Skip links
istanbul psikiyatrist 1 1

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak: Sosyal Anksiyete Neden Olur? Nasıl Aşılır?

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak: Sosyal Anksiyete Neden Olur? Nasıl Aşılır?

“İnsanlarla konuşurken neden bu kadar heyecanlanıyorum?”

“Konuşurken ne söyleyeceğimi unutuyorum.”

“Biri bana baktığında yüzüm kızarıyor, sesim titriyor ve çok geriliyorum.”

İnsanlarla konuşurken heyecanlanmak, özellikle yeni insanlarla tanışırken veya kişinin kendisini değerlendirilme altında hissettiği durumlarda oldukça sık yaşanabilir. Bir miktar heyecan sosyal yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak konuşmak, insanlarla tanışmak, toplantılara katılmak veya topluluk içinde bulunmak sürekli bir kaygı kaynağı haline geldiyse durum yalnızca utangaçlık olmayabilir.

Bazı kişiler sosyal ortamlarda yanlış bir şey söylemekten, komik görünmekten, eleştirilmekten, küçük düşmekten veya başkalarının kendisi hakkında olumsuz düşünmesinden yoğun şekilde korkabilir.

Bu korku zamanla kişinin sosyal ortamlardan kaçınmasına, konuşmaktan uzak durmasına ve günlük yaşamını kısıtlamasına neden olabilir.

Bu tablo belirgin olduğunda sosyal anksiyete bozukluğu veya diğer adıyla sosyal fobi açısından değerlendirme yapılması gerekebilir.

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Neden Olur?

İnsanlarla konuşurken yaşanan heyecanın tek bir nedeni yoktur.

Heyecan, kişinin sosyal ortamı nasıl değerlendirdiğiyle yakından ilişkilidir. Eğer kişi bir konuşmayı yalnızca iletişim kurmak olarak değil, aynı zamanda kendisinin değerlendirileceği bir sınav gibi algılıyorsa kaygı artabilir.

Örneğin kişi konuşmaya başlamadan önce:

  • “Ya saçma bir şey söylersem?”
  • “Ya beni beğenmezlerse?”
  • “Ya sesim titrerse?”
  • “Ya yüzüm kızarırsa?”
  • “Ya ne söyleyeceğimi unutursam?”
  • “Ya herkes benim heyecanlandığımı fark ederse?”

gibi düşüncelere kapılabilir.

Bu düşünceler bedenin kaygı sistemini harekete geçirebilir. Kalp atışları hızlanabilir, terleme başlayabilir, yüz kızarabilir ve kişinin konuşmaya odaklanması zorlaşabilir.

Ardından kişi bu belirtileri de yeni bir tehdit olarak yorumlayabilir:

“Kalbim çok hızlı atıyor, kesin fark edecekler.”

Böylece kaygı daha da yükselir.

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Normal mi?

Evet. Sosyal bir ortamda bir miktar heyecan yaşamak tek başına bir psikiyatrik bozukluk anlamına gelmez.

Önemli olan heyecanın ne kadar yoğun olduğu, ne kadar sık yaşandığı ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

Örneğin ilk kez tanıştığınız biriyle konuşurken biraz heyecanlanmanız oldukça normaldir. Bir iş görüşmesi öncesinde gerilmeniz de doğal olabilir.

Ancak kişi:

  • telefonla konuşmaktan kaçınıyorsa,
  • yabancılarla konuşamıyorsa,
  • toplantılarda söz almaktan korkuyorsa,
  • restoranda sipariş verirken bile yoğun kaygı yaşıyorsa,
  • göz teması kurmaktan kaçınıyorsa,
  • yeni insanlarla tanışmamak için sosyal ortamlara gitmiyorsa,
  • konuşma sırasında belirgin fiziksel belirtiler yaşıyorsa

bu durumun yalnızca normal bir heyecan olarak değerlendirilmemesi gerekir.

Sosyal Anksiyete Nedir?

Sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin başkaları tarafından gözlemlenebileceği veya değerlendirilebileceği sosyal durumlarda belirgin ve sürekli kaygı yaşamasıyla karakterize bir ruhsal bozukluktur.

Sosyal anksiyetesi olan kişi çoğu zaman yalnızca insanlarla konuşmaktan korkmaz. Asıl korku, başkalarının kendisi hakkında olumsuz bir değerlendirme yapması olabilir.

Örneğin:

“Ya aptal olduğumu düşünürlerse?”

“Ya heyecanlandığımı fark ederlerse?”

“Ya konuşacak bir şey bulamazsam?”

gibi düşünceler yoğunlaşabilir.

Bu nedenle sosyal anksiyetede sorun yalnızca “insanlarla konuşabilmek” değildir. Kişinin kendisini başkalarının gözünden sürekli değerlendirmesi de önemli bir rol oynar.

Sosyal Fobi ile Utangaçlık Arasındaki Fark Nedir?

Utangaçlık ile sosyal anksiyete birbirine benzeyebilir ancak aynı şey değildir.

Utangaç bir kişi yeni bir ortama girdiğinde rahatsız olabilir ancak zaman içerisinde ortama alışabilir ve sosyal ilişkilerini sürdürebilir.

Sosyal anksiyetede ise korku daha yoğun ve kalıcı olabilir. Kişi kaygı yaşadığı durumları sistematik olarak kaçınmaya başlayabilir.

Örneğin utangaç bir kişi bir toplantıda konuşmak istemeyebilir ancak gerektiğinde konuşabilir.

Sosyal anksiyetesi olan kişi ise:

“Konuşursam rezil olacağım.”

düşüncesi nedeniyle toplantı boyunca yoğun kaygı yaşayabilir veya mümkünse toplantıya hiç katılmamayı tercih edebilir.

Buradaki temel ölçüt, utangaçlığın var olup olmamasından çok kaygının kişinin yaşamını ne kadar kısıtladığıdır.

İnsanlarla Konuşurken Neden Ne Diyeceğimi Bilemiyorum?

Sosyal kaygı yaşayan kişiler konuşma sırasında zihinlerinin boşaldığını veya söyleyecek hiçbir şey bulamadıklarını düşünebilir.

Aslında bazı durumlarda sorun konuşacak konu bulamamak değil, kişinin konuşma sırasında kendisini aşırı derecede izlemesidir.

Örneğin kişi karşısındaki insanın söylediklerini dinlemek yerine kendi zihninde:

  • “Sesim nasıl çıkıyor?”
  • “Çok mu hızlı konuşuyorum?”
  • “Yüzüm kızardı mı?”
  • “Karşımdaki sıkıldı mı?”
  • “Şimdi ne söylemeliyim?”

sorularını takip etmeye başlayabilir.

Dikkatin önemli bir bölümü kişinin kendisine yöneldiğinde doğal bir sohbeti sürdürmek zorlaşabilir.

Bu da kişinin:

“Ben zaten insanlarla konuşmayı beceremiyorum.”

şeklinde bir sonuca varmasına neden olabilir.

Sonraki sosyal ortamda bu beklenti kaygıyı daha da artırabilir.

Konuşurken Sesin Titremesi Neden Olur?

Kaygı sırasında vücudun stres yanıtı aktive olduğunda kalp atışlarında, kas gerginliğinde ve nefes alışverişinde değişiklikler meydana gelebilir.

Bu nedenle bazı kişiler konuşurken:

  • sesinin titrediğini,
  • boğazının kuruduğunu,
  • kelimeleri söylemekte zorlandığını,
  • nefesinin değiştiğini,
  • ellerinin titrediğini

hissedebilir.

Ancak kişinin bu belirtilere verdiği anlam da önemlidir.

“Sesim titriyor” düşüncesi tek başına kısa süreli bir farkındalık olabilirken, “Sesim titriyor ve herkes benim ne kadar yetersiz olduğumu anlayacak” düşüncesi kaygıyı ciddi biçimde artırabilir.

İnsanlarla Konuşurken Yüzün Kızarması

Yüz kızarması sosyal kaygı yaşayan kişilerin sıklıkla fark ettiği bedensel belirtilerden biridir.

Kişi yüzünün kızardığını hissettiğinde bu durumun karşısındaki kişi tarafından fark edileceğinden korkabilir.

Bu korku ise daha fazla kaygıya yol açabilir.

“Yüzüm kızardı, şimdi herkes benim heyecanlandığımı anlayacak.”

şeklindeki düşünce, kişinin dikkatini daha fazla yüzüne ve bedenine yöneltmesine neden olabilir.

Böylece normal bir bedensel tepki, kişinin zihninde sosyal bir tehdit haline gelebilir.

İnsanların Beni Yargılayacağından Korkuyorum

Sosyal anksiyetenin merkezinde çoğu zaman başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme korkusu bulunur.

Kişi yalnızca yaptığı davranışın yanlış olmasından değil, bu davranışın kendisi hakkında ne düşündüreceğinden endişe edebilir.

Örneğin:

  • “Beni sıkıcı bulacaklar.”
  • “Yeterince zeki görünmeyeceğim.”
  • “Komik duruma düşeceğim.”
  • “Herkes heyecanlandığımı fark edecek.”
  • “Benden hoşlanmayacaklar.”
  • “Yanlış bir şey söylersem beni dışlarlar.”

Bu düşünceler kişinin sosyal ortama girmeden önce yoğun kaygı yaşamasına neden olabilir.

Daha sonra kişi yaşadığı konuşmayı uzun süre zihninde tekrar tekrar değerlendirebilir:

“Acaba bunu neden söyledim?”

“Sesim garip çıkmış olabilir mi?”

“Karşımdaki benim hakkımda ne düşündü?”

Bu tür sosyal durumları sonrasında tekrar tekrar analiz etmek de kaygının devam etmesine katkıda bulunabilir.

Topluluk Önünde Konuşma Korkusu

Topluluk önünde konuşmak, sosyal kaygının en belirgin şekilde ortaya çıkabildiği durumlardan biridir.

Bir grubun karşısında konuşmak, kişinin aynı anda birçok insan tarafından değerlendirildiğini düşünmesine yol açabilir.

Bu nedenle sunum yapmadan veya toplantıda söz almadan önce:

  • kalp çarpıntısı,
  • ellerde titreme,
  • terleme,
  • ses titremesi,
  • yüz kızarması,
  • mide rahatsızlığı,
  • zihnin boşalması

gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Kişi daha önce bu belirtileri yaşadıysa bir sonraki konuşmadan önce de aynı durumun tekrar edeceğinden korkabilir.

Böylece konuşma korkusu, konuşma sırasında yaşanan belirtilerin korkusuna dönüşebilir.

Karşı Cinsle Konuşurken Aşırı Heyecanlanmak

Karşı cinsle konuşurken heyecanlanmak da oldukça yaygın bir durumdur. Özellikle kişinin karşısındaki insanın kendisini beğenmesini istediği durumlarda kaygı artabilir.

Burada kişi yalnızca sohbet etmeye çalışmaz; aynı zamanda kendisini sürekli değerlendirmeye başlayabilir.

Örneğin:

  • “Acaba beni çekici buluyor mu?”
  • “Çok mu konuşuyorum?”
  • “Şimdi ne söylemeliyim?”
  • “Sıkıldığını düşünüyor olabilir mi?”
  • “Beni reddederse ne yaparım?”

gibi düşünceler sohbetin doğal akışını bozabilir.

Buradaki sorun çoğu zaman kişinin iletişim becerisinin gerçekten yetersiz olması değildir. Kendisine ve karşısındaki kişinin tepkilerine aşırı odaklanması doğal iletişimi zorlaştırabilir.

İnsanlarla Konuşurken Ne Söyleyeceğimi Düşünmek Kaygıyı Artırır mı?

Evet. Bir konuşmayı önceden kontrol etmeye çalışmak bazı kişilerde kaygıyı artırabilir.

Kişi konuşma sırasında:

“Şimdi ne söylemeliyim?”

sorusunu sürekli sorarsa, konuşmanın doğal akışına katılmak yerine kendi performansını yönetmeye çalışabilir.

Bu durum özellikle sosyal anksiyetede sık görülür.

Kişi mükemmel bir konuşma yapması gerektiğine inanabilir. Her cümlesini önceden düşünmeye, karşı tarafın tepkisini tahmin etmeye ve hata yapmaktan kaçınmaya çalışabilir.

Ancak gerçek hayattaki sohbetler kusursuz değildir.

İnsanlar konuşurken duraksar, yanlış kelime kullanır, bazen ne söyleyeceğini bilemez veya birkaç saniyelik sessizlik yaşayabilir.

Bunların tamamı normal sosyal iletişimin parçalarıdır.

Sosyal Anksiyetede Kaçınma Davranışları

Sosyal kaygının devam etmesinde en önemli mekanizmalardan biri kaçınmadır.

Kişi kaygı yaşadığı bir ortamdan uzak durduğunda kısa vadede rahatlama hisseder.

Örneğin bir toplantıda söz almaktan korkan kişi konuşmadığında:

“Neyse ki konuşmak zorunda kalmadım.”

diyebilir.

Bu rahatlama beynin kaçınmayı güvenli bir davranış olarak öğrenmesine neden olabilir.

Bir sonraki toplantıda kaygı tekrar ortaya çıktığında kişi yeniden kaçınabilir.

Zaman içerisinde:

Kaygı → kaçınma → kısa süreli rahatlama → daha güçlü kaçınma ihtiyacı

şeklinde bir döngü oluşabilir.

Bu nedenle sosyal anksiyetenin tedavisinde yalnızca kaygıyı azaltmak değil, kişinin kaçındığı sosyal durumlarla daha sağlıklı bir ilişki kurmasını sağlamak da önemlidir.

Sosyal Anksiyete Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?

Sosyal anksiyete yalnızca sosyal etkinliklerde rahatsızlık yaşamak anlamına gelmez.

Belirgin olduğunda kişinin eğitim, iş, ilişki ve sosyal yaşamını etkileyebilir.

Örneğin kişi:

  • Toplantılarda konuşmaktan kaçınabilir.
  • Yeni insanlarla tanışmak istemeyebilir.
  • Telefon görüşmelerinden kaçınabilir.
  • Kalabalık ortamlarda bulunmak istemeyebilir.
  • İş veya okul fırsatlarını sırf sosyal kaygı nedeniyle reddedebilir.
  • Romantik ilişkiler kurmakta zorlanabilir.
  • Restoran, mağaza veya resmi kurumlarda iletişim kurmakta zorlanabilir.

Bu noktada sosyal kaygı kişinin karakterinin bir parçası olmaktan çıkarak yaşam alanını sınırlayan bir probleme dönüşebilir.

Sosyal Kaygıyı Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?

Sosyal kaygıyı azaltmak için öncelikle kişinin hangi durumlarda kaygı yaşadığını ve bu kaygının arkasındaki düşünceleri fark etmesi önemlidir.

Örneğin:

“İnsanlarla konuşamıyorum.”

gibi genel bir düşünce yerine:

“Özellikle tanımadığım insanların yanında yanlış bir şey söylemekten korkuyorum.”

şeklinde daha ayrıntılı bir değerlendirme yapılabilir.

Çünkü kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığını bilmek, tedavi sürecinde hangi alanlara odaklanılması gerektiğini anlamayı kolaylaştırır.

İnsanlarla Konuşurken Heyecanı Yenmek İçin 7 Öneri

1. Heyecanı Tamamen Yok Etmeye Çalışmayın

İnsanlarla konuşurken biraz heyecanlanmak doğal olabilir.

“Hiç heyecanlanmamalıyım” düşüncesi bazen kişinin kendi bedensel belirtilerini daha fazla izlemesine neden olabilir.

Amaç her zaman sıfır kaygı yaşamak değil, kaygı varken de iletişim kurabilmeyi öğrenmektir.

2. Kendinizi Sürekli İzlemeyin

Konuşurken sesinizi, yüzünüzü, ellerinizi ve bedeninizi sürekli kontrol etmek dikkatinizi sohbetten uzaklaştırabilir.

Mümkün olduğunca dikkatinizi kendi performansınızdan ziyade karşınızdaki kişinin söylediklerine ve konuşmanın içeriğine yöneltmeye çalışın.

3. Mükemmel Bir Konuşma Yapmanız Gerekmiyor

İyi bir iletişim kurmak için her cümlenin kusursuz olması gerekmez.

Konuşurken kısa bir duraksama yaşamak, kelimeyi yanlış söylemek veya birkaç saniye ne söyleyeceğinizi düşünmek sosyal bir başarısızlık değildir.

4. Kaçınmak Yerine Küçük Adımlar Atın

Sosyal kaygıyı azaltmanın önemli yollarından biri kişinin korktuğu sosyal durumlarla kademeli olarak karşılaşabilmesidir.

Örneğin doğrudan kalabalık bir grubun önünde konuşmak yerine daha küçük ve yönetilebilir sosyal adımlarla başlanabilir.

Buradaki amaç kendinizi zorlayarak bir anda kaygıyı ortadan kaldırmak değil, kaygı varken de sosyal ortamda bulunabileceğinizi deneyimlemektir.

5. “Herkes Beni İzliyor” Düşüncesini Sorgulayın

Sosyal kaygı yaşayan kişi çoğu zaman diğer insanların kendisini düşündüğünden çok daha fazla düşündüğünü varsayabilir.

Oysa sosyal ortamlardaki insanların büyük bölümü kendi davranışları, görünüşleri ve söyleyecekleriyle meşguldür.

Bu nedenle:

“Herkes benim ne yaptığımı fark ediyor.”

düşüncesinin gerçekten ne kadar doğru olduğunu değerlendirmek faydalı olabilir.

6. Konuşma Sonrasında Kendinizi Sorgulamayı Bırakmaya Çalışın

Sosyal bir görüşmenin ardından konuşmanın her cümlesini tekrar tekrar analiz etmek kaygıyı sürdürebilir.

“Şunu neden söyledim?”, “Acaba garip mi göründüm?” gibi soruların peşinden saatlerce gitmek yerine konuşmanın tamamını daha gerçekçi bir şekilde değerlendirmeye çalışın.

7. Kaygının Hayatınızı Kısıtlayıp Kısıtlamadığına Bakın

Asıl önemli soru yalnızca “İnsanlarla konuşurken heyecanlanıyor muyum?” değildir.

Daha önemli soru şudur:

“Bu heyecan nedeniyle hayatımda neleri yapamıyorum?”

Eğer sosyal kaygı işinizi, ilişkilerinizi, eğitim hayatınızı veya günlük yaşamınızı belirgin biçimde kısıtlıyorsa profesyonel destek düşünmek gerekir.

Sosyal Anksiyete Tedavi Edilir mi?

Evet. Sosyal anksiyete tedavi edilebilir bir durumdur. Tedavinin nasıl planlanacağı kişinin yaşadığı belirtilerin şiddetine, ne kadar süredir devam ettiğine ve günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğine göre değişir.

Sosyal anksiyete tedavisinde psikoterapi önemli bir yere sahiptir. Özellikle kişinin sosyal durumlarla ilgili otomatik düşüncelerinin, kaçınma davranışlarının ve kendisini sürekli değerlendirmesinin ele alınması tedavi sürecinin önemli parçalarındandır.

Bazı kişilerde psikoterapi yeterli olabilirken, belirtilerin daha yoğun olduğu veya kişinin yaşamını ciddi biçimde etkilediği durumlarda psikiyatrist tarafından ilaç tedavisi de değerlendirilebilir.

Burada amaç kişinin hiçbir sosyal ortamda heyecanlanmamasını sağlamak değildir. Daha gerçekçi hedef, kaygı ortaya çıktığında kişinin hayatını kaygının yönetmemesini sağlamaktır.

Sosyal Anksiyete İçin Hangi Tedaviler Uygulanır?

Sosyal anksiyetenin tedavisinde kişinin ihtiyaçlarına göre farklı yaklaşımlar kullanılabilir.

Bunlar arasında:

  • Psikoterapi
  • Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımları
  • Kademeli maruz bırakma çalışmaları
  • Kaygı ve kaçınma döngüsünün ele alınması
  • Gerekli durumlarda ilaç tedavisi
  • Eşlik eden depresyon, panik atak veya diğer anksiyete sorunlarının tedavisi

yer alabilir.

Tedavi planı kişiye özel oluşturulmalıdır. Sosyal kaygı yaşayan herkesin aynı tedaviye veya aynı ilaca ihtiyacı yoktur.

Sosyal Anksiyetede Maruz Kalma Neden Önemlidir?

Sosyal kaygı yaşayan kişi korktuğu durumdan uzak durduğunda kısa süreli bir rahatlama hissedebilir. Ancak bu rahatlama, beynin kaçınmayı güvenli bir davranış olarak öğrenmesine neden olabilir.

Bu nedenle tedavide kişinin kaçındığı sosyal durumlarla kademeli ve kontrollü şekilde karşılaşması önemli olabilir.

Örneğin insanlarla konuşmaktan çekinen bir kişi için ilk adım kalabalık bir topluluk önünde konuşmak olmak zorunda değildir.

Önce daha kolay sosyal durumlarla başlanabilir. Daha sonra kişinin toleransına göre zorluk düzeyi artırılabilir.

Buradaki temel amaç:

“Kaygım tamamen geçtikten sonra bunu yapabilirim.”

düşüncesinden uzaklaşıp:

“Kaygım olsa da bunu yapabilirim.”

deneyimini geliştirmektir.

Sosyal Anksiyete Özgüven Eksikliği midir?

Sosyal anksiyete ile özgüven sorunları birbirine eşlik edebilir ancak aynı şey değildir.

Sosyal kaygısı olan bir kişi bazı alanlarda kendisine oldukça güveniyor olabilir. Örneğin işinde başarılı olabilir ancak yabancılarla konuşurken yoğun kaygı yaşayabilir.

Bu nedenle sosyal anksiyeteyi yalnızca “özgüven eksikliği” olarak görmek doğru değildir.

Asıl sorun çoğu zaman kişinin sosyal durumlarda kendisinin olumsuz değerlendirileceğine ilişkin yoğun beklentisidir.

“İnsanlarla Konuşurken Çok Heyecanlanıyorum” Ne Zaman Bir Hastalık Olabilir?

Her heyecan sosyal anksiyete bozukluğu anlamına gelmez.

Bir kişinin insanlarla konuşurken heyecanlanmasının psikiyatrik bir bozukluk olarak değerlendirilmesi için belirtilerin kişinin yaşamında belirgin bir sıkıntıya veya işlev kaybına yol açması önemlidir.

Örneğin kişi:

  • İnsanlarla tanışmaktan sürekli kaçınıyorsa,
  • İş görüşmelerine girmekten korkuyorsa,
  • Toplantılarda konuşamıyorsa,
  • Telefon görüşmelerinden kaçınıyorsa,
  • Romantik ilişkiler kurmakta zorlanıyorsa,
  • Sosyal ortamlara girmemek için bahaneler üretiyorsa,
  • Sosyal durumlar öncesinde yoğun kaygı yaşıyorsa,
  • Konuşma sonrasında saatlerce kendisini eleştiriyorsa

sosyal anksiyete açısından değerlendirme yapılması yararlı olabilir.

Ne Zaman Psikiyatristten Destek Alınmalı?

İnsanlarla konuşurken yaşanan heyecan günlük yaşamınızı belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak için belirtilerin tamamen dayanılmaz hale gelmesini beklemek gerekmez.

Özellikle sosyal kaygı nedeniyle önemli fırsatları kaçırıyor, insanlarla ilişki kurmaktan uzaklaşıyor veya yapmak istediğiniz şeyleri yalnızca kaygı nedeniyle yapamıyorsanız psikiyatrist değerlendirmesi uygun olabilir.

Psikiyatrist değerlendirmesinde sosyal kaygının düzeyi, kaçınma davranışları ve eşlik eden diğer psikiyatrik belirtiler değerlendirilir. Gerektiğinde psikoterapi ve ilaç tedavisi seçenekleri birlikte planlanabilir.

Psikiyatrist Dr. Burak Toprak, sosyal anksiyete, sosyal fobi, panik atak, anksiyete bozuklukları ve ilişkili psikiyatrik sorunların değerlendirilmesi ve tedavisi konusunda İstanbul’da yüz yüze ve online görüşmeler gerçekleştirmektedir.

İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmayı Nasıl Aşabilirim?

İnsanlarla konuşurken heyecanlanmayı aşmak, çoğu zaman heyecanı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaktan ziyade kişinin kaygıyla kurduğu ilişkiyi değiştirmesiyle mümkündür.

Öncelikle kişinin hangi sosyal durumlarda kaygı yaşadığı ve kaygının arkasında hangi düşüncelerin bulunduğu anlaşılmalıdır.

Daha sonra kaçınma davranışlarının fark edilmesi ve kişinin güvenli sınırlar içerisinde korktuğu sosyal durumlarla kademeli olarak karşılaşması üzerinde çalışılabilir.

En önemli noktalardan biri de kişinin kendisinden kusursuz bir sosyal performans beklememesidir.

Bir konuşmada duraksamak, heyecanlanmak, yanlış kelime kullanmak veya ne söyleyeceğini birkaç saniye düşünmek başarısızlık değildir.

İletişimin amacı kusursuz görünmek değil, karşılıklı temas kurabilmektir.

Sonuç: İnsanlarla Konuşurken Heyecanlanmak Geçer mi?

İnsanlarla konuşurken heyecanlanmak tek başına bir hastalık değildir. Yeni insanlarla tanışırken, iş görüşmesinde veya topluluk önünde konuşurken bir miktar heyecan yaşamak oldukça doğal olabilir.

Ancak sosyal ortamlarda yaşanan kaygı yoğunlaşıyor, kişinin sürekli kendisini izlemesine neden oluyor ve kaçınma davranışları nedeniyle yaşam alanı giderek daralıyorsa sosyal anksiyete veya sosyal fobi açısından değerlendirme yapılmalıdır.

Sosyal anksiyete tedavi edilebilir bir durumdur. Psikoterapi, gerektiğinde ilaç tedavisi ve kişinin kaçındığı sosyal durumlarla kademeli olarak yeniden ilişki kurması tedavi sürecinin önemli parçaları olabilir.

Buradaki hedef insanların karşısında hiç heyecanlanmamak değildir.

Asıl hedef, heyecanlandığınızda bile hayatınızı yaşamaya devam edebilmektir.

Eğer insanlarla konuşurken yaşadığınız heyecan sosyal ilişkilerinizi, iş hayatınızı veya günlük yaşamınızı kısıtlıyorsa psikiyatrist değerlendirmesi için profesyonel destek alabilirsiniz.

İlgili Yazılar

Psikiyatrist Desteği

Sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşıyor, insanlarla konuşmaktan kaçınıyor
veya sosyal kaygı nedeniyle günlük yaşamınızın kısıtlandığını
düşünüyorsanız profesyonel destek alabilirsiniz.


Psikiyatrist Dr. Burak Toprak hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için tıklayın.

Şimdi Bizi Arayın! Call Now Button