Onay Arayıcılık Şeması Nedir? Sürekli Başkalarının Onayına İhtiyaç Duymanızın Nedeni
Bir karar vermeden önce mutlaka bir başkasının fikrini alma ihtiyacı hissediyor musunuz?
Birisi size kızdığında günlerce “Acaba neyi yanlış yaptım?” diye düşünüyor musunuz?
Bir ortamda herkesin sizi sevmesini, hakkınızda iyi düşünmesini ve sizi takdir etmesini istiyor musunuz?
Bazen sırf karşınızdaki insan kırılmasın diye istemediğiniz bir şeye “evet” diyor olabilir misiniz?
Hatta kendi fikrinizden emin olduğunuz hâlde, bir başkasının onayını almadan karar vermekte zorlanıyor olabilirsiniz.
Bu durum yalnızca “insanları önemsemek” veya “iyi biri olmak” ile açıklanamayabilir.
Bazı kişiler için başkalarının onayı, zamanla kendi değerlerini belirleyen temel ölçüt hâline gelir.
“Beni beğeniyorlarsa değerliyim.”
“Bana kızıyorlarsa yanlış bir şey yapmış olmalıyım.”
“Herkesi memnun etmeliyim.”
“Hayır dersem beni sevmezler.”
Bu düşünceler kişinin ilişkilerinde, iş yaşamında, aile hayatında ve kendisiyle olan ilişkisinde belirgin bir baskı oluşturabilir.
Şema Terapi’de bu örüntü onay arayıcılık şeması olarak ele alınır.
Onay arayıcılık şeması, kişinin kendi ihtiyaçlarından, değerlerinden ve gerçek düşüncelerinden çok başkalarının onayına, beğenisine ve kabulüne göre hareket etmesiyle karakterize edilen bir örüntüdür.
Bu yazıda onay arayıcılık şemasının ne olduğunu, nasıl geliştiğini, günlük yaşamda ve ilişkilerde nasıl ortaya çıktığını ve bu döngünün psikoterapi ile nasıl değiştirilebileceğini ayrıntılı olarak ele alacağız.
Onay Arayıcılık Şeması Nedir?
Onay arayıcılık şeması, kişinin kendilik değerini büyük ölçüde diğer insanların tepkileri üzerinden değerlendirmesidir.
Bu şemaya sahip bir kişi için “Ben ne istiyorum?” sorusundan önce çoğu zaman şu sorular gelir:
- “Başkaları bunu nasıl karşılar?”
- “Beni yanlış anlarlar mı?”
- “Bana kızarlar mı?”
- “Beni sevmezlerse ne olacak?”
- “Hakkımda kötü düşünürler mi?”
Buradaki temel sorun insanların düşüncelerini önemsemek değildir.
Hepimiz sosyal varlıklarız ve çevremizdeki insanların görüşleri bizim için belirli ölçüde önemlidir.
Sorun, başkalarının değerlendirmesinin kişinin kendi değerinin önüne geçmesidir.
Kişi kendi kararını verirken “Benim için doğru olan ne?” yerine “Başkaları benim hakkımda ne düşünecek?” sorusuna göre hareket etmeye başladığında onay arayıcılık döngüsü güçlenebilir.
Onay İhtiyacı Nereden Gelir?
Onay ihtiyacının tek bir nedeni yoktur.
Çocukluk deneyimleri, aile ilişkileri, sosyal çevre, kişilik özellikleri ve kişinin zaman içinde geliştirdiği düşünce kalıpları bu örüntünün oluşmasında rol oynayabilir.
Çocukluk döneminde sevgi ve kabulün koşullu olarak deneyimlenmesi önemli faktörlerden biri olabilir.
Örneğin bir çocuk;
- Başarılı olduğunda yoğun ilgi görüyorsa,
- Hata yaptığında ağır şekilde eleştiriliyorsa,
- Duygularını ifade ettiğinde reddediliyorsa,
- Anne babasını memnun ettiğinde değerli hissettiriliyorsa,
- Sık sık başka çocuklarla karşılaştırılıyorsa,
- Onay almak için “iyi çocuk” olmak zorunda hissediyorsa,
- Ailesinin beklentilerini karşılamadığında suçluluk veya utanç yaşıyorsa,
zamanla kendi değerini dışarıdan gelen tepkiler üzerinden değerlendirmeyi öğrenebilir.
Çocuk için oluşan temel mesaj şu olabilir:
“Olduğum hâlimle yeterli değilim. Değerli olmak için başkalarını memnun etmeliyim.”
Bu inanç yetişkinlikte de devam ettiğinde kişi kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atabilir.
Onay Arayıcılık Şeması Nasıl Gelişir?
Çocukların gelişiminde ebeveynlerin ve diğer önemli kişilerin tepkileri oldukça önemlidir.
Bir çocuk yaptığı bir resimden sonra “Aferin, ne kadar güzel olmuş.” sözünü duyduğunda yalnızca resminin beğenildiğini öğrenmez.
Aynı zamanda yaptığı şeyin başkaları üzerindeki etkisini de öğrenir.
Bu sağlıklı gelişimin doğal bir parçasıdır.
Ancak çocuğun değerli hissetmesi neredeyse tamamen dışarıdan gelen başarı, takdir veya onaya bağlanırsa farklı bir örüntü gelişebilir.
Çocuk zamanla kendi iç değerlendirmesini geliştirmek yerine çevrenin tepkilerini takip etmeye başlayabilir.
Yetişkin olduğunda da şu döngü ortaya çıkabilir:
Bir davranış → başkalarının tepkisini kontrol etme → onay alma → geçici rahatlama → yeniden onay ihtiyacı.
Bu nedenle onay arama davranışı kısa vadede kişiyi rahatlatırken uzun vadede onay ihtiyacını daha da güçlendirebilir.
Onay Arayıcılık ile İnsanları Memnun Etme Aynı Şey midir?
Birbirleriyle yakından ilişkili olsalar da tamamen aynı şey değildir.
İnsanları memnun etme davranışı, kişinin başkalarının ihtiyaçlarını sürekli olarak kendi ihtiyaçlarının önüne koyması şeklinde görülebilir.
Onay arayıcılıkta ise temel motivasyon çoğu zaman kabul edilme, beğenilme veya reddedilmeme ihtiyacıdır.
Örneğin kişi istemediği hâlde arkadaşının isteğini kabul edebilir.
Bunun arkasında “Hayır dersem bana kızar.” düşüncesi varsa, davranışın temelinde yalnızca yardım etme isteği değil, onay kaybetme korkusu da olabilir.
Bu nedenle “iyi insan olmak” ile “onay almak için kendinden vazgeçmek” arasındaki farkı görmek önemlidir.
Onay Arayıcılık Şemasının Temel Düşüncesi Nedir?
Bu şemada kişinin zihninde farklı düşünceler ortaya çıkabilir.
- “Herkes beni sevmeli.”
- “Kimse benim hakkımda kötü düşünmemeli.”
- “Birini hayal kırıklığına uğratırsam kötü bir insanım.”
- “İnsanların benden memnun olması gerekiyor.”
- “Beni eleştirirlerse demek ki yanlış yaptım.”
- “Hayır dersem ilişkim bozulur.”
- “Başkalarının düşünceleri benim düşüncelerimden daha önemli.”
Bu düşünceler çoğu zaman otomatikleştiği için kişi bunları sorgulamadan doğru kabul edebilir.
Oysa sağlıklı bir ilişkide herkesin sizi beğenmesi veya sizinle aynı fikirde olması gerekmez.
Bir kişinin sizi eleştirmesi, sizin değersiz olduğunuz anlamına gelmez.
Bir kişinin size kızması, mutlaka yanlış yaptığınızı göstermez.
Ve birini hayal kırıklığına uğratmanız, kötü bir insan olduğunuz anlamına gelmez.
Onay Arayıcılık Şeması Neden Yorucudur?
Çünkü kişinin zihni sürekli olarak çevresini taramak zorunda kalır.
“Acaba benden memnun mu?”
“Ses tonu neden değişti?”
“Mesajı neden kısa yazdı?”
“Bir hata mı yaptım?”
“Beni artık sevmiyor olabilir mi?”
Bu sürekli değerlendirme hâli zamanla yoğun zihinsel yorgunluğa neden olabilir.
Kişi kendi ihtiyaçlarını fark etmek yerine başkalarının duygularını ve tepkilerini kontrol etmeye çalışır.
Ancak başkalarının ne düşüneceğini tamamen kontrol etmek mümkün değildir.
Bu nedenle onay arayıcılık şeması, kişiyi sürekli olarak kontrol edemeyeceği bir alanda güven aramaya yöneltebilir.
Onay Arayıcılık Şemasının Belirtileri Nelerdir?
Onay arayıcılık şeması her insanda aynı şekilde görülmez. Bazı kişiler açıkça sürekli takdir beklerken, bazı kişiler dışarıdan son derece özgüvenli görünmelerine rağmen iç dünyalarında başkalarının değerlendirmelerine fazlasıyla bağımlı olabilir.
Bu nedenle yalnızca “iltifat beklemek” onay arayıcılık şemasını açıklamaz.
Asıl önemli olan, kişinin kendilik değerini ne ölçüde başkalarının tepkilerine bağladığıdır.
Sık görülen özellikler arasında şunlar bulunabilir:
- Başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü aşırı önemsemek
- Eleştirilmeye karşı yoğun hassasiyet göstermek
- Birinin kendisine kızmasını uzun süre zihninde düşünmek
- Karar verirken sürekli başkalarının fikrini almak
- Hata yapmaktan ve mahcup olmaktan aşırı korkmak
- Başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan kaçınmak
- Hayır demekte zorlanmak
- İstemediği hâlde başkalarının taleplerini kabul etmek
- Övgü ve takdir aldığında kendini değerli hissetmek
- Eleştiri aldığında kendilik değerinin ciddi şekilde sarsılması
Bu davranışların birkaçı tek başına psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Önemli olan bunların ne kadar yoğun olduğu ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
“Hayır” Diyememek Onay Arayıcılığın Bir Belirtisi Olabilir mi?
Evet, bazı kişilerde önemli bir belirti olabilir.
Örneğin arkadaşınız sizden yardım istediğinde gerçekten müsait değilseniz bile “Hayır” demekte zorlanabilirsiniz.
Çünkü zihninizde hemen şu düşünce ortaya çıkabilir:
“Hayır dersem bana kırılır.”
Ardından başka bir düşünce gelebilir:
“Beni bencil biri olarak görür.”
Sonunda kendi ihtiyacınızı geri plana atıp kabul edebilirsiniz.
O anda kısa süreli bir rahatlama yaşarsınız.
Ancak daha sonra yorgunluk, öfke veya kırgınlık ortaya çıkabilir.
Bu durum özellikle sınır koyma konusunda zorluk yaşayan kişilerde sık görülür.
Buradaki temel problem yardım etmek değildir.
Problem, kişinin yardım etmek istemediği hâlde yalnızca karşı tarafın onayını kaybetmemek için yardım etmesidir.
Onay Arayıcılık İlişkileri Nasıl Etkiler?
Onay arayıcılık şeması romantik ilişkilerde oldukça belirgin hâle gelebilir.
Kişi partnerinin sevgisini kaybetmemek için sürekli olarak partnerinin beklentilerine göre davranmaya başlayabilir.
Örneğin;
- Kendi istemediği planlara sürekli uyum sağlamak
- Partnerinin her davranışına anlayış göstermeye çalışmak
- Kendi ihtiyaçlarını ifade etmekten kaçınmak
- Tartışmalarda haklı olduğunu düşündüğü hâlde özür dilemek
- Partnerinin kızmasından korkmak
- Partnerin sevgisini kaybetmemek için sürekli fedakârlık yapmak
- Partnerinin duygularından kendisini sorumlu hissetmek
Başlangıçta bu davranışlar ilişkiyi koruyor gibi görünebilir.
Ancak kişi sürekli olarak kendi ihtiyaçlarını bastırdığında zamanla ilişkide eşitlik bozulabilir.
Bir süre sonra “Ben bu ilişkide ne istiyorum?” sorusunun cevabını bile vermekte zorlanabilir.
Onay Arayıcılık ve Terk Edilme Korkusu Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?
Onay arayıcılık ve terk edilme şeması bazı kişilerde birlikte görülebilir.
Kişi “Beni sevmezlerse beni terk ederler.” şeklinde bir temel inanca sahip olduğunda, terk edilmemek için sürekli olarak karşı tarafı memnun etmeye çalışabilir.
Böylece şu döngü ortaya çıkabilir:
Terk edilme korkusu → onay arama → kendinden vazgeçme → kısa süreli rahatlama → kendi ihtiyaçlarının bastırılması → öfke ve tükenme → ilişkide sorunlar → yeniden terk edilme korkusu.
Bu nedenle yalnızca “neden bu kadar onay istiyorum?” sorusunu değil, “onay alamazsam başıma ne geleceğine inanıyorum?” sorusunu da değerlendirmek önemlidir.
Sosyal Medya Onay Arayıcılık Şemasını Güçlendirebilir mi?
Sosyal medya tek başına onay arayıcılık şemasına neden olmaz.
Ancak kişinin zaten sahip olduğu onay ihtiyacını besleyen bir ortam oluşturabilir.
Beğeni sayıları, yorumlar, takipçi sayıları ve başkalarının hayatlarıyla yapılan karşılaştırmalar kişinin kendisini sürekli değerlendirmesine neden olabilir.
Özellikle kişi kendi değerini dışarıdan gelen tepkilerle ölçmeye yatkınsa, sosyal medya geçici bir rahatlama kaynağı hâline gelebilir.
Örneğin bir paylaşım çok beğenildiğinde kişi kendisini değerli hissedebilir.
Beklediği ilgiyi görmediğinde ise “Kimse beni önemsemiyor.” şeklinde bir düşünce ortaya çıkabilir.
Bu durumda sorun yalnızca sosyal medya kullanımı değildir.
Asıl mesele, kişinin kendi değerini dışarıdan gelen ölçümlere bağlamasıdır.
Onay Arayıcılık İş Hayatında Nasıl Görülür?
Onay arayıcılık yalnızca romantik ilişkilerde ortaya çıkmaz.
İş hayatında da oldukça belirgin olabilir.
Örneğin kişi yöneticisinin kendisinden memnun olmadığını düşündüğünde yoğun kaygı yaşayabilir.
Bir toplantıda söylediği bir cümleyi saatlerce düşünüp “Acaba yanlış mı söyledim?” diye sorgulayabilir.
Başarılı olduğu hâlde kendisini yeterli görmeyebilir ve sürekli daha fazla çalışarak takdir edilmeye ihtiyaç duyabilir.
Eleştiri aldığında ise yalnızca yaptığı işle ilgili bir geri bildirimi değil, kişiliğine yönelik bir reddedilme olarak algılayabilir.
Bu nedenle onay arayıcılık bazen mükemmeliyetçilik ile de iç içe geçebilir.
Kişi kusursuz olmaya çalışırken aslında başarının kendisinden çok, başkalarının onayını kaybetmemeye çalışıyor olabilir.
Onay Arayıcılık ile Özgüven Arasındaki İlişki
Onay arayıcılık şeması yaşayan kişiler dışarıdan özgüvenli görünebilir.
Başarılı olabilir, sosyal olabilir, çok çalışabilir ve çevresinden sık sık övgü alabilirler.
Ancak iç dünyalarında şu soru sürekli devam edebilir:
“Yeterince iyi miyim?”
Bu nedenle gerçek özgüven yalnızca kişinin kendisi hakkında olumlu düşünmesi değildir.
Gerçek özgüven, kişinin başkaları tarafından beğenilmediği, eleştirildiği veya reddedildiği durumlarda da kendi değerini tamamen kaybetmemesidir.
Başka bir ifadeyle:
“Herkes beni beğenmek zorunda değil ama ben yine de değerliyim.”
Bu bakış açısı onay arayıcılık döngüsünün zayıflamasında önemli bir yere sahiptir.
Onay Arayıcılık Neden Kısa Vadede Rahatlatır?
Onay aramak çoğu zaman kişiye gerçekten iyi hissettirir.
Birinden “Haklısın.” cevabını almak, sevildiğini duymak veya birinin sizi takdir etmesi kaygıyı azaltabilir.
Ancak bu rahatlama genellikle geçicidir.
Bir süre sonra yeniden başka bir onaya ihtiyaç duyulabilir.
Bu nedenle kişi farkında olmadan şu öğrenmeyi geliştirebilir:
“Kendimi iyi hissetmek için dışarıdan onay almam gerekiyor.”
Onay arama davranışı her tekrarlandığında bu inanç daha da güçlenebilir.
Psikoterapide hedef, kişinin hiçbir şekilde başkalarının görüşlerini önemsememesi değildir.
Hedef, başkalarının görüşlerini önemserken aynı zamanda kendi değerini onların değerlendirmesinden bağımsız olarak koruyabilmesidir.
Onay Arayıcılık Şeması Psikoterapide Nasıl Ele Alınır?
Onay arayıcılık şeması yıllar içinde gelişmiş bir ilişki ve kendilik örüntüsü olduğu için yalnızca “Başkalarının ne düşündüğünü önemseme.” demek çoğu zaman yeterli değildir.
Çünkü kişi çoğu zaman neden sürekli onay aradığını zihinsel olarak bilse bile, bunu davranış düzeyinde değiştirmekte zorlanabilir.
Psikoterapide öncelikle onay ihtiyacının hangi durumlarda ortaya çıktığı anlaşılmaya çalışılır.
Örneğin;
- Kimlerin yanında daha fazla onay arandığı,
- Hangi eleştirilerin daha fazla etkilediği,
- Hangi durumlarda “hayır” denilemediği,
- Onay alınmadığında hangi düşüncelerin ortaya çıktığı,
- Reddedilme veya eleştirilme durumunda hangi duyguların yaşandığı
ayrıntılı şekilde değerlendirilir.
Daha sonra bu davranışların altında bulunan temel inançlar üzerinde çalışılır.
Örneğin kişinin zihninde;
“Beni beğenmezlerse değersizim.”
gibi bir inanç varsa, bu inancın geçmişte nasıl geliştiği ve bugün ne kadar gerçekçi olduğu ele alınabilir.
Şema Terapi Onay Arayıcılıkta Nasıl Yardımcı Olur?
Şema Terapi, kişinin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde gelişen ve yetişkinlikte devam eden köklü düşünce, duygu ve davranış örüntülerini anlamaya yönelik bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Onay arayıcılık şemasında kişinin kendilik değerini başkalarının değerlendirmelerine bağlamasına neden olan örüntüler üzerinde çalışılır.
Terapi sürecinde;
- Onay arama davranışlarının tetikleyicileri fark edilir.
- Çocukluk deneyimleri ile bugünkü davranışlar arasındaki bağlantı anlaşılır.
- Kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi desteklenir.
- Sınır koyma becerileri geliştirilir.
- Eleştiriye tolerans artırılır.
- Reddedilme veya beğenilmeme karşısında ortaya çıkan yoğun duygular üzerinde çalışılır.
- Kişinin kendi değerini yalnızca dışarıdan gelen değerlendirmelere bağlamaması hedeflenir.
Amaç kişinin artık kimsenin fikrini önemsememesi değildir.
Amaç, başkalarının görüşleri ile kendi değeriniz arasında sağlıklı bir mesafe oluşturabilmektir.
Onay İhtiyacını Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?
Onay ihtiyacını azaltmak bir anda gerçekleşmez.
Ancak günlük yaşamda bazı küçük değişiklikler bu süreci destekleyebilir.
1. Önce kendi fikrinizi sorun
Bir karar vermeden önce hemen başka birine danışmak yerine kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
“Ben gerçekten ne istiyorum?”
Bu soru basit görünse de yıllardır başkalarının beklentilerine göre hareket eden kişiler için oldukça zor olabilir.
2. “Hayır” demeyi küçük adımlarla deneyin
Her isteği reddetmek gerekmez.
Ancak istemediğiniz bir durumda otomatik olarak “evet” demek yerine kısa bir süre beklemek ve kendi ihtiyacınızı değerlendirmek önemli olabilir.
“Şu an buna uygun değilim.” diyebilmek, ilişkileri bozmak anlamına gelmez.
3. Herkesin sizi sevmesinin mümkün olmadığını kabul edin
Ne kadar dikkatli, anlayışlı veya başarılı olursanız olun herkes sizin hakkınızda olumlu düşünmeyecektir.
Bu, sizin değersiz olduğunuzu göstermez.
Sağlıklı özdeğerin önemli parçalarından biri, evrensel olarak beğenilme ihtiyacından vazgeçebilmektir.
4. Eleştiriyi kişiliğinizden ayırın
Bir davranışınızın eleştirilmesi ile sizin bir insan olarak değersiz olmanız aynı şey değildir.
“Bu davranışım eleştirildi.” demek ile “Ben kötüyüm.” demek arasında önemli bir fark vardır.
5. Kendi değerlerinizi belirleyin
Başkalarının beklentilerine göre yaşamak yerine kendi değerlerinizi tanımlamak önemlidir.
“Nasıl biri olmak istiyorum?”
“Benim için önemli olan ne?”
“Hayatımı hangi değerlere göre yaşamak istiyorum?”
gibi sorular kişinin dışarıdan gelen onaydan bağımsız bir yaşam kurmasına yardımcı olabilir.
Onay Arayıcılık Şeması Değişebilir mi?
Evet.
Onay arayıcılık şeması kişinin karakterinin değişmez bir parçası değildir.
Ancak değişim, “Artık başkalarının ne düşündüğünü hiç önemsemeyeceğim.” şeklinde gerçekleşmez.
Daha sağlıklı olan, kişinin hem başkalarının görüşlerini dikkate alabilmesi hem de kendi ihtiyaçlarını, değerlerini ve düşüncelerini koruyabilmesidir.
Zamanla kişi;
- Onay arama dürtüsünü fark edebilir,
- Onay almadan karar verebilir,
- Hayır demeyi öğrenebilir,
- Eleştirildiğinde kendilik değerini koruyabilir,
- Herkesi memnun etmek zorunda olmadığını kabul edebilir,
- İlişkilerde daha sağlıklı sınırlar oluşturabilir.
Buradaki temel değişim, kişinin kendisine şu cümleyi söyleyebilmesidir:
“Beni herkesin sevmesine ihtiyacım yok. Kendimle uyumlu bir yaşam sürmem daha önemli.”
Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?
Onay ihtiyacı günlük yaşamınızı belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir.
Özellikle;
- Hayır demekte ciddi şekilde zorlanıyorsanız,
- Sürekli başkalarının ne düşündüğünü analiz ediyorsanız,
- Eleştiriler sizi uzun süre etkiliyorsa,
- İlişkilerinizde kendi ihtiyaçlarınızı sürekli geri plana atıyorsanız,
- Başkalarını memnun etmek için kendinizden vazgeçiyorsanız,
- Onay alamadığınızda yoğun kaygı veya değersizlik hissediyorsanız,
- Bu durum iş, ilişki veya sosyal yaşamınızı etkiliyorsa
bir psikiyatrist veya psikoterapist tarafından değerlendirilmek yararlı olabilir.
Sonuç
Onay arayıcılık şeması, kişinin kendi değerini büyük ölçüde başkalarının düşüncelerine, beğenisine ve kabulüne bağlamasıyla ortaya çıkan önemli bir psikolojik örüntüdür.
Bu şemaya sahip kişiler çoğu zaman iyi niyetli, yardımsever ve uyumlu görünürler.
Ancak dışarıdan “iyi olmak” gibi görünen bazı davranışların altında reddedilme, eleştirilme veya sevilmeme korkusu bulunabilir.
Birini memnun etmek ile onun onayını kaybetmemek için kendinden vazgeçmek aynı şey değildir.
Sağlıklı ilişkilerde herkesin sizi beğenmesi gerekmez.
Her zaman haklı olmak zorunda değilsiniz.
Herkesi memnun etmek zorunda değilsiniz.
Ve birinin sizinle aynı fikirde olmaması, sizin değerinizi azaltmaz.
Gerçek değişim, kişinin başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi değerlerini, ihtiyaçlarını ve sınırlarını fark edebilmesiyle başlar.
Kendi değerinizi başkalarının size verdiği puanlarla ölçmek zorunda değilsiniz.
İlgili Yazılar
Onay Arayıcılık Şeması ile Sağlıklı Onay İhtiyacı Arasındaki Fark
Başkalarının düşüncelerini önemsemek insan olmanın doğal bir parçasıdır. Hepimiz zaman zaman takdir edilmek, anlaşılmak ve değer görmek isteriz.
Bu nedenle her onay ihtiyacı psikolojik bir problem değildir.
Asıl fark, kişinin dışarıdan gelen değerlendirmeyi kendi iç değerlendirmesinin önüne koyup koymadığında ortaya çıkar.
Sağlıklı bir kişi eleştirildiğinde rahatsız olabilir ancak kendi değerini tamamen kaybetmez. Bir başkasının kendisiyle aynı fikirde olmaması, kendi düşüncesini yeniden değerlendirmesine neden olabilir fakat kimliğini tehdit etmez.
Onay arayıcılık şemasında ise başkalarının değerlendirmesi kişinin kendisi hakkındaki algısını çok daha güçlü biçimde belirleyebilir.
| Sağlıklı onay ihtiyacı | Onay arayıcılık şeması |
|---|---|
| Takdir edilmek hoşuna gider. | Takdir edilmeden kendisini değersiz hissedebilir. |
| Eleştiriyi değerlendirebilir. | Eleştiriyi kişisel reddedilme olarak algılayabilir. |
| Gerektiğinde hayır diyebilir. | Hayır demekten yoğun biçimde kaçınabilir. |
| Kendi kararlarını verebilir. | Karar vermeden önce sürekli başkalarının onayını arayabilir. |
| Herkesin kendisini sevmesinin mümkün olmadığını kabul eder. | Herkes tarafından beğenilme ihtiyacı hissedebilir. |
Dolayısıyla hedef, insanın başkalarının görüşlerine tamamen kayıtsız hâle gelmesi değildir.
Hedef, başkalarının görüşleri ile kendi değeriniz arasında sağlıklı bir mesafe kurabilmektir.
Kendinize Şu Soruları Sorabilirsiniz
Onay arayıcılık şemanızın ne kadar etkili olduğunu anlamak için günlük yaşamınızda aşağıdaki sorular üzerinde düşünebilirsiniz:
- Birisi bana kızdığında kendimi hemen suçlar mıyım?
- İstemediğim hâlde insanları kırmamak için “evet” der miyim?
- Bir karar vermeden önce mutlaka birilerinin fikrini alma ihtiyacı hisseder miyim?
- Eleştirildiğimde bunu davranışıma yönelik bir geri bildirimden çok kişiliğime yönelik bir saldırı gibi mi algılarım?
- Herkesin beni sevmesini sağlamaya çalışıyor muyum?
- Birinin benim hakkımda kötü düşünmesi benim için dayanılmaz mı?
- Kendi ihtiyaçlarımı ifade etmek yerine karşımdaki kişinin ne istediğini anlamaya mı çalışıyorum?
- Başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan aşırı mı korkuyorum?
- Başarılarımı ancak başkaları takdir ettiğinde yeterli hissediyor muyum?
- “Hayır” dediğimde suçluluk duyuyor muyum?
Bu sorular bir tanı testi değildir.
Ama kişinin kendi davranış örüntülerini fark etmesine yardımcı olabilir.
Onay Arayıcılıktan Kendilik Değerine
Onay arayıcılık şemasının altında çoğu zaman basit bir soru bulunur:
“Ben, başkaları beni beğenmese de değerli olduğuma inanabiliyor muyum?”
Bu sorunun cevabı, kişinin dışarıdan gelen değerlendirmelerle kurduğu ilişkinin önemli bir göstergesidir.
Başkalarının bizi sevmesi elbette önemlidir.
Ancak psikolojik olarak daha sağlam bir noktaya gelmek, sevgi ve takdir ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmak değil; bunlara sahip olmadığımız zamanlarda da kendi değerimizi koruyabilmektir.
Bir insan sizi reddedebilir.
Bir arkadaşınız sizinle aynı fikirde olmayabilir.
Partneriniz zaman zaman size kızabilir.
Yöneticiniz çalışmanızı eleştirebilir.
Birileri sizin hakkınızda olumsuz düşünebilir.
Bütün bunlar can sıkıcı olabilir.
Fakat bunların hiçbiri tek başına sizin değerinizi belirlemez.
Psikolojik olarak daha esnek bir noktaya gelmek, tam da burada başlar.
“Başkalarının beni nasıl değerlendirdiğini kontrol edemem. Ama kendime nasıl davranacağımı seçebilirim.”
Sonuç: Herkesi Memnun Etmek Zorunda Değilsiniz
Onay arayıcılık şeması, kişinin kendisini başkalarının gözünden değerlendirmesine ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabilir.
Bu şema çocukluk döneminde öğrenilmiş olabilir. Ancak öğrenilmiş olması, hayat boyunca aynı şekilde devam etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.
Psikoterapi sürecinde kişi zamanla kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi, sınır koymayı, eleştiriyi kişiliğinden ayırmayı ve başkalarının onayını kendi değerinden bağımsız değerlendirmeyi öğrenebilir.
Belki de değişimin en önemli noktası şudur:
İnsanları memnun etmek ile kendinizi kaybetmek aynı şey değildir.
Birini üzmeniz, kötü biri olduğunuz anlamına gelmez.
Hayır demeniz, bencil olduğunuz anlamına gelmez.
Birinin sizi sevmemesi, değersiz olduğunuz anlamına gelmez.
Ve herkesin sizin hakkınızda iyi düşünmesini sağlamak sizin sorumluluğunuz değildir.
Sağlıklı bir psikolojik yaşam, başkalarının onayını tamamen reddetmekten değil, kendi değerinizi başkalarının onayından bağımsız olarak taşıyabilmekten geçer.
Kendinizi sürekli başkalarına kanıtlamak zorunda olmadığınız bir hayat mümkündür.
