Sosyal İzolasyon Şeması Nedir? “Ben Diğer İnsanlardan Farklıyım” Hissi
Kalabalıkların içinde kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz?
İnsanlarla konuşabiliyor, sosyal ortamlara girebiliyor ve hatta çevrenizde birçok insan bulunuyor olabilir. Buna rağmen içinizden sık sık:
“Ben aslında onlardan biri değilim.”
diye geçiriyor musunuz?
Bir ortama girdiğinizde herkes birbirine yakınmış gibi gelirken siz kendinizi dışarıdan izliyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz.
İnsanların ortak bir dili, ortak ilgi alanları veya birbirleriyle doğal bir yakınlığı olduğunu düşünürken siz:
“Ben burada ne yapıyorum?”
“Beni gerçekten aralarına almazlar.”
“Ben diğerlerinden farklıyım.”
gibi düşüncelere kapılabilirsiniz.
Bu durum yalnızca utangaçlık veya sosyal beceri eksikliği değildir.
Bazı kişilerde bu deneyim, çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan daha derin bir psikolojik örüntünün parçası olabilir.
Şema Terapi’de bu örüntü sosyal izolasyon/yabancılaşma şeması ile ilişkilendirilir.
Bu yazıda sosyal izolasyon şemasının ne olduğunu, nasıl gelişebildiğini, ilişkileri ve özgüveni nasıl etkileyebildiğini ve psikoterapide nasıl ele alınabileceğini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Sosyal İzolasyon Şeması Nedir?
Sosyal izolasyon şeması, kişinin kendisini diğer insanlardan farklı, ayrı, dışarıda veya herhangi bir sosyal grubun gerçek bir üyesi değilmiş gibi hissetmesiyle karakterize bir psikolojik örüntüdür.
Şemanın temelinde çoğu zaman şu düşünce bulunur:
“Ben diğer insanlara ait değilim.”
Kişi kendisini fiziksel olarak toplumdan izole etmek zorunda değildir.
Bir işi olabilir.
Arkadaşları olabilir.
Bir ilişkisi olabilir.
Sosyal medyada aktif olabilir.
İnsanlarla düzenli olarak görüşebilir.
Fakat iç dünyasında yine de:
“Kimse benim gibi değil.”
veya:
“Ben hiçbir gruba gerçekten ait değilim.”
duygusunu taşıyabilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şeması ile gerçek anlamda sosyal olarak yalnız olmak aynı şey değildir.
Sosyal İzolasyon ile Yalnızlık Aynı Şey midir?
Hayır.
Yalnızlık daha çok kişinin istediği sosyal veya duygusal yakınlığı yeterince yaşayamamasıyla ilgilidir.
Sosyal izolasyon şemasında ise kişinin kendisini diğer insanlardan farklı ve ayrı görmesi daha belirgin olabilir.
Örneğin bir kişi arkadaşlarıyla bir kafede oturabilir.
Herkes sohbet ediyor olabilir.
Kişi de sohbete katılıyor olabilir.
Ancak içinden:
“Onlar gerçekten birbirlerine yakın. Ben ise sadece buradayım.”
diye düşünebilir.
Yani kişi sosyal olarak ortamın içinde olsa bile psikolojik olarak kendisini grubun dışında hissedebilir.
“Ben Diğer İnsanlardan Farklıyım” Düşüncesi
Sosyal izolasyon şemasının en sık görülen düşüncelerinden biri kişinin kendisini diğer insanlardan belirgin biçimde farklı görmesidir.
Bu farklılık fiziksel olmak zorunda değildir.
Kişi:
- kişiliğinin farklı olduğunu,
- insanlarla aynı şeylerden hoşlanmadığını,
- yeterince sosyal olmadığını,
- insanların yanında nasıl davranacağını bilmediğini,
- kimsenin onu gerçekten anlamayacağını
düşünebilir.
Bazen bu düşünce gerçek bir farklılığa dayanabilir.
Ancak şema aktif olduğunda kişi farklılıklarını olduğundan çok daha önemli ve belirleyici algılayabilir.
Bir grup içinde kendisiyle benzerlik gösteren birçok kişi olsa bile farklı olduğu noktaya odaklanabilir.
Benzerlikleri görmezden gelirken farklılığını büyütebilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Çocuklukta Nasıl Gelişir?
Çocuğun ait olma ihtiyacı temel psikolojik ihtiyaçlardan biridir.
Çocuk yalnızca ailesinin değil, zaman içinde arkadaş grubunun ve sosyal çevresinin de bir parçası olmak ister.
Özellikle okul yıllarında arkadaşlık ilişkileri çocuğun kendisi hakkındaki algısının oluşmasında önemli rol oynar.
Bir çocuk:
- sürekli dışlanıyorsa,
- akranları tarafından alay konusu oluyorsa,
- arkadaş gruplarına alınmıyorsa,
- ailesi sosyal olarak izole bir yaşam sürüyorsa,
- kendisini diğer çocuklardan belirgin biçimde farklı görüyorsa,
- yeni ortamlara uyum sağlamakta sürekli zorlanıyorsa
zaman içinde:
“Ben diğerleri gibi değilim.”
inancını geliştirebilir.
Bu inanç yalnızca çocuklukta kalmayabilir.
Yetişkinlikte yeni bir iş ortamına, arkadaş grubuna veya sosyal çevreye girildiğinde yeniden aktive olabilir.
Çocuklukta Dışlanmak Neden Bu Kadar Etkilidir?
Çocuk için arkadaş grubu yalnızca eğlence anlamına gelmez.
Aynı zamanda:
- ait olma,
- kabul edilme,
- kendini değerli hissetme,
- başkalarıyla benzerlik kurma,
- sosyal becerileri geliştirme
alanıdır.
Çocuk sürekli olarak grubun dışında kaldığında bunu yalnızca:
“Bu arkadaş grubunda sorun var.”
şeklinde değerlendirmeyebilir.
Daha derin bir sonuç çıkarabilir:
“Demek ki bende bir farklılık var.”
Bu düşünce tekrar tekrar yaşandığında kişinin kendisiyle ilgili kalıcı bir inanca dönüşebilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Olan Kişiler Sosyal Ortamlarda Nasıl Hisseder?
Bu kişiler sosyal ortamlarda her zaman kaygılı değildir.
Bazen oldukça rahat görünürler.
Hatta çok konuşkan ve sosyal olabilirler.
Ancak iç dünyalarında şu düşünceler bulunabilir:
“Buradaki insanlarla aslında aynı değilim.”
“Birazdan benim farklı olduğumu anlayacaklar.”
“Benim gibi birini burada istemezler.”
“Herkes birbirini benden daha iyi tanıyor.”
“Ben bu grubun gerçek bir üyesi değilim.”
Bu nedenle dışarıdan sosyal görünmek, kişinin kendisini ait hissettiği anlamına gelmez.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Sosyal Anksiyete Arasındaki Fark
Sosyal izolasyon şeması ile sosyal anksiyete zaman zaman birbirine karıştırılabilir.
Ancak aynı şey değildir.
Sosyal anksiyetede kişinin sosyal ortamlarda değerlendirilme, eleştirilme, küçük düşme veya olumsuz değerlendirilme korkusu ön planda olabilir.
Sosyal izolasyon şemasında ise kişinin kendisini sosyal grubun dışında veya diğer insanlardan farklı görmesi daha belirgin olabilir.
Örneğin sosyal anksiyetesi olan kişi:
“Herkes benim ne kadar heyecanlı olduğumu fark edecek.”
diye düşünebilir.
Sosyal izolasyon şeması olan kişi ise:
“Ben zaten bu insanların dünyasına ait değilim.”
diye hissedebilir.
Elbette iki durum aynı kişide birlikte de bulunabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Özgüven
Sosyal izolasyon şeması kişinin özgüvenini de etkileyebilir.
Kişi kendisini diğerlerinden farklı gördükçe sosyal ortamlarda kendisini sürekli değerlendirebilir.
Nasıl konuştuğunu, nasıl göründüğünü, ne söylediğini ve insanların kendisi hakkındaki düşüncelerini fazla analiz edebilir.
Bir süre sonra sosyal ortam doğal bir iletişim alanı olmaktan çıkıp bir tür performans alanına dönüşebilir.
Kişi:
“Nasıl görünmeliyim?”
“Ne söylemeliyim?”
“Beni garip buldular mı?”
gibi düşüncelerle meşgul olabilir.
Bu durum sosyal rahatlığı daha da azaltabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması İnsanlarla Yakınlaşmayı Nasıl Engeller?
Bir kişi kendisini grubun dışında hissediyorsa yakınlaşmak için gerekli adımları atmakta zorlanabilir.
Örneğin yeni tanıştığı bir insanla sohbet edebilir ancak daha sonra:
“Benden hoşlanmadı galiba.”
diye düşünüp tekrar iletişim kurmayabilir.
Bir arkadaş grubuna davet edildiğinde:
“Beni mecburen çağırmışlardır.”
diye düşünebilir.
Bir buluşmada kendisini biraz sessiz hissettiğinde:
“Ben zaten sosyal biri değilim.”
sonucuna ulaşabilir.
Böylece kişi sosyal bağ kurma fırsatlarını kendisi azaltabilir.
Sonra da ortaya çıkan yalnızlık, şemanın doğruluğunun kanıtı gibi algılanabilir.
Sosyal İzolasyon Şemasının Kısır Döngüsü
Sosyal izolasyon şeması çoğu zaman şu şekilde çalışabilir:
1. Kişi kendisini diğerlerinden farklı hisseder.
2. Sosyal ortamda kendisini dışarıda konumlandırır.
3. Daha az konuşur veya daha az yakınlık kurar.
4. İnsanlarla yeterince bağ kuramaz.
5. Kendini yalnız hisseder.
6. “Gördün mü, ben gerçekten kimseye ait değilim.” diye düşünür.
7. Şema daha da güçlenir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şemasında yalnızlık yalnızca sonuç değildir.
Bazen şemayı sürdüren davranışların da bir parçasıdır.
“Beni Kimse Aramıyor” Düşüncesi Her Zaman Ne Anlama Gelir?
Kişi arkadaşlarının kendisini aramadığını fark ettiğinde bunun anlamını otomatik olarak:
“Demek ki beni istemiyorlar.”
şeklinde yorumlayabilir.
Oysa insanların aramamasının birçok farklı nedeni olabilir.
Yoğun olabilirler.
Kendi sorunları olabilir.
İletişim biçimleri farklı olabilir.
Onlar da karşı taraftan bir adım bekliyor olabilir.
Şema aktif olduğunda kişi alternatif açıklamaları gözden kaçırıp en fazla kendisini dışlayan yoruma odaklanabilir.
Bu nedenle sosyal ilişkilerde yalnızca olayın kendisine değil, olayın zihinde nasıl yorumlandığına da bakmak gerekir.
Sosyal İzolasyon Şeması Yetişkinlikte Nasıl Devam Eder?
Çocuklukta yaşanan dışlanma veya farklı hissetme deneyimleri yetişkinlikte ortadan kalkmış olsa bile, kişinin zihnindeki “Ben diğerlerinden farklıyım” inancı devam edebilir.
Artık kişi okulda dışlanmıyor olabilir.
İş arkadaşları onu kabul ediyor olabilir.
Arkadaşları tarafından seviliyor olabilir.
Hatta sosyal açıdan başarılı bir hayatı bile olabilir.
Fakat iç dünyasında eski deneyimin izi devam edebilir.
Yeni bir sosyal ortama girdiğinde geçmişteki duygusal kayıt yeniden aktive olabilir:
“Burada da dışarıda kalacağım.”
Bu nedenle şemalar yalnızca geçmişte yaşanan olayların hatırlanması değildir. Geçmişte öğrenilmiş bir ilişkinin bugünkü hayatı yorumlama biçimine dönüşmesi söz konusudur.
Sosyal İzolasyon Şeması Olan Kişiler İnsanlardan Kaçabilir mi?
Evet. Ancak herkes aynı şekilde kaçınmaz.
Bazı kişiler doğrudan sosyal ortamlardan uzak durur.
Bazıları ise sosyal ortamlara gider ama duygusal olarak kendisini geri çeker.
Örneğin bir davete katılır ancak kimseyle derin bir sohbet kurmaz.
Bir arkadaş grubunun içinde bulunur ancak konuşmaların çoğunu dinler.
Yeni insanlarla tanışır fakat ilişkiyi ilerletecek adımları atmaz.
Telefon numarasını alır ama bir daha mesaj göndermez.
Bir buluşmaya çağrıldığında son anda gitmekten vazgeçer.
Bütün bunların altında bazen açıkça fark edilmeyen bir düşünce bulunabilir:
“Zaten beni gerçekten istemeyecekler.”
Bu durumda kişi dışlanmaktan korunmak için daha en başından kendisini ilişkiden uzaklaştırmış olur.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Kaçınma
Kaçınma kısa vadede rahatlatıcıdır.
Sosyal ortama girmediğinizde reddedilme ihtimalini de yaşamazsınız.
Yeni insanlarla tanışmadığınızda onların sizi beğenip beğenmeyeceğini düşünmek zorunda kalmazsınız.
Bir gruba katılmadığınızda dışarıda kalma korkusuyla yüzleşmezsiniz.
Ancak uzun vadede bu davranışlar kişinin korktuğu sonucu güçlendirebilir.
Çünkü insanlarla yeterince temas kurulmadığında gerçek anlamda aidiyet geliştirmek de zorlaşır.
Sonra kişi:
“Kimseyle yakın değilim. Demek ki gerçekten insanlarla bağ kuramıyorum.”
diye düşünebilir.
Böylece kaçınma davranışı şemanın kanıtı hâline gelir.
Her Sosyal İzolasyon Şeması Olan Kişi İçine Kapanık mıdır?
Hayır.
Bu önemli bir ayrımdır.
Sosyal izolasyon şeması olan bir kişi oldukça konuşkan, girişken ve sosyal görünebilir.
Bazı kişiler sosyal becerilerini çok iyi kullanarak içlerindeki yabancılık hissini gizleyebilir.
Hatta sürekli insanlarla bir arada olabilirler.
Fakat yalnız kaldıklarında:
“Aslında kimse beni gerçekten tanımıyor.”
duygusu ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla sosyal görünmek ile ait hissetmek birbirinden farklıdır.
İnsanların Arasında Olup Yalnız Hissetmek
Sosyal izolasyon şemasının en zor taraflarından biri budur.
Kişi objektif olarak yalnız değildir.
Telefonunda onlarca kişi kayıtlıdır.
İş yerinde insanlarla konuşmaktadır.
Hafta sonları arkadaşlarıyla görüşmektedir.
Ama yine de iç dünyasında:
“Kimse beni gerçekten anlamıyor.”
duygusu vardır.
Bu nedenle kişi bazen çevresindekilere yaşadığı yalnızlığı anlatmakta bile zorlanabilir.
Çünkü dışarıdan bakıldığında:
“Ama senin çok arkadaşın var.”
denebilir.
Oysa burada söz konusu olan yalnızca sosyal temasın miktarı değildir.
Aidiyet ve psikolojik yakınlık hissidir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Arkadaşlık İlişkileri
Bu şema arkadaşlık ilişkilerinde farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Kişi yeni bir arkadaşlık kurduğunda karşı tarafın kendisiyle gerçekten ilgilenmediğini düşünebilir.
Arkadaşı mesajına geç cevap verdiğinde bunu kişisel algılayabilir.
Bir buluşmaya çağrılmadığında yoğun biçimde dışlanmış hissedebilir.
Arkadaş grubunda kendisini diğerlerinden daha az önemli görebilir.
Bir süre sonra da:
“Zaten benim gerçek arkadaşım yok.”
inancına ulaşabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kişinin yalnızca başkalarının davranışlarını değil, kendi davranışlarını da değerlendirmesidir.
Çünkü bazen kişi arkadaşlarından yakınlık beklerken kendisi de duygularını ve ihtiyaçlarını paylaşmıyor olabilir.
“Beni Çağırmadılar” ile “Beni İstemiyorlar” Arasındaki Fark
Sosyal izolasyon şemasında olay ile olayın anlamı birbirine karışabilir.
Örneğin:
Olay: Arkadaş grubunun yaptığı bir etkinliğe kişi davet edilmedi.
Yorum: “Beni istemiyorlar.”
Şema yorumu: “Ben zaten hiçbir yere ait değilim.”
Oysa bu üç cümle aynı şey değildir.
Bir olay gerçekten incitici olabilir.
Ancak olayın kişinin bütün sosyal hayatı ve kendi değeri hakkında kesin bir sonuca dönüşmesi şemanın etkisini gösterebilir.
Bu ayrımı yapabilmek psikoterapide önemli bir çalışma alanıdır.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Romantik İlişkiler
Sosyal izolasyon şeması yalnızca arkadaşlık ilişkilerini değil, romantik ilişkileri de etkileyebilir.
Kişi partneriyle ilişki içinde olmasına rağmen kendisini partnerinin sosyal dünyasının dışında hissedebilir.
Partnerinin arkadaşlarıyla birlikteyken:
“Onlar birbirlerini benden daha iyi anlıyor.”
diye düşünebilir.
Partnerinin ailesiyle tanışırken kendisini yabancı hissedebilir.
Partnerinin sosyal çevresine girdiğinde kendisini sürekli gözlemleyebilir.
Hatta partnerinin kendisini gerçekten kendi dünyasına dahil etmediğini düşünebilir.
Bu durum zaman zaman kıskançlık, kırgınlık veya geri çekilme şeklinde ortaya çıkabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve “Benim İnsanım Yok” Hissi
Bu şemaya sahip bazı kişiler hayatları boyunca:
“Benim gibi düşünen birini bulamıyorum.”
şeklinde konuşabilir.
Bu düşüncenin altında gerçekten farklı ilgi alanları veya kişilik özellikleri bulunabilir.
Ancak bazen kişi kendisiyle diğer insanlar arasındaki ortak noktaları görmezden gelmeye başlayabilir.
Örneğin:
“Onlar daha sosyal.”
“Onlar daha rahat.”
“Onlar daha özgüvenli.”
“Onların arkadaşlıkları daha gerçek.”
“Ben onlar gibi değilim.”
Bu karşılaştırmalar kişinin kendi eksikliklerine odaklanmasına ve sosyal farklılığını olduğundan daha büyük algılamasına neden olabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ile Kusurluluk Şeması Arasındaki Fark
Sosyal izolasyon ve kusurluluk şemaları birbirine benzeyebilir ancak temel inançları farklıdır.
Kusurluluk şemasında:
“Bende bir kusur var. İnsanlar beni gerçek hâlimle tanırsa beni kabul etmezler.”
Sosyal izolasyon şemasında:
“Ben diğer insanlardan farklıyım. Onların dünyasına gerçekten ait değilim.”
Bir kişide iki şema aynı anda bulunabilir.
Örneğin kişi hem kendisini diğerlerinden farklı görebilir hem de bu farklılığının kabul edilemez olduğunu düşünebilir.
Bu durumda sosyal ortamlarda yaşanan güçlük daha yoğun olabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Utanç
Şema bazen güçlü bir utanç duygusuyla birlikte yaşanabilir.
Kişi kendisini diğerlerinden farklı hissettiğinde bu farklılığını gizlemeye çalışabilir.
Konuşma tarzını değiştirebilir.
İlgi alanlarını saklayabilir.
Kendi düşüncelerini paylaşmaktan kaçınabilir.
Bir ortamda yanlış bir şey söylemekten korkabilir.
Çünkü temel amaç yalnızca iletişim kurmak değil, farklılığının fark edilmesini engellemek hâline gelebilir.
Bu da doğal ve spontan bir sosyal ilişki kurmayı zorlaştırabilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Olan Kişi Neden Kendini Geri Çeker?
Geri çekilmenin altında her zaman insanları sevmemek yoktur.
Bazen tam tersine, kişi yakınlık istemesine rağmen reddedilmekten korunmak için geri çekilir.
Bu durum dışarıdan çelişkili görünebilir:
“Arkadaş edinmek istiyorum ama insanlarla görüşmek istemiyorum.”
“Bir grubun parçası olmak istiyorum ama davet edildiğimde gitmek istemiyorum.”
“Yakın bir arkadaşım olsun istiyorum ama kimseye kendimi açamıyorum.”
Bu çelişki aslında şemanın temel çatışmasını gösterir:
Yakınlık ihtiyacı ile dışlanma korkusu aynı anda vardır.
Sosyal İzolasyon Şemasında İnsanlara Karşı Önyargı Gelişebilir mi?
Bazı kişiler kendilerini dışarıda hissettikçe diğer insanları da genelleyerek değerlendirmeye başlayabilir.
Örneğin:
“İnsanlar zaten yüzeysel.”
“Kimse gerçekten samimi değil.”
“Arkadaşlıkların hepsi çıkar ilişkisi.”
“İnsanlar sadece popüler olanları seviyor.”
Bu düşünceler kişinin hayal kırıklıklarından korunmasına yardımcı oluyor gibi görünse de sosyal bağ kurma ihtimalini azaltabilir.
Çünkü kişi artık yalnızca:
“Ben onlara ait değilim.”
demekle kalmaz.
“Zaten onların dünyasına girmeye değmez.”
demeye başlayabilir.
Bu noktada sosyal izolasyon şeması kaçınmayı ve uzaklaşmayı daha da güçlendirebilir.
Sosyal İzolasyon Şeması Neden Kendini Tekrarlar?
Sosyal izolasyon şeması yalnızca geçmişte yaşanan dışlanmalar nedeniyle devam etmez. Kişinin bugün verdiği bazı tepkiler de bu şemayı canlı tutabilir.
Örneğin kişi kendisini farklı hissettiğinde insanlardan uzaklaşabilir. İnsanlardan uzaklaştıkça yeterince yakın ilişki kuramaz. Yakın ilişki kuramadığında ise:
“Gördün mü, ben gerçekten insanlara ait değilim.”
diye düşünebilir.
Bu durum bir kısır döngü oluşturur.
Şema → geri çekilme → daha az sosyal temas → daha az aidiyet → yalnızlık → şemanın güçlenmesi.
Bu nedenle terapi sürecinde yalnızca geçmişte ne olduğuna değil, bugün kişinin şemaya nasıl tepki verdiğine de bakılır.
Sosyal İzolasyon Şeması ve İnsan Seçimleri
Şemalar yalnızca insanların davranışlarını yorumlama biçimimizi değil, hayatımıza aldığımız insanları da etkileyebilir.
Kişi kendisini diğer insanlardan farklı gördüğünde kendisi gibi dışarıda hisseden veya sosyal olarak uzak kişilerle daha kolay yakınlık kurabilir.
Bu durum başlangıçta rahatlatıcı olabilir.
Çünkü kişi:
“O da benim gibi düşünüyor. Beni anlayabiliyor.”
diye hissedebilir.
Ancak bazen iki kişinin de sosyal olarak geri çekilmesi, birbirlerinin yalnızlığını istemeden güçlendirmesine neden olabilir.
Örneğin iki kişi de:
“İnsanlar bizi anlamıyor.”
“Kimseye güvenilmez.”
“Zaten kimse bizi istemiyor.”
diye düşünüyorsa, ilişkileri sosyal çevreden daha fazla uzaklaşmalarına neden olabilir.
Bu nedenle terapide yalnızca “Kimlerle arkadaş oluyorsunuz?” sorusu değil, “Bu ilişkiler sizin hayatınızı nasıl şekillendiriyor?” sorusu da önemlidir.
Popüler İnsanların Yanında Kendini Yetersiz Hissetmek
Sosyal izolasyon şeması özellikle sosyal statünün önemli olduğu ortamlarda daha fazla tetiklenebilir.
Örneğin kişi çok sosyal, popüler veya geniş bir çevresi olan insanların yanında kendisini daha farklı hissedebilir.
Onların konuşma biçimini, arkadaşlıklarını ve sosyal rahatlıklarını gözlemleyerek kendisiyle karşılaştırabilir.
Sonuçta:
“Ben onlar gibi değilim.”
duygusu güçlenebilir.
Ancak burada önemli bir bilişsel yanılgı vardır.
Kişi çoğu zaman diğer insanların dışarıdan görünen sosyal hayatını kendi iç dünyasıyla karşılaştırır.
Karşısındaki kişinin rahat görünmesini onun gerçekten kendisinden daha özgüvenli, daha sevilen veya daha sosyal olduğu şeklinde yorumlayabilir.
Oysa insanların dışarıdan görünen sosyal davranışları, iç dünyalarının tamamını göstermez.
Sosyal Medya Sosyal İzolasyon Şemasını Güçlendirebilir mi?
Bazı kişilerde sosyal medya sürekli karşılaştırma nedeniyle bu şemayı güçlendirebilir.
Özellikle başkalarının:
- kalabalık arkadaş gruplarını,
- tatillerini,
- partilerini,
- sosyal etkinliklerini,
- ilişkilerini
görmek kişinin kendi hayatını eksik değerlendirmesine neden olabilir.
Örneğin kişi sosyal medyada bir arkadaş grubunun fotoğrafını gördüğünde:
“Herkesin bir grubu var, benim yok.”
diye düşünebilir.
Fakat burada karşılaştırılan şey gerçek hayat ile seçilmiş sosyal medya görüntüsüdür.
İnsanlar genellikle yalnız kaldıkları, reddedildikleri veya ilişkilerinde sorun yaşadıkları anları paylaşmazlar.
Bu nedenle sosyal medya üzerinden sürekli olarak başkalarının “en sosyal” anlarını kendi hayatımızın tamamıyla karşılaştırmak gerçekçi değildir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Mükemmeliyetçilik
Bazı kişilerde sosyal izolasyon şeması mükemmeliyetçilikle birlikte görülebilir.
Kişi sosyal ortamda kusursuz davranması gerektiğine inanabilir.
Doğru konuşmalı, komik olmalı, ilginç görünmeli, yanlış bir şey söylememeli ve herkes tarafından sevilmelidir.
Bunlardan biri gerçekleşmediğinde:
“Ben zaten sosyal olarak yeterli değilim.”
sonucuna ulaşabilir.
Oysa gerçek sosyal yakınlık kusursuz performans gerektirmez.
İnsanlar bazen yanlış şeyler söyler, sessiz kalır, sıkılır, anlaşılmaz veya sosyal olarak beceriksiz davranabilir.
Yakınlık çoğu zaman kusursuz olmaktan değil, gerçek ve güvenli olmaktan doğar.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Aşırı Uyum Sağlama
Şemaya verilen tepki her zaman geri çekilmek değildir.
Bazı kişiler tam tersine çevresindeki insanlara aşırı uyum sağlamaya çalışabilir.
Herkes neyi seviyorsa onu sever.
Herkes nereye gitmek istiyorsa oraya gider.
Kimseyle tartışmamak için kendi fikrini söylemez.
Grubun dışında kalmamak için kendi ihtiyaçlarından vazgeçebilir.
Dışarıdan bakıldığında son derece uyumlu ve sosyal görünebilir.
Ancak iç dünyasında:
“Benim gerçek hâlim ortaya çıkarsa beni kabul etmezler.”
inancı olabilir.
Bu durumda kişi sosyal grubun içinde olsa bile kendisi olarak var olmakta zorlanır.
“Herkese Uyum Sağlıyorum Ama Kimse Beni Tanımıyor”
Bu cümle sosyal izolasyon şemasının önemli bir görünümünü anlatabilir.
Kişi dışlanmamak için kendisini sürekli karşı tarafa göre değiştirdiğinde gerçek kişiliğini, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını paylaşmayabilir.
İnsanlar onunla vakit geçirir ama kişi kendisini gerçekten tanınmış hissetmez.
Sonuçta:
“Çevremde insanlar var ama beni gerçekten tanıyan kimse yok.”
duygusu ortaya çıkabilir.
Bu nedenle aidiyet yalnızca grubun içinde bulunmakla ilgili değildir.
Kendiniz olarak grubun içinde bulunabilmekle ilgilidir.
Sosyal İzolasyon Şeması Terapi Sürecinde Nasıl Ele Alınır?
Psikoterapide ilk aşamalardan biri kişinin sosyal izolasyon deneyiminin nasıl oluştuğunu anlamaktır.
Çocukluk ve ergenlik döneminde:
- Arkadaşlık ilişkileri nasıldı?
- Dışlanma yaşandı mı?
- Okulda kendisini nasıl hissediyordu?
- Ailesinin sosyal çevresi nasıldı?
- Farklılığı nedeniyle eleştirildi mi?
- Kendisiyle ilgili hangi mesajları aldı?
gibi sorular değerlendirilebilir.
Ardından bugün yaşanan sosyal durumlarla geçmiş arasındaki bağlantılar incelenir.
Örneğin kişi yeni bir arkadaş grubuna girdiğinde neden hemen geri çekiliyor?
Neden insanların kendisini istemediğini varsayıyor?
Neden kendisini diğerlerinden daha farklı görüyor?
Neden yakınlaşma fırsatı oluştuğunda iletişimi kesiyor?
Bu sorular şemanın günlük hayattaki çalışma biçimini görünür hâle getirebilir.
Şema Terapi Sosyal İzolasyon Şemasında Ne Sağlayabilir?
Şema Terapi’de amaç kişinin sadece “daha sosyal” olması değildir.
Asıl hedef kişinin:
- ait olma ihtiyacını fark etmesi,
- kendisiyle ilgili katı inançlarını değerlendirmesi,
- geçmişte yaşanan dışlanma deneyimlerinin bugünü ne kadar etkilediğini fark etmesi,
- kaçınma ve aşırı uyum davranışlarını değiştirmesi,
- kendisi olarak ilişkide kalabilmesi,
- daha gerçekçi sosyal değerlendirmeler yapabilmesi
olabilir.
Burada önemli olan kişinin herkesi sevmesini veya herkes tarafından sevilmesini sağlamak değildir.
Çünkü sağlıklı bir sosyal hayatın amacı herkes tarafından kabul edilmek değildir.
Kişinin kendisi olabildiği, karşılıklı ve güvenli ilişkiler kurabilmesidir.
Sosyal Ortamlarda Kendinizi Test Etmek Yerine İlişki Kurmaya Çalışın
Sosyal izolasyon şeması aktif olduğunda kişi sosyal ortamı bir test gibi yaşayabilir.
“Beni seviyorlar mı?”
“Yeterince ilginç miyim?”
“Beni aralarına alacaklar mı?”
“Garip görünüyor muyum?”
Bu sorular arttıkça kişinin dikkati karşısındaki insanı tanımaktan kendisini değerlendirmeye kayar.
Bu nedenle daha sağlıklı bir yaklaşım şu olabilir:
“Bu insanların beni beğenip beğenmediğini sürekli kontrol etmek yerine, ben bu insanları gerçekten seviyor muyum ve onlarla kendim gibi olabiliyor muyum?”
Bu bakış açısı sosyal ilişkiyi bir performans olmaktan çıkarıp karşılıklı bir keşif sürecine dönüştürebilir.
Sosyal İzolasyon Şemasını Değiştirmek İçin Küçük Adımlar
Şemayı değiştirmek için kişinin bir anda çok sosyal bir insan olması gerekmez.
Küçük davranış değişiklikleri daha sürdürülebilir olabilir.
1. Bir kişiye kendinizle ilgili gerçek bir şey anlatın
Her zaman güçlü, eğlenceli veya kusursuz görünmeye çalışmak yerine güven duyduğunuz bir kişiye gerçek bir duygu veya düşüncenizi paylaşabilirsiniz.
2. Davet edildiğiniz her ortamı otomatik olarak reddetmeyin
İlk düşünceniz “Beni aslında istemiyorlar.” olsa bile, bu düşüncenin kesin bir gerçek olup olmadığını değerlendirin.
3. Kendinizi diğer insanlarla sürekli karşılaştırmayın
Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan karşılaştırmaların gerçekçi olup olmadığını sorgulayın.
4. Kendi ilgi alanlarınızı gizlemeyin
Ait olmak için sürekli başkalarının ilgi alanlarına uyum sağlamak zorunda değilsiniz.
5. Bir grubun tamamına değil, tek bir kişiye yakınlaşmayı deneyin
Bazen büyük sosyal gruplar şemayı daha fazla tetikleyebilir. Güven duyduğunuz tek bir kişiyle daha derin bir bağ kurmak daha kolay olabilir.
En Önemli Değişim: “Ben Farklıyım”dan “Ben de Buradayım”a
Sosyal izolasyon şemasında kişinin dünyayı algılayışında görünmez bir sınır oluşabilir.
Bir tarafta:
“Onlar.”
Diğer tarafta:
“Ben.”
Bu ayrım yıllar boyunca devam edebilir.
Terapi sürecinde hedeflerden biri bu katı ayrımı fark etmektir.
Çünkü farklı olmak, ait olmamak anlamına gelmez.
Herkesin aynı düşünmesi gerekmez.
Herkesin aynı karaktere sahip olması gerekmez.
Herkesin aynı sosyal becerilere sahip olması gerekmez.
Aidiyet, birbirinin aynısı olmak değildir.
Aidiyet çoğu zaman farklılıklarımızla birlikte bir ilişkinin içinde kendimize yer bulabilmektir.
Sosyal İzolasyon Şemasını Değiştirmek Mümkün mü?
Evet. Sosyal izolasyon şeması kişinin değişmez bir özelliği değildir.
Yıllardır kendinizi diğer insanlardan farklı hissetmiş olabilirsiniz. İnsanların arasına girdiğinizde yabancılaşabilir, bir grubun içinde bile kendinizi dışarıda hissedebilir veya yakın ilişkiler kurmakta zorlanabilirsiniz.
Ancak bu deneyimlerin uzun süredir devam ediyor olması, gelecekte de aynı şekilde devam etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.
Değişimin önemli bir noktası, kişinin:
- “Ben diğer insanlardan farklıyım.”
- “Hiçbir gruba gerçekten ait değilim.”
- “İnsanlar beni kabul etmeyecek.”
- “Kendim gibi olursam dışlanırım.”
gibi düşünceleri otomatik gerçekler olarak görmek yerine bunların nereden geldiğini incelemeye başlamasıdır.
Çünkü geçmişte yaşanmış bir dışlanma, bugün tanıştığınız insanların da sizi dışlayacağı anlamına gelmez.
Sosyal İzolasyon Şemasında En Büyük Tuzak: Kendini Kanıtlamaya Çalışmak
Kişi kendisini diğerlerinden farklı hissettiğinde bazen sürekli olarak kendisini kanıtlamaya çalışabilir.
Daha başarılı olmak ister.
Daha sosyal görünmek ister.
Daha popüler olmak ister.
Daha ilginç konuşmak ister.
Herkes tarafından beğenilmek ister.
Fakat bu çabanın altında bazen şu düşünce bulunur:
“Yeterince iyi olursam beni kabul ederler.”
Bu yaklaşım kişinin sosyal ilişkilerini bir performansa dönüştürebilir.
Oysa gerçek aidiyet, kişinin kendisini sürekli kanıtlamak zorunda hissetmediği ilişkilerde gelişir.
Bir grubun içinde olmak için her zaman en komik, en başarılı, en sosyal veya en ilginç kişi olmanız gerekmez.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Aidiyet İhtiyacı
İnsanın ait olma ihtiyacı temel psikolojik ihtiyaçlardan biridir.
Bir gruba, aileye, arkadaş çevresine veya romantik ilişkiye ait hissetmek kişinin psikolojik iyi oluşu açısından önemlidir.
Ancak aidiyet yalnızca başkalarının sizi kabul etmesiyle oluşmaz.
Kişinin kendisine de sosyal ilişkiler içinde yer açabilmesi gerekir.
Bazen kişi sürekli:
“Beni kabul edecekler mi?”
diye düşünürken kendisine şu soruyu sormayı unutabilir:
“Ben bu insanların yanında gerçekten kendim olabiliyor muyum?”
Sağlıklı aidiyet, yalnızca kabul edilmek değil, kendiniz olarak var olabilmektir.
Sosyal İzolasyon Şeması ile İçedönüklük Aynı Şey Değildir
İçedönük olmak psikolojik bir bozukluk değildir.
Bazı insanlar daha az sosyal etkileşimden hoşlanabilir, kalabalıklar yerine küçük grupları tercih edebilir veya yalnız geçirdikleri zamandan keyif alabilir.
Bu durum kişinin kendisini diğer insanlardan aşağıda veya dışarıda hissettiği anlamına gelmez.
Örneğin içedönük bir kişi:
“Kalabalık ortamlar beni yoruyor, daha küçük grupları tercih ediyorum.”
diyebilir.
Sosyal izolasyon şemasında ise:
“Ben zaten diğer insanlara ait değilim.”
gibi daha derin bir aidiyetsizlik inancı bulunabilir.
Bu ayrım önemlidir.
Sosyal İzolasyon Şeması Depresyonla Karıştırılabilir mi?
Bazen sosyal geri çekilme depresyonun bir belirtisi olabilir.
Depresyonda kişi daha önce keyif aldığı insanlarla görüşmek istemeyebilir, sosyal etkinliklere katılmakta zorlanabilir ve genel olarak hayata karşı ilgisini kaybedebilir.
Sosyal izolasyon şemasında ise sosyal ortamlardan uzaklaşmanın altında daha çok:
- ait olamama hissi,
- farklılık inancı,
- dışlanma beklentisi,
- yakınlık kuramama
gibi örüntüler bulunabilir.
Ancak bu iki durum aynı kişide birlikte görülebilir.
Bu nedenle uzun süren sosyal geri çekilme, çökkünlük, isteksizlik veya yaşamdan keyif alamama varsa yalnızca “Ben sosyal biri değilim.” şeklinde yorumlamak yerine psikiyatrik değerlendirme gerekebilir.
Sosyal İzolasyon Şeması ve Travmatik Deneyimler
Çocuklukta veya ergenlikte yaşanan yoğun dışlanma, zorbalık, aşağılanma veya sosyal travmalar kişinin kendisi ve diğer insanlarla ilgili inançlarını etkileyebilir.
Özellikle uzun süre devam eden akran zorbalığı kişinin:
“İnsanların arasında güvende değilim.”
veya:
“Ben zaten diğerlerinden farklıyım.”
şeklinde düşünmesine yol açabilir.
Bu deneyimler yetişkinlikte yeni sosyal ortamlarda yeniden tetiklenebilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şemasını değerlendirirken kişinin yalnızca bugünkü sosyal hayatına değil, geçmişteki sosyal deneyimlerine de bakmak önemlidir.
Sosyal İzolasyon Şemasında Terapi Neden Önemlidir?
Bir kişi yıllardır kendisini diğer insanlardan farklı hissediyorsa, bu düşünce yalnızca mantıksal açıklamalarla kolayca değişmeyebilir.
Çünkü şema çoğu zaman yalnızca bir düşünce değildir.
Duygularla, anılarla, beden duyumlarıyla ve yıllar boyunca tekrarlanan ilişki deneyimleriyle bağlantılı olabilir.
Bu nedenle psikoterapide yalnızca:
“Aslında herkes seni seviyor.”
demek yeterli olmayabilir.
Kişinin dışlanmış hissettiği eski deneyimlerin, bugünkü ilişkilerinin ve sosyal ortamlardaki otomatik tepkilerinin birlikte ele alınması gerekebilir.
Şema Terapi bu açıdan kişinin geçmiş deneyimleri ile bugünkü ilişki örüntüleri arasındaki bağlantıları anlamasına yardımcı olabilir.
Sosyal İzolasyon Şemasında Terapinin Hedefi Daha Sosyal Olmak Değildir
Bu önemli bir noktadır.
Terapi kişinin çok sayıda arkadaş edinmesini veya sürekli sosyal etkinliklere katılmasını hedeflemek zorunda değildir.
Asıl hedef kişinin sosyal ilişkiler konusunda daha özgür hâle gelmesidir.
İsterse bir ortama katılabilmesi.
İstemediğinde suçluluk duymadan hayır diyebilmesi.
Bir grupta kendisi gibi davranabilmesi.
Yakınlık istediğinde bunu ifade edebilmesi.
Reddedildiğinde bunu bütün kişiliği hakkında bir hüküm olarak görmemesi.
Bir insanla anlaşamadığında:
“Demek ki ben kimseye ait değilim.”
sonucuna ulaşmaması.
Yani amaç sosyal hayatın niceliğini değil, ilişkilerdeki özgürlüğü ve gerçekliği artırmaktır.
Kendinizi Sosyal Olarak İzole Hissediyorsanız Ne Yapabilirsiniz?
İlk olarak yaşadığınız hissi küçümsemeyin.
“Ben böyleyim.” diyerek geçiştirmek yerine bu duygunun ne zaman ortaya çıktığını gözlemleyin.
Örneğin kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- Hangi ortamlarda kendimi daha fazla dışarıda hissediyorum?
- Kimlerin yanında “ben onlardan farklıyım” düşüncesi ortaya çıkıyor?
- Bir gruba girdiğimde ilk düşündüğüm şey ne oluyor?
- İnsanların beni kabul etmediğine dair hangi kanıtları kullanıyorum?
- Ben de yakınlaşma konusunda geri çekiliyor olabilir miyim?
- İnsanlara kendimi gerçekten gösteriyor muyum?
- Ait olmak için kendimi olduğumdan farklı göstermeye çalışıyor muyum?
Bu sorular kişinin şemasını fark etmesine yardımcı olabilir.
“Ben Diğerlerinden Farklıyım” Düşüncesine Nasıl Yaklaşılabilir?
Bu düşünce ortaya çıktığında onu hemen doğru veya yanlış ilan etmek yerine incelemek daha yararlı olabilir.
Örneğin:
“Diğer insanlardan hangi açıdan farklıyım?”
Ardından:
“Benimle benzer olan insanlar ve özellikler neler?”
diye sorabilirsiniz.
Daha sonra:
“Farklı olmak gerçekten ait olmamak anlamına mı geliyor?”
Bu sorular şemanın oluşturduğu siyah-beyaz düşünme biçimini esnetmeye yardımcı olabilir.
Gerçek Aidiyet Nasıl Hissedilir?
Gerçek aidiyet, herkesle aynı olmak değildir.
Gerçek aidiyet:
- kendiniz gibi davranabilmek,
- duygularınızı saklamak zorunda hissetmemek,
- farklı düşündüğünüzde ilişkilerin bozulacağından korkmamak,
- gerektiğinde yardım isteyebilmek,
- başkalarının da sizi olduğu gibi kabul edebilmesine izin vermek
anlamına gelebilir.
Bu nedenle sosyal izolasyon şemasını değiştirmek:
“Herkes beni kabul etmeli.”
noktasına gelmek değildir.
Daha çok:
“Herkes beni kabul etmeyebilir. Ama bu benim hiçbir yere ait olmadığım anlamına gelmez.”
noktasına ulaşabilmektir.
Ne Zaman Psikiyatrist veya Psikoterapistten Destek Almalısınız?
Sosyal ortamlarda zaman zaman yabancılık hissetmek tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez.
Ancak bu his uzun süredir devam ediyor ve hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme faydalı olabilir.
Özellikle:
- kendinizi sürekli diğer insanlardan farklı hissediyorsanız,
- hiçbir gruba ait olmadığınızı düşünüyorsanız,
- arkadaşlık ilişkileri kurmakta veya sürdürmekte zorlanıyorsanız,
- sosyal ortamlardan sürekli kaçınıyorsanız,
- yakınlaşmak istediğiniz hâlde insanlardan uzaklaşıyorsanız,
- yoğun sosyal kaygı yaşıyorsanız,
- yalnızlık hissiniz giderek artıyorsa,
- bu durum depresyon, özgüven sorunları veya ilişki problemleriyle birlikteyse
bir psikiyatrist veya psikoterapistle görüşmek yararlı olabilir.
Değerlendirme sırasında sosyal izolasyon şemasının yanı sıra sosyal anksiyete, depresyon, travmatik yaşantılar, bağlanma örüntüleri ve diğer psikolojik etkenler de ele alınabilir.
Sonuç: Farklı Olmak, Ait Olmamak Değildir
Sosyal izolasyon şeması kişinin kendisini diğer insanlardan farklı, dışarıda veya herhangi bir sosyal grubun gerçek bir üyesi değilmiş gibi hissetmesine neden olabilir.
Kişi insanların arasında olabilir ama yine de kendisini yalnız hissedebilir.
Arkadaşları olabilir ama hiç kimsenin onu gerçekten anlamadığını düşünebilir.
Bir ilişki içinde olabilir ama partnerinin sosyal dünyasına ait olmadığını hissedebilir.
İnsanlarla yakınlaşmak isteyebilir ama reddedilmekten korunmak için kendisini geri çekebilir.
Ve zaman içinde bu davranışlar şemanın kendisini doğrulayan bir döngü oluşturabilir.
Ancak önemli olan şudur:
“Ben diğer insanlardan farklıyım” düşüncesi, “Ben hiçbir yere ait değilim” gerçeği değildir.
İnsanların birbirinin aynısı olması gerekmez.
Farklı kişilik özelliklerine sahip olabiliriz.
Farklı ilgi alanlarımız olabilir.
Farklı yaşam deneyimlerimiz olabilir.
Hatta bazı sosyal ortamlara gerçekten uymayabiliriz.
Bütün bunlar yine de ait olamayacağımız anlamına gelmez.
Değişimin önemli bir noktası, kendimizi sürekli olarak başkalarının gözünden değerlendirmekten vazgeçip kendi ilişkilerimizde neye ihtiyacımız olduğunu fark etmeye başlamaktır.
Bazen amaç daha fazla insan tanımak değildir.
Bazen amaç, birkaç insanın yanında ilk kez gerçekten kendimiz olabilmektir.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak ile Sosyal İzolasyon Şeması Üzerine Değerlendirme
Eğer uzun süredir insanların arasında olmanıza rağmen kendinizi dışarıda, farklı veya yalnız hissediyorsanız, bu duygunun altında yatan psikolojik örüntülerin değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Psikiyatrist Dr. Burak Toprak tarafından yapılan psikiyatrik değerlendirmede kişinin sosyal ilişkileri, geçmiş deneyimleri, aidiyet duygusu, yakın ilişkileri, sosyal kaygıları ve eşlik eden psikolojik belirtileri birlikte ele alınabilir.
Gerekli durumlarda psikoterapi sürecinde sosyal izolasyon şemasının nasıl oluştuğu, bugün nasıl sürdüğü ve kişinin daha sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasını engelleyen davranışların neler olduğu üzerinde çalışılabilir.
Kendinizi sürekli “Ben diğer insanlardan farklıyım” derken buluyorsanız, belki de sorun farklı olmanız değil; kendinize sosyal ilişkilerin içinde yeterince yer açamamanızdır.
Farklı olmak, yalnız olmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.
