabilir:

“Beni seviyorlar ama duygularımı anlamıyorlar.”

Örneğin çocuk sınavdan kötü not aldığında ebeveyni:

“Daha çok çalışmalısın.”

diyebilir.

Bu cümle yanlış değildir.

Ancak çocuk o anda önce:

“Üzüldüğünü görüyorum. Bunun senin için zor olduğunu biliyorum.”

duymaya ihtiyaç duyuyor olabilir.

Duygusal yoksunluk çoğu zaman tam da bu küçük ama önemli farklarda ortaya çıkar.


“Kimse Beni Gerçekten Anlamıyor” Düşüncesi

Duygusal yoksunluk şemasının en tipik ifadelerinden biri şudur:

“Kimse beni gerçekten anlamıyor.”

Kişi yaşadığı bir olayı anlattığında karşısındaki kişi hemen çözüm üretmeye başlayabilir.

“Şunu yap.”

“Bunu kafana takma.”

“Boş ver.”

“Sen de fazla düşünüyorsun.”

Karşıdaki kişi iyi niyetli olsa bile kişi kendisini anlaşılmamış hissedebilir.

Çünkü bazen ihtiyaç çözüm değildir.

Önce anlaşılmaktır.

Bu nedenle duygusal yoksunluk şeması olan kişi ilişkilerinde “Yanımda insanlar var ama kimse beni gerçekten görmüyor.” duygusunu taşıyabilir.


İlişkiniz Varken Neden Yalnız Hissedebilirsiniz?

Duygusal yoksunluk şeması romantik ilişkilerde özellikle dikkat çekici olabilir.

Kişinin bir partneri vardır.

Birlikte zaman geçirirler.

Birbirlerini severler.

Ancak kişi yine de duygusal olarak yalnız hissedebilir.

Çünkü fiziksel yakınlık ile duygusal yakınlık aynı şey değildir.

Birlikte aynı evde yaşamak, sürekli konuşmak veya birlikte zaman geçirmek kişinin duygusal ihtiyaçlarının karşılandığı anlamına gelmez.

Kişi partnerinin kendisini dinlemediğini, duygularını anlamadığını veya zor zamanlarında yeterince yanında olmadığını hissedebilir.

Bu durumda ilişkinin içinde şu düşünce oluşabilir:

“Bir ilişkim var ama kendimi hâlâ yalnız hissediyorum.”


Duygusal Yoksunluk Şeması İlişkilerde Nasıl Davranışlara Yol Açabilir?

Kişinin duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığını düşünmesi farklı davranış biçimlerine yol açabilir.

Bazı kişiler ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeye çalışır.

Bazıları ise tam tersine ihtiyaçlarını hiç söylemez.

Çünkü içlerinde şu düşünce olabilir:

“Nasıl olsa anlamayacak.”

Bu durumda kişi partnerinin ihtiyaçlarını kendiliğinden fark etmesini bekleyebilir.

Partneri fark etmediğinde ise hayal kırıklığı yaşayabilir.

Ancak partner aslında kişinin neye ihtiyaç duyduğunu hiç bilmiyor olabilir.

Böylece bir döngü oluşur:

İhtiyaç → Söylememe → Karşılanmama → Hayal kırıklığı → “Zaten kimse beni anlamıyor.”

Bu döngü zamanla şemayı daha da güçlendirebilir.


Neden Bazı İnsanlar İhtiyaçlarını Söylemekte Zorlanır?

Duygusal yoksunluk yaşayan bazı kişiler için ihtiyaç dile getirmek doğal gelmeyebilir.

Çocuklukta ihtiyaçlarını ifade ettiklerinde karşılık bulamamışlarsa, yetişkinlikte de istemenin anlamsız olduğuna inanabilirler.

“Kimseye yük olmamalıyım.”

“Kendim halletmeliyim.”

“İnsanları rahatsız etmemeliyim.”

“İhtiyacım olduğunu gösterirsem zayıf görünürüm.”

gibi düşünceler gelişebilir.

Böylece kişi dışarıdan son derece güçlü görünür.

Herkese destek olur.

Kimseye ihtiyaç duymuyormuş gibi davranır.

Fakat kendi içinde uzun süredir karşılanmamış duygusal ihtiyaçlar taşıyabilir.

Duygusal Yoksunluk Şeması Neden Hep Aynı Tip İnsanlara Yönelmeye Yol Açabilir?

Duygusal yoksunluk şeması olan kişiler bazen kendilerine gerçekten duygusal olarak yakın olabilecek insanlardan ziyade, şemanın tanıdık geldiği ilişkilere yönelebilirler.

Bu ilk bakışta şaşırtıcıdır.

Çünkü insanın doğal olarak kendisini anlayan, dinleyen ve destekleyen bir partner araması beklenir.

Fakat psikolojik olarak tanıdık olan her zaman sağlıklı olan değildir.

Çocuklukta duygusal olarak ulaşılması zor bir ebeveynle büyüyen kişi, yetişkinlikte de duygularını paylaşmakta zorlanan veya duygusal olarak mesafeli insanlara daha fazla çekilebilir.

Bu kişi bilinçli olarak:

“Beni anlamayan birini istiyorum.”

demez.

Aksine, başlangıçta böyle bir ilişkiyi çok çekici bile bulabilir.

Ancak zaman içinde eski tanıdıklık ortaya çıkabilir:

“Yine kimse beni gerçekten anlamıyor.”

Böylece kişi çocuklukta bildiği duygusal atmosferi yetişkinlik ilişkilerinde yeniden yaşayabilir.


Duygusal Olarak Ulaşılamayan İnsanlar Neden Çekici Gelebilir?

Burada önemli olan bunun bilinçli bir seçim olmadığını anlamaktır.

İnsan beyni tanıdık ilişki biçimlerini bazen daha güvenli veya daha “normal” olarak algılayabilir.

Örneğin çocuklukta duyguların çok fazla konuşulmadığı bir ailede büyüyen kişi, duygularını açıkça ifade eden bir partneri başlangıçta fazla yoğun veya yabancı bulabilir.

Buna karşılık duygusal olarak mesafeli biri ona daha tanıdık gelebilir.

Bu nedenle kişi bazen:

  • Duygularını paylaşmayan,
  • İhtiyaçlarını fark etmeyen,
  • Yakınlıktan kaçınan,
  • Empati kurmakta zorlanan,
  • İlişkide duygusal olarak mesafeli

partnerlere tekrar tekrar yönelebilir.

İlişki ilerledikçe de eski şema aktifleşebilir.

“Ben yine yalnızım.”

“Yine anlaşılmıyorum.”

“Kimse benim yanımda değil.”

Bu döngüyü fark etmek, ilişkilerde değişimin önemli bir parçasıdır.


Duygusal Yoksunluk Şeması ve Bağlanma Stilleri

Duygusal yoksunluk şeması ile bağlanma biçimleri arasında bazı ilişkiler bulunabilir.

Özellikle çocuklukta bakım veren kişinin duygusal olarak erişilemez olması, kişinin ilerleyen yıllarda yakın ilişkilerde güven ve duygusal yakınlık konusunda zorlanmasına katkıda bulunabilir.

Ancak şema ile bağlanma stilinin aynı kavramlar olmadığını belirtmek gerekir.

Bir kişide kaygılı bağlanma görülebilirken duygusal yoksunluk şeması baskın olmayabilir.

Benzer şekilde duygusal yoksunluk yaşayan her kişinin belirli bir bağlanma stiline sahip olduğunu söylemek doğru değildir.

Bu kavramlar birbirleriyle ilişkili olabilir ancak klinik değerlendirmede ayrı ayrı ele alınmalıdır.


Duygusal Yoksunluk Şeması ile Terk Edilme Şeması Arasındaki Fark

Bu iki şema birbirine benzeyebilir ve aynı kişide birlikte bulunabilir.

Ancak temel korkuları farklıdır.

Terk edilme şemasında:

“Beni bırakacaklar.”

duygusu daha belirgindir.

Duygusal yoksunluk şemasında ise:

“Yanımda olsalar bile ihtiyacım olan duygusal yakınlığı vermeyecekler.”

beklentisi daha ön plandadır.

Örneğin terk edilme şeması olan kişi partnerinin kendisini terk etmesinden korkabilir.

Duygusal yoksunluk şeması olan kişi ise partneri ilişkiyi sürdürse bile:

“Beni zaten anlamıyor.”

diye hissedebilir.

Bu nedenle bir kişi terk edilmekten değil, ilişkinin içinde duygusal olarak yalnız kalmaktan korkabilir.


“Ben Güçlü Olmalıyım” İnancı Duygusal Yoksunluğu Nasıl Besler?

Duygusal yoksunluk yaşayan bazı kişiler zaman içinde güçlü görünmeyi öğrenir.

Çünkü ihtiyaç duyduklarında yanlarında birinin olmayacağına inanırlar.

Bu nedenle:

“Ben kendim hallederim.”

“Kimseye ihtiyacım yok.”

“Kimseye yük olmamalıyım.”

“Zayıflığımı göstermemeliyim.”

gibi düşünceler geliştirebilirler.

Bu düşünceler kısa vadede kişiyi koruyor gibi görünür.

Ancak uzun vadede kişinin gerçek duygusal ihtiyaçlarını daha da görünmez hâle getirebilir.

Çünkü kişi ihtiyaçlarını göstermedikçe çevresindeki insanlar da bu ihtiyaçları fark etmekte zorlanabilir.

Sonuçta kişi:

“Kimse bana destek olmuyor.”

diye düşünürken, diğer tarafta insanlar:

“Onun hiçbir şeye ihtiyacı yok, çok güçlü biri.”

diye düşünüyor olabilir.

Bu, duygusal yoksunluk şemasının en ironik döngülerinden biridir.


İhtiyaçlarını Söylemeden Anlaşılmayı Beklemek

İlişkilerde önemli bir başka örüntü de kişinin karşı tarafın ihtiyaçlarını kendiliğinden fark etmesini beklemesidir.

Örneğin kişi kötü bir gün geçirmiştir.

Partneri bunu fark etmemiştir.

Kişi içinden:

“Beni gerçekten sevseydi zaten anlardı.”

diye düşünebilir.

Ancak burada iki farklı durum vardır.

Birincisi, partner gerçekten ilgisiz olabilir.

İkincisi ise kişi ihtiyacını hiç ifade etmemiş olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide insanların birbirlerinin ihtiyaçlarını zaman içinde öğrenmesi mümkündür.

Ancak hiçbir partnerin diğer kişinin zihnini okuyabilmesi beklenemez.

Bu nedenle duygusal ihtiyaçları ifade edebilmek, şemanın değiştirilmesinde önemli bir beceridir.


Duygusal Yoksunluk Şeması Kırgınlık Biriktirmeye Neden Olabilir

İhtiyaçlarını açıkça ifade etmeyen kişi, zamanla ilişkide çok fazla kırgınlık biriktirebilir.

Her küçük olay tek başına önemsiz görünebilir.

Fakat bunlar birikerek:

“Zaten hiçbir zaman yanımda değilsin.”

duygusuna dönüşebilir.

Bu noktada partner yaşanan tepkinin neden bu kadar büyük olduğunu anlamakta zorlanabilir.

Çünkü partner için son olay küçük olabilir.

Kişi için ise o olay, geçmişten beri biriken onlarca benzer deneyimin üzerine gelmiştir.

Bu nedenle bazı ilişkilerde tartışmanın görünen konusu ile asıl duygusal ihtiyaç birbirinden farklı olabilir.

Tartışmanın konusu:

“Beni neden aramadın?”

olabilir.

Altta yatan ihtiyaç ise:

“Benim için önemli olduğunu ve beni düşündüğünü hissetmeye ihtiyacım var.”

olabilir.


Duygusal Yoksunluk Şeması ve Öfke

Duygusal ihtiyaçların uzun süre karşılanmaması bazen üzüntüden çok öfke şeklinde ortaya çıkabilir.

Kişi kendisini anlaşılmamış hissettikçe:

  • Çabuk sinirlenebilir.
  • Partnerini suçlayabilir.
  • İçe kapanabilir.
  • Pasif-agresif davranışlar gösterebilir.
  • “Sen zaten beni hiç anlamıyorsun.” diyebilir.

Buradaki öfkenin altında bazen çok daha kırılgan bir duygu bulunabilir:

“Benim ihtiyaçlarım neden hiç önemli değil?”

Bu nedenle yalnızca öfkeye odaklanmak yerine öfkenin altında hangi ihtiyacın bulunduğunu anlamak önemlidir.


Duygusal Yoksunluk Şemasında En Sık Görülen Kısır Döngü

Şema aktif olduğunda şu döngü ortaya çıkabilir:

1. Duygusal ihtiyaç ortaya çıkar.

Örneğin kişi desteklenmek, dinlenmek veya anlaşılmak ister.

2. İhtiyaç ifade edilmez.

“Nasıl olsa anlamayacak.” düşüncesi ortaya çıkar.

3. Karşı taraf ihtiyacı karşılamaz.

Çünkü çoğu zaman ihtiyacın farkında değildir.

4. Kişi hayal kırıklığı yaşar.

“Yine yalnız kaldım.”

5. Şema güçlenir.

“Zaten kimse beni anlamıyor.”

6. Bir sonraki ilişkide kişi daha da fazla ihtiyaçlarını saklar.

Ve döngü yeniden başlar.

Bu döngüyü kırmanın önemli yollarından biri, kişinin ihtiyaçlarını fark edip onları daha açık ve doğrudan ifade etmeyi öğrenmesidir.


Duygusal Yoksunluk Şeması Olan Kişiler Her Zaman İlişki İçinde mi Olur?

Hayır.

Bazı kişiler ilişki içinde sürekli yalnız hissederken bazıları yakın ilişkilerden tamamen kaçınabilir.

Çünkü yakınlık onlar için aynı zamanda hayal kırıklığı ihtimalini de beraberinde getirir.

“Nasıl olsa beni anlamayacaklar.”

düşüncesi nedeniyle kişi kimseye açılmamayı tercih edebilir.

Bu durumda yalnızlık, şemanın bir sonucu olduğu kadar şemayı sürdüren bir davranış da hâline gelebilir.

Kişi insanlardan uzak durdukça duygusal ihtiyaçlarının karşılanma ihtimali azalır.

Sonra da:

“Gördün mü, gerçekten kimse yok.”

diye düşünebilir.

Bu nedenle terapi sürecinde yalnızca kişinin çevresindeki insanların nasıl olduğuna değil, kişinin yakınlık kurma ve ihtiyaçlarını ifade etme biçimine de bakmak gerekir.

Duygusal Yoksunluk Şeması Nasıl Fark Edilir?

Duygusal yoksunluk şeması her zaman “Ben duygusal olarak yoksunum.” şeklinde ortaya çıkmaz.

Bazen kişi yalnızca ilişkilerinden sürekli memnuniyetsiz olduğunu düşünür.

Partneri yeterince ilgili değildir.

Arkadaşları onu yeterince aramaz.

Ailesi onu yeterince anlamaz.

İnsanlar onu dinlemez.

Bir süre sonra kişi bütün ilişkilerinde aynı sonuca ulaştığını fark edebilir:

“Kimse bana ihtiyacım olan yakınlığı vermiyor.”

Burada önemli olan, kişinin gerçekten duygusal olarak ihmal edilip edilmediğini küçümsemek değildir.

Bazı insanlar gerçekten ilgisiz, empati kurmayan veya duygusal olarak ulaşılmaz kişilerle ilişki içinde olabilir.

Ancak aynı deneyimin farklı ilişkilerde tekrar tekrar ortaya çıkması durumunda kişinin kendi ilişki örüntüsünü de değerlendirmek önemlidir.


Kendinize Sorabileceğiniz 10 Soru

Aşağıdaki sorular duygusal yoksunluk örüntüsünü fark etmek için bir başlangıç noktası olabilir:

  1. İnsanların beni gerçekten anlamadığını sık sık düşünüyor muyum?
  2. Zorlandığımda yardım istemekte zorlanıyor muyum?
  3. İhtiyaçlarımı söylemeden insanların kendiliğinden anlamasını bekliyor muyum?
  4. Birisi beni dinlemediğinde bunu “Kimse beni önemsemiyor.” şeklinde yorumluyor muyum?
  5. İlişkilerimde kendimi sık sık yalnız hissediyor muyum?
  6. Partnerimin beni sevdiğini bilsem bile duygusal olarak yakın hissetmekte zorlanıyor muyum?
  7. İnsanlara yük olmaktan veya ihtiyaçlarımı göstermekten çekiniyor muyum?
  8. Hep güçlü olmak zorunda olduğumu düşünüyor muyum?
  9. İnsanların duygusal olarak bana yaklaşmasına izin vermekte zorlanıyor muyum?
  10. Farklı ilişkilerimde tekrar tekrar “Kimse beni anlamıyor.” sonucuna ulaşıyor muyum?

Bu sorular bir tanı testi değildir. Ama kişinin ilişkilerindeki tekrar eden örüntüleri fark etmesine yardımcı olabilir.


Duygusal Yoksunluk Şeması ile “Sevilmiyorum” Düşüncesi Arasındaki Fark

Duygusal yoksunluk yaşayan kişi her zaman sevilmediğini düşünmez.

Hatta bazı kişiler çevrelerindeki insanların kendilerini sevdiğini açıkça kabul eder.

Ancak sevgi ile duygusal ihtiyaçların karşılanmasını birbirinden ayrı görebilir.

Örneğin:

“Beni seviyor ama beni dinlemiyor.”

“Beni seviyor ama duygularımı anlamıyor.”

“Beni seviyor ama zor zamanlarımda neye ihtiyacım olduğunu fark etmiyor.”

“Beni seviyor ama onun yanında kendimi yalnız hissediyorum.”

Bu nedenle duygusal yoksunluğun temelinde her zaman sevgisizlik değil, ihtiyaç duyulan duygusal karşılığın alınamaması bulunur.


Duygusal Yoksunluk Şeması ve Narsistik İlişkiler

Duygusal yoksunluk şeması bazı sağlıksız ilişki dinamiklerinde daha belirgin hâle gelebilir.

Örneğin kişinin partneri sürekli kendi ihtiyaçlarına odaklanıyor, karşı tarafın duygularını küçümsüyor veya empati kurmakta ciddi biçimde zorlanıyorsa kişi zaman içinde duygusal olarak tükenebilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:

Her duygusal olarak mesafeli veya ilgisiz partner narsistik değildir.

Narsistik kişilik bozukluğu klinik bir tanıdır ve yalnızca bir kişinin bencil davranması veya empati kurmakta zorlanmasıyla konulamaz.

Bununla birlikte sürekli olarak tek taraflı yürüyen, kişinin duygusal ihtiyaçlarının sistematik biçimde küçümsendiği ilişkiler, var olan duygusal yoksunluk duygusunu güçlendirebilir.


Duygusal Yoksunluk Şeması Kişinin Kendisine Karşı Tutumunu Nasıl Etkiler?

Şema yalnızca “Başkaları bana yeterince ilgi göstermiyor.” düşüncesiyle sınırlı kalmayabilir.

Zaman içinde kişi kendi ihtiyaçlarını da önemsiz görmeye başlayabilir.

Örneğin:

“Bunu istemeye hakkım yok.”

“Herkesin kendi derdi var.”

“Benim sorunlarım önemli değil.”

“Başkalarının benden daha büyük problemleri var.”

“Ben kendim hallederim.”

gibi düşünceler gelişebilir.

Bu durumda kişi yalnızca başkalarından duygusal destek istememekle kalmaz.

Kendi duygusal ihtiyaçlarını da görmezden gelmeye başlayabilir.

Bu nedenle terapi sürecinde kişinin yalnızca başkalarından ne beklediğine değil, kendisine ne kadar şefkat ve anlayış gösterebildiğine de bakılır.


Duygusal Yoksunluk Şeması Psikoterapide Nasıl Ele Alınır?

Duygusal yoksunluk şemasının çalışılmasında öncelikle kişinin bu şemayı hangi durumlarda yaşadığı anlaşılmaya çalışılır.

Örneğin:

  • Hangi ilişkilerde daha fazla yalnız hissediyor?
  • Ne zaman ihtiyaçlarını saklıyor?
  • Hangi davranışları “beni önemsemiyorlar” şeklinde yorumluyor?
  • Yardım istemek neden zor geliyor?
  • Yakınlık arttığında ne hissediyor?
  • Çocuklukta duyguları nasıl karşılanmış?
  • İhtiyaçlarını ifade ettiğinde nasıl tepkiler almış?

Bu sorular üzerinden kişinin geçmişi ile bugünkü ilişkileri arasındaki bağlantılar incelenebilir.

Şema Terapi’de amaç yalnızca geçmişi anlamak değildir.

Aynı zamanda kişinin bugün şemayı sürdüren davranışlarını fark etmesi ve daha sağlıklı ilişki biçimleri geliştirmesi hedeflenir.


Terapi Sürecinde İhtiyaçları İfade Etmeyi Öğrenmek

Duygusal yoksunluk şemasının önemli çalışma alanlarından biri, kişinin duygusal ihtiyaçlarını açıkça ifade edebilmesidir.

Örneğin:

“Sen zaten benimle ilgilenmiyorsun.”

yerine:

“Bugün zor bir gün geçirdim ve senden biraz beni dinlemeni istiyorum.”

demek daha doğrudan bir iletişim biçimidir.

Benzer şekilde:

“Beni hiç anlamıyorsun.”

yerine:

“Şu anda çözüm önermenden çok, beni anlamaya çalışmana ihtiyacım var.”

demek ilişkinin gerçek ihtiyaca yaklaşmasını sağlayabilir.

Bu değişim küçük görünse de oldukça önemlidir.

Çünkü kişi artık karşı tarafın zihnini okumasını beklemek yerine ihtiyacını görünür hâle getirmektedir.


Duygusal Yoksunluk Şeması Değişebilir mi?

Evet.

Ancak değişim yalnızca “Olumlu düşün.” demekle gerçekleşmez.

Çünkü şema çoğu zaman yıllar boyunca oluşmuş bir ilişki ve kendilik algısına dayanır.

Kişinin:

  • İhtiyaçlarını fark etmesi,
  • İhtiyaçlarını ifade etmeyi öğrenmesi,
  • Yakınlıktan kaçınma davranışlarını fark etmesi,
  • Gerçekten duygusal olarak ulaşılabilir insanları seçebilmesi,
  • İlişkilerde karşılıklılığı değerlendirebilmesi,
  • Başkalarının zihnini okumasını beklemek yerine iletişim kurabilmesi,
  • Kendi duygularını önemsemeyi öğrenmesi

şemanın etkisini azaltabilir.

Buradaki amaç kişinin hayatındaki bütün insanların kendisini mükemmel şekilde anlamasını sağlamak değildir.

Asıl amaç kişinin şunu öğrenebilmesidir:

“İhtiyaçlarım önemli. Onları ifade edebilirim. Beni anlayan ve duygusal olarak ulaşılabilir insanları seçebilirim.”


Sağlıklı Bir İlişkide Duygusal İhtiyaçlar Nasıl Karşılanır?

Sağlıklı ilişki, iki kişinin birbirinin bütün duygusal ihtiyaçlarını eksiksiz şekilde karşılaması anlamına gelmez.

Ancak tarafların birbirlerinin ihtiyaçlarını önemsemesi ve anlamaya çalışması önemlidir.

Sağlıklı bir ilişkide kişi:

  • Duygularını ifade etmekten korkmaz.
  • İhtiyaçlarını söylediğinde küçümsenmez.
  • Zorlandığında destek istemesine izin verilir.
  • Partnerinin duygularını anlamaya çalışır.
  • Her soruna hemen çözüm bulmak yerine bazen yalnızca dinleyebilir.
  • İlişki içinde hem vermenin hem almanın mümkün olduğunu hisseder.

Bu nedenle sağlıklı ilişki “Hiç yalnız hissetmemek” değildir.

Sağlıklı ilişki daha çok:

“Yalnız hissettiğimde bunu partnerime söyleyebileceğimi ve bunun önemsenebileceğini biliyorum.”

duygusunu içerir.


Duygusal Yoksunluk Şemasından Çıkmanın İlk Adımı

Bazen değişim, başkalarının sizi daha iyi anlamasını sağlamaya çalışmadan önce kendi ihtiyaçlarınızı fark etmekle başlar.

Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Şu anda gerçekten neye ihtiyacım var?”

Sevilmeye mi?

Dinlenmeye mi?

Yakınlığa mı?

Anlaşılmaya mı?

Desteklenmeye mi?

Yalnız kalmaya mı?

Şefkate mi?

Birinin sadece yanınızda olmasına mı?

Bu ihtiyacı fark etmek, onu ifade etmenin ilk adımıdır.

Çünkü bazen kişinin hayatındaki en büyük sorun, kimsenin onu anlamaması değil, kendisinin de neye ihtiyacı olduğunu uzun zamandır dinlememiş olmasıdır.

Duygusal Yoksunluk Şemasını Günlük Hayatta Değiştirmek

Duygusal yoksunluk şemasını fark etmek önemli bir başlangıçtır. Ancak farkındalığın davranışa dönüşmesi gerekir.

Günlük hayatta bunun için küçük ama düzenli adımlar atılabilir.

İhtiyacınızı önce kendiniz fark edin

Bir ilişkide kırıldığınızda hemen karşı tarafı suçlamak yerine kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Şu anda hangi duygusal ihtiyacım karşılanmadı?”

Örneğin öfkenizin altında anlaşılma, ilgi, yakınlık veya destek ihtiyacı bulunabilir.

İhtiyacınızı tahmin ettirmek yerine söyleyin

Karşınızdaki kişinin sizi sevmesi, zihninizi okuyabileceği anlamına gelmez.

“Beni sevseydi anlardı.” düşüncesi yerine ihtiyacınızı mümkün olduğunca açık ifade etmek daha sağlıklı olabilir.

Örneğin:

“Şu anda tavsiyeye ihtiyacım yok. Beni biraz dinlemeni istiyorum.”

Bu tür bir iletişim, hem kişinin ihtiyacını görünür kılar hem de karşı tarafın nasıl destek olabileceğini anlamasını kolaylaştırır.

Her hayal kırıklığını şemanın kanıtı olarak görmeyin

Bir insanın sizi bir kez anlamaması, hiç kimsenin sizi anlamayacağı anlamına gelmez.

Bir arkadaşınızın sizi aramaması, değersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Partnerinizin bir ihtiyacınızı fark etmemesi, sizi sevmediği anlamına gelmeyebilir.

Şema aktif olduğunda tek bir olay bütün geçmişin kanıtı gibi algılanabilir.

Bu nedenle olay ile olayın zihninizdeki anlamını birbirinden ayırmak önemlidir.


Her İlişkide Duygusal Yoksunluk Yaşamıyorsanız

Bazen sorun gerçekten kişinin şemasından değil, içinde bulunduğu ilişkinin niteliğinden kaynaklanabilir.

Partneriniz sürekli olarak duygularınızı küçümsüyor, ihtiyaçlarınızı önemsemiyor, sizi dinlemiyor ve değişme yönündeki çabalarınıza rağmen aynı davranışları sürdürüyorsa yalnızca “Benim şemam var.” diyerek kendinizi suçlamak doğru değildir.

Psikoterapinin amacı kişinin bütün ilişki problemlerini kendisine yüklemek değildir.

Aksine şu ayrımın yapılmasına yardımcı olmaktır:

“Benim geçmişimden gelen bir örüntü mü devrede, yoksa gerçekten şu anda sağlıksız bir ilişki mi yaşıyorum?”

Bu ayrım özellikle önemlidir.

Çünkü bazen kişi gerçekten duygusal olarak ihmal edilen bir ilişkidedir.

Bazen ise geçmişte yaşadığı duygusal yoksunluk nedeniyle bugün karşısındaki kişinin davranışlarını olduğundan daha uzak veya ilgisiz algılayabilir.

Çoğu zaman bu iki durumun ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekir.


Duygusal Yoksunluk Şeması ve Öz Şefkat

Duygusal yoksunluk yaşayan kişinin başkalarından beklediği anlayışı kendisine de göstermesi önemlidir.

Çünkü kişi çocuklukta öğrenemediği bir şeyi yetişkinlikte yeniden öğrenebilir:

Kendi duygularını ciddiye almak.

Üzgün olduğunuzda kendinize:

“Abartıyorsun.”

“Bunun için üzülmeye değmez.”

“Güçlü ol.”

demek yerine:

“Şu anda zorlanıyorum ve bunun benim için önemli olduğunu kabul edebilirim.”

diyebilmek, kişinin kendi iç dünyasıyla ilişkisini değiştirebilir.

Öz şefkat, kişinin bütün davranışlarını haklı görmesi değildir.

Hataları görmezden gelmek de değildir.

Yalnızca insan olmanın getirdiği kırılganlıkları kabul edebilmek ve kendisine gereksiz yere acımasız davranmamaktır.


Duygusal Yoksunluk Şeması ve Yalnızlık Arasındaki İlişki

Yalnızlık her zaman çevrede insan olmamasıyla ilgili değildir.

Bazen kişi kalabalıkların içinde bile kendisini yalnız hissedebilir.

Çünkü yalnızlığın önemli bir boyutu, duygusal olarak bağ kurabilme ve anlaşılabilme hissidir.

Duygusal yoksunluk şemasında kişi:

  • İnsanlarla yakınlaşmakta zorlanabilir.
  • Yakınlaştığında hayal kırıklığı bekleyebilir.
  • İhtiyaçlarını saklayabilir.
  • İnsanların onu anlamayacağına inanabilir.
  • Güçlü görünerek kırılganlığını gizleyebilir.

Bu davranışlar kısa vadede kişiyi hayal kırıklığından koruyor gibi görünse de uzun vadede gerçek yakınlığın oluşmasını zorlaştırabilir.

Bu nedenle bazen kişinin hayatında daha fazla insan olması değil, daha gerçek ve karşılıklı ilişkiler kurabilmesi önemlidir.


Ne Zaman Psikiyatrist veya Psikoterapistten Destek Almalısınız?

Duygusal yoksunluk şemasına ait bazı özellikleri zaman zaman herkes yaşayabilir.

Bir gün anlaşılmadığınızı hissetmeniz veya zaman zaman yalnız kalmanız tek başına psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez.

Ancak bu örüntü uzun süredir devam ediyor ve hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel destek faydalı olabilir.

Özellikle:

  • İlişkilerinizde sürekli yalnız hissediyorsanız,
  • İhtiyaçlarınızı ifade etmekte ciddi şekilde zorlanıyorsanız,
  • Yakın ilişkilerden kaçınıyorsanız,
  • Tekrarlayan biçimde duygusal olarak ulaşılmaz insanları seçiyorsanız,
  • İnsanların sizi gerçekten önemsemediğini düşünüyorsanız,
  • Yoğun kırgınlık ve öfke yaşıyorsanız,
  • Kendinizi sürekli güçlü olmak zorunda hissediyorsanız,
  • Bu durum depresyon, anksiyete, yoğun yalnızlık veya ilişki sorunlarına yol açıyorsa

bir psikiyatrist veya psikoterapistle görüşmek yararlı olabilir.

Değerlendirmede yalnızca şema değil; depresyon, anksiyete bozuklukları, travmatik yaşantılar, bağlanma örüntüleri ve diğer psikolojik etkenler de göz önünde bulundurulabilir.


Duygusal Yoksunluk Şeması Tedavi Edilebilir mi?

Duygusal yoksunluk şeması üzerinde psikoterapi ile çalışılabilir.

Özellikle Şema Terapi yaklaşımında kişinin erken dönem ihtiyaçları, çocukluk deneyimleri, ilişkilerdeki tekrar eden örüntüleri, duygusal ihtiyaçları ve şemayı sürdüren davranışları ele alınabilir.

Terapi sürecinin hedeflerinden biri kişinin:

  • Duygusal ihtiyaçlarını tanıması,
  • Bu ihtiyaçları ifade edebilmesi,
  • Yakın ilişkilerde daha açık iletişim kurması,
  • Duygusal olarak ulaşılabilir insanları fark edebilmesi,
  • Kendisini sürekli güçlü olmak zorunda hissetmemesi,
  • Başkalarının davranışlarını otomatik olarak kişisel değeriyle ilişkilendirmemesi,
  • Kendi duygularına daha fazla alan açması

olabilir.

Gerektiğinde psikiyatrik değerlendirme ile eşlik eden depresyon, anksiyete veya başka ruhsal sorunlar da ayrıca ele alınabilir.


Duygusal Yoksunluk Şemasında En Önemli Farkındalık

Bazen yıllarca şu soruyu sorarız:

“Neden kimse beni anlamıyor?”

Oysa değişimin başlangıcında başka bir soru daha önemli olabilir:

“Ben kendi ihtiyaçlarımı ne kadar fark ediyor ve ifade ediyorum?”

Çünkü ihtiyaçlarını tanımayan, ifade etmeyen ve sürekli kendi başına çözmeye çalışan bir kişi, çevresindeki insanların onu anlamasını beklerken kendisini tekrar tekrar yalnız hissedebilir.

Bu nedenle duygusal yoksunluk şemasından çıkış, yalnızca doğru insanları bulmakla ilgili değildir.

Aynı zamanda:

İhtiyacını fark etmek, ihtiyacını ifade etmek, yakınlığa izin vermek ve gerçekten karşılıklı ilişkiler kurabilmekle ilgilidir.


Sonuç: “Beni Kimse Gerçekten Anlamıyor” Hissi Değişebilir

Duygusal yoksunluk şeması, kişinin çocukluk dönemindeki duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmamasıyla ilişkili olabilen ve yetişkinlikte ilişkiler aracılığıyla kendisini tekrar tekrar gösterebilen bir psikolojik örüntüdür.

Kişi sevildiği hâlde yalnız hissedebilir.

İnsanların arasında olduğu hâlde anlaşılmadığını düşünebilir.

İhtiyaçlarını ifade etmekten çekinebilir.

Her şeyi kendi başına halletmeye çalışabilir.

Ve zamanla:

“Benim duygusal ihtiyaçlarım zaten karşılanmayacak.”

inancını daha da güçlendirebilir.

Ancak bu örüntü değişmez bir kişilik özelliği değildir.

Kişi geçmiş deneyimlerini anlamayı, ihtiyaçlarını fark etmeyi, bunları açıkça ifade etmeyi ve daha sağlıklı ilişkiler kurmayı öğrenebilir.

Belki de değişimin en önemli noktası şudur:

İhtiyaç duymak zayıflık değildir.

Birinin sizi dinlemesini istemek zayıflık değildir.

Şefkat istemek zayıflık değildir.

Anlaşılmak istemek zayıflık değildir.

Zorlandığınızda birinin yanınızda olmasını istemek zayıflık değildir.

Bunlar insan olmanın doğal duygusal ihtiyaçlarıdır.

Ve bazen yıllarca eksik kalan bir şeyi ilk kez fark etmek, onu değiştirebilmenin başlangıcıdır.


Psikiyatrist Dr. Burak Toprak

Eğer uzun süredir ilişkilerinizde kendinizi yalnız, anlaşılmamış veya duygusal olarak karşılanmamış hissediyorsanız, bu durumun altında yatan psikolojik örüntülerin değerlendirilmesi yararlı olabilir.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak tarafından yapılan değerlendirmede kişinin mevcut yakın ilişkileri, geçmiş deneyimleri, duygusal ihtiyaçları, bağlanma biçimleri ve eşlik eden psikolojik belirtileri birlikte ele alınabilir.

Gerekli durumlarda psikoterapi sürecinde kişinin duygusal ihtiyaçlarını fark etmesi, ifade etmesi ve daha sağlıklı ilişki örüntüleri geliştirmesi üzerine çalışılabilir.

Kendinizi sürekli “Kimse beni gerçekten anlamıyor” derken buluyorsanız, bunun nedenini anlamak değişimin ilk adımı olabilir.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button